Chase: Avrupa’nın ABD`yle anlaşması imkansız hale geldi

German Marshall Fund`ın kıdemli uzmanı Peter Chase “Avrupa, Obama döneminde ABD`yle ticaret anlaşması müzakerelerinin zor olduğunu, Trump başkanlığında ise bunun neredeyse imkansız bir hale geldiğini düşünüyor” dedi.

Avrupa’nın önde gelen düşünce kuruluşlarından German Marshall Fund’ın kıdemli uzmanı Peter Chase, ABD Başkanı Donald Trump’ın ticaret politikalarının diğer ülkeleri Avrupa Birliği’ne (AB) daha fazla yakınlaştırdığını belirterek, “Avrupa, Obama döneminde ABD’yle ticaret anlaşması müzakerelerinin zor olduğunu, Trump başkanlığında bunun neredeyse imkansız bir hale geldiğini düşünüyor.” dedi.

Chase, ülkenin ticaret açığı nedeniyle ABD Başkanı Trump’ın kendisinden önce yapılan bütün ticaret anlaşmalarının yeterince “sert müzakere” edilmediğini ve “kötü” olduğunu düşündüğünü söyledi.

Trump’ın ABD’nin dış ticarette fazla verilmesi gerektiği görüşüne sahip olduğuna dikkati çeken Chase, “Ben, dünyanın en güçlü ülkesinin bir mağdur olarak değerlendirilmesine inanmakta zorlanıyorum. Trump, bir muhasebe kavramına ahlaki değer veriyor.” diye konuştu.

ABD’nin cari işlem açığını olumlu bir şekilde de değerlendirilebileceğini anlatan Chase, Trump’ın yaklaşımının “merkentalist” olduğunu, ABD’nin tarım ve hizmet sektörlerinde fazla verdiğini sadece sanayi üretiminde açık bulunduğunu anımsattı.

TRUMP’IN YAKLAŞIMI “HATALI”

Peter Chase, Trump’ın dış ticarette ABD’ye adil davranılmadığı yaklaşımının “akıllıca olmadığını” belirterek, “Trump’ın eleştirileri yalnızca dış ticaretteki açığa odaklandığından genel manada analitik olarak hatalı.” değerlendirmesinde bulundu.

Trump yönetiminin göreve başlamasından itibaren 84 yeni anti-damping uygulamaya başladığını ve ilk iş olarak Trans Pasifik Ortaklığı’ndan (TPP) çıktığını anımsatan Chase, “Mevcut yönetim, diğerlerinin iyi ticaret anlaşmaları müzakere etmediklerine inanıyor ve bunları tekrar müzakere etmek istiyor.” ifadelerini kullandı.

Chase, AB’nin ticaret stratejisi olarak ABD’deki yönetimi eleştirmemeye dikkat ettiğini belirterek, “Ancak Avrupa, Obama döneminde ABD’yle ticaret anlaşması müzakerelerinin zor olduğunu, Trump başkanlığında ise bunun neredeyse imkansız bir hale geldiğini düşünüyor.” diye konuştu.

Söz konusu ticaret anlaşması müzakerelerine başlanılması halinde bile bunun mevcut AB Komisyonu’nun görev süresinde tamamlanmasının imkansız olduğunu anlatan Chase, ABD’nin müzakerede bu durumu bir pazarlık unsuru olarak kullanacağının farkında bir şekilde “AB’nin taktiksel ve siyasi” sebeplerle Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı’nı (TTİP) bekletme kararı aldığını dile getirdi.

MEKSİKA VE JAPONYA AB’YE YAKLAŞIYOR

Peter Chase, AB’nin Japonya ve Meksika’yla yeni ticaret anlaşmaları müzakere ettiğini, Avustralya ve Yeni Zelanda’yla da benzer anlaşma yapmayı planladığını hatırlatarak, Trump yönetiminin TPP’ye gerekli önemi atfetmemesi nedeniyle Meksika ve Japonya gibi ülkelerin Washington’dan kendilerini korumak için AB’ye yakınlaştıklarını kaydetti.

Avrupa’nın ABD’den Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına uygun davranmasını beklediğini ifade eden Chase, “Avrupa, ABD’yle iş birliği yapacak alanları bulmaya çalışıyor. Bu alanlardan bir tanesi Çin konusu. Bir diğer alan ise bazı konularda yapılacak düzenlemelerde iş birliği hakkında çalışmak istiyorlar. Bunlar siyasi olarak hassas olmayan ama fark ortaya koyan konular.” diye konuştu.

ABD ŞİRKETLERİNE PARA CEZALARI

Peter Chase, AB Komisyonu’nun ABD firmalarına son dönemde verdiği para cezalarıyla ilgili, “Benim AB rekabet politikasının uygulanmasıyla ilgili bir sorunum var. ABD, AB şirketlerine her zaman para cezası kesiyor ama bunlar ceza davaları sonucunda oluyor.” dedi.

ABD şirketlerine Avrupa’da uygulanan cezaların ise vergi kurallarıyla ilgili olduğunu kaydeden Chase, bu vergilerin mevcut ülke yasalarına uyumlu olmasına rağmen AB Komisyonu’nun rekabet yasalarını öne sürerek vergilendirmeleri farklı yorumladığını öne sürdü.

Chase, bu konudaki yasal ve teknik kısmın farklı olmasına rağmen siyasi algının ABD’de “AB, şirketlerimizi hedef alıyor” biçiminde anlaşıldığını dile getirdi.

ÇİN ADİL OYNAMIYOR

Çin nedeniyle pek çok ülkenin küresel ticaretin “adil oynanmadığı” görüşüne sahip olduğunu anımsatan Peter Chase, DTÖ kurallarının Çin’in sanayisine sağladığı “devasa kamu desteklemelerine” karşı yeterli olmadığını anlattı.

Chase, Çin sanayisinde devasa boyutta bir kapasite fazlası olduğunu anımsatarak, “ABD, AB ve Japonya’nın Çin’e karşı beraber çalışmaları önemli bir konu.” dedi.

Ticaret konusundaki uluslararası hukukun “adil olmayan” uygulamalara izin vermediğine dikkati çeken Chase, Çin’in sanayisini destekleyerek ürettiği ürünleri değerlerinin altında satmasının yasal olmadığını söyledi.

Chase, benzer bir kapasite sorunun geçmişte Avrupa ve ABD’de de yaşandığını anımsatarak Çin’in kendi problemini diğer ülkelere ihraç ederek çözmeye çalışmaması gerektiğini vurguladı.

AB TİCARET ANLAŞMALARI

AB ile Kanada arasında müzakereleri 7 yıl süren Kapsamlı Ekonomik ve Ticaret Anlaşması (CETA) geçtiğimiz yıl geçici olarak yürürlüğe girmişti.

Japonya ve AB 4 yıl sürdürdüğü serbest ticaret anlaşması müzakerelerini de geçtiğimiz yıl tamamlamıştı.

AB ve Meksika arasında geçen yıl tamamlanması beklenen serbest ticaret anlaşması güncelleme müzakereleri ise tarım ve gıda ürünlerinin korunması, menşe kuralları ve uzlaşmazlık giderme mekanizması gibi konularda uzlaşı sağlanamaması nedeniyle uzamıştı.

Birlik, Kasım ayında Şili ile arasındaki ticaret anlaşmasını güncelleme müzakerelerine de başlama kararı almıştı.

AB, küresel ticarette öncü rol oynamak için Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerle benzer ticaret anlaşmaları yapmayı planlıyor.

ABD ile yapılması beklenen TTİP anlaşması ise korumacı ekonomi politikalarını savunan Trump’ın ABD Başkanı seçilmesiyle rafa kaldırılmıştı.

İlginizi çekebilecek diğer haberler