Cüneyt Arcayürek: Kapı Aralan(mış)…

Cüneyt Arcayürek-2013-1Cumhurbaşkanı A. Gül, anayasa gereği devlet kurumları arasında ahengi sağlama görevini bu kez anımsamış olmalı ki önce muhalefet lideriyle, sonra Başbakan’la baş başa görüşmeler yaptı.
HSYK sorununun anayasada yapılacak değişiklikle çözümlenebileceğini söylediğinde Başbakan; “Aa tabii” dedi. Ama muhalefetin, “bu konuda samimi davranması halinde Meclis’te kavgalara, havada uçan tekmelere neden olan HSYK yasa teklifini de askıya almayı değerlendireceklerini” söyledi..
Haberler diyor ki, böylece “Başbakan kapıyı araladı!”
Lütfetmiş! Kapıyı muhalefetin, bağımsız yargının suratına kapatan RTE, şimdi aralıyor kapıyı ve yapay güler yüz gösteriyor, öyle mi?..
Uzlaşmaya ta baştan beri uygun adımlarla yanaşıyormuş izlenimi veren iktidar sahibiymiş gibi; üstelik muhalefetin anayasa değişikliği konusunda koyduğu ilk teklifi geri çekme koşulunu, değişikliğe içtenlikle yanaşırlarsa diye bir koşulla yanıtlıyor…
Oysa samimi davranarak muhalefetle işbirliği yapabileceğini kanıtlamanın ilk işareti olarak HSYK tekfini geri çekmesi gerekmez miydi?
Neden çeksin?
***
Siyaset tuzaklarla dolu. “Anayasa değişikliği açmaza girebilir”e dayalı hesaplar yapıyor şimdi.
Bir olasılık; anayasanın 159. maddesinde değişiklik olmadı mı…
Kuşkusuz ağır aksak komisyonlarda yürüyen HSYK teklifine hız verecek; Genel Kurul’dan geçirerek yasalaştıracak!
Anayasa değişikliği gerçekleşirse, muhalefetle birlikte yeni bir HSYK yasası hazırlanmasına evet diyecek mi?
Yoksa yeni 159. maddeye göre bir HSYK yasası hazırlayalım, onu tartışalım mı diyecek?
RTE ile bu olasılıklar dikkate alındığında henüz ortada fol da yok yumurta da!
***
Komisyondaki tartışmalar müşterek bir anayasa değişikliğine kadar uzanırken -Başbakan’ın deyişiyle- “pek çok masum insan” Balyoz ve Ergenekon davalarının özel mahkemelerde olmamak kaydıyla yeniden görüşülmesine yasal olanak sağlanmasını bekliyor.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ HSYK tartışmalarıyla öylesine meşgul ki, bu konuda bakanlığında yapılan çalışmaların sonuçları nelerdir, bir türlü ortaya çıkaramıyor.
Davaların akıbeti belli değil.
Bu arada, her nedense ne medyanın ne de siyaset erbabının merakını çeken RTE’nin durmadan sözünü ettiği bir sorun var gündemde.
Yolsuzluk-rüşvet soruşturmasını açan savcılar, polisler; hükümete suikast, darbe girişimleri dediği yolsuzluk-rüşvet soruşturmasını “dışardan aldıkları” emirle mi başlattılar?
Gezi eylemlerinden beri aylardır söyler durur bu iddiayı RTE. Ama bir türlü dışarıdan hükümete darbe yapmaya girişenler kimlerdir açıklayamaz…
…hatta yüzlerce görevden aldığı polis, emir veren savcıları dışarının taşeronu mu, değil mi, bir türlü söyleyemez!
Bir paralel devlet korkusu saldı ortaya. Bunun da merkezinde cemaat olduğunu ima eder, ama onu da açıklayamaz!
Savcılara, polislere dışarıdan emir veren kimdir, kimlerdir? Gizli servisler mi, yoksa Türkiye’de başka yararlar peşinde koşan örgütler mi, kurumlar mı?
Ortaya çıkarmak, kamuoyuna açıklamak bu hükümetin görevi değil mi?
Değil!
***
Değil çünkü:
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 2010 referandumunda “HSYK’ye demokratik tabanı daha güçlü olsun, farklı görüşlerden olsun diye böyle bir yasa yaptık. Biz ne bilirdik bu kadar saf olacağımızı” diyor.
Yarınlarda bu hükümet yolsuzluk-rüşvet, Gezi olaylarının dışarıdan yönetildiğini söylemenin saflıktan kaynaklandığını, demokrasiyi içinden çıkılmaz duruma dönüştürenin muhalefet olduğunu söyler mi? Söyler!
Şimdi de saflık rolü oynamaya başladılar.
Cumhuriyet

Leave a Reply

Your email address will not be published.