<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bthaber &#8211; Belgot&uuml;rk Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://belgoturk.tv/author/bthaber/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://belgoturk.tv</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 26 Oct 2026 21:13:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.1</generator>
	<item>
		<title>Erhan Yurdayüksel: “Biz Ayrılamayız…”</title>
		<link>https://belgoturk.tv/belgoturk-yazarlari/erhan-yurdayuksel-biz-ayrilamayiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bthaber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2026 01:01:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgotürk Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Erhan Yurdayüksel]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=237053</guid>

					<description><![CDATA[İngiltere Avrupa’ya yeniden göz kırparken, Türkiye hangi kapının önünde bekliyor? Fon müziği: “Biz Ayrılamayız…” Bazı ayrılıklar büyük laflarla, meydanlardaki coşkulu alkışlarla ve sandık mühürleriyle başlar. Ardından bayraklar sallanır, nutuklar atılır ve büyük bir zafer ilan edilir. Herkes kazandığını sanır. Sonra takvim yaprakları düşer, zaman geçer ve gerçeğin soğuk yüzü kapıyı çalar. Faturalar ödenemez hale gelir, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>İngiltere Avrupa’ya yeniden göz kırparken, Türkiye hangi kapının önünde bekliyor?</em></strong></p>
<p><strong><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/11/erhan-yurdayuksel.jpg"><img decoding="async" class="alignleft size-thumbnail wp-image-193933" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/11/erhan-yurdayuksel-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/11/erhan-yurdayuksel-150x150.jpg 150w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/11/erhan-yurdayuksel-30x30.jpg 30w" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>Fon müziği:</strong> <em>“Biz Ayrılamayız…”</em></p>
<p>Bazı ayrılıklar büyük laflarla, meydanlardaki coşkulu alkışlarla ve sandık mühürleriyle başlar.</p>
<p>Ardından bayraklar sallanır, nutuklar atılır ve büyük bir zafer ilan edilir. Herkes kazandığını sanır.</p>
<p>Sonra takvim yaprakları düşer, zaman geçer ve gerçeğin soğuk yüzü kapıyı çalar.</p>
<p>Faturalar ödenemez hale gelir, raflardaki etiketler sürekli değişir, fabrikaların üretim maliyetleri tırmanır.</p>
<p>İşveren daha pahalıya üretmek zorunda kalırken tüketici her geçen gün artan pahallılığı yaşar.</p>
<p>Gençler başka ülkelerin konsolosluk kapılarında umut arar, şirketler yeni pazarların peşine düşer ve siyasetçiler bir zamanlar kesin hükümlerle kapattıkları kapıların önünde çaresizce yeniden düşünmeye başlar.</p>
<p>Bugün İngiltere ile Avrupa Birliği arasında yaşananlar tam da böyle dramatik ve ibretlik bir hikâyedir.</p>
<p>Arka fonda hala o eski ve tanıdık şarkı çalmaktadır: <strong>“Biz Ayrılamayız…”</strong></p>
<p>Çünkü ülkeler kâğıt üstünde ayrılabilir, anlaşmalar feshedilebilir ve sınırlar kalın duvarlarla örülebilir, ancak coğrafyayı, ticaretin damarlarını ve insanın daha iyi bir yaşam arzusunu ortadan kaldırmak o kadar kolay değildir.</p>
<p><strong>Brexit’in Onuncu Yılında Gelen İtirafın Bedeli</strong></p>
<p>Takvimler 2016 yılını gösterdiğinde İngiltere, Avrupa Birliği’nden kopma kararını bir referandumla verdi.</p>
<p>Kampanyanın temel sloganı oldukça çekiciydi:</p>
<p><em>&#8220;Kontrolü geri alacağız.&#8221;</em></p>
<p>Brüksel’in katı kurallarından kurtulmak, ulusal egemenliği zirveye taşımak ve ülkenin geleceğini tamamen kendi ellerine almak milyonlarca seçmene cazip kılındı.</p>
<p>İngiltere 31 Ocak 2020’de resmen ayrıldı, serbest dolaşım bitti ve kurallar baştan yazıldı.</p>
<p>Peki, İngiltere Avrupa’dan ayrıldı da Avrupa İngiltere’nin hayatından tamamen çıktı mı?</p>
<p><strong>Elbette hayır.</strong></p>
<p>Avrupa, Manş Denizi’nin hemen ötesinde durmaya devam etti.</p>
<p>Tedarik zincirleri, enerji hatları ve devasa ticaret ortaklıkları yerli yerindeydi.</p>
<p>Coğrafya, siyasi kararları tanımayan tek mutlak gerçekti.</p>
<p>Şimdi, 2026 yılının sonbaharında, Başbakan Andy Burnham’ın serbest dolaşım meselesini yeniden dürüstçe tartışmaya açması, Brexit yarasının kabuk bağlamadığını gösteriyor.</p>
<p>Siyasette dün &#8220;hainlik&#8221; ilan edilen bir fikrin, bugün ekonomik bir mecburiyet olarak masaya konulması, hayatın sloganlardan çok daha güçlü olduğunun kanıtıdır.</p>
<p><strong>Mutfağın ve Üretim Bandının Acımasız Dili</strong></p>
<p>Seçim meydanlarında duygulara ve kimlik siyasetine yer vardır, fakat fabrikanın üretim bandında ya da mutfaktaki tencerede başka bir matematik konuşur.</p>
<p>İngiltere ile AB arasındaki ticaret ilişkileri Brexit sonrasında ağır bürokratik engellerle ve gümrük formaliteleriyle doldu.</p>
<p>İş gücü kıtlığı işletmelerin boynunu büktü.</p>
<p>Elbette yaşanan tüm ekonomik sarsıntıları sadece Brexit’e bağlamak haksızlık olur, küresel salgınlar ve enerji krizleri de dünyayı sarstı.</p>
<p>Lakin gerçeğin üzerini hiçbir siyasi söylem örtemez:</p>
<p><strong>Avrupa ile ticaretin kurallarını değiştirmek, Avrupa ile ticaret yapma ihtiyacını asla ortadan kaldırmadı.</strong></p>
<p>Aynı dram, çok daha derin bir ekonomik krizin eşiğindeki Türkiye için de geçerlidir.</p>
<p>Siyasi gerilimlerin hiç eksik olmadığı bir zeminde dahi, 2025 yılında Türkiye ile AB arasındaki mal ticareti <strong>217,6 milyar avroyu</strong> aşmıştır.</p>
<p>İhracatımızın yüzde 42’sinden fazlası hâlâ o pazara gitmektedir.</p>
<p>Türkiye, siyasi olarak ayrı düşse de ekonomik omurga olarak Avrupa’ya göbekten bağlıdır.</p>
<p>Ancak içerideki tablo başka bir yangını işaret etmektedir.</p>
<p>Enflasyonun baskısı, fahiş kira artışları ve hayat pahalılığı vatandaşın belini bükmektedir.</p>
<p>Pazardan eli boş dönen annenin, geleceğini kendi ülkesinde göremeyen mühendisin hikâyesi, ekonomik bağımlılığın refaha dönüşemediği bir ülkenin acı tablosudur.</p>
<p>Gençlerin gözünü yurt dışına dikmesi, sadece bir beyin göçü değil, ülkenin geleceğine olan inancın erimesidir.</p>
<p><strong>Biz Gerçekten Ayrılamayız…</strong></p>
<p>Siyasetçiler sınırları yükseltebilir, vizeleri kalın duvarlara çevirebilir, kapılara kilit vurabilir.</p>
<p>Lakin ekonomi kapıyı er ya da geç tekrar çalar.</p>
<p>İnsanlar her zaman daha adil, daha refah bir yaşam için yollar arar.</p>
<p>İngiltere on yıllık ayrılığın ardından masaya dönerken, Türkiye de içeride hukuku, adaleti ve ekonomiyi düzeltmeden dışarıdaki hiçbir kördüğümü çözemeyeceğini anlamak zorundadır.</p>
<p>Ve hayat, bütün bu coğrafyanın yöneticilerine aynı sarsıcı soruyu sormaya devam eder:</p>
<p><em>Madem bağları kopardık, madem duvarları ördük&#8230; </em></p>
<p><em>Peki şimdi gerçekten daha mı mutluyuz?</em></p>
<p><strong>Söz Sizde</strong></p>
<p>Bu dramatik ekonomik tablo ve yarım kalmış Avrupa rüyası üzerine sizin düşünceleriniz neler? Yorumlarda buluşalım:</p>
<p><strong>Sizce İngiltere’nin on yıl sonra serbest dolaşımı yeniden tartışmaya açması, ayrılık siyasetinin ekonomik gerçeğe yenildiğinin kesin kanıtı mı?</strong></p>
<p><strong>Türkiye’nin Avrupa ile devasa ticaret hacmine rağmen vatandaşlarına hak ettiği refahı üretememesinin arkasındaki en köklü sorun sizce nedir?</strong></p>
<p><strong>Gençlerin kendi ülkesinde umutla kalabilmesi için siyasetin ve ekonominin ilk olarak hangi acil adımı atması şarttır?</strong></p>
<p><strong>Erhan Yurdayüksel</strong></p>
<p><strong>27 Ekim 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erhan Yurdayüksel: Ekonominin İki Motoru</title>
		<link>https://belgoturk.tv/belgoturk-yazarlari/erhan-yurdayuksel-ekonominin-iki-motoru/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bthaber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2026 01:01:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgotürk Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Erhan Yurdayüksel]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=237027</guid>

					<description><![CDATA[Küresel Ekonominin İki Motoru: Yapay Zekâ ve İklim Finansmanı Küresel ekonomi, buhar makinesinden internete kadar her büyük dönüşümde yeni servetler yaratırken kendi krizlerini de beraberinde getirdi. Bugün ise çok daha karmaşık bir sınavla karşı karşıyayız: Bir tarafta üretim süreçlerini ve küresel rekabeti radikal biçimde değiştiren yapay zekâ yatırımları, diğer tarafta ise bütçeleri sarsan seller, kuraklıklar [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Küresel Ekonominin İki Motoru: Yapay Zekâ ve İklim Finansmanı</strong></p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/11/erhan-yurdayuksel.jpg"><img decoding="async" class="alignleft size-thumbnail wp-image-193933" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/11/erhan-yurdayuksel-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/11/erhan-yurdayuksel-150x150.jpg 150w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/11/erhan-yurdayuksel-30x30.jpg 30w" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>Küresel ekonomi, buhar makinesinden internete kadar her büyük dönüşümde yeni servetler yaratırken kendi krizlerini de beraberinde getirdi.</p>
<p>Bugün ise çok daha karmaşık bir sınavla karşı karşıyayız:</p>
<p>Bir tarafta üretim süreçlerini ve küresel rekabeti radikal biçimde değiştiren <strong>yapay zekâ yatırımları</strong>, diğer tarafta ise bütçeleri sarsan seller, kuraklıklar ve orman yangınlarıyla öne çıkan <strong>iklim felaketleri</strong> yer alıyor.</p>
<p>Bir yanda geleceğin dijital ekonomisini kurmak için harcanan trilyonlar, diğer yanda bugünün ekonomik düzenini ayakta tutabilmek için ödenen maliyetler bulunuyor.</p>
<p>Avrupa Yatırım Bankası’nın (EIB) iklim uyum finansmanını 30 milyar avroya çıkarma hedefi ile Fitch Ratings’in finans sektöründeki yapay zekâ risk uyarıları, sermayenin artık yalnızca büyüme peşinde koşmadığını, aynı zamanda &#8220;hayatta kalma ve risk yönetimi&#8221; hesabı yapmak zorunda olduğunu gösteriyor.</p>
<p><strong>İklim Finansmanı: Emisyon Azaltımından Ekonomik Korumaya Geçiş</strong></p>
<p>İklim krizi artık yalnızca çevre politikasının konusu değil, üretimi durduran, tedarik zincirlerini bozan ve gıda fiyatlarını tırmandıran doğrudan bir <strong>ekonomik faktördür</strong>.</p>
<p><strong>Kapasiteyi Korumak:</strong> EIB’nin 30 milyar avroluk hamlesi, kaynakların yalnızca yeni üretim kapasitesi için değil, mevcut ekonomik altyapıyı korumak için de kullanılmasının zorunlu olduğunu kanıtlıyor.</p>
<p><strong>Önleyici Yatırımın Getirisi:</strong> EIB Başkanı Nadia Calviño’nun vurguladığı gibi, önlemeye yatırılan her 1 avro, gelecekteki 10 avroluk hasar ve onarım maliyetini engelliyor.</p>
<p>Dayanıklı tasarlanan bir köprü veya altyapı, milyarlarca avroluk lojistik kaybın önüne geçiyor.</p>
<p><strong>Yayılımlı Maliyetler:</strong> Tarımın kuraklıktan zarar görmesi gıda sanayisinden perakendeye tüm zinciri etkilerken, aşırı sıcaklar enerji talebini patlatıp veri merkezlerini zorlayarak verimliliği düşürüyor.</p>
<p><strong>Devletlerin Açmazı: Dijital Büyüme mi, Afet Dayanıklılığı mı?</strong></p>
<p>Hükümetlerin önünde eş zamanlı büyüyen iki maliyet kalemi var:</p>
<p>Dijital altyapı/yapay zekâ yatırımları ile iklim felaketlerine karşı afet hazırlığı ve su yönetimi.</p>
<p>Yüksek kamu borçluluğu hareket alanını daraltırken, doğru projeler bu iki alanı birleştirebilir.</p>
<p>Örneğin, enerji verimli ve iklim koşullarına dayanıklı veri merkezleri ya da yapay zekâ destekli akıllı elektrik şebekeleri, <strong>hem dijital büyüme hem de fiziksel dayanıklılık</strong> sağlayarak iki sorunu tek hamlede çözer.</p>
<p><strong>Yapay Zekâ: Verimlilik Devrimi mi, Finansal Kırılganlık mı?</strong></p>
<p>Yapay zekâ ekonomik değer üretme biçimini kökten dönüştürürken, teknoloji tarihinin temel kuralı burada da geçerlidir:</p>
<p><em>Bir teknolojinin dünyayı değiştirecek olması, ona yapılan her yatırımın kârlı olacağı anlamına gelmez.</em></p>
<p><strong>Fitch Stres Testi:</strong> Fitch Ratings, aşırı yatırım, varlık değerlerinde düşüş ve iş modellerinin bozulması risklerine dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>Bilanço Baskısı:</strong> Beklenen geliri üretmeyen çip ve veri merkezi yatırımları şirketlerin borç geri ödeme kapasitesini zayıflatabilir.</p>
<p><strong>Yoğunlaşma ve Rekabet:</strong> Yapay zekanın maliyetleri düşürmesi bazı mevcut hizmetleri ucuzlatarak rekabet avantajını yok ederken, bulut altyapısına aşırı bağımlılık siber güvenlik risklerini tırmandırıyor.</p>
<p><strong>Sermaye Dağılımı ve Türkiye’nin Konumu</strong></p>
<p>Bu dönüşüm küresel eşitsizlikleri de derinleştiriyor.</p>
<p>Büyük teknoloji devleri ve finansman kapasitesi yüksek ülkeler riskleri hızla bertaraf ederken, küçük işletmeler ve maliyeti sınırlı ülkeler borç yüküyle baş başa kalıyor.</p>
<p>Türkiye açısından bakıldığında, enerji ithalatı, tarımsal verimlilik ve su stresi iklim risklerini artırırken, sanayide yapay zekâ ve dijitalleşme büyük fırsatlar sunuyor.</p>
<p>Çözüm, bu iki alanı ayrı tutmak değil, yapay zekâ destekli sulama sistemleri veya enerji optimizasyon yazılımları gibi ortak stratejilerle kalkınma politikasını bütünleştirmektir.</p>
<p><strong>Dayanıklı Kalanlar Kazanacak</strong></p>
<p>En gelişmiş yapay zekâ bile sular altında kalan bir fabrikayı tek başına kurtaramaz, en güçlü bilançolar bile sürekli tekrarlanan afetlerin faturasını sınırsız taşıyamaz.</p>
<p>Geleceğin ekonomisi, teknoloji ile fiziksel dayanıklılık arasındaki dengede yükselecek.</p>
<p><strong>Söz Sizde</strong></p>
<p>Sizce devletler ve özel sektör, kaynaklarını öncelikle yapay zekâ gibi yüksek büyüme potansiyeli taşıyan teknolojik sıçramalara mı yönlendirmeli, yoksa iklim uyumu ve ekonomik dayanıklılık yatırımlarına mı ağırlık vermeli?</p>
<p>Önümüzdeki on yılın en büyük ekonomik kırılmasını hangisi yaratacak:</p>
<p>Teknolojik dönüşümün gerisinde kalmak mı, yoksa iklim risklerini zamanında yönetememek mi?</p>
<p>Yeni dönemin başarı ölçütü yalnızca yüksek getiri mi olacak, yoksa belirsizlikler karşısında sermayeyi koruyabilme kapasitesi de en az getiri kadar önemli hâle mi gelecek?</p>
<p data-path-to-node="36,2,0"><strong>Erhan Yurdayüksel</strong></p>
<p data-path-to-node="36,2,0"><strong>26 Ekim 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Belçika Prensesi Elisabeth 25 Yaşında</title>
		<link>https://belgoturk.tv/manset/belcika-prensesi-elisabeth-25-yasinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bthaber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2026 13:01:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Belçika]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=237019</guid>

					<description><![CDATA[BELÇİKA TAHTININ VARİSİ PRENSES ELİSABETH 25 YAŞINDA! Belçika Kraliyet Sarayı, tahtın varisi Prenses Elisabeth’in 25. yaş günü vesilesiyle yepyeni resmi portrelerini kamuoyuyla paylaştı. Halkın ve basının büyük ilgi gösterdiği bu özel gün, geleceğin kraliçesi için atılan yeni adımların ve artan sorumlulukların da simgesi haline geldi. Belçika’nın gelecekteki ilk hükümran kraliçesi olmaya hazırlanan Brabant Düşesi Prenses [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="first-token" data-path-to-node="0"><b class="" data-path-to-node="0" data-index-in-node="0">BELÇİKA TAHTININ VARİSİ PRENSES ELİSABETH 25 YAŞINDA!</b></p>
<p data-path-to-node="0"><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-Prenses-Elisabeth-25-yas-gunu-portreleri.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-237020" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-Prenses-Elisabeth-25-yas-gunu-portreleri.jpg" alt="" width="495" height="619" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-Prenses-Elisabeth-25-yas-gunu-portreleri.jpg 495w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-Prenses-Elisabeth-25-yas-gunu-portreleri-240x300.jpg 240w" sizes="(max-width: 495px) 100vw, 495px" /></a></p>
<p data-path-to-node="1"><b data-path-to-node="1" data-index-in-node="0">Belçika Kraliyet Sarayı, tahtın varisi Prenses Elisabeth’in 25. yaş günü vesilesiyle yepyeni resmi portrelerini kamuoyuyla paylaştı. Halkın ve basının büyük ilgi gösterdiği bu özel gün, geleceğin kraliçesi için atılan yeni adımların ve artan sorumlulukların da simgesi haline geldi.</b></p>
<p data-path-to-node="2">Belçika’nın gelecekteki ilk hükümran kraliçesi olmaya hazırlanan Brabant Düşesi Prenses Elisabeth, bugün (25 Ekim 2026) itibarıyla çeyrek asrı geride bıraktı. Kral Philippe ve Kraliçe Mathilde’in en büyük çocuğu olan Elisabeth’in 25. doğum günü, hem sarayda hem de ülke genelinde coşkuyla karşılandı.</p>
<p data-path-to-node="2"><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-Prenses-Elisabeth-25-yas-gunu-portreleri-3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-237022" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-Prenses-Elisabeth-25-yas-gunu-portreleri-3.jpg" alt="" width="678" height="452" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-Prenses-Elisabeth-25-yas-gunu-portreleri-3.jpg 678w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-Prenses-Elisabeth-25-yas-gunu-portreleri-3-300x200.jpg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-Prenses-Elisabeth-25-yas-gunu-portreleri-3-570x380.jpg 570w" sizes="auto, (max-width: 678px) 100vw, 678px" /></a></p>
<h3 data-path-to-node="3">Yeni Yaş, Yeni Portreler</h3>
<p data-path-to-node="4">Kraliyet Sarayı, Prenses&#8217;in bu anlamlı doğum gününü kutlamak amacıyla basına ve halka özel yeni resmi fotoğraflar servis etti. Genç prensesin hem zarafetini hem de modern liderlik duruşunu yansıtan portreler, kısa sürede hem Belçika medyasında hem de uluslararası ajanslarda geniş yankı uyandırdı. Saray kaynakları, paylaşılan fotoğrafların Elisabeth’in hem akademik birikimini hem de gelecekte üstleneceği ağır sorumluluklara hazır olan olgun karakterini simgelediğini belirtti.</p>
<p data-path-to-node="4"><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-Prenses-Elisabeth-25-yas-gunu-portreleri-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-237021 size-medium" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-Prenses-Elisabeth-25-yas-gunu-portreleri-2-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-Prenses-Elisabeth-25-yas-gunu-portreleri-2-225x300.jpg 225w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-Prenses-Elisabeth-25-yas-gunu-portreleri-2.jpg 387w" sizes="auto, (max-width: 225px) 100vw, 225px" /></a></p>
<h3 data-path-to-node="5">Modern Eğitim ve Güçlenen Kamuoyu Rolü</h3>
<p data-path-to-node="6">Son yıllarda attığı adımlarla adından sıkça söz ettiren Prenses Elisabeth, kusursuz eğitimi ve kamusal alandaki duruşuyla Belçika halkının sevgisini kazanmış durumda. Oxford Üniversitesi’nde tarih ve siyaset bilimi alanındaki eğitimini tamamlayan, ardından askeri akademi geçmişiyle dikkat çeken prenses, ordu içerisindeki rütbeleriyle de ülkenin başkomutanlık görevine şimdiden hazırlanıyor.</p>
<p data-path-to-node="7">Avrupa genelindeki kraliyet ailelerinin genç kuşağından liderleri arasında gösterilen Elisabeth, son dönemde uluslararası diplomatik temaslarda ve kraliyet ziyaretlerinde babası Kral Philippe’e eşlik ederek devlet işlerindeki tecrübesini hızla artırıyor.</p>
<h3 data-path-to-node="8">Belçika&#8217;da Geleceğin Kraliçesi Beklentisi</h3>
<p data-path-to-node="9">Belçika anayasasında yapılan değişiklikler sayesinde tahtın varisi olan ilk kadın hükümdar unvanını taşıyan Prenses Elisabeth’in 25. yaş günü, ülkenin monarşi tarihindeki modernleşme sürecinin de en önemli dönüm noktalarından biri olarak görülüyor. Halk arasında son derece popüler olan prensesin doğum günü kutlamaları çerçevesinde saraya binlerce tebrik mesajı iletildiği bildirildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Brüksel&#8217;deki &#8220;Prodigy12&#8243;ye soruşturma!..</title>
		<link>https://belgoturk.tv/manset/brukseldeki-prodigy12ye-sorusturma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bthaber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2026 12:11:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Belçika]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=237016</guid>

					<description><![CDATA[Brüksel&#8217;deki Gösteri Merkezi Aylar Boyu İlgili İzinler Olmadan Ayakta Kaldı Brüksel’in De Brouckère Meydanı’nda bu yaz kurulan ve biletli gösterilere ev sahipliği yapan &#8220;Prodigy12&#8221; adlı devasa mavi küp (The Blue Cube), geçerli bir imar izni olmadan iki aydan uzun süre boyunca meydanda kaldı. Durum, Brüksel Şehircilik Devlet Sekreteri Ans Persoons Henry’nin, Brüksel Milletvekili ve şehir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Brüksel&#8217;deki Gösteri Merkezi Aylar Boyu İlgili İzinler Olmadan Ayakta Kaldı</h2>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-Prodigy12.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-large wp-image-237017" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-Prodigy12-1024x1024.jpg" alt="" width="1024" height="1024" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-Prodigy12-1024x1024.jpg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-Prodigy12-300x300.jpg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-Prodigy12-150x150.jpg 150w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-Prodigy12-768x768.jpg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-Prodigy12-570x570.jpg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-Prodigy12-701x701.jpg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-Prodigy12-1067x1067.jpg 1067w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-Prodigy12-30x30.jpg 30w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-Prodigy12.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></p>
<p data-path-to-node="1">Brüksel’in De Brouckère Meydanı’nda bu yaz kurulan ve biletli gösterilere ev sahipliği yapan <strong data-path-to-node="1" data-index-in-node="93">&#8220;Prodigy12&#8221;</strong> adlı devasa mavi küp (The Blue Cube), geçerli bir imar izni olmadan iki aydan uzun süre boyunca meydanda kaldı. Durum, Brüksel Şehircilik Devlet Sekreteri Ans Persoons Henry’nin, Brüksel Milletvekili ve şehir meclis üyesi Lotte Stoops’un (Yeşiller) sorularına verdiği yazılı yanıtla ortaya çıktı.</p>
<p data-path-to-node="2">Lotte Stoops, yapının gerekliliği bulunan çevre iznine sahip olup olmadığı konusunda da ciddi belirsizlikler bulunduğunu belirtti.</p>
<h3 data-path-to-node="3">İzin Muafiyeti Şartları Yerine Getirilmedi</h3>
<p data-path-to-node="4">Geçici kurulumların her zaman imar iznine ihtiyacı olmuyor. Ancak bu tür durumlarda organizatörlerin, muafiyetten yararlanabilmek için çalışmalar başlamadan en geç 60 gün önce bölgesel <strong data-path-to-node="4" data-index-in-node="185">MyPermit</strong> platformuna bildirimde bulunması zorunlu tutuluyor.</p>
<p data-path-to-node="5">Devlet Sekreteri Henry’nin açıklamasına göre, &#8220;Mavi Küp&#8221; için bu zorunlu bildirim hiçbir zaman yapılmadı.</p>
<p data-path-to-node="6">Stoops, bu durumun Brüksel Belediyesi’nin haziran ayında verdiği yanıtla çeliştiğine dikkat çekti. Belediye yönetimi o dönemde ilgili departmanların dosyayı incelediğini ve gerekli izinlerin alındığını iddia etmişti.</p>
<h3 data-path-to-node="7">Günlük Geliri 110 Bin Euro, Meydanı Ücretsiz mi Kullandılar?</h3>
<p data-path-to-node="8">Brüksel Milletvekili Stoops, organizatörlerin meydanın kullanımı için herhangi bir ücret ödeyip ödemediğini de sorguladı. Elindeki bazı kaynaklara dayanan Stoops, gösterinin günlük brüt hasılatının <strong data-path-to-node="8" data-index-in-node="198">110.000 euro</strong> civarında olmasına rağmen, alanın ücretsiz olarak tahsis edilmiş olabileceğini öne sürdü.</p>
<p data-path-to-node="9">Konuyla ilgili sert bir eleştiride bulunan Stoops, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p data-path-to-node="10,0"><em data-path-to-node="10,0" data-index-in-node="0">&#8220;Kamusal alan tüm Brüksel sakinlerine aittir. Bir meydan bütün bir yaz boyunca ticari bir projeye tahsis ediliyorsa, yetkililerin yapması gereken en az şey kurallara uyulup uyulmadığını denetlemek ve şehrin bundan ne kazandığı konusunda şeffaf olmaktır.&#8221;</em></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Brüksel’in Mimari Mirası!..</title>
		<link>https://belgoturk.tv/manset/brukselin-mimari-mirasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bthaber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2026 10:59:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Belçika]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=237009</guid>

					<description><![CDATA[Brüksel’in mimari mirası algısı büyük bir değişim geçiriyor. Uzun süre kentin silüetini bozduğu düşünülen savaş sonrası binalar, artık resmi olarak birer miras olarak kabul ediliyor. Frédéric Moreau’nun kaleme aldığı bu kapsamlı inceleme, başkentin banliyölerine yön veren modernist mimar Josse Franssen’in eserlerini ele alırken, bu yeni bakış açısının mimarlarının asıl hayallerini nihayet gerçeğe dönüştürüp dönüştüremeyeceğini sorguluyor. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="container">
<div id="model-response-message-contentr_79c1d0b3ae7c9114" class="markdown markdown-main-panel md-content enable-luminous-fast-follows enable-updated-hr-color" dir="ltr" aria-busy="false" aria-live="polite">
<p class="first-token" data-path-to-node="0"><strong><span class="">Brüksel’in mimari mirası algısı büyük bir değişim geçiriyor.</span></strong></p>
<p data-path-to-node="0"><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-large wp-image-237010" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-2-1024x739.jpg" alt="" width="1024" height="739" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-2-1024x739.jpg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-2-300x216.jpg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-2-768x554.jpg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-2-1536x1108.jpg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-2-124x90.jpg 124w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-2-570x411.jpg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-2-701x506.jpg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-2-1067x770.jpg 1067w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-2.jpg 1600w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></p>
<p class="first-token" data-path-to-node="0">Uzun süre kentin silüetini bozduğu düşünülen savaş sonrası binalar, artık resmi olarak birer miras olarak kabul ediliyor.</p>
<p class="first-token" data-path-to-node="0">Frédéric Moreau’nun kaleme aldığı bu kapsamlı inceleme, başkentin banliyölerine yön veren modernist mimar Josse Franssen’in eserlerini ele alırken, bu yeni bakış açısının mimarlarının asıl hayallerini nihayet gerçeğe dönüştürüp dönüştüremeyeceğini sorguluyor.</p>
<p data-path-to-node="1">İşte bu dönüşümün ve Josse Franssen’in hikâyesi:</p>
<h3 data-path-to-node="3">Brüksel Mirasının Değişen Yüzü</h3>
<p data-path-to-node="4">Brüksel’in mimari mirası artık eskisi gibi değil. Günümüzde asırlık binalar, kuleli Gotik malikânelerden ziyade düz çatılı Art Deco villalardan oluşuyor. Hatta bu durum beş yıl öncekiyle bile aynı değil. Ağustos 2024’te yürürlüğe giren yeni <b data-path-to-node="4" data-index-in-node="241">Yapılı Miras Yasal Envanteri</b>, yıkıma veya büyük tadilatlara karşı resmi koruma altındaki yapıların listesini devasa ölçüde genişletti.</p>
<p data-path-to-node="5">Listeye giren en yeni yapılar 2009 ve 2010 yıllarına (Anderlecht’teki bir yaya köprüsü ve spor salonu) ait olsa da, binlercesi pek çok kişinin zihninde kentsel kalitenin ani bir düşüşü olarak bilinen &#8220;Brükselleşme&#8221; (Brusselization) dönemiyle özdeşleşen savaş sonrası döneme uzanıyor. On yıllardır hazırlıkları süren bu yeni envanterin temel amaçlarından biri, bu algıya meydan okumak ve kentin mimari yaratımının tüm dönemlerine yönelik yeni bir takdir duygusu uyandırmaktır.</p>
<p data-path-to-node="6">Envanter, <b data-path-to-node="6" data-index-in-node="10">1936-99 Mimari Miras Tematik Envanteri</b>’ni de bünyesine katıyor. Bu sayede Art Deco ve erken dönem modernizminin öyküsü, Brüksel stilleri olarak tamamen hak ettiği değere kavuşuyor (bölge, 2025 yılında ilk Art Deco Yılı&#8217;nı kutlamıştı).</p>
<h3 data-path-to-node="7">Tarihsel Arka Plan: Koruma Anlayışının Evrimi</h3>
<p data-path-to-node="8">Belçika’da resmi miras koruması 1930’lu yıllara dayanıyor. Bu dönem, Paris’te Le Corbusier’nin, Brüksel’de ise Stanislas Jasinski’nin, eski şehir merkezlerinin teknolojik gelişmelere ve modern hijyen standartlarına uyarlanması amacıyla toptan yıkılmasını öngören projeleriyle aynı döneme denk geldi.</p>
<p data-path-to-node="9">İlk tescilli yapılar; Belediye Binası ve katedral, kiliseler ve malikâneler gibi ortaçağ, Rönesans ve Barok dönemine ait Brüksel yapılarıydı. Zamanla bu koruma çemberi dış banliyölere doğru genişleyerek Neoklasisizm&#8217;i ve 19. yüzyılın sonlarını da kapsamına aldı.</p>
<p data-path-to-node="10,0,0">1965 yılında Victor Horta’nın eseri <b data-path-to-node="10,0,0" data-index-in-node="36">Maison du Peuple</b>’ın (Halk Evi) yıkılarak yerine beton bir kulenin dikilmesi büyük bir toplumsal öfkeye yol açtı. Bu olay, 1914 öncesi mimarinin korunması yönündeki adımları hızlandırdı.</p>
<p data-path-to-node="10,1,0">Brüksel Bölgesi’nin mirası devraldığı 1989 yılında envanterler; miras kampanyacıları, rehber kitap yazarları ve kenti bir tasarım merkezi olarak pazarlayanlar için birer araca dönüşmüştü.</p>
<p data-path-to-node="10,2,0">1970&#8217;ler ve 1990&#8217;lardaki büyük genişletmelerin ardından 1939-99 envanteri, daha önce çok yeni oldukları düşünülen ancak artık orta yaşa giren ve yıkılmasalar bile büyük renovasyonlar gerektiren binaları da listeye dâhil etti.</p>
<p data-path-to-node="11">ULB’ye (Brüksel Serbest Üniversitesi) bağlı La Cambre-Horta Mimarlık Okulu’ndan akademisyenlerin oluşturduğu bir ekip tarafından 2022 derlenen envanter, geçmişin &#8220;merkez odaklı&#8221; mantığını tersine çevirerek bölgenin dış çeperlerinden içlerine doğru bir çalışma yürüttü.</p>
<p data-path-to-node="12">Brüksel Bölgesi&#8217;nde 1945-2001 dönemi arasında yapılmış toplam 195.000 binadan 61.000&#8217;inin bulunduğu tahmin ediliyor. Yoğun arşiv çalışmaları sonucunda ekip, yakın dönem mimarlarımız arasında <b data-path-to-node="12" data-index-in-node="191">512 yeni isim</b> ortaya çıkardı.</p>
<h3 data-path-to-node="14">Blokların Arkasındaki Adam: Josse Franssen</h3>
<p data-path-to-node="15"><i data-path-to-node="15" data-index-in-node="0">Architects’ Journeys (Parcours d’Architectes)</i> serisi, 1914 sonrası şehir silüetini dönüştüren ancak pek tanınmayan isimlere dikkat çekmeyi amaçlıyor. Fonds Mercator ve Docomomo tarafından yayımlanan serinin üçüncü kitabı; sanat tarihçileri <b data-path-to-node="15" data-index-in-node="240">Maurizio Cohen, Véronique Boone</b> ve <b data-path-to-node="15" data-index-in-node="275">Benoît Moritz</b> imzasını taşıyor ve <b data-path-to-node="15" data-index-in-node="309">Josse Franssen</b>’e odaklanıyor.</p>
<p data-path-to-node="16">Önceki ciltler, meslektaşlarıyla sık sık ters düşen Stanislas Jasinski ve Antoine Pompe gibi iki iddialı mimarı ele alırken (Jean-Baptiste Dewin’e adanan dördüncü kitabın 2027’de çıkması bekleniyor), Franssen daha uyumlu bir karaktere sahipti ve ününü büyük konut bloklarına borçluydu.</p>
<p data-path-to-node="17">Yazarlar yerel ve ulusal arşivleri tarayarak Franssen’in tasarladığı veya ortak olduğu <b data-path-to-node="17" data-index-in-node="87">90&#8217;dan fazla bina</b> belirledi. Horta gibi o da hayatının son döneminde belgelerinin çoğunu elden çıkardığı için bu sayının daha fazla olması muhtemeldir.</p>
<p data-path-to-node="18">Kitabın açılış biyografisinde, Franssen’in şehircilik, mimari ve dekoratif sanatların bir araya geldiği ortak bir ekosistem yaratma hayalleri ve nihai hayal kırıklığı gözler önüne seriliyor.</p>
<h3 data-path-to-node="19">Modern Yaşamın Mimarisi</h3>
<p data-path-to-node="20">1906 yılında mütevazı bir Brüksel ailesinin çocuğu olarak dünyaya gelen Joseph Franssen, çocukluk evinin kapısından çıktığında Adalet Sarayı’nın mimarı Joseph Poelaert’in eserini görüyordu.</p>
<p data-path-to-node="21">Birinci Dünya Savaşı sonrasında modernist akımla tanışan Franssen, geleneksel stillerin artık modern yaşamın ihtiyaçlarına yanıt vermediğini fark ederek St. Luke Okulu&#8217;ndan ayrıldı ve eğitimini Victor Horta’nın yönetimindeki Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi’nde tamamladı.</p>
<p data-path-to-node="22">1929 yılında Uccle’daki Coghen Meydanı’nda kendisine bir ev ve stüdyo inşa eden Franssen, düz teras çatıları, panaromik pencereleri ve süslemeden arındırılmış cepheleriyle Brüksel’i Paris ve De Stijl akımının tasarım anlayışıyla tanıştırdı.</p>
<h3 data-path-to-node="24">Kitleler İçin İnşa Etmek</h3>
<p data-path-to-node="25">Leuven ve Brüksel’deki deneysel projeleriyle dikkat çeken Franssen, 1930&#8217;ların ekonomik krizlerinin ardından mimarların yasal statü kazanması için mücadele eden SCAB (Belçika Merkezi Mimarlar Derneği) ve SBUAM gibi kuruluşlarda aktif rol aldı.</p>
<p data-path-to-node="26,0,0"><b data-path-to-node="26,0,0" data-index-in-node="0">1933 Villa Fauville (Heverlee):</b> Le Corbusier ve Yeni Nesnellik akımından izler taşıyan kaletepe modernist bir küp.</p>
<p data-path-to-node="26,1,0"><b data-path-to-node="26,1,0" data-index-in-node="0">1939 Villa Van Overbergh:</b> Leuven sınırında, şerit pencereleri ve kavisli bahçe cephesiyle prestijli Van de Ven ödüllerinde ortak birincilik kazanan eser.</p>
<p data-path-to-node="27"><b data-path-to-node="27" data-index-in-node="0">İkinci Dünya Savaşı Sonrası ve Apartman Blokları Dönemi:</b> 1944 yılında Henri Ruttiens ile başlayan iş birliği, Franssen’e adını kazandıran dönemin kapısını araladı. Schaerbeek tren istasyonu yakınında inşa edilen <b data-path-to-node="27" data-index-in-node="212">Duplex</b> projesi, orta sınıfın ev sahibi olma hayaline hitap ediyordu ve gündüz-gece yaşam alanlarını ayıran dubleks dairelerden oluşuyordu.</p>
<p data-path-to-node="28">Başarılarını sürdüren Franssen, 1950 yılında inşa ettiği <b data-path-to-node="28" data-index-in-node="57">Brand Whitlock Residence</b> ile konut mimarisinde çığır açtı:</p>
<p data-path-to-node="29,0,0">Mavi loggia balkonlar, pembe tonlu kuvarsit taşlar ve heykeltıraş Oscar de Clerck’in kanatlı at kabartması projeye sanatsal bir dokunuş kattı.</p>
<p data-path-to-node="29,1,0">Ünlü sanat eleştirmeni Paul Caso onun için, <i data-path-to-node="29,1,0" data-index-in-node="44">&#8220;Josse Franssen, heykeli yeniden entegre ederek sözde işlevsel mimarinin katılığını insancıllaştıran ilk kişilerden biriydi&#8221;</i> ifadelerini kullandı.</p>
<p data-path-to-node="30">1955 tarihli <b data-path-to-node="30" data-index-in-node="13">Josaphat Residence</b> ve <b data-path-to-node="30" data-index-in-node="35">Europa Building</b> (78 metre uzunluğunda, 12 katlı ve 115 daireli anıtsal yapı) gibi devasa projeler ise otomobil odaklı şehirleşme rüzgarına ayak uydurdu.</p>
<p data-path-to-node="31">Franssen’in başyapıtı olarak kabul edilen <b data-path-to-node="31" data-index-in-node="42">Résidence Les Nations</b> (1955-59), Avenue Franklin Roosevelt’in sonunda, Sonian Ormanı’nın girişinde yer alır. Pilotlar (sütunlar) üzerine yükseltilen yapı, trafikten arındırılmış yapısıyla SBUAM’ın 1930’lardaki peyzaj vizyonunu en iyi yansıtan eserlerden biridir. Ancak Shell petrol şirketinin ortaklığıyla yürütülen bu süreçte projeden uzaklaşması, Franssen’in ticarileşen rekabet ortamında yeniliklerin boğulduğundan yakınmasına neden oldu.</p>
<h3 data-path-to-node="33">Brükselleşmeden Mirasa: Sonuç ve Gelecek</h3>
<p data-path-to-node="34">1939-99 envanterindeki 4.000’den fazla yapının yasal envantere girmesi, Brüksel’in &#8220;miras&#8221; tanımını kökten değiştirdi. Bu durum bir yıkım veya koruma emrinden ziyade, yetkilileri potansiyel kayıplara karşı uyaran bir emniyet sübapları mekanizması olarak çalışıyor.</p>
<p data-path-to-node="35">Bugün Brüksel, arabaların egemenliğindeki caddeleri insan odaklı hale getirmeye çalışırken, savaş sonrası modernist mirasını da yeniden sahipleniyor. Louise Kulesi gibi yapıların aslına sadık kalınarak yenilenmesi, bu anlayışın meyvelerini vermeye başladığını gösteriyor.</p>
<p data-path-to-node="36">Brüksel, mimari mirasını reddetmek yerine ona sahip çıkarsa, yeşil alanları, gölgelikleri ve herkes için mobiliteyi artırarak hem eski hem de yeni mirasına çok daha hak ettiği bir zemin sunabilir. Böylece, neredeyse bir asır önce Josse Franssen ve meslektaşlarının hayalini kurduğu modernizm idealleri nihayet gerçeğe dönüşebilir.</p>
<p data-path-to-node="36"><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-large wp-image-237011" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-1024x859.jpg" alt="" width="1024" height="859" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-1024x859.jpg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-300x252.jpg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-768x645.jpg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-1536x1289.jpg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-570x478.jpg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-701x588.jpg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-1067x896.jpg 1067w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi.jpg 1649w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></p>
<p data-path-to-node="36"><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-1.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-large wp-image-237012" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-1-1024x955.jpeg" alt="" width="1024" height="955" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-1-1024x955.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-1-300x280.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-1-768x716.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-1-186x173.jpeg 186w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-1-570x532.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-1-701x654.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-1-1067x995.jpeg 1067w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-mimari-mirasi-1.jpeg 1355w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></p>
</div>
</div>
<p data-path-to-node="36">
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara ve Brüksel&#8217;den Ortak Hamle</title>
		<link>https://belgoturk.tv/manset/ankara-ve-brukselden-ortak-hamle/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bthaber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2026 07:01:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Belçika]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=237024</guid>

					<description><![CDATA[ANKARA VE BRÜKSEL&#8217;DEN ORTAK HAMLE: ULUSLARARASI SUÇ ÇETELERİNE KARŞI &#8220;BELÇİKA MODELİ&#8221; DEVRİ BAŞLIYOR!.. Türkiye ile Belçika arasında, özellikle organize suç örgütleri ve Avrupa’ya kaçarak izini kaybettiren suç liderlerinin iadesi ile takibini kapsayan kritik bir ortak eylem planı hayata geçirildi. &#8220;Belçika Modeli&#8221; olarak adlandırılan bu yeni güvenlik ve diplomasi mekanizması, iki ülke arasındaki iş birliğinde yeni [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 class="" data-path-to-node="0">ANKARA VE BRÜKSEL&#8217;DEN ORTAK HAMLE: ULUSLARARASI SUÇ ÇETELERİNE KARŞI &#8220;BELÇİKA MODELİ&#8221; DEVRİ BAŞLIYOR!..</h2>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-Ankara-Sinir-Asan-Suclar.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-237025" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-Ankara-Sinir-Asan-Suclar.jpg" alt="" width="1024" height="683" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-Ankara-Sinir-Asan-Suclar.jpg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-Ankara-Sinir-Asan-Suclar-300x200.jpg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-Ankara-Sinir-Asan-Suclar-768x512.jpg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-Ankara-Sinir-Asan-Suclar-570x380.jpg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-Ankara-Sinir-Asan-Suclar-701x468.jpg 701w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></p>
<p data-path-to-node="1"><b data-path-to-node="1" data-index-in-node="0">Türkiye ile Belçika arasında, özellikle organize suç örgütleri ve Avrupa’ya kaçarak izini kaybettiren suç liderlerinin iadesi ile takibini kapsayan kritik bir ortak eylem planı hayata geçirildi. &#8220;Belçika Modeli&#8221; olarak adlandırılan bu yeni güvenlik ve diplomasi mekanizması, iki ülke arasındaki iş birliğinde yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.</b></p>
<p data-path-to-node="2">Küresel organize suç ağlarına ve sınır aşan suç örgütlerine karşı uluslararası alanda atılan ortak adımlara bir yenisi eklendi. Türkiye ve Belçika hükümetleri, güvenlik ve yargı iş birliğini en üst seviyeye taşıyacak kapsamlı bir eylem planı üzerinde mutabakata vardı. Diplomatik çevrelerden edinilen bilgilere göre, günün en sıcak dış politika ve güvenlik başlıkları arasında yer alan bu anlaşma, özellikle son yıllarda Avrupa ülkelerini mesken tutan suç şebekelerini ve aranan liderleri yakından ilgilendiriyor.</p>
<h3 data-path-to-node="3">&#8220;Belçika Modeli&#8221; Ne Anlama Geliyor?</h3>
<p data-path-to-node="4">Uzun süredir istihbarat ve emniyet birimleri arasında yürütülen teknik görüşmelerin ardından somut bir hukuki çerçeveye oturtulan yeni mekanizma, bilinen adıyla <b data-path-to-node="4" data-index-in-node="161">&#8220;Belçika Modeli&#8221;</b>, iki ülke arasındaki bilgi akışını hızlandırmayı ve bürokratik engelleri en aza indirmeyi hedefliyor.</p>
<p data-path-to-node="5">Modelin temel unsurları arasında şunlar yer alıyor:</p>
<p data-path-to-node="6,0,0"><b data-path-to-node="6,0,0" data-index-in-node="0">Hızlı Bilgi Paylaşımı:</b> Organize suç örgütlerinin finansal hareketleri, para aklama yöntemleri ve kılık değiştirerek Avrupa’da barınma biçimleri hakkında anlık istihbarat paylaşımı.</p>
<p data-path-to-node="6,1,0"><b data-path-to-node="6,1,0" data-index-in-node="0">Etkin İade Süreçleri:</b> Belçika’da veya genel olarak Avrupa coğrafyasında saklanan Türk kökenli ya da uluslararası aranan suç liderlerinin Türkiye’ye iadesi veya adli mercilere teslim edilmesinde yaşanan hukuki tıkanıklıkların aşılması.</p>
<p data-path-to-node="6,2,0"><b data-path-to-node="6,2,0" data-index-in-node="0">Ortak Çalışma Grupları:</b> İki ülkenin içişleri ve adalet bakanlıklarına bağlı uzman ekiplerin doğrudan koordinasyon içinde çalışacağı özel bir operasyonel hat kurulması.</p>
<h3 data-path-to-node="7">Sınır Aşan Suçlarla Mücadelede Yeni Eşik</h3>
<p data-path-to-node="8">Uzmanlar, Türkiye ile Belçika gibi stratejik bir merkezi barındıran bir ülkenin imzaladığı bu eylem planının, sadece ikili ilişkiler açısından değil, tüm Avrupa coğrafyasındaki güvenlik mimarisi açısından da emsal teşkil edebileceğini belirtiyor. Özellikle uyuşturucu ticareti, insan kaçakçılığı ve organize suç gelirlerinin aklanması gibi konularda Brüksel ve Ankara arasında kurulacak bu sağlam köprünün, suç örgütlerine göz açtırmayacağı vurgulanıyor.</p>
<p data-path-to-node="9">Uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandıran bu stratejik iş birliğinin, önümüzdeki günlerde diğer Avrupa Birliği üyesi ülkeler için de örnek bir model oluşturup oluşturmayacağı yakından takip ediliyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erhan Yurdayüksel: Ada Sahilleri&#8230;</title>
		<link>https://belgoturk.tv/belgoturk-yazarlari/erhan-yurdayuksel-ada-sahilleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bthaber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2026 01:01:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgotürk Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Erhan Yurdayüksel]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=237005</guid>

					<description><![CDATA[ADA SAHİLLERİNDE BEKLİYORUM… AMA BÜTÇE İZİN VERİRSE! Bir zamanlar şeker paketinden bizde plastik oyuncak, Almanya’da ise ada çıkardı, şimdi ay sonunu getirmek için paketten hesap makinesi çıkmalı! Pazar sohbetimizi şöyle hayal edelim: Fonda “Ada Sahillerinde Bekliyorum” şarkısı, masada köpüklü bir kahve, zihnimizde şehirden uzak, sessiz sakin bir adada huzur bulma hayali… Ne trafik var ne [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>ADA SAHİLLERİNDE BEKLİYORUM… AMA BÜTÇE İZİN VERİRSE!</h1>
<p data-path-to-node="1"><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/11/erhan-yurdayuksel.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-193933 size-thumbnail" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/11/erhan-yurdayuksel-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/11/erhan-yurdayuksel-150x150.jpg 150w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/11/erhan-yurdayuksel-30x30.jpg 30w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>Bir zamanlar şeker paketinden bizde plastik oyuncak, Almanya’da ise ada çıkardı, şimdi ay sonunu getirmek için paketten hesap makinesi çıkmalı!</p>
<p data-path-to-node="2">Pazar sohbetimizi şöyle hayal edelim:</p>
<p>Fonda “Ada Sahillerinde Bekliyorum” şarkısı, masada köpüklü bir kahve, zihnimizde şehirden uzak, sessiz sakin bir adada huzur bulma hayali…</p>
<p>Ne trafik var ne korna sesi ne de bitmek bilmeyen hayat pahalılığı!</p>
<p>İnsan şöyle bir denize bakacak, derin bir nefes alacak, bütün dertlerini dalgalara bırakacak…</p>
<p data-path-to-node="3">Tabii dalgalar da artık eskisi gibi değil!</p>
<p>Onların da kıyıya vurduğu yerde bir maliyet hesabı, bir bakım gideri, bir de kabarık adisyonlar çıkmasından korkuyor insan.</p>
<p>“Hayali bile güzel!” demeyin hemen.</p>
<p>Çünkü bırakın bizim bir adaya kaçıp kafamızı dinlememizi, Kanada’da bedavaya ada kazanan adam bile ekonomik gerçeklere yenilmiş durumda.</p>
<p>Anlaşılan, günümüz dünyasında cennetin bile bir işletme maliyeti var!</p>
<p data-path-to-node="4">Hikâyemizin kahramanı, Almanya’nın Bavyera eyaletinde yaşayan Matthias R. Kendisi bundan 21 yıl önce, 2005 yılında, Haribo’nun düzenlediği bir çekiliş sayesinde hayatının en sıra dışı ödülünü kazanıyor:</p>
<p>Kanada’nın Nova Scotia eyaletinde özel bir ada, ahşap bir ev, kano, balıkçılık ekipmanları ve elbette koli koli meşhur Altın Ayıcık şekerlemeleri…</p>
<p data-path-to-node="5">Bazı insanlara çekilişten tost makinesi çıkar, bazılarına kahve fincanı, Matthias’a ise bildiğiniz ada çıkıyor!</p>
<p>Üstelik deniziyle, iskelesiyle, ahşap eviyle…</p>
<p>Şekerin içinden çıkan mutluluk, kelimenin tam anlamıyla gayrimenkule dönüşüyor.</p>
<p>Ancak hayat, şeker tadında başlayan her hikâyenin sonunu tatlı bitirmiyor.</p>
<h3 data-path-to-node="7">Şekerden Çıkan Ada, Masraftan Çıkan Hayat Dersi!</h3>
<p data-path-to-node="8">Matthias’ın kazandığı ada, zamanla bir huzur mekânından çok, uzaktan yönetilmesi gereken bir işletmeye dönüşmüş.</p>
<p>Çünkü burası, kapıyı açınca kaloriferin yandığı, musluğu çevirince suyun aktığı, düğmeye basınca elektriğin geldiği şehir hayatından biraz farklı.</p>
<p data-path-to-node="9">Elektrik güneş panellerinden sağlanıyor.</p>
<p>Su, gölden pompalanıyor.</p>
<p>Tuvalet ise kompost sistemiyle çalışıyor.</p>
<p>Yani doğayla iç içe, çevre dostu, sade bir yaşam…</p>
<p>Fakat bu romantik tablonun küçük bir kusuru var:</p>
<p>Doğa insana huzur veriyor ama faturaları ödemiyor!</p>
<p data-path-to-node="10">Üstelik adaya ulaşmak için yaklaşık 10 saatlik bir yolculuğu göze almak gerekiyor.</p>
<p>Uçak bileti, araç kiralama, ulaşımın diğer giderleri derken, insanın kafasını dinlemek için çıktığı yolculuk, daha adaya varmadan bütçeyi yoruyor.</p>
<p>Bir de yıllık yüklü miktarda gelen emlak vergisi var!</p>
<p data-path-to-node="11">İşte tam burada romantizm yerini muhasebeye bırakıyor.</p>
<p>Deniz masmavi, orman yemyeşil, göl pırıl pırıl…</p>
<p>Ama insanın gözünün önüne bir anda banka hesabı geliyor.</p>
<p>Martılar özgürce uçarken, zihninizde hesap makinesi tuşları çalışıyor:</p>
<p><em>“Bu ay gitmesek mi? Uçak biletini seneye alsak? </em></p>
<p><em>Şu iskeleyi de bir sonraki yaza bıraksak?”</em></p>
<p>Derken bir bakmışsınız, adanın sahibi değil, adanın bütçe planlama müdürü olmuşsunuz!</p>
<p data-path-to-node="12">Matthias’ın anne ve babası da yıllarca adanın bakımını üstlenmiş.</p>
<p>Ne var ki mesafeler, emek ve masraflar, zamanla bu sıra dışı mülkü bir hayal olmaktan çıkarıp zahmetli bir sorumluluğa dönüştürmüş.</p>
<p>Sonunda karar verilmiş: Ada, satışa çıkarılmış.</p>
<p data-path-to-node="13">Şimdi düşünün, bir zamanlar şekerleme paketinden çıkan etiketle kazanılan ada, bugün sahibine “Beni artık başkası finanse etsin!” der gibi yeni bir alıcı bekliyor.</p>
<p>Demek ki bazen en pahalı şey, bedavaya kazandığınız şey olabiliyormuş!</p>
<h3 data-path-to-node="15">Bizde Ada Almak mı? Önce Ay Sonunu Görelim!</h3>
<p data-path-to-node="16">Gelelim meselenin Türkiye cephesine…</p>
<p>Alman vatandaşı, Kanada’da kendisine hediye edilen 6,5 hektarlık adayı yıllık vergisi, uçak bileti ve bakım masrafları yüzünden elden çıkarmaya çalışıyor.</p>
<p>Biz de bu haberi okurken bir an durup kendi ekonomik gerçeklerimizi düşünüyoruz.</p>
<p data-path-to-node="17">Adamın derdi adasına nasıl gideceği, bizim derdimiz ay sonuna nasıl gideceğimiz!</p>
<p>O, uçak biletinin fiyatını hesaplıyor, biz pazara gitmeden önce hangi günün daha hesaplı olduğunu araştırıyoruz.</p>
<p>O, yıllar önce taktırdığı güneş panelinin bakımını düşünüyor, biz elektrik faturasını görünce evdeki bütün ışıkları kapatıp güneşin batmaması için dua ediyoruz.</p>
<p data-path-to-node="18">Elbette Almanya’da da geçim sıkıntısı var, vergiler var, hayat pahalılığı var.</p>
<p>Ancak bu hikâyedeki tezat, insanın yüzünde acı bir tebessüm bırakıyor:</p>
<p>Birinin ekonomik hesabı, kendisine ait bir adayı satıp satmamaya dayanırken, diğerinin hesabı çoğu zaman temel ihtiyaçlarını hangi sırayla karşılayacağına dayanıyor.</p>
<p data-path-to-node="19">Bizde bir vatandaşın Marmara Denizi’nde küçük bir tekne alıp kıyıya bağlama hayali kurduğunu düşünün.</p>
<p>Daha teknenin kendisini almadan önce marina ücretini, bakım giderlerini, yakıtı, vergileri hesaplaması gerekiyor.</p>
<p>Tekne suya inmeden bütçe karaya oturabilir!</p>
<p data-path-to-node="20">Hatta bazıları için mesele tekne almak da değil.</p>
<p>Ay sonuna kadar mutfak masrafını denkleştirmek, pazarda uygun fiyatlı sebzeyi bulmak, markette etikete iki kere bakmadan alışveriş yapabilmek…</p>
<p>Bizim için hayat, bazen öyle bir ekonomik dayanıklılık yarışına dönüşüyor ki yarışmanın adı belli: <strong data-path-to-node="20" data-index-in-node="291">Survivor: Ay Sonu Adası!</strong></p>
<p data-path-to-node="21">Ödül mü? Maaş yatana kadar borçların tamamını kapatmadan hayatta kalabilmek!</p>
<p>Üstelik bu yarışmada elenenin yerine yenisi gelmiyor.</p>
<p>Yarışmacı her ay yeniden başlıyor, parkur aynı, engeller aynı, hatta bazı engellerin fiyatı bir önceki aya göre daha yüksek!</p>
<h3 data-path-to-node="23">Köpüklü Kahvenin Köpüğü Kaçtı, Hesabı Kaldı!</h3>
<p data-path-to-node="24">Bir de şu kahve meselesi var…</p>
<p>Yazının başında ne güzel hayal kurmuştuk: Sessiz bir ada, deniz manzarası, elimizde sade köpüklü bir kahve…</p>
<p>Oysa bugün dışarıda kahve içmek bile başlı başına bir bütçe kalemi hâline gelebiliyor.</p>
<p data-path-to-node="25">Kahvenin fiyatını menüde görünce insan önce kahveye mi baktığını, yoksa küçük bir yatırım fırsatını mı incelediğini şaşırıyor.</p>
<p>Bir fincan kahve içip manzaraya karşı düşüncelere dalmak istiyorsunuz, ama düşünceleriniz dönüp dolaşıp aynı yere geliyor:</p>
<p><em>“Bu parayla evde kaç fincan kahve içerdim?”</em></p>
<p>Eskiden kahve insanı ayıltırdı, şimdi fiyatı insanı kendine getiriyor!</p>
<p data-path-to-node="26">Kahvenin yanında bir de tatlı söylerseniz, Haribo’nun Altın Ayıcıkları aklınıza geliyor.</p>
<p>Matthias, şekerleme sayesinde ada sahibi olmuştu.</p>
<p>Biz ise şekerin fiyatına bakarken bazen bir ada hayalinden vazgeçip bir sonraki market kampanyasını bekliyoruz.</p>
<p data-path-to-node="27">İşin trajikomik tarafı şu:</p>
<p>Adam şekerle ada kazanmış, masraflardan kurtulmak için adasını satıyor.</p>
<p>Biz de şeker alırken bütçemizi kontrol ediyor, kahveyi içerken hesabı düşünüyor, tatil planı yaparken önce kredi kartı ekstresini açıyoruz.</p>
<p>Bir zamanlar “Nereye gitsek?” diye sorardık.</p>
<p>Şimdi sorumuz biraz değişti:</p>
<p><strong>“Gitsek, dönüş parasını da ayırabilir miyiz?”</strong></p>
<h3 data-path-to-node="29">Asıl Lüks, Adaya Sahip Olmak Değil, Kafanı Dinleyebilmek!</h3>
<p data-path-to-node="30">Ancak hikâye bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor:</p>
<p>Bir şeyin sahibi olmakla ondan keyif alabilmek aynı şey değil.</p>
<p>Mülkünüz olabilir ama ona gidecek zamanınız olmayabilir.</p>
<p>Eviniz olabilir ama bakımını karşılamak zorlaşabilir.</p>
<p>Bir adanız olabilir ama orada huzur bulmak için yaptığınız hesaplar huzurunuzu kaçırabilir.</p>
<p data-path-to-node="32">Ekonominin hayatımıza etkisi de tam burada ortaya çıkıyor.</p>
<p>Gelirimiz yalnızca ne satın alabileceğimizi değil, sahip olduklarımızdan ne kadar yararlanabileceğimizi de belirliyor.</p>
<p>Hatta bazen hayal kurarken bile önce maliyet hesabı yapıyoruz.</p>
<p>İnsanın canını sıkan da biraz bu değil mi?</p>
<p data-path-to-node="33">Eskiden bir adaya kaçmayı hayal ederdik, şimdi hayalimize ulaşım, konaklama, bakım ve vergi kalemleri ekliyoruz.</p>
<p>Hayaller bile neredeyse fizibilite raporu istiyor!</p>
<p>Yine de bütün bunların arasında küçük bir tesellimiz var:</p>
<p><strong>Hayal kurmak hâlâ bedava. Şimdilik…</strong></p>
<p data-path-to-node="34">O hâlde bu pazar, en iyisi biz en yakın çay ocağına uğrayalım.</p>
<p>Bir bardak çay söyleyelim, telefonumuzdan “Ada Sahillerinde Bekliyorum” şarkısını açalım.</p>
<p>Gözlerimizi kapatıp kendimizi masmavi suların ortasında, kuş sesleri eşliğinde hayal edelim.</p>
<p>Ne uçak bileti soran var ne emlak vergisi ne de güneş panelinin bakımını yapan usta…</p>
<p data-path-to-node="35">Yalnız, çay ocağından kalkarken hesabı ödemeyi unutmayalım.</p>
<p><strong>Hayaller vergi dışı olabilir ama çay henüz değil!</strong></p>
<p data-path-to-node="36"><em> “Ada sahillerinde bekliyorum…”</em></p>
<p data-path-to-node="38">Bu hikâye, hayatı dolara endeksli, geçim derdini çoktan geride bırakmış bir avuç azınlığa La Fontaine masallarından biri gibi gelebilir.</p>
<p>Oysa milyonlarca insan için hayat, masallardaki gibi mutlu sonla bitmiyor.</p>
<p>Çoğunluğun payına düşen, her gün yeniden başlayan bir <strong data-path-to-node="40" data-index-in-node="266">Survivor: Issız Adalar</strong> mücadelesi…</p>
<p>Ne tropik bir ada var ufukta ne de yarışmanın sonunda kazanılacak büyük ödül.</p>
<p>Sadece bitmeyen faturalar, eriyen maaşlar ve her geçen gün biraz daha uzağa düşen hayaller var.</p>
<p data-path-to-node="41">Asıl acı olan da insanın yoksulluğa alışması değil, bir zamanlar sıradan saydığı mutlulukları artık lüks, kurduğu hayalleri ise ulaşılmaz görmeye başlaması.</p>
<p>Bir fincan kahvenin, birkaç günlük tatilin, başını dinleyeceği küçücük bir kıyının hesabını yapmak zorunda kalması…</p>
<p data-path-to-node="42">Belki de bu yüzden “Ada Sahillerinde Bekliyorum” şarkısının ardından gelen o ses, her geçen gün daha anlamlı, daha yakıcı duyulacak:</p>
<p data-path-to-node="43"><em data-path-to-node="43" data-index-in-node="0">“Uyan be kardeşim, uyan!”</em> Şarkısına geçtik…</p>
<p data-path-to-node="44">Peki sevgili okurlar, hayallerin kıyıya vurduğu, umutların enflasyona yenildiği, insanların yaşamakla geçinmek arasında sıkışıp kaldığı bu düzende siz ne düşünüyorsunuz?</p>
<p data-path-to-node="45">Söz sizde:</p>
<p data-path-to-node="46,0,0">Biz ne zaman hayatı yaşamayı bırakıp yalnızca hayatta kalmaya çalışır olduk?</p>
<p data-path-to-node="46,1,0">Geçim derdi, hayallerimizi ve yaşam sevincimizi ne ölçüde elimizden aldı?</p>
<p data-path-to-node="46,2,0">Tatil yapmak, bir fincan kahve içmek, sevdiklerimizle huzurlu bir gün geçirmek ne zaman lükse dönüştü?</p>
<p data-path-to-node="46,3,0">Sizce bugün mesele gerçekten adaya gitmek mi, yoksa hayatın yükünden uzaklaşacak küçücük bir nefes alanı bulabilmek mi?</p>
<p data-path-to-node="46,4,0">Nasıl bir ülkede, nasıl bir ekonomik düzende yaşamak istiyoruz?</p>
<p>Emeğimizin karşılığını alabildiğimiz, yarın kaygısı taşımadığımız ve hayal kurarken önce cüzdanımıza bakmak zorunda kalmadığımız bir hayat sizce mümkün mü?</p>
<p data-path-to-node="47">Ne de olsa bazıları adalarda tatil yapıyor, bazılarıysa bir günlüğüne bile olsa hayatın yükünden uzaklaşacağı bir kıyının hayalini kuruyor.</p>
<p>Yorumlarınızı, düşüncelerinizi ve yaşadıklarınızı paylaşın.</p>
<p>Çünkü bazen bir toplumun gerçek hikâyesi, rakamlarda değil, insanların anlattıklarında saklıdır.</p>
<p data-path-to-node="48">İyi tatiller… Bu Pazarki kahve sohbetimiz, tatil hayalini kurup da gidemeyenlere sabır dileğimiz, hâlâ değişime inananlara umut olsun.</p>
<p data-path-to-node="48"><strong>Erhan Yurdayüksel</strong></p>
<p data-path-to-node="48"><strong>25 Ekim 2026</strong></p>
<p data-path-to-node="48">
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Belçika Kralı&#8217;ndan Kazakistan&#8217;a Stratejik Ziyaret</title>
		<link>https://belgoturk.tv/manset/belcika-kralindan-kazakistana-stratejik-ziyaret/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bthaber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Oct 2026 09:58:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Belçika]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=236996</guid>

					<description><![CDATA[ TARİHİ ZİYARETİN YANSIMALARI: BELÇİKA KRALI&#8217;NDAN KAZAKİSTAN&#8217;A STRATEJİK ÇIKARMA Belçika Kralı Philippe ve Kraliçe Mathilde&#8217;in Orta Asya&#8217;ya gerçekleştirdiği tarihteki ilk resmi devlet ziyareti, iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin kapısını araladı. Kritik hammaddelerden Orta Koridor&#8217;a kadar birçok stratejik başlığın ele alındığı ziyaretin yankıları sürerken, uzmanlar bu hamlenin jeopolitik ve ekonomik önemine dikkat çekiyor. Belçika ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong>TARİHİ ZİYARETİN YANSIMALARI: BELÇİKA KRALI&#8217;NDAN KAZAKİSTAN&#8217;A STRATEJİK ÇIKARMA</p>
<div class="mceTemp"></div>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-krali-kazakistan-ziyareti.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-large wp-image-236998" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-krali-kazakistan-ziyareti-1024x683.jpg" alt="" width="1024" height="683" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-krali-kazakistan-ziyareti-1024x683.jpg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-krali-kazakistan-ziyareti-300x200.jpg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-krali-kazakistan-ziyareti-768x512.jpg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-krali-kazakistan-ziyareti-1536x1024.jpg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-krali-kazakistan-ziyareti-570x380.jpg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-krali-kazakistan-ziyareti-701x467.jpg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-krali-kazakistan-ziyareti-1067x711.jpg 1067w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-krali-kazakistan-ziyareti.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></p>
<p data-path-to-node="1"><strong data-path-to-node="1" data-index-in-node="0">Belçika Kralı Philippe ve Kraliçe Mathilde&#8217;in Orta Asya&#8217;ya gerçekleştirdiği tarihteki ilk resmi devlet ziyareti, iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin kapısını araladı.</strong><strong> Kritik hammaddelerden Orta Koridor&#8217;a kadar birçok stratejik başlığın ele alındığı ziyaretin yankıları sürerken, uzmanlar bu hamlenin jeopolitik ve ekonomik önemine dikkat çekiyor.</strong></p>
<p>Belçika ve Kazachstan diplomatik ilişkilerinin kurulduğu 1992 yılından bu yana bir Belçika hükümdarının Kazakistan&#8217;a gerçekleştirdiği <strong data-path-to-node="2" data-index-in-node="134">ilk resmi devlet ziyareti</strong> olma özelliği taşıyan bu kritik temas, başkent Astana ve Almatı&#8217;da geniş yankı uyandırdı.</p>
<p data-path-to-node="3">Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev tarafından Cumhurbaşkanlığı Sarayı&#8217;nda görkemli bir törenle karşılanan Kral Philippe, iki ülke arasındaki iş birliğinin sadece diplomatik değil, aynı zamanda hayati ekonomik ortaklıklara dayandığını vurguladı.</p>
<h3 data-path-to-node="4">Masadaki Öncelikli Gündem: Kritik Hammaddeler ve Yeşil Dönüşüm</h3>
<p data-path-to-node="5">Ziyaretin en stratejik ayaklarından birini, iki ülke heyetlerinin katıldığı <strong data-path-to-node="5" data-index-in-node="76">Kritik Hammaddeler Yuvarlak Masa Toplantısı</strong> oluşturdu. Avrupa Birliği&#8217;nin yeşil dönüşüm süreçlerinde ve yüksek teknoloji endüstrisinde büyük bir öneme sahip olan uranyum ve kritik hammaddelerin tedariğinde Kazakistan&#8217;ın rolü, görüşmelerin merkezinde yer aldı.</p>
<p data-path-to-node="6">Brüksel yönetiminin, tedarik zincirlerini çeşitlendirmek ve Avrupa sanayisinin hammadde güvenliğini garanti altına almak adına Kazakistan ile bağları daha da güçlendirmek istediği belirtiliyor.</p>
<h3 data-path-to-node="7">Ticarette &#8220;Orta Koridor&#8221; Stratejisi</h3>
<p data-path-to-node="8">Görüşmelerin bir diğer kilit maddesi ise Asya ile Avrupa&#8217;yı bağlayan lojistik arter <strong data-path-to-node="8" data-index-in-node="84">Orta Koridor (Middle Corridor)</strong> oldu. Çin&#8217;den Türkiye ve Orta Doğu üzerinden Avrupa&#8217;ya uzanan bu ticaret ve lojistik hattının kapasitesinin artırılması, her iki tarafın da ortak öncelikleri arasında yer alıyor.</p>
<p data-path-to-node="9">Kazakistan, Avrupa pazarlarına açılmada Belçika&#8217;yı kilit bir lojistik ve siyasi geçiş kapısı olarak görürken; Belçika limanları ve lojistik devleri de Asya ticaretinde alternatif ve güvenli bir güzergah olan bu koridorda daha aktif rol almayı hedefliyor.</p>
<h3 data-path-to-node="10">Teknoloji, Eğitim ve Kültürel Bağlar</h3>
<p data-path-to-node="11">Ziyaret yalnızca ticaretle sınırlı kalmadı. Kral Philippe ve Kraliçe Mathilde, Astana&#8217;daki yapay zeka ve inovasyon merkezi <em data-path-to-node="11" data-index-in-node="123">Astana Hub</em> ile <em data-path-to-node="11" data-index-in-node="138">Alem.AI</em> tesislerini ziyaret ederek ülkenin dijital dönüşüm hamlelerini yerinde inceledi. Ayrıca düzenlenen <strong data-path-to-node="11" data-index-in-node="245">Kazak-Belçika İş Konseyi</strong> ve Rektörler Yuvarlak Masası&#8217;nda iki ülke arasındaki akademik ve sektörel ortaklıklar derinleştirildi.</p>
<p>Ziyaretin sonunda Almatı Sanat Müzesi ile Brüksel&#8217;deki KANAL-Centre Pompidou arasında kurulan sanatsal iş birliği, iki ülke arasındaki kültürel köprüleri de sağlamlaştırdı.</p>
<p data-path-to-node="13">Uluslararası ilişkiler uzmanları, bu tarihi zirvenin Avrupa&#8217;nın Orta Asya ile olan stratejik ortaklığını pekiştirdiğini ve Belçika&#8217;nın bölgedeki diplomatik ağırlığını artırdığını ifade ediyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Belçika&#8217;da Esnek Çalışma Tartışması</title>
		<link>https://belgoturk.tv/manset/belcikada-esnek-calisma-tartismasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bthaber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Oct 2026 09:35:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Belçika]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=236993</guid>

					<description><![CDATA[BELÇİKA&#8217;DA ESNEK ÇALIŞMA (FLEXİ-JOB) TARTIŞMASI: ÇALIŞANLAR TAM ZAMANLI İŞLERİNİ BIRAKIP EK İŞLERE YÖNELİYOR İK hizmetleri şirketi Partena Professional tarafından yapılan yeni bir araştırmaya göre, Belçikalı çalışanlar daha fazla kazanabildikleri için tam zamanlı çalışmayı azaltıp esnek işlere (flexi-job) yöneliyor. Bu durum, sosyal güvenlik sistemine zarar verdiği gerekçesiyle siyaset ve sendikaların tepkisini çekiyor. Partena’nın bulgularına göre, son [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="container">
<div id="model-response-message-contentr_955a20345670d837" class="markdown markdown-main-panel md-content enable-luminous-fast-follows enable-updated-hr-color" dir="ltr" aria-busy="false" aria-live="polite">
<h1 class="" data-path-to-node="0">BELÇİKA&#8217;DA ESNEK ÇALIŞMA (FLEXİ-JOB) TARTIŞMASI: ÇALIŞANLAR TAM ZAMANLI İŞLERİNİ BIRAKIP EK İŞLERE YÖNELİYOR</h1>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-Esnek-Calisma.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-large wp-image-236994" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-Esnek-Calisma-1024x576.jpg" alt="" width="1024" height="576" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-Esnek-Calisma-1024x576.jpg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-Esnek-Calisma-300x169.jpg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-Esnek-Calisma-768x432.jpg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-Esnek-Calisma-123x70.jpg 123w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-Esnek-Calisma-570x320.jpg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-Esnek-Calisma-701x394.jpg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-Esnek-Calisma-1067x600.jpg 1067w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Belcika-Esnek-Calisma.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></p>
<p data-path-to-node="1"><b data-path-to-node="1" data-index-in-node="0">İK hizmetleri şirketi Partena Professional tarafından yapılan yeni bir araştırmaya göre, Belçikalı çalışanlar daha fazla kazanabildikleri için tam zamanlı çalışmayı azaltıp esnek işlere (flexi-job) yöneliyor. Bu durum, sosyal güvenlik sistemine zarar verdiği gerekçesiyle siyaset ve sendikaların tepkisini çekiyor.</b></p>
<p data-path-to-node="2"><span class="">Partena’nın bulgularına göre,</span><span class=""> son 12 ayda bir esnek iş (flexi-job) alan veya önümüzdeki 12 ayda almayı planlayan çalışanların onda}}$,</span> ana işlerine kıyasla vergiden sonra daha fazla kazanabilme motivasyonuyla hareket ediyor.</p>
<p data-path-to-node="3">Araştırma ayrıca, önümüzdeki 12 ayda esnek iş yapmayı planlayan çalışanların <b data-path-to-node="3" data-index-in-node="77">%22&#8217;sinin</b> bu nedenle ana işlerindeki çalışma saatlerini azaltacağını ortaya koydu.</p>
<h3 data-path-to-node="4">&#8220;Sosyal Güvenlik Sistemi Tehlikede&#8221;</h3>
<p data-path-to-node="5">Ghent Üniversitesi&#8217;nden iktisat profesörü Stijn Baert, bu durumu şu sözlerle değerlendirdi:<i data-path-to-node="5" data-index-in-node="92">&#8220;Bu elbette oldukça sorunlu bir durum; &#8216;dışlama&#8217; etkisinin ilk açık işareti gibi görünüyor: Üzerinden ciddi vergiler ve sosyal güvenlik primleri ödenen düzenli çalışma saatleri, sosyal güvenlik sistemine çok daha az katkı sağlayan saatlerle yer değiştirme riski taşıyor.&#8221;</i></p>
<p data-path-to-node="6">Esnek iş sistemi giderek daha tartışmalı bir hâl alırken, Bütçe Bakanı Vincent Van Peteghem daha önce sistemin &#8220;raydan çıktığını&#8221; savunmuştu. Temmuz ayında Van Peteghem, daha düşük vergi ve sosyal güvenlik primleri nedeniyle 2025 yılında potansiyel olarak <b data-path-to-node="6" data-index-in-node="256">500 milyon euroluk bir vergi kaybı</b> yaşanabileceğine dikkat çekerek bir inceleme başlatmıştı.</p>
<p data-path-to-node="7">ABVV-FGTB sendikasının başkanı Bert Engelaar ise The Brussels Times&#8217;a yaptığı açıklamada, <i data-path-to-node="7" data-index-in-node="90">&#8220;Bu yeni rakamlar, esnek işlerin normal işlerin yerini alacağına dair korkularımızın tamamen haklı olduğunu gösteriyor,&#8221;</i> dedi.</p>
<h3 data-path-to-node="8">Esnek İşler (Flexi-jobs) Nedir?</h3>
<p data-path-to-node="9">2015 yılında emeklilerin ve tam zamanlı bir işin en az dörtte üçünde çalışanların ek gelir elde etmesini sağlamak amacıyla (örneğin ek hafta sonu çalışmaları için) hayata geçirilen esnek işler;</p>
<ul data-path-to-node="10">
<li>
<p data-path-to-node="10,0,0">Çalışanlara sosyal ve diğer istihdam hakları sağlarken, bu ücretler üzerinden <b data-path-to-node="10,0,0" data-index-in-node="78">hiç vergi veya sosyal güvenlik kesintisi yapılmıyor.</b></p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="10,1,0">İşverenleri esnek iş sunmaya teşvik etmek için ise sistem, işverenlerin sosyal güvenlik ve vergi katkılarını düşürüyor.</p>
</li>
</ul>
<p data-path-to-node="11">Başlangıçta yalnızca mevsimlik otelcilik ve restorancılık sektörü için tasarlanan bu sistem, bu yılın Temmuz ayında (birkaç istisna dışında) tüm sektörlere genişletildi ve son duyurular serbest meslek çalışanlarını da kapsayacağını gösterdi. 2025 yılında <b data-path-to-node="11" data-index-in-node="255">150.000&#8217;den fazla kişi</b> esnek iş sahibi oldu.</p>
<p data-path-to-node="12">Partena&#8217;nın 1.000 Belçikalı çalışanla yaptığı anket, düzenli işten esnek işe geçişin <b data-path-to-node="12" data-index-in-node="85">çoğunlukla mavi yakalı işçiler arasında</b> gerçekleştiğini gösteriyor. Partena COO&#8217;su Caroline Lefaible, önümüzdeki 12 ayda esnek iş almayı planlayan mavi yakalıların %40&#8217;ından fazlasının ana işlerinde daha az çalışmayı düşündüğünü belirtti.</p>
<h3 data-path-to-node="13">Hükümetten Yeni Önlem Sinyali</h3>
<p data-path-to-node="14">Belçika Federal Parlamentosu&#8217;nda Perşembe öğleden sonra gerçekleştirilen oturumda esnek işlerle ilgili soruları yanıtlayan Ekonomi ve Çalışma Bakanı David Clarinval, <i data-path-to-node="14" data-index-in-node="166">&#8220;Fazla kazanmak isteyen insanlara fırsatlar tanımalıyız, ancak aynı zamanda suiistimalleri önlemeli ve sosyal güvenliğimizi korumalıyız,&#8221;</i> dedi.</p>
<p data-path-to-node="15">Clarinval, esnek işler için suiistimal karşıtı yasalar üzerinde çalıştığını açıkladı. Önerilen tedbirler arasında; bir kişinin esnek iş yapabilmek için çalışma saatlerini azaltmadan önce bekleme süresini <b data-path-to-node="15" data-index-in-node="204">altı aydan bir yıla çıkarmak</b> ve hastalık ya da maluliyet yardımı alanların esnek iş yapmasını yasaklamak yer alıyor.</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Brüksel&#8217;i Fırtana Vurdu!..</title>
		<link>https://belgoturk.tv/manset/brukseli-firtana-vurdu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bthaber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Oct 2026 08:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Belçika]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=236990</guid>

					<description><![CDATA[AUSTEN FIRTINASI BRÜKSEL&#8217;İ VURDU: 4 YARALI, TURUNCU ALARM BAŞKENTİ DE KAPSAYACAK ŞEKİLDE GENİŞLETİLDİ Austen Fırtınası Belçika genelinde hayatı olumsuz etkilerken, Brüksel&#8217;de devrilen bir ağaç ve düşen dallar nedeniyle dört kişi yaralandı. Kraliyet Meteoroloji Enstitüsü (RMI), fırtına nedeniyle turuncu alarmı başkent bölgesine de genişletti. Kraliyet Meteoroloji Enstitüsü (RMI) tarafından daha önce Batı Flandre, Doğu Flandre ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 class="" data-path-to-node="0">AUSTEN FIRTINASI BRÜKSEL&#8217;İ VURDU: 4 YARALI, TURUNCU ALARM BAŞKENTİ DE KAPSAYACAK ŞEKİLDE GENİŞLETİLDİ</h1>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-firtana.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-236991" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-firtana.jpg" alt="" width="1024" height="768" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-firtana.jpg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-firtana-300x225.jpg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-firtana-768x576.jpg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-firtana-119x89.jpg 119w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-firtana-570x428.jpg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/10/Bruksel-firtana-701x526.jpg 701w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></p>
<p data-path-to-node="1"><b data-path-to-node="1" data-index-in-node="0">Austen Fırtınası Belçika genelinde hayatı olumsuz etkilerken, Brüksel&#8217;de devrilen bir ağaç ve düşen dallar nedeniyle dört kişi yaralandı. Kraliyet Meteoroloji Enstitüsü (RMI), fırtına nedeniyle turuncu alarmı başkent bölgesine de genişletti.</b></p>
<p data-path-to-node="2">Kraliyet Meteoroloji Enstitüsü (RMI) tarafından daha önce Batı Flandre, Doğu Flandre ve Hainaut için yürürlükte olan şiddetli rüzgar turuncu alarmı; <b data-path-to-node="2" data-index-in-node="149">Brüksel-Başkent Bölgesi</b> ile Flaman Brabant ve Valon Brabant illerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Ülke genelinde ise şiddetli yağışlar nedeniyle sarı alarm veriliyor.</p>
<p data-path-to-node="3">RMI, öğleden sonra boyunca saatteki hızı <b data-path-to-node="3" data-index-in-node="41">100 kilometreyi (ve yerel olarak daha fazlasını)</b> bulabilecek rüzgar tahmin ediyor. Fırtınanın akşam saatlerinde etkisini kaybetmesi bekleniyor.</p>
<h3 data-path-to-node="4">Brüksel&#8217;de Dört Yaralı ve Yoğun İtfaiye Mesaisi</h3>
<p data-path-to-node="5">Şiddetli rüzgarın faturası başkentte ağır oldu:</p>
<p data-path-to-node="6,0,0"><b data-path-to-node="6,0,0" data-index-in-node="0">Marché aux Herbes (Ot Pazarı):</b> Brüksel merkezindeki bu meydanda bir ağacın kafe terasının üzerine devrilmesi sonucu üç kişi yaralandı.</p>
<p data-path-to-node="6,1,0"><b data-path-to-node="6,1,0" data-index-in-node="0">Avenue de Tervueren (Woluwe-Saint-Pierre):</b> Bu caddede ise kopan bir ağaç dalının isabet etmesi sonucu bir kişi başından yaralandı.</p>
<p data-path-to-node="7">Brüksel itfaiye sözcüsü Walter Derieuw, <i data-path-to-node="7" data-index-in-node="40">&#8220;Şu anda devam eden onlarca müdahalenin yanı sıra sırasını bekleyen yaklaşık 70 çağrı daha var,&#8221;</i> dedi. İtfaiye ekiplerinin durumların aciliyetini değerlendirmek üzere keşif timleri görevlendirdiği ve müdahalelerin aciliyet sırasına göre gerçekleştirildiği bildirildi.</p>
<h3 data-path-to-node="8">Ulaşımda Aksamalar ve Sefer İptalleri</h3>
<p data-path-to-node="9">Fırtına, toplu taşımayı da felç etti:</p>
<p data-path-to-node="10,0,0"><b data-path-to-node="10,0,0" data-index-in-node="0">Tramvay Hatları:</b> STIB-MIVB (Brüksel toplu taşıma operatörü) açıklamasına göre fırtına hasarı nedeniyle <b data-path-to-node="10,0,0" data-index-in-node="103">7, 9, 39, 44, 51, 82 ve 93</b> numaralı tramvay hatlarında aksamalar yaşanıyor.</p>
<p data-path-to-node="10,1,0"><b data-path-to-node="10,1,0" data-index-in-node="0">Tren Seferleri:</b> Demiryolu ağı operatörü Infrabel, ağaç devrilmeleri kaynaklı en az beş olay nedeniyle tren seferlerinin aksadığını duyurdu. Brüksel’in güneyinde, <b data-path-to-node="10,1,0" data-index-in-node="162">Etterbeek ile Halle</b> arasında tren seferleri durduruldu. Batı Flandre&#8217;da ise <b data-path-to-node="10,1,0" data-index-in-node="238">Kortrijk-Lille-Flandres</b> ve <b data-path-to-node="10,1,0" data-index-in-node="265">Oudenaarde</b> hatlarında trenler çalışmıyor. Ayrıca Brugge-sahil hattı ile Lichtervelde-De Panne ve Zottegem-Denderleeuw hatlarında hız düşürüldü veya seferler askıya alındı.</p>
<h3 data-path-to-node="11">Sahil Kesimleri ve Limanlarda Durum</h3>
<p data-path-to-node="12">Ostend kentinde şiddetli yağışlar nedeniyle bir tünel su altında kalırken, ülke genelindeki itfaiye teşkilatları yüzlerce aktif müdahale gerçekleştirdi. Hükümet, vatandaşları uyarmak amacıyla <b data-path-to-node="12" data-index-in-node="192">2,8 milyon adet BE-Alert</b> (acil durum mesajı) gönderdi.</p>
<p data-path-to-node="13">Antwerp-Bruges Limanı yönetimi, güvenlik önlemleri kapsamında deniz trafiğinin tamamen durdurulduğunu, hiçbir geminin yanaşma veya kalkış yapmadığını doğruladı. Gemilerin cumartesi sabahı itibarıyla yeniden hareket edebilmesi umuluyor. Kuzey Denizi Limanı&#8217;ndaki Gent çevresinde de kaptanlar ve şirketler bağlama ve tesis güvenliği konusunda önlemleri artırdı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
