Beste Serim Erbak: Anadolu'da 3500 km.Bölüm13

OSMANCIK-TOSYA-ILGAZ DAĞI
Beste Serim ErbakÇorum’dan yola çıkıyoruz. Saat 17.00. Hava erken kararıyor. Sarınaşa Dağ Evleri’nden geçiyoruz. Osmancık’a yaklaştıkça pirinç tarlalarını görüyoruz. Çok merak ediyoruz. İlk kez su kanallarının bol olduğu engin tarlalarını hayranlıkla izliyorum. Türk sofralarının vazgeçilmezi pilav. Tane tane pirinçler. Buğday başağına benzer bir bitki. Nasıl bir emek bunların toplanması. Yerken hiç de öyle düşünmemiştim. Engin bir yeşillik.
Akşam karanlığında Kastomonu’ya bağlı Tosya’ya varıyoruz. Küçük bir yer. Ama sanıyorum ana yol güzergahında olduğu için güzel bir otel yapmışlar. Hotel Doğramacı. Otelin girişinde kese sabun gibi hamamda kullanılan ürünlerin satılması dikkatimi çekiyor. Yemek için dışarı çıkıyoruz. Yukarıya doğru hafif yokuş olan bir caddesi (Atatürk Caddesi) var. Ana meydana geldiğimizde Tosya Kebap adlı bir restoran dikkatimizi çekiyor. Zaten başka açık bir lokanta görünürde yok. Yemek lezzetli.Biraz serin ama dışarıya oturuyoruz. Garson yanımıza geliyor.Sohbet ediyoruz. İsmi Fatih Urkuş’muş.Tosyalıymış.Burada ne meşhur diye sorduğumuzda 40 dişli çakı diyor.Hakikaten dükkanlara şöyle bir göz attık,her yerde görebiliyorsunuz.Tosya’da bıçakçılık ünlüymüş. Hatta çakıların ya da bıçakların saplarına çeşitli işlemeler de yapılıyormuş.Tabi pirinç burada ayrı bir önem taşıyor.Hatta Ağustos ayında burada “Tosya Pirinç Festivali” yapılıyormuş.Biz kaçırdık.Burada en tanınmış pirinç türü”Sarı Kılçık” mış.Ondan yapılan pilavı herkes pişiremezmiş.Biz yiyemedik.Çünkü öğlen pişiriyorlarmış. Ben ısrarla iyi pilav yaparım desem de bunu yapamazsınız diye ısrar ettiler. Pirinç pazarına gitmeye karar verdik.
Fatih Bey’e verdiği bilgiler için teşekkür edip ayrıldık. Otelimize döndük.Ertesi sabah kahvaltı otelin çatısındaydı.Oldukça da zengindi.Kahvaltıdan sonra tekrar merkeze geldik.Merkezdeki Atatürkheykeli çok hoşuma gitti.Boyutları küçük fakat alışılmışın dışındaydı.Bir yokuştan çıkarak Pirinç Pazarına ulaştık.Aslında burada pirinç toptan satılıyor ama biz birkaç kilo aldık. Pirinç satıcılarından Adem Öztekin bana Sarı Kılçık pirinci ile pilavın nasıl yapılacağını tarif etti. Henüz pişirmedim ama deneyeceğim.Bakalım ne olacak.Tosya’dan çıkıp Ilgaz Dağı’na doğru yol aldık.Hep aklımda o türkü “Ilgaz, Anadolu’nun yüce bir dağısın”Fakat bu yöreler zaten deniz seviyesinden yüksek olduğu için benim hayal ettiğim yükseklik duygusuna kapılamadım.Yollar şahane.Rahat rahat tırmanıyorsunuz. Ilgaz Milli Parkı.
Derbent Otel’e vardık.Anlatılana göre buranın en eski oteliymiş.Çok bakımlı olduğu söylenemez.Kış sporu yapmak için gelenlerin tercih ettiği bir otelmiş.Otelin karşısında bir de Şehitler Abidesi var. Kurtuluş Savaşı’nda Ilgaz Dağı Derbent karakolunda şehit düşen erler adına yapılmış.Diğerlerine göre fiyatları daha iyi. Dağ yeşillikler içinde.Alabildiğine orman.Mis gibi bir hava.Daha tepeye tırmanınca “Mountain Resort” diye bir tatil köyünü gezdik. Bisiklete binenler yürüyenler.Tam dinlenmek için.
Kastomonu’dan başlayan İnebolu’ya kadar giden(105 km) her yıl yapılan “Atatürk ve İstiklal Yolu Yürüyüşü” Ilgaz Dağlarından geçiyormuş.Ülkenin her yerinden yürüyüşçüler geliyormuş.İnebolu, halkının İstiklal Savaşında gösterdikleri kahramanlıklar dolayısıyla TBMM tarafından İstiklal Madalyası almış.
Buradan rotamız Bolu’ya devam ediyor.
Beste Serim Erbak

Leave a Reply

Your email address will not be published.