Mustafa Balbay: Erdoğan sorunu!

balbay mustafa meclis7 Haziran seçimlerine giderken Türkiye’nin en ciddi sorunu şu anda Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan Erdoğan’dır. Medyayı kullanma biçiminden hükümeti aşan bir AKP destekçiliğine, Türkiye’nin temel sorunlarına yaklaşımından siyasete müdahalesine kadar her alanda sadece anayasal olarak değil, her anlamla sorumsuz bir Cumhurbaşkanı ile karşı karşıyayız.
Seçimlerin temel kurallarından biri, olabildiğince eşit yarıştır. Ne tür önlem alınırsa alınsın iktidar partisi bu yarışta bir adım öndedir. Geçmişte böyleydi. Bugün ise tamamen değişik bir tablo var. Devlet, hükümetin ve hükümetten sorumlu Erdoğan’ın elinde oyuncak haline gelmiş durumda.
Adaylar belirlenmeden önce AKP sıralarından Meclis’e girmek isteyenlerin birinci adresi partinin genel merkezi değil, kaçak sarayın uçsuz bucaksız odalarıydı. Bazıları o odalarda kayboldu, bazıları listeye girdi. Ancak ne kadarının “katıksız Erdoğan” damgasıyla listeye girdiği belli değil.
Propaganda dönemi başladı… Erdoğan, partinin bir numaları propaganda sorumlusu olarak alanlarda, salonlarda, sokaklarda, odalarda.
***
En büyük kullanım sahası ise medya…
Mübarek, zapping aletini sallasan Erdoğan’a çarpıyorsun. Bazen televizyona çıkmıyor. Konuşmaya başladığında anında en az 9 kanal canlı yayına giriyor. Rakam zaman zaman 20’nin üstüne çıkıyor. Geçenlerde Yalçın Doğan bir döküm yayımladı: 20 günde 100 saat konuşmuş.
Ayrıntısını merak ettim, acaba aynı zaman diliminde muhalefetin payı ne kadardı? Özel televizyonlar değişken, bir kenara koyalım. Toplumun tümüne hitap etmesi gereken, 77 milyonun vergisiyle yayın yapan TRT, Erdoğan’a ayırdığı 100 saate karşılık muhalefete 15 dakika ayırmış. Kimi kanallarında muhalefete ayrılan süre ise sıfır.
Sözüm ona sorunları sıfırlayacaklardı, kafalarında muhalefeti sıfırlamak var.
Tarihimizde belki ilk kez TRT, bu kadar yanlı yayın nedeniyle ceza aldı.
***
En büyük komedi ise Erdoğan’ın bütün partilere eşit mesafedeyim sözleri oldu.
Aslında doğru söylüyor. Tümüyle eşit mesafede ama şöyle:
Kiminin elini sıkmak için…
Kiminin canını sıkmak için…
Kimini hançerlemek için…
Aklınıza ne gelirse, muamele farklı; ama mesafe eşit!
Her şeye karışan Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Erdoğan’a karışmıyor, karışamıyor.
Seçim dönemini böyle geçireceğini geçen hafta bir kez daha ilan etti. “Millet bana oy verdi, tabii ki miting yapacağım” dedi.
O meşhur söze gönderme yapmak gerekirse, biz miting yapamazsın demiyoruz ki, partiler arasında bu kadar büyük ayrım yapamazsın diyoruz.
Erdoğan’ın ısrarla devam edeceğini duyurduğu bu “ben merkezci” tutumu aynı zamanda bitişidir. AKP listeleri hazırlanırken ilk sırada liyakat değil, sadakat vardı. Buna karşın, Erdoğan’a özel başkanlığın o saflarda bile tam kabul görmesi zordur.
Türkiye 7 Haziran’la birlikte Erdoğan dönemini de fiilen kapatmış olacak.
Cumhuriyet

Leave a Reply

Your email address will not be published.