Saygı Öztürk: Şemdinli’de neler olduğunu Şemdinlililerden dinliyorum

BT YAZARLAR-Hakkari’nin Şemdinli ilçesi bir güzel ilçedir ki anlatılamaz. Şemdinli’de, Tekeli’de, Samanlı’da, askeri birliklerin nizamiyelerinin önünde otomobil içinde çok yattığım için bilirim. İlçenin hemen dışında derede yıkandığım için, olay yerlerine “yöre insanı” gibi gidebilmek için kara çarşafa bürünüp köylüler arasında kadın gibi geçmek isteyen gazeteciler olduğunun da tanığıyım. Hem İran, hem Irak’a sınır komşusu olan Şemdinli’de hiç böyle olaylar yaşanmamış, neredeyse 15 gün süren çatışmalar olmamıştı.
Şemdinli, terör örgütü açısından stratejik bir ilçe. O yüzden ilk “kurtarılmış bölge”yi bu ilçede yapmak istediler, Eylül 1992’de “cephe savaşı” verdiler, geride 172 ceset bırakıp gittiler. Bu kez, PKK’lılar yine geldi. Bu kez, asker daha çok savunmada. Açıkçası teröristlere karşı silah kullananların, madalyalar alanların başlarına neler geldiği bilindiği için daha çok savunmada duruluyor, bu yüzden de teröristler bölgeden ayrılmıyor. “Niçin teröristler kaçmıyor”un özeti bu. Açıkçası, şimdiye kadar hiç böyle olmamıştı. Bunu, Şemdinli’de yaşayanlar da çok iyi biliyor. Bugün o yörede neler yaşandığını orada yaşanlardan birisinden dinleyelim:
“Bu gece ilçe basılacak”
Ramazan’da Şemdinli çok şenlikli olurdu. Gündüzleri hava sıcak olduğu için iftardan sonra havca serinler, insanlar sahura kadar çarşıda olurdu. Ramazan bu yıl da böyle başladı. Ancak PKK’lıların yol kesme olayından sonra ilçedeki hava değişti. Gün içinde, akşam evleri dolaşan ya da telefon edenler, ‘bu gece ilçeyi basacaklar, dikkatli olun’ deniliyor. Bu haberin kaynağı hiç belli değil. Ancak bir anda ilçede herkese aynı haber ulaştırılıyor. Çarşı bir anda boşalıyor, evlerde varsa zemin kata, yoksa pencereden uzak olan köşelere oturuyoruz. Evlerin lambaları söndürülüyor. Açıkçası her gece ilçe basılacak haberleri artık olağan bir durum oldu.
Korkunç bilgi kirliliği var
Korkunç derecede bilgi kirliliği var. Hiç kimse bir şey bilmiyor ama söylenen her şeye de inanıyor. İlçenin basılabileceğini de geçmişte yaşadıklarımız nedeniyle de yadırgamıyoruz. Geçen yılın Eylül ayında basıldığımızda ki kurşun izleri hala bütün duvarlarda var.
İnsanların psikoloji bozuk. En yalan habere bile inanıyoruz. Öyle söylentiler var ki, PKK’lılar gelecek, ilçeye bayrak dikecekler deniliyor. Bayrağın dikileceği yer bile söyleniyor. Hangi köprünün uçurulacağı, nerede yolun kesileceğine ilişkin rivayetler dolaşıyor. Yani, herkes her gün terörü ve olabilecekleri konuşuyor. Ben, size yemin ederek söylüyorum, şahsen ben bir haftadır çarşıya çıkmıyorum.
O baskın unutulmuyor
Geçen yılın 11 Eylül’ün de, iki ayrı düğün evine 100’den fazla PKK’lı gelmişti. Halkın arasından askere ateş ettiler. Eğer, güvenlik güçleri bu oyuna gelmiş olsalardı o gece 300-400 kişi rahat ölürdü. Yaklaşık 3,5 saat süren çatışmada iki güvenlik görevlisi şehit olmuş, 4 sivil de hayatını kaybetmişti.
Halkın üzerine gitmesi isteniyor
Örgüt halkın içine girip, güvenlik güçleriyle çatışma taktiği izliyor. Böylece, sivil vatandaşın da zarar görmesi hedefleniyor. Asker, örgütün bu taktiğini bildiğini için son derece dikkatli hareket ediyor.
Geçen yılki ilçe baskınında da oyuna gelmeyen güvenlik güçlerinin bu tutumuna saygı duyuyorum, hepsinin ellerinden öpüyorum. Ama, şikayetimiz de var. PKK’lı o kadar yoldan geliyor, yanında insanın taşıması mümkün olmayan ağır silahlar getiriyor. Bunlar niçin görülmüyor. PKK’lılar ağır silahlarıyla oralara yerleşene kadar niçin haber almadınız, niçin önleyemediniz? Bunlar 10 saniye, birkaç saatte yapılan işler değil, Belki çalışması bir aydan fazla sürmüştür. Niçin görülmedi?
İnsanlar korkudan geliyor
İnsanlar böylesini daha önce yaşamamıştı. O yüzden büyük bir tedirginlik var. Mezralardan köylere, köylerde ilçeye her şeyini bırakıp gelenler var. İnsanlar canlarını kurtarmak için şehre geldi, bir kısmı başka köylere gitti, bir kısmından da haber alınamıyor.
PKK’lıların 350- 400 kişi civarında olduğu tahmin ediliyor. Söylentilere göre ‘ilçeyi kesin olarak ele geçireceklermiş’. Adamların elinde Doçka silahları var. Olayların bu hale gelmesini hepimiz yadırgıyoruz, hatta aramızda bu işlerin ‘danışıklı dövüş olup olmadığı’ konusunda konuşmalarımız oluyor.
Devlet Baba neredesin?
Vallahi hayatımızdan bıkmış durumdayız. Bir yere gitmek istiyorsun gidemiyorsun, hastanız olsa korkudan götüremiyorsunuz. Belli saatten sonra ambulans bile verilmiyor. Çünkü, PKK’lıların ambulansla eylem yerlerine götürüldüğü konusunda bilgiler var. Taraflı tarafsız herkes olup bitenlere lanet okuyor. Ne olacağını da kimse bilmiyor. Gelip basacaksa bassınlar, ele geçireceklerse geçirsinler de bir an önce ne olacağını bilelim. Devletin çok korkunç hataları var. Bu kadar terörist geliyor, ağır silahlar taşıyor da bunlar niçin önceden öğrenilemiyor. Devlet baba neredesin?
O sesleri duymayınca da rahatsız oluyoruz
Örgütün uygulamadığı taktik kalmadı. Hastanızı götürmek için belli saatten sonra ambulans bile verilmiyor. Çünkü, örgütün bazı eylemlerde ambulansı kullandığı anlaşıldı. İnsansız hava araçları, uçakların, helikopterlerin seslerine öyle alışmışız ki, onların sesini duymayınca da rahatsız oluyor, acaba bir şey mi oldu diye merak ediyoruz. Ama şu anda gerçekten ne olduğunu bilmiyor, korku ile bekliyoruz. İşte korktuğumuz olaylardan birisi de Çukurca- Geçimli karakolundan geldi…
SÖZCÜ

Leave a Reply

Your email address will not be published.