Sachs: “Kontrolden çıkmış bir başkanlığın tehlikesi çok büyük”

“Kontrolden çıkmış bir başkanlığın tehlikesi çok büyük” diyen ekonomist Sachs, Trump’a karşı bazı tedbirler alınması gerektiğini savundu. Bunlardan biri de uzun vadede parlamenter sisteme geçmek.

ABD Başkanı Donald Trump’ın yönetiminde gücü tek başına elinde bulundurmasının ülkeye zarar verdiğini düşünenler arasında parlamenter sistemin başkanlıktan daha iyi olduğuna dair tartışmalar başladı. Uluslararası ilişkiler uzmanı Akhilesh Pillalamarri ve politika yazarı Paul Malone’un ardından ünlü ekonomist Jeff rey Sachs da ABD’De parlamenter sisteme geçilmesini önerdi.

Columbia Üniversitesi’nde Sürdürülebilir Kalkınma, Sağlık Politikaları ve Yönetimi profesörü ve Yeryüzü Enstitüsü direktörlüğü yapan ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı direktörlüğünü sürdüren Sachs, Project Syndicate’de yayınlanan yazısında, “Kontrolden çıkmış bir başkanlığın tehlikesi çok büyük. ABD’de demokratik meşruiyeti eski haline getirmek için seçim kampanyası finansmanına ve lobiciliğe çok daha sıkı sınırlar getirilmesinin de dahil olduğu birçok şey yapılması gerekiyor. Fakat birinci ve en önemlisi Trump başkanlığını barışı koruyarak atlatabilmemizdir” dedi. Amerika’nın politik bir erime döneminin ortasında olduğunu, ne yurt içi ekonomisini ne de uyumlu bir dış politikasını yönetemez halde olduğunu ifade eden Sachs, Turmp’a karşı alınacak önlemler arasında parlamenter sistemi de savundu. Sachs yazısında şöyle şunları söyledi:

“Beyaz Saray büyük bir hengame içinde, Kongre felç olmuş durumda ve dünya şaşkınlık ve korku içinde Amerika’yı izliyor. Bu çöküşü atlatmak ve sağ kurtulmak istiyorsak nedenlerini iyi anlamalıyız. Washington DC’de iki güç merkezi var: Beyaz Saray ve Kongre Binası. İkisi de darmadağın fakat farklı nedenlerle.

“Trump’da kişilik bozukluğu var”

Beyaz Saray’daki işlevsizlik büyük ölçüde Başkan Donald Trump’ın karakteriyle alakalı bir mesele. Bir çok uzmana göre Trump’ın davranışları – büyüklenmeci öz saygısı, patolojik seviyede yalan söylemesi, vicdansızlığı ve gamsızlığı, dışavurumcu sığlığı, asalak yaşam tarzı, fevriliği, kendi eylemlerinin sorumluluğunu alamaması ve kısa vadeli evlilik ilişkileri -narsistik kişilik bozukluğu semptomları.Sonuçlar vahim olabilir. Patolojik narsistlerin şiddetli çatışma ve savaşlara bulaşma eğilimi vardır (Lyndon Johnsom ve Vietnam’ı, Andrew Jackson ve yerli Amerikalıların etnik temizlenişini düşünün). Trump’ın yapıcı bir yönetim için gerekli olan psikolojik özellikleri bile yok: dürüstlük, onur, yetkinlik, empati, deneyim ve planlama kapasitesi. Bazı gözlemcilere göre Trump yetersiz zihinsel kapasite belirtileri de taşıyor.”

Washington’ın umudunun “odadaki büyüklerin” Trump’ın tehlikeli eğilimlerini kontrol altında tutması olduğunu söyleyen Sachs, Ama Trump yönetimindeki “büyüklerin” giderek sivilden ziyade askeri isimler olmaya başladığını hatırlattı. “Bilge sivil liderler barışın anahtarıdır, özellikle de Amerika’nın büyük savaş makinesinin her daim çalışır halde olduğu düşünüldüğünde” diyen Sachs, Küba Füze Krizi’nde savaşı savunan John F. Kennedy’nin askeri danışmanlarını veya Mattis’in İran karşıtı saldırgan tutumunu anımsattı.

İki emniyet vanası daha var

Sachs yazısına şöyle devam etti: “İki emniyet vanası daha var: Oval ofisin sorumluluklarını yerine getiremeyen başkanları görevinden almanın yolunu belirleyen ve bu başkanları ‘cürüm ve hafif suçlar’dan mahkemeye çıkartabilen 25. Anayasal Kanun. İki önlem de ABD anayasal düzenine göre çok aşırı bir durum ve her iki seçenek de Cumhuriyetçi liderlerin anlaşmasına bağlı. En azından Trump’ın psikolojik dengesizliği veya politik zayıflığı bir savaş başlatmasına neden olduğu durumda bu iki seçenek gerekli hale gelebilir ve acilen uygulanması gerekebilir.

Uluslararası ilişkiler uzmanı Akhilesh Pillalamarri Sachs ile benzer görüşleri paylaştığı bir yazısında ABD’De başkanlık sisteminin önemli bir sorun olduğunu ve parlamenter sisteme ihtiyaç olduğunu söylemişti. Politika yazarı Paul Malone da, parlamenter bir sistem olsaydı eğer Trump’ın güvensizlik oyu alarak göndürebileceğini ileri sürmüştü.

Sachs’tan Trump’a karşı uzun ve kısa vadeli öneriler!

İlki Trump’ı Twitter’dan çıkarmak. ABD’nin – ve dünyanın – danışılmış ve ince olarak düşünüp taşınılmış kamu politikalarına ihtiyacı var, bir adamın gittikçe kötüleşen patolojisine değil. Amerikan halkı büyük bir çoğunlukla Trump’ın tweet’lerinin ulusal güvenliğe ve başkanlığa zarar verdiği konusunda hemfikir.

İkincisi kongre liderleri Trump’ın saldırgan eğilimlerini kontrol altına almak için iki partili bir temelde anlaşmalılar. ABD Anayasası’nın 1. Madde 2. Paragrafı savaş ilan etme yetkisini Kongre’ye veriyor. Kongre de bu konuda çok geç olmadan ağırlığını tekrar koymalı.

Üçüncüsü dünyanın büyük güçleri – Amerika’nın NATO müttefikleri, Çin ve Rusya en şiddetle – ABD’nin İran veya Kuzey Kore’ye tek tarafl ı herhangi bir saldırısının barışı vahim ve yasadışı şekilde ihlal edeceğini, savaş ve barış gibi konularda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dahilinde uzlaşılarak karar alınması gerektiğini net bir şekilde açıklığa kavuşturmalıdır. Eğer ABD BM Güvenlik Konseyi’nin kolek tif bilgeliğini yakın geçmişte önemsemiş olsaydı, Irak, Libya ve Suriye’deki kaos ortamları da dahil birçok devam eden felaketten kaçınılmış, trilyonlarca dolar ve yüzbinlerce insan hayatı kurtarılmış olurdu.

Dördüncü uzun vadeli adım ise ABD’yi çalkantılı başkanlık sisteminden parlamenter sisteme yakınlaştıracak ya da en azından Fransa’daki gibi ikili bir başkanlıkparlamenter sisteme yakınlaştıracak anayasal bir reform yapılması. Başkanın gücü – dolayısıyla da kontrolden çıkmış bir başkanlığın tehlikesi çok büyük. ABD’de demokratik meşruiyeti eski haline getirmek için seçim kampanyası finansmanına ve lobiciliğe çok daha sıkı sınırlar getirilmesinin de dahil olduğu birçok şey yapılması gerekiyor. Fakat birinci ve en önemlisi Trump başkanlığını barışı koruyarak atlatabilmemizdir.

Kongre’deki bozulmanın nedeni para

Kongre’deki bozulmanın nedeni para Kongre’deki politik erime bu kadar dramatik değil ama en az Beyaz Saray’daki kadar ciddi. Orada düzensizliğin sebebi bir kişilik bozukluğu değil, para. Yasama Organı şirket lobileri ve seçim kampanyası destekleriyle derinden yolsuzluğa bulaşmış durumda. Toplam değerleri 100 milyar doları bulan sanayici kardeşler David ve Charles Koch neredeyse Sözcü Paul Ryan ve Çoğunluk Partisi Lideri Mitch McConnell’ın oyları ve seslerinin sahibi durumunda.

Trump’ın narsismi ve Koch kardeşlerin parası arasında sıkışan ABD hükümeti savaş alanına döndü. Tüm bu velvelenin ortasından yeni savaş tamtamları duyuluyor, en korkuncu da İran ve Kuzey Kore’ye karşı. Bu sadece bir duruş mu yoksa gerçek mi? Kimse bilmiyor. Trump’ın dış politika ve askeri politikaları artık sabah erken saatlerde atılan tweet’lerden, Beyaz Saray personelinin veya üst düzey yetkililerin haberi olmadan duyuruluyor. Durum tehlikeli ve sağlıksız.

İlginizi çekebilecek diğer haberler

Leave a Reply

Your email address will not be published.