<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>adalar &#8211; Belgot&uuml;rk Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://belgoturk.tv/tag/adalar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://belgoturk.tv</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Feb 2026 14:52:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Beste Serim Erbak: Yatların Gözdesi Pitoresk Simi</title>
		<link>https://belgoturk.tv/belgoturk-yazarlari/beste-serim-erbak-yatlarin-gozdesi-pitoresk-simi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BTMagazin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 14:52:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgotürk Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Beste Serim Erbak]]></category>
		<category><![CDATA[BT|TATİL]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[ada]]></category>
		<category><![CDATA[adalar]]></category>
		<category><![CDATA[gezgin]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[simi]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tatil]]></category>
		<category><![CDATA[turist]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=231804</guid>

					<description><![CDATA[Yatların Gözdesi Pitoresk Simi Pitorex Σύμη, ένα από τα αγαπημένα των σκαφών αναψυχής UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Simi, yüzyıllardır sünger avcılığıyla ünlenmiş bir ada. Osmanlı döneminde “Sömbeki” olarak anılan adanın bu ismi, sünger avcılığında kullanılan ve Sümbek adı verilen gemilerden geliyormuş. Tarihi Antik Çağlara uzanan Simi’de, özellikle ev mimarisinde bir dönem adaya hâkim [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yatların Gözdesi Pitoresk Simi<br />
Pitorex Σύμη, ένα από τα αγαπημένα των σκαφών αναψυχής</p>
<p>UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Simi, yüzyıllardır sünger avcılığıyla ünlenmiş bir ada. Osmanlı döneminde “Sömbeki” olarak anılan adanın bu ismi, sünger avcılığında kullanılan ve Sümbek adı verilen gemilerden geliyormuş.<br />
Tarihi Antik Çağlara uzanan Simi’de, özellikle ev mimarisinde bir dönem adaya hâkim olan İtalyanların etkisi oldukça belirgin. İki ya da üç katlı, pastel renkli; küçük balkonlarında siyah, ince demir parmaklıkları olan; minik pencereli, dar üçgen alınlıkları, kırmızı kiremit çatıları ve tahta kapılarıyla zarif evleri seyrederken gözümün önünde Amalfi Sahili’nin, denize dik inen yamaçlara sıralanmış rengârenk evleri canlanıyor. Bu mimari doku, Simi’yi diğer Yunan adalarından ayıran en önemli özelliklerden.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/4-2.jpeg"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/4-2.jpeg" alt="" width="1510" height="1254" class="alignnone size-full wp-image-231805" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/4-2.jpeg 1510w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/4-2-300x249.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/4-2-1024x850.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/4-2-768x638.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/4-2-570x473.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/4-2-701x582.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/4-2-1067x886.jpeg 1067w" sizes="(max-width: 1510px) 100vw, 1510px" /></a></p>
<p>Rodos–Simi arası feribot yolculuğu yaklaşık bir buçuk saat sürüyor. Koltuklar numarasız; isteyen istediği yere oturuyor. Gemide boş tek bir yer bile yok. Her dilden konuşmalar eşliğinde hızla yol alıyoruz. Yolcuların çoğu günübirlik gelenlerden oluşuyor; birkaç saat kalıp akşam geri dönüyorlar. Bir ara dalgalar öyle bir coşuyor ki herkes sağa sola savruluyor. Mürettebat ise buna alışık olmalı, hiç istiflerini bozmadan sohbetlerine devam ediyor. Önümüzde oturan, İngiltere’de yaşayan iki küçük çocuklu bir Afgan aile ile sohbet ediyoruz.<br />
Ada, toplam dört köyden oluşuyor. Bunların en büyüğü ve başkent konumunda olan Chora’ya, bir Ortaçağ kalesinin karşıladığı koyda ilerleyerek, pitoresk ana liman Gialos’a ulaşıyoruz. Feribotun yanaştığı yer oldukça dar; yolcular ilerleyebilmek için birbirini bekliyor. Otelimizden bizi almaya gelen arabaya, başka bir aileyle birlikte biniyoruz.<br />
Gialos ile Chorio arasındaki vadide, muhteşem bir koyda yer alan minik balıkçı köyü Pedi’ye; badem ve portakal bahçeleri arasından geçerek on beş dakikada varıyoruz. Çıplak dağların çevrelediği Pedi Koyu; demirlemiş tekneleri, balıkçı kayıkları ve masmavi deniziyle adeta bir kartpostal görüntüsü veriyor. Biz kıyıdaki Pedi Beach Otel’de kalıyoruz. Sıcak bir karşılamanın ardından odamıza yerleşiyoruz. İki katlı, yenilenmiş bir yapı olan otelin önünden geçen daracık yolu iki adımda geçip kendimizi berrak sulara bırakıyoruz. İnanılmaz sevimli ve sakin bir yer Pedi; dinlenmek ve gürültüden uzak kalmak için biçilmiş kaftan.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/2-2.jpeg"><img decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/2-2.jpeg" alt="" width="1563" height="1348" class="alignnone size-full wp-image-231806" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/2-2.jpeg 1563w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/2-2-300x259.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/2-2-1024x883.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/2-2-768x662.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/2-2-1536x1325.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/2-2-570x492.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/2-2-701x605.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/2-2-1067x920.jpeg 1067w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/2-2-225x195.jpeg 225w" sizes="(max-width: 1563px) 100vw, 1563px" /></a></p>
<p>Deniz sonrası koy boyunca dolaşıyorum. Adanın tarz evlerinin çoğu pansiyon ya da otele dönüştürülmüş; kişilere ait evler oldukça az. Akşam, otele yakın Katsaras Restoran’da, neredeyse denizin içinde, suyun hafif kıpırtısını dinleyerek yerel lezzetlerin tadını çıkarıyoruz. Çoğunlukla koya demirleyen teknelerden gelen misafirlerin doldurduğu restoranda arkadaşlarımıza rastlamamız hoş bir tesadüf oluyor.<br />
Ertesi gün muhteşem denizin tadını doyasıya çıkarıyoruz. Fransa’da yaşayan genç bir çiftle tanışıyor, minik kızları Marina ile vakit geçiriyoruz. Onların buraya ikinci gelişleriymiş; daha önce Meis Adası’nda tatil yapmışlar. Güneş batmaya yakın, saat 17.30 civarında dolmuşla Chora’ya gidiyoruz. Tepelerden limana doğru inen araç hınca hınç dolu.<br />
Merkeze indiğimizde, şirin kafe ve dükkânların önünden yürüyerek adanın efsanevi süngercisi, “Çıplak Dalgıç” lakaplı Stathis Georgios Hatzis’in (1878–1936) heykeline ulaşıyoruz. Dalgıç kıyafeti olmadan 88 metre derinliğe kadar saatler süren serbest dalışlarıyla tanınan Hatzis’in hikâyesi hayranlık uyandırıcı. Limanın iki yakasını küçük ve sevimli bir taş köprü birbirine bağlıyor. Üzerinde Yunanistan ve Avrupa Birliği bayraklarının dalgalandığı köprüden geçerek koyun diğer kıyısına ulaşıyoruz.</p>
<p>Biraz ileride, Simili heykeltıraş Kostas Valsamis’in yaptığı genç balıkçı Michalaki’in heykeli yer alıyor. Heykelin önünde, plajlara yolcu taşıyan tekneler sıralanmış. Dağlık ve kayalık yapıya sahip adada, yalı bölgesinden yukarı mahallelere ulaşmak için çoğu zaman beyaz, bazen renkli, bitmek bilmeyen merdivenleri tırmanmak gerekiyor. Kafeler, lokantalar ve sünger, ahşap oyma gibi geleneksel ürünlerin satıldığı dükkânlar dip dibe.<br />
Akşam yemeği için Türk turistler arasında oldukça popüler olan Manos Fish Restoran’da yerimizi ayırttıktan sonra, özellikle Türk bayraklı yatların yoğun olduğu kıyıda dolaşıyoruz. Kırmızı önlüğüyle restoran sahibi Manos Magkos yanımıza gelip sohbet ediyor. Kızarmış, minik ve çıtır Simi karidesinden tadıyoruz. Yemek sonunda ikram edilen dondurmalı revaninin tadı hala damağımda. Gün batımı eşliğinde yediğimiz bu keyifli yemeğin ardından, dünyaca ünlü markaların ve tasarım butiklerinin bulunduğu kordon boyunca yürüyüp Simane Kafe’de bir şeyler içiyoruz. Ardından, Simi’ye farklı bir hava katan ve 1881 yılında yine Valsamis tarafından yapılan Belediye Saat Kulesi’ni görüyoruz.<br />
Dönüşte Rodos’ta tanıştığımız Türk arkadaşlarla karşılaşıp birlikte güzel bir vakit geçirdikten sonra taksiyle otelimize dönüyoruz.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/3-3.jpeg"><img decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/3-3.jpeg" alt="" width="1667" height="1374" class="alignnone size-full wp-image-231807" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/3-3.jpeg 1667w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/3-3-300x247.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/3-3-1024x844.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/3-3-768x633.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/3-3-1536x1266.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/3-3-570x470.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/3-3-701x578.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/3-3-1067x879.jpeg 1067w" sizes="(max-width: 1667px) 100vw, 1667px" /></a></p>
<p>Bugünü akşama kadar denizin keyfini çıkararak geçiriyoruz. Pedi Koyu’nun neredeyse her köşesini gezdik; hatta bazı insanları ikinci kez görmeye başladık. Akşamüstü otelde yapılan karpuz servisi, bu sıcakta ilaç gibi geliyor. Burası Yunanlıların da tercih ettiği popüler bir tatil beldesi; aileler çocuklarıyla gelmiş. Güneş batınca taksiyle yeniden merkeze gidiyoruz. Bu akşam eşimin doğum günü. Trottaria Italiana adlı restoran çok övülmüştü; gerçekten de son derece memnun kaldık. İtalyan lezzetlerinin yanı sıra, eşime seremoni eşliğinde getirilen minik pasta gecenin sürprizi oluyor.<br />
Yemekten sonra meydanda bir Yunanlı şarkıcının performansını izliyoruz. Halk sandalyelere oturmuş, hareketli şarkılar söyleyen sanatçıyı keyifle dinliyor. Ağustos ayında adada bu tür etkinlikler oluyormuş. Meydana yakın bir noktada, Yunanistan’ın ilk kadın dalgıcı, halk arasında “Kyra Fotena” olarak bilinen Eugenia Mastoridou’nun heykeli bulunuyor. 1863 yılında tüplü dalış kıyafetiyle dalış yapan ilk kadın olarak tarihe geçmiş. Heykel, Kalimniyalı sanatçı Sakellaris Koutouzis’in eseri.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/6.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/6.jpeg" alt="" width="1485" height="1289" class="alignnone size-full wp-image-231809" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/6.jpeg 1485w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/6-300x260.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/6-1024x889.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/6-768x667.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/6-570x495.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/6-701x608.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/6-1067x926.jpeg 1067w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/6-225x195.jpeg 225w" sizes="auto, (max-width: 1485px) 100vw, 1485px" /></a></p>
<p>Ertesi gün için taksi şoförüyle anlaşıyoruz. Sabah bizi Panormitis Manastırı’na götürecek. Saat 9.30’da yola koyuluyoruz. Muhteşem manzaralar eşliğinde dağ yolunu tırmanıp ardından kıvrıla kıvrıla aşağıya salınarak, 11.00 civarlarında Selvi ve Çam ağaçları arasındaki Panormitis Koyu’na ulaşıyoruz. Başmelek Mikail’e adanmış Panormitis Manastırı, dünyada bulunan yedi kutsal manastırdan en büyüğü ve en görkemlisi kabul ediliyor. Aziz Mikail’in görüldüğüne inanılan bu kutsal hat; İrlanda, İngiltere, Fransa, İtalya, İsrail ve Yunanistan’da Simi’yi kapsıyor.<br />
XV. yüzyılda eski bir tapınağın kalıntıları üzerine inşa edilen manastırın bugünkü kilisesi 1783 tarihli. Bu koyda denize girmek yasak. Rodos’tan feribotla ya da Gialos’tan teknelerle gelen fazla sayıda ziyaretçi manastırı geziyor. 500 kişi kapasiteli misafirhanesi, kalıp ibadet etmek isteyenleri ağırlıyor. Geometrik desenli çakıl taş döşeli avlusu, 1911 yılında inşa edilen görkemli çan kulesi ve iki müzesi dikkat çekici. Müzelerde gümüş ikonalar, dini eşyalar, halk kültürünü yansıtan objeler, Bizans el yazmaları ile 16. ve 17. yüzyıla ait kitaplar sergileniyor. Başmelek Mikail’in gümüş ve altın kaplı ikonası oldukça etkileyici.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/7.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/7.jpeg" alt="" width="1432" height="1253" class="alignnone size-full wp-image-231810" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/7.jpeg 1432w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/7-300x263.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/7-1024x896.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/7-768x672.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/7-570x499.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/7-701x613.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/7-1067x934.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1432px) 100vw, 1432px" /></a></p>
<p>Gezimizi tamamladıktan sonra sıcakta dondurma molası veriyor, ardından şoförümüzü bekletmemek için fazla oyalanmadan otele dönüyoruz. Zira Simi’den yarın ayrılacağız.<br />
Feribotumuz saat 14.00’te kalkıyor. Bu büyüleyici adadan ayrılıp 16.00’da Rodos’a varıyoruz. Simi bizi fazlasıyla etkiledi. Best Western Otel’de bir gece kaldıktan sonra ertesi sabah saat 9.00’da Marmaris’e doğru yola çıkıyoruz. Hoş, keyifli ve unutulmaz bir yaz tatili oldu.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beste Serim Erbak: Güneşin Adası Rodos – 2024</title>
		<link>https://belgoturk.tv/belgoturk-yazarlari/beste-serim-erbak-gunesin-adasi-rodos-2024/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BTMagazin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 12:51:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgotürk Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Beste Serim Erbak]]></category>
		<category><![CDATA[BT|TATİL]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[ada]]></category>
		<category><![CDATA[adalar]]></category>
		<category><![CDATA[gezgin]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[Rodos]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tatil]]></category>
		<category><![CDATA[turist]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=231781</guid>

					<description><![CDATA[Güneşin Adası Rodos – 2024 Denizcileri Karşılayan Helios’un Işığında Bir Yolculuk Νησί του Ήλιου – Rodos, 2024 Denizin mavisiyle güneşin altın tonlarının buluştuğu yerde, efsanelerle örülü bir ada uzanır: Rodos. Tarihin, mitolojinin ve deniz yollarının kesiştiği bu ada, boşuna “Güneşin Adası” diye anılmaz. Taş surları, dar sokakları, limanları ve yüzünüze yansıyan sıcaklığıyla insan kendini hâlâ [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Güneşin Adası Rodos – 2024<br />
Denizcileri Karşılayan Helios’un Işığında Bir Yolculuk<br />
Νησί του Ήλιου – Rodos, 2024</p>
<p>Denizin mavisiyle güneşin altın tonlarının buluştuğu yerde, efsanelerle örülü bir ada uzanır: Rodos. Tarihin, mitolojinin ve deniz yollarının kesiştiği bu ada, boşuna “Güneşin Adası” diye anılmaz. Taş surları, dar sokakları, limanları ve yüzünüze yansıyan sıcaklığıyla insan kendini hâlâ Helios’un koruması altındaymış gibi hisseder.<br />
Akdeniz’de, eski deniz ticaret yollarının kesiştiği stratejik bir noktada yer alan Rodos, On İki Ada’nın en büyüğü ve tarih boyunca yönetim merkezi olmuştur. “On İki Ada” ifadesi, yalnızca adaların sayısını değil; Osmanlı Devleti’nin gayrimüslim bölgelerde uyguladığı ve “12’li sistem” olarak bilinen idari yapıyı da çağrıştırır. Bu sisteme göre her on hane bir temsilci seçer, bu temsilciler arasından da bölgeyi yöneten on iki kişilik bir kurul oluşturulurdu.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/2.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-231782" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/2.jpeg" alt="" width="1202" height="860" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/2.jpeg 1202w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/2-300x215.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/2-1024x733.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/2-768x549.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/2-124x90.jpeg 124w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/2-570x408.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/2-701x502.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/2-1067x763.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1202px) 100vw, 1202px" /></a></p>
<p>Yunancada Dodekanez olarak adlandırılan bu takımadalar; Kasos, Karpathos, Alimnia, Simi, Tilos, Nisiros, Kos, Astropalya, Kalimnos, Khalki, Patmos, Leros, Rodos, Meis ve Lipsi’yi kapsayan geniş bir coğrafyaya yayılır. Rodos büyüklüğü ve tarihsel ağırlığıyla bu adalar arasında her zaman ayrıcalıklı bir yere sahip.<br />
Efsaneye göre Tanrıların Tanrısı Zeus, Rodos’u denizin içinden çıkararak Güneş Tanrısı Helios’a armağan eder. Helios, adayı dolaşırken Roda adlı bir periye âşık olur; adanın adının da bu aşktan geldiği söylenir. Ialyssos, Kamiros ve Lindos adlı ilk üç şehir, bu birlikteliğin torunları tarafından kurulur. Rodos’ta mitoloji, anlatılan bir hikâyeden çok, taşlara ve ışığa sinmiş bir varoluş biçimidir.</p>
<p>Adanın dünya tarihindeki en görkemli simgesi, MÖ 282 yılında Lindoslu heykeltıraş Kharios tarafından yapılan, 33 metre yüksekliğindeki Güneş Tanrısı Helios Heykelidir. Antik Çağ’ın Yedi Harikası’ndan biri kabul edilen bu dev bronz heykelin, limanın girişinde iki ayağını açmış hâlde yükseldiği; elindeki meşaleyle denizcileri karşıladığı anlatılır. MÖ 226’da yaşanan büyük bir depremle yıkılmış olsa da, heykelin hayaleti sanki hâlâ limanın üzerinde dolaşır. Bugün onun yerinde, Rodos’a özgü Dama dama geyiklerini simgeleyen Elafos ve Elafina heykelleri bulunur.<br />
Adaya yaklaşıldığında Orta Çağ’dan kalma surlar insanı karşılar. 1309 yılında Rodos’u ele geçiren Saint Jean (Hospitalier) Şövalyeleri, adayı iki yüzyıldan fazla süre yönetmiş; bu nedenle Rodos “Şövalyeler Adası” olarak anılmıştır. Uzun siyah pelerinlerindeki beyaz haç, sanki hâlâ taş sokakların gölgelerinde dolaşır. 1988 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan Rodos Eski Kenti, bu atmosferi günümüze kadar taşımayı başarmıştır. Şövalyeler Sokağı’nda yürürken insan, zamanın katmanları arasında ilerlediğini hisseder.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/1.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-231783" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/1.jpeg" alt="" width="1277" height="785" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/1.jpeg 1277w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/1-300x184.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/1-1024x629.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/1-768x472.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/1-86x54.jpeg 86w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/1-122x74.jpeg 122w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/1-570x350.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/1-120x74.jpeg 120w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/1-701x431.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/1-1067x656.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1277px) 100vw, 1277px" /></a></p>
<p>1522 yılında Kanuni Sultan Süleyman komutasındaki Osmanlı donanması adayı fetheder. Rodos, yaklaşık dört yüz yıl Osmanlı egemenliğinde kalır. Bu dönemden kalan camiler, hamamlar ve çeşmeler, adanın belleğinde sessiz tanıklardır. 1912’de İtalyanların adayı ele geçirmesiyle yeni bir dönem başlar. II. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar süren İtalyan yönetimi, Rodos’a modern Akdeniz mimarisini kazandırır. 1947’de imzalanan Paris Barış Antlaşması’yla Rodos ve On İki Ada Yunanistan’a bırakılır. Bugün Rodos sokaklarında bir kilise ile kubbeli bir Osmanlı hamamının yan yana durabilmesi, bu çok katmanlı geçmişin doğal bir sonucu.</p>
<p>Günümüzde Rodos’ta yaşayan Türk toplumu sayıca azalsa da varlığını sürdürmektedir. Yunan yönetimi döneminde Türkiye’ye tanınan göç hakkı özellikle 1954, 1964–65 ve 1972–74 yılları arasında yoğun olarak kullanılmıştır.<br />
Rodos, yalnızca siyaset ve savaşların değil; bilim ve sanatın da önemli merkezlerinden biri olmuştur. Astronominin “babası” olarak kabul edilen İznikli Hipparkhos, yaşamının büyük bölümünü Rodos’ta geçirmiştir.<br />
Bizim için Rodos yalnızca tarih ve mitolojiden ibaret değil; kişisel hafızamızın da önemli bir parçası. Yıllar önce, oğlumuzun Lindos’ta katıldığı bir resim yarışmasında birincilik alması sayesinde bu adaya gelmiştik. Gurur dolu ama buruk bir yolculuktu; çünkü fotoğraf makinemiz arızalanmış, tek bir kare bile kalmamıştı. Bir gezgin için bundan daha büyük bir eksiklik olabilir mi? Bu nedenle bu yolculuk, aynı zamanda yarım kalmış bir anının izini sürmek anlamını taşıyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/3.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-231784" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/3.jpeg" alt="" width="1101" height="800" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/3.jpeg 1101w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/3-300x218.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/3-1024x744.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/3-768x558.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/3-124x90.jpeg 124w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/3-570x414.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/3-701x509.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/3-1067x775.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1101px) 100vw, 1101px" /></a></p>
<p>2024 Temmuz’un son günü, sabahın erken saatlerinde İzmir’den yola çıktık. Yeşil Marmaris Lines feribotu, yaklaşık bir buçuk saatlik deniz yolculuğunun ardından bizi Rodos Limanı’na ulaştırdı. Limanda yanaşmış dev bir kruvaziyer, rıhtımın büyük bölümünü kaplamıştı. Gümrükten çıkar çıkmaz karşımıza çıkan görkemli surlar, sanki adaya yeniden “hoş geldiniz” der gibiydi.</p>
<p>Konaklamak için seçtiğimiz Anastasia Otel, 1930’lardan kalma, bahçe içinde yer alan zarif bir İtalyan villasıydı. Ağaçların gölgesinde, kuş sesleriyle çevrili bu mekânın kendine özgü bir huzuru var. Otel sahibi Michael, bavullarımızı ikinci kata kadar kendisi taşıyacak kadar içten bir ev sahibi. Bahçede dolaşırken karşımıza çıkan “kaplumbağalara dikkat edin” tabelaları, otelin sevimli sakinlerini haber veriyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/5.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/5.jpeg" alt="" width="1157" height="730" class="alignnone size-full wp-image-231787" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/5.jpeg 1157w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/5-300x189.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/5-1024x646.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/5-768x485.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/5-86x54.jpeg 86w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/5-570x360.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/5-701x442.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/5-1067x673.jpeg 1067w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/5-378x237.jpeg 378w" sizes="auto, (max-width: 1157px) 100vw, 1157px" /></a></p>
<p>Akşam yemeği için Michael’ın eşliğinde eski şehirde küçük bir hazine keşfettik: Niohori Restoranı. Santa Maria Katolik Kilisesi’nin bulunduğu taş sokakta yer alan bu sade ama samimi mekânda, zeytinyağlı ahtapot, saganaki peyniri, taze deniz ürünleri ve soğuk beyaz şarap eşliğinde uzun bir akşam geçirdik. Sohbet, müzik ve hafif deniz meltemi arasında zamanın nasıl aktığını fark etmedik.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/4.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-231786" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/4.jpeg" alt="" width="1260" height="970" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/4.jpeg 1260w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/4-300x231.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/4-1024x788.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/4-768x591.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/4-570x439.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/4-701x540.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/02/4-1067x821.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1260px) 100vw, 1260px" /></a></p>
<p>Gece çökerken Rodos’un taş duvarları günün sıcaklığını hâlâ saklıyordu. Helios’un ışığı ufuktan çekilmişti belki; ama ada, onun hikâyeleriyle aydınlıktı. Ve biz, bu kez fotoğraf makinelerimiz çalışır hâlde, geçmişte kaçırdığımız anıları yakalamaya hazırdık.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
