<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Arnavutluk &#8211; Belgot&uuml;rk Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://belgoturk.tv/tag/arnavutluk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://belgoturk.tv</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 05 Jun 2026 12:50:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.1</generator>
	<item>
		<title>Beste Serim Erbak: Arnavutluk &#8211; Himare &#8211; Zdravo Albanija (Shqipëria) &#8211; III. Bölüm</title>
		<link>https://belgoturk.tv/belgoturk-yazarlari/beste-serim-erbak-arnavutluk-himare-zdravo-albanija-shqiperia-iii-bolum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BTMagazin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 12:50:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgotürk Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Beste Serim Erbak]]></category>
		<category><![CDATA[BT|TATİL]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[anıt]]></category>
		<category><![CDATA[Arnavutluk]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[gezgin]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[Himare]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Tatil]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tuizm]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<category><![CDATA[turist]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=234840</guid>

					<description><![CDATA[Arnavutluk III. Bölüm Himare’ye doğru&#8230; Zdravo Albanija (Shqipëria) Eylül’ün 17’si, Tiran’dan Arnavutluk Rivierası’nda Himarë’ye doğru yola çıkmak için hazırlanıyoruz. Sabah otelimizde yaptığımız güzel bir kahvaltının ardından Tiran–Dıraç yoluna koyuluyoruz. Şehirden biraz uzaklaştığımızda, yolun sol tarafında modernleşen ülkenin yeni yüzünü ve yükselen ihtişam anlayışını yansıtan, adeta bir sarayı andıran devasa yapı dikkatimizi çekiyor. Altın rengi kubbesi, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arnavutluk III. Bölüm<br />
Himare’ye doğru&#8230;<br />
Zdravo Albanija (Shqipëria)</p>
<p>Eylül’ün 17’si, Tiran’dan Arnavutluk Rivierası’nda Himarë’ye doğru yola çıkmak için hazırlanıyoruz. Sabah otelimizde yaptığımız güzel bir kahvaltının ardından Tiran–Dıraç yoluna koyuluyoruz. Şehirden biraz uzaklaştığımızda, yolun sol tarafında modernleşen ülkenin yeni yüzünü ve yükselen ihtişam anlayışını yansıtan, adeta bir sarayı andıran devasa yapı dikkatimizi çekiyor. Altın rengi kubbesi, mermer sütunları ve keskin mimari hatlarıyla göz kamaştıran bu görkemli bina, Amadeus Palace Hotel &amp; Casino. Otel ve eğlence kompleksi olarak tasarlanan yapı, Arnavutluk’un son yıllarda geçirdiği hızlı değişimin ve artan ekonomik canlılığın sembollerinden biri gibi duruyor. Yolculuğun daha en başında karşımıza çıkan bu gösterişli manzara, ülkenin geçmiş ile modernlik arasında kurmaya çalıştığı yeni dengeyi de hissettiriyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/01.jpeg"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/01.jpeg" alt="" width="1536" height="1091" class="alignnone size-full wp-image-234841" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/01.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/01-300x213.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/01-1024x727.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/01-768x546.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/01-570x405.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/01-701x498.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/01-1067x758.jpeg 1067w" sizes="(max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Saat 11’e doğru Durrës’e (Osmanlı dönemindeki adıyla Dıraç) varıyoruz. Adriyatik kıyısında yer alan bu şehir, Arnavutluk’un en eski ve en önemli liman kentlerinden biri. Şehre girer girmez, sahil boyunca uzanan palmiye ağaçlarıyla çevrili caddede arabayı park edecek bir yer arıyoruz ama ne mümkün! Bunun üzerine, asıl geliş nedenlerimizden biri olan Durrës Amfitiyatrosu’nu görmek üzere dar sokaklara dalıyoruz.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/09.jpeg"><img decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/09.jpeg" alt="" width="1536" height="1513" class="alignnone size-full wp-image-234842" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/09.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/09-300x296.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/09-1024x1009.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/09-768x757.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/09-570x561.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/09-701x691.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/09-1067x1051.jpeg 1067w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/09-30x30.jpeg 30w" sizes="(max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>MS 2. yüzyılın başlarında, büyük olasılıkla Roma İmparatoru Trajan döneminde inşa edilen bu etkileyici yapı, yaklaşık 15.000–20.000 kişilik kapasitesiyle Balkanlar’ın en büyük Roma amfitiyatrolarından biri kabul ediliyor. Eliptik formda tasarlanan bu dev arena, bir zamanlar gladyatör dövüşlerine ve çeşitli gösterilere ev sahipliği yapmış. Günümüzde ise tamamen modern şehir dokusunun içinde kalmış durumda. Çevresini saran evlerin ve dar sokakların arasından birdenbire karşımıza çıkan bu antik yapı, sanki geçmişten bugüne açılan gizli bir kapı gibi. Günlük hayatın akışıyla Roma döneminin görkemi burada iç içe geçmiş; taşların arasında dolaşırken tarihin sessiz ama güçlü varlığını derinden hissediyorsunuz.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03-1.jpeg"><img decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03-1.jpeg" alt="" width="1536" height="1197" class="alignnone size-full wp-image-234843" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03-1.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03-1-300x234.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03-1-1024x798.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03-1-768x599.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03-1-570x444.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03-1-701x546.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03-1-1067x832.jpeg 1067w" sizes="(max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan bu etkileyici yapı, yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlerin izlerini taşıyarak günümüze ulaşmış. Roma İmparatorluğu döneminde görkemli bir gösteri alanı olarak inşa edilen amfitiyatro, bir zamanlar binlerce insanın gladyatör dövüşlerini ve çeşitli gösterileri izlemek için toplandığı canlı bir mekânmış. Zamanla işlevi değişmiş; Roma sonrası dönemlerde yerleşime açılmış, özellikle Osmanlı döneminde çevresine ve içine yapılan evlerle gündelik yaşamın bir parçası hâline gelmiş.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-1.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-1.jpeg" alt="" width="1592" height="1267" class="alignnone size-full wp-image-234844" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-1.jpeg 1592w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-1-300x239.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-1-1024x815.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-1-768x611.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-1-1536x1222.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-1-570x454.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-1-701x558.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-1-1067x849.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1592px) 100vw, 1592px" /></a></p>
<p>Yapının içinde yer alan, 5. ve 6. yüzyıllara tarihlenen mozaik zeminli küçük şapel ise buranın bir dönem ibadet yeri olarak da kullanıldığını gösteriyor. Tonozlu koridorlar, sıralı oturma basamakları, karmaşık yeraltı geçitleri ve hâlâ seçilebilen fresk izleri, bu yapının farklı çağlardan taşıdığı katmanları gözler önüne seriyor. Her taşında başka bir dönemin hikâyesini saklayan bu amfitiyatro, yalnızca Roma döneminin ihtişamını değil, yüzyıllar boyunca değişen yaşam biçimlerini de sessizce anlatıyor. Geçmişle bugün arasında kurulmuş bu güçlü bağ, ziyaretçilerini tarihin derinliklerinde kısa ama unutulmaz bir yolculuğa çıkarıyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-1.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-1.jpeg" alt="" width="1604" height="1314" class="alignnone size-full wp-image-234845" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-1.jpeg 1604w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-1-300x246.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-1-1024x839.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-1-768x629.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-1-1536x1258.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-1-570x467.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-1-701x574.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-1-1067x874.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1604px) 100vw, 1604px" /></a></p>
<p>Yaklaşık bir saatlik yolculuğun ardından Fier’e ulaşıyoruz. Pojan Köyü yakınlarında, Vjosa Nehri’ne uzanan verimli ovaya hâkim antik İlirya topraklarında kurulmuş, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Apollonia Antik Kenti’ne gitmek için taşlı ve topraklı yollardan geçiyor, zeytin ağaçlarıyla kaplı hafif tepelik bir araziye doğru ilerliyoruz. Yol boyunca doğanın dinginliği ve çevrenin yalın güzelliği, yaklaşmakta olduğumuz tarihî atmosferin ilk işaretlerini veriyor. Aracı park ettikten sonra kısa bir yürüyüşle giriş kapısına ulaşıyoruz. Sessizlik içinde yükselen antik taşlar, daha ilk anda insanı yüzyıllar öncesine götürüyor.<br />
Burası öylesine sakin, öylesine huzurlu bir yer ki insan adeta zamanın durduğunu hissediyor. Çevredeki sessizlik, zeytin ağaçlarının dinginliği ve antik taşların taşıdığı tarih, buraya bambaşka bir atmosfer katıyor. İnsan bu huzurlu ortamdan ayrılmak istemiyor. Girişte yer alan ve bugün müze olarak kullanılan tarihi Aziz Meryem Manastırı’nı gezmeyi sona bırakıyoruz. Önce, bu kadim kentin taş döşeli yollarında dolaşıp geçmişin izlerini adım adım keşfetmek istiyoruz.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06-1.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06-1.jpeg" alt="" width="2560" height="2131" class="alignnone size-full wp-image-234846" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06-1.jpeg 2560w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06-1-300x250.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06-1-1024x852.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06-1-768x639.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06-1-1536x1279.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06-1-2048x1705.jpeg 2048w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06-1-570x474.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06-1-701x584.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06-1-1067x888.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /></a></p>
<p>Kentin bulunduğu alana varmadan önce, hafif yokuşu tırmanan yol üzerinde, zeytin ağaçlarının gölgesine kurulmuş, tahtadan yapılmış küçük ve şirin bir kafeterya-restoranda mola veriyoruz. Karnımızı doyurmak için oturduğumuz bu keyifli mekânda, Arnavutluk’ta yediğimiz en lezzetli yemeklerden birini tadıyoruz. Aile işletmesi olan bu restoranda yemeklerin anne tarafından hazırlanıyor olması, ortama ayrı bir sıcaklık ve samimiyet katıyor; sanki bir yol molasından çok, evde ağırlandığımız bir sofra hissi veriyor.<br />
Yemeğin ardından bu muhteşem antik kenti keşfetmek üzere yeniden hafif bir tırmanışa geçiyoruz. Bu sırada aşağıda uzanan engin ovanın manzarası, kelimelerle tarif edilemeyecek kadar büyüleyici bir güzellik sunuyor. Sessiz ve yalnız kent, adeta ziyaretçisini içine çeken bir atmosfere sahip. Bir zamanlar burada hüküm süren canlı ve görkemli yaşam, taşların arasında dolaşırken gözümüzde yeniden canlanıyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08-1.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08-1.jpeg" alt="" width="1580" height="1340" class="alignnone size-full wp-image-234847" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08-1.jpeg 1580w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08-1-300x254.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08-1-1024x868.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08-1-768x651.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08-1-1536x1303.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08-1-570x483.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08-1-701x595.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08-1-1067x905.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1580px) 100vw, 1580px" /></a></p>
<p>MÖ 6. yüzyılın sonlarına doğru Korfu ve Korint’ten gelen Yunan kolonistler tarafından kurulan şehir, güneş ve sanat tanrısı Apollon’a ithafen Apollonia adını almış. Yaklaşık 2500 yıllık geçmişe sahip Apollonia Antik Kenti, Adriyatik Denizi’ne ve Mallakastra tepelerine uzanan verimli Musacchia (Myzeqe) Ovası’na hâkim, iki tepe arasında yer alan hafif yüksek bir plato üzerinde konumlanmış.<br />
Adriyatik’e doğru geniş bir manzaraya açılan bu stratejik konumu sayesinde şehir, antik dönemde hem ticari hem de askeri açıdan büyük bir önem kazanmış. Verimli ovanın kenarında yer alması da Apollonia’ya güçlü bir ekonomik avantaj sağlamış.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/10.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/10.jpeg" alt="" width="1797" height="1451" class="alignnone size-full wp-image-234848" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/10.jpeg 1797w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/10-300x242.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/10-1024x827.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/10-768x620.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/10-1536x1240.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/10-570x460.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/10-701x566.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/10-1067x862.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1797px) 100vw, 1797px" /></a></p>
<p>Apollonia’nın ünü, antik dünyanın en önemli merkezlerinden biri haline gelmesiyle birlikte Roma dünyasının önde gelen isimlerini de kendine çekmiş; seçkin Romalı hatip ve filozof Cicero da bu kenti ziyaret edenler arasında yer almış.<br />
Kentte Bouleuterion (halk meclisi binası), en görkemli yapılarından biri olarak öne çıkarken; iki stoa (revaklı yürüyüş yolları), bir Yunan tiyatrosu, perilere adanmış anıtsal bir Nymphaeum, ayrıca odeon, kütüphane, zafer takı, Diana Tapınağı ve Prytaneion (idari merkez) gibi birçok kamusal ve dini yapı da yer almakta.<br />
Yerleşim alanında yürütülen arkeolojik kazılarda ise Helenistik ve Roma dönemlerine ait, iyi korunmuş mozaiklerle süslenmiş çok sayıda yapı ortaya çıkarılmış.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/15.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/15.jpeg" alt="" width="1672" height="1434" class="alignnone size-full wp-image-234849" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/15.jpeg 1672w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/15-300x257.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/15-1024x878.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/15-768x659.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/15-1536x1317.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/15-570x489.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/15-701x601.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/15-1067x915.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1672px) 100vw, 1672px" /></a></p>
<p>Kenti dolaşmak üzere biraz ilerlediğimizde, toprak üzerinde karşılaştığımız garip dairesel beton yapılar dikkatimi çekiyor. Bunların, 1960’lı yıllardan itibaren Enver Hoca dönemindeki komünist rejim sırasında inşa edilen askeri sığınaklar olduğunu öğreniyorum. Ülkenin olası dış tehditlere karşı tamamen savunma odaklı bir anlayışla yapılandırıldığı bu dönemde, askerî ve stratejik önemi olan pek çok noktada bu küçük beton koruganlar inşa edilmiş. Her biri birkaç kişinin sığınabileceği şekilde tasarlanan bu yapılar, yalnızca Apollonia çevresinde değil, Arnavutluk’un dört bir yanında yoğun biçimde görülüyor; ülke genelinde sayılarının yüz binleri bulduğu ifade ediliyor.<br />
Daha ilerledikçe bu sıra dışı yapılardan pek çoğuyla karşılaşıyorum. Betonarme siperleri andıran bağlantı izleri ve küçük giriş açıklıklarıyla bu sığınaklar, dönemin korku ve savunma refleksini bugün bile açıkça hissettiriyor. Büyük olanlardan biri ise günümüzde yerel bir çiftçi tarafından hayvan barınağı olarak kullanılıyor. Antik kent kalıntılarıyla yan yana duran bu yapılar, Apollonia’nın tarihine yalnızca antik değil, yakın dönemden de farklı ve çarpıcı bir katman ekliyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/11.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/11.jpeg" alt="" width="1536" height="1423" class="alignnone size-full wp-image-234850" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/11.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/11-300x278.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/11-1024x949.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/11-768x712.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/11-186x173.jpeg 186w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/11-570x528.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/11-701x649.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/11-1067x989.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Çıkışta XIV. yüzyıldan kalma manastır kompleksine giriyoruz. Azize Meryem (Shën Meri) Manastırı, kökeni Bizans dönemine uzanan ve XI–XIV. yüzyıllar arasında şekillenen önemli bir dini merkez. Zaman içinde farklı dönemlerde yapılan eklemeler ve onarımlarla bugünkü hâlini almış. Apollonia Antik Kenti’nin yalnızca antik çağda değil, Bizans ve Orta Çağ boyunca da yaşamaya devam ettiğini gösteren en önemli yapılardan biri olarak öne çıkıyor.<br />
Kompleks; ana kilise, şapel, çan kulesi ve keşişlerin günlük yaşamlarını sürdürdükleri iki katlı yaşam alanlarından oluşuyor. Manastır, bir dönem bölgenin ruhani merkezi olarak hizmet vermiş.<br />
Günümüzde ise kompleksin bir bölümü Apollonia Arkeoloji Müzesi olarak kullanılmakta. Antik kentten çıkarılan heykeller, yazıtlar, mimari parçalar ve mozaikler burada sergilenerek ziyaretçilere bölgenin binlerce yıllık tarihini bir arada görme imkânı sunuyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/12.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/12.jpeg" alt="" width="1639" height="1314" class="alignnone size-full wp-image-234851" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/12.jpeg 1639w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/12-300x241.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/12-1024x821.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/12-768x616.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/12-1536x1231.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/12-570x457.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/12-701x562.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/12-1067x855.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1639px) 100vw, 1639px" /></a></p>
<p>Oldukça etkileniyoruz. Gerçekten görülmeye değer, katman katman tarih barındıran bir yer.<br />
Akşam karanlığı çöktüğünde lacivert deniz, kızıl gökyüzü ve Himarë’nin parlayan ışıkları adeta bir tabloyu andırıyor. Gün yavaş yavaş şehrin üzerinden çekilirken derin bir sessizlik hâkim oluyor; deniz koyu lacivert bir örtüye dönüşürken, ufukta kalan son kızıllık gökyüzünü yumuşak tonlarla boyuyor. Kıyı boyunca tek tek yanan ışıklar, kasabayı karanlığın içinde sıcak bir parıltıyla görünür kılıyor. Dalgaların kıyıya ritmik vuruşu ise bu dinginliğe eşlik ediyor.<br />
Otelimizi buluyoruz ancak girişini bir türlü çözemediğimiz için yan taraftaki Plazhi i Sirenës Restoran’a park edip deniz kenarında keyifli bir akşam yemeği yiyoruz. “Arabayı yarın alırız” diyerek yandaki Castle Hotel’e giriyoruz. Elektrikler kesik olduğu için odayı pek fark edemeden, günün yorgunluğuyla adeta bayılır gibi uykuya dalıyoruz.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/13.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/13.jpeg" alt="" width="1536" height="1360" class="alignnone size-full wp-image-234853" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/13.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/13-300x266.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/13-1024x907.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/13-768x680.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/13-570x505.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/13-701x621.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/13-1067x945.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Ertesi sabah balkona çıktığımda karşıma çıkan manzara nefes kesiciydi. Göz alabildiğine uzanan deniz, sabah ışığının etkisiyle mavi ve turkuaz tonlarına bürünmüş, neredeyse cam gibi durgun bir yüzey oluşturuyordu. Ufuk çizgisi denizle gökyüzünü silik bir çizgide birleştirirken, ortalığı saran derin sessizlik insanın içine işliyordu.<br />
Potami Plajı, bu erken saatlerde tüm sakinliğiyle adeta uyanmamış bir dünya gibiydi. Koyun kıvrımlı yapısı, suyun dinginliğini daha da belirgin kılıyor; kıyıya vuran hafif dalga sesleri ise bu huzurun tek eşlikçisi oluyordu. Sabah ışığı kayaların ve sahilin üzerinde yumuşak gölgeler oluştururken, tüm manzara sessiz ama güçlü bir güzelliğe bürünüyordu.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/19.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/19.jpeg" alt="" width="1630" height="1330" class="alignnone size-full wp-image-234854" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/19.jpeg 1630w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/19-300x245.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/19-1024x836.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/19-768x627.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/19-1536x1253.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/19-570x465.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/19-701x572.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/19-1067x871.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1630px) 100vw, 1630px" /></a></p>
<p>Otelin ana binadan ayrı verandasına geçip denizi seyrederek keyifli bir kahvaltı yapıyoruz. Kahvaltının en hoşumuza giden lezzeti ise minik pişiler oluyor. Ardından Himarë’yi keşfetmek ve denize girmek için sahile iniyoruz. Sahil boyunca uzanan plajlarda şemsiye ve şezlong kullanımı için küçük bir ücret ödeniyor. Bu sabahı tamamen dinlenmeye ayırıyor; sıcak havada, masmavi denizin tadını çıkarıyoruz.<br />
Öğle yemeğimizi otele yakın Grill Rondo adlı Yunan restoranında yiyoruz. Arnavutluk gezilerimiz sırasında fark ettiğimiz üzere, özellikle kıyı bölgelerinde Yunan mutfağına ait restoranlara sıkça rastlamak mümkün.<br />
Yemeğin ardından, Arnavutluk Rivierası’nın başlangıcında yer alan etkileyici Llogara Millî Parkı ve Geçidi’ne doğru yola çıkıyoruz. Avlonya (Vlorë) il sınırları içinde bulunan bu doğal alan, 1966 yılında millî park ilan edilmiş. Dağların denizle buluştuğu noktada yer alan Llogara Geçidi ve çevresindeki ormanlık alanları kapsayan park, geniş bir dağ ve doğa ekosistemine ev sahipliği yapıyor. Yoğun çam ormanları, sarp yamaçlar ve zaman zaman açılan deniz manzaralarıyla Llogara, Rivieranın girişinde adeta doğal bir sınır kapısı gibi karşımıza çıkıyor.<br />
Deniz seviyesinden yaklaşık 2000 metreye kadar yükselen bu bölge, siyah çam, Boşnak çamı, Bulgar köknarı ve dişbudak ağaçlarıyla kaplı zengin ormanlara ev sahipliği yapıyor. Zikzaklı dağ yolunu tırmanırken artan oksijen ve temiz hava, insana adeta baş döndürücü bir ferahlık hissi veriyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/18.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/18.jpeg" alt="" width="1805" height="1444" class="alignnone size-full wp-image-234855" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/18.jpeg 1805w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/18-300x240.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/18-1024x819.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/18-768x614.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/18-1536x1229.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/18-570x456.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/18-701x561.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/18-1067x854.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1805px) 100vw, 1805px" /></a></p>
<p>Yüksek noktalardan Adriyatik Denizi’ne uzanan panoramik manzaralar, etkileyici doğa dokusu ve serin havasıyla Llogara, gerçekten eşsiz bir deneyim sunuyor. Özellikle güneşin batışını izlemek, bu manzaranın en büyüleyici anlarından biri olarak insana derin bir huzur veriyor.<br />
Akşam yemeğimizi Himarë’nin başka bir koyunda, sahil kıyısında yer alan Jester’s Taverna ’da yiyoruz. Artık gün tamamen çekilmiş, akşam karanlığı kıyıyı yavaş yavaş içine almış durumda.<br />
Koyun üzerine çöken geceyle birlikte deniz koyu bir laciverte dönüşüyor; sadece kıyıya vuran dalgaların sesi duyuluyor. Sahil boyunca uzanan yeni binaların ve otellerin ışıkları teker teker yanarken, bölge modern ama sakin bir gece atmosferine bürünüyor. Loş sokak aydınlatmaları ve restoranlardan süzülen sıcak ışıklar, karanlığın içinde yumuşak bir kontrast oluşturuyor.<br />
Deniz kenarında otururken, günün kalabalığı yerini dingin bir akşam sessizliğine bırakıyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/17.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/17.jpeg" alt="" width="1790" height="1432" class="alignnone size-full wp-image-234856" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/17.jpeg 1790w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/17-300x240.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/17-1024x819.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/17-768x614.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/17-1536x1229.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/17-570x456.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/17-701x561.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/17-1067x854.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1790px) 100vw, 1790px" /></a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beste Serim Erbak: Arnavutluk &#8211; ZdravoAlbanija (Shqipëria) &#8211; Bölüm II</title>
		<link>https://belgoturk.tv/belgoturk-yazarlari/beste-serim-erbak-arnavutluk-zdravoalbanija-shqiperia-bolum-ii/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BTMagazin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 12:23:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgotürk Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Beste Serim Erbak]]></category>
		<category><![CDATA[BT|TATİL]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[anıt]]></category>
		<category><![CDATA[Arnavutluk]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gezinti]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[katadral]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[kütüphane]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Tatil]]></category>
		<category><![CDATA[Tiran]]></category>
		<category><![CDATA[turist]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=234830</guid>

					<description><![CDATA[Arnavutluk ZdravoAlbanija (Shqipëria) Bölüm II Arnavutluk Ekonomik Kalkınma, Ticaret ve İşletme Bakanlığı’nın önünden geçerken binanın cephesindeki tek bir kelime dikkatimi çekiyor: “Shqipëria.” İlk bakışta tanıdık gelmeyen bu sözcük, ister istemez merak uyandırıyor. Bir süre sonra bunun Arnavutça olduğunu öğreniyoruz. Shqipëria, Arnavutların kendi dillerinde ülkelerine verdikleri ad; yani bizim Arnavutluk dediğimiz yerin gerçek adı. Sözcüğün kökeniyle [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arnavutluk<br />
ZdravoAlbanija (Shqipëria)<br />
Bölüm II</p>
<p>Arnavutluk Ekonomik Kalkınma, Ticaret ve İşletme Bakanlığı’nın önünden geçerken binanın cephesindeki tek bir kelime dikkatimi çekiyor: “Shqipëria.” İlk bakışta tanıdık gelmeyen bu sözcük, ister istemez merak uyandırıyor. Bir süre sonra bunun Arnavutça olduğunu öğreniyoruz. Shqipëria, Arnavutların kendi dillerinde ülkelerine verdikleri ad; yani bizim Arnavutluk dediğimiz yerin gerçek adı. Sözcüğün kökeniyle ilgili farklı yorumlar olsa da en yaygın kabul gören anlamı “Kartallar Ülkesi”. Bu nedenle Arnavutluk, çoğu zaman “kartalların ülkesi” olarak da anılıyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07.jpeg" alt="" width="1299" height="1068" class="alignnone size-full wp-image-234831" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07.jpeg 1299w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-300x247.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-1024x842.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-768x631.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-570x469.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-701x576.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-1067x877.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1299px) 100vw, 1299px" /></a></p>
<p>Bir ülkenin kendine verdiği adın, dışarıdan bildiğimiz isminden farklı olması her zaman ilgimi çekmiştir. Burada da öyle oluyor; bir binanın cephesindeki tek bir kelime, bizi o ülkenin diline, tarihine ve kimliğine dair küçük ama anlamlı bir keşfe çıkarıyor.<br />
SouFujimoto adlı Japon mimarın imzasını taşıyan, bulutu anımsatan özgün tasarımıyla dikkat çeken Reja’nın önünden geçiyoruz. Tiran’ın modern simgelerinden biri haline gelen bu ilginç yapı, yalnızca mimarisiyle değil, şehrin kültürel yaşamına kattığı dinamizmle de öne çıkıyor. İnce metal örgülerden oluşan hafif yapısı, gerçekten de gökyüzünde süzülen bir bulutu andırıyor. Konserlerden sergilere, açık hava sinemalarından çeşitli sanat etkinliklerine kadar pek çok organizasyona ev sahipliği yapan Reja, şehrin geçmiş ile çağdaş yüzü arasında zarif bir köprü kuruyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03.jpeg" alt="" width="1712" height="1246" class="alignnone size-full wp-image-234832" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03.jpeg 1712w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03-300x218.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03-1024x745.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03-768x559.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03-1536x1118.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03-124x90.jpeg 124w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03-570x415.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03-701x510.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03-1067x777.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1712px) 100vw, 1712px" /></a></p>
<p>İtalyan mimar MarioCucinella’nın tasarladığı MET Tirana konut kulesi, uzaktan bakıldığında sanki yarım bırakılmış izlenimi uyandırıyor. Katmanlı ve oyulmuş cephesiyle dikkat çeken bu sıra dışı yapı, Tiran’ın hızla değişen modern yüzünü simgeliyor. Hemen yakınında yükselen TID Kulesi de şehrin dönüşen siluetinin dikkat çekici parçalarından biri.<br />
Bu modern yapıların arasından geçerek, uzun yıllar Arnavutluk’un köklü ailelerinden Toptani ailesiyle özdeşleşmiş olan Tiran Kalesi’ne doğru ilerliyoruz. Çevrede neredeyse her şey bu ailenin adını taşıyor: kalenin tam karşısında Toptani Alışveriş Merkezi yükselirken, yürüdüğümüz cadde de Murat Toptani Caddesi adını taşıyor. Tiran’da geçmiş ile bugün burada, yalnızca birkaç adımlık mesafede iç içe geçiyor; bir yanda şehrin tarihine tanıklık eden eski kale duvarları, diğer yanda modern yaşamın ritmini yansıtan yeni yapılar.<br />
Kökeni çok eski dönemlere uzanan Tiran Kalesi, bugün bildiğimiz anlamda bir kale görünümünden oldukça uzak. Alanın tarihsel temelleri eski yerleşimlere dayansa da, bugünkü yapısal izlerin büyük bölümü Osmanlı döneminde şekillenmiş, zaman içinde dönüşerek günümüze ulaşmıştır.</p>
<p>Günümüzde ise burası, sur kalıntılarının çevrelediği bir tarih alanından çok, kafeleri, restoranları ve küçük dükkânlarıyla yaşayan bir şehir dokusu haline gelmiş durumda. Giriş bölümünde ziyaretçileri karşılayan ahşap figürler ve dekoratif unsurlar, bu modern kullanımın bir parçası olarak dikkat çekiyor. Duvar önüne yerleştirilmiş süslemeli, tekerlekli oturma düzeni ise büyük olasılıkla ziyaretçilerin fotoğraf çekimi için tasarlanmış.<br />
Geçmişin izleriyle bugünün şehir yaşamı burada iç içe geçmiş durumda.<br />
İçeri adım attığımız anda barlar, restoranlar, hediyelik eşya ve el sanatları dükkânlarıyla çevrili hareketli bir atmosfer karşılıyor bizi. Sıcağın etkisiyle kısa bir mola verme ihtiyacı hissediyor, serinlemek ve bir şeyler atıştırmak için Filari Restoran’a oturuyoruz. Ne yazık ki burada çok sıcak ve konuksever bir tavırla karşılaştığımız söylenemez. Yine de Tepelene suyunu denemek, bu kısa molayı bizim için ilginç kılan küçük ama akılda kalıcı bir ayrıntı oluyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02.jpeg" alt="" width="2560" height="2242" class="alignnone size-full wp-image-234833" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02.jpeg 2560w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-300x263.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-1024x897.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-768x673.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-1536x1345.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-2048x1794.jpeg 2048w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-570x499.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-701x614.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-1067x934.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /></a></p>
<p>Tepelenë bölgesinden gelen bu su, masadaki sıradan bir detayı bile yolculuğun hatırasına dönüşen küçük ama keyifli bir deneyime çeviriyor.<br />
Molamızın ardından Saint Paul Katedrali’ne doğru yürümeye başlıyoruz. Tiran’da 2000’li yılların başında tamamlanarak ibadete açılan bu modern katedral, çağdaş mimarisiyle dikkat çekiyor. Şehrin en önemli Katolik yapılarından biri olan katedral, hem mimarisi hem de sembolik detaylarıyla öne çıkıyor. İç mekânda yer alan vitray ve sanatsal süslemelerde Papa John Paul ile RahibeTeresa gibi önemli figürlere göndermeler bulunuyor.<br />
Katedralin bahçesinde yer alan Rahibe Teresa heykeli ise ziyaretçileri sessiz bir saygı ve huzur atmosferine davet ediyor.<br />
Doğum adı AgnesGonxhaBojaxhiu olan RahibeTeresa (1910–1997), Arnavut kökenli bir Katolik azizesi olmanın ötesinde, insanlığın vicdanında derin izler bırakmış bir figür. Hayatını yoksullara, hastalara ve kimsesizlere adayan Rahibe Teresa, kurucusu olduğu Hayırseverlik Misyonerleri aracılığıyla dünyanın dört bir yanında sosyal hizmet faaliyetleri yürütmüş.</p>
<p>1979 yılında Nobel Barış Ödülü almış, 2016 yılında ise Papa Francis tarafından azize ilan edilmiş.<br />
Arnavutluk için taşıdığı anlam yalnızca tarihsel değil, aynı zamanda güçlü bir duygusal ve simgesel değere de sahip. Bu nedenle adı ülkede pek çok caddeye, meydana ve kuruma verilmiş durumda. Tiran Uluslararası NënëTereza da bu kolektif hafızanın en görünür örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.<br />
Caddenin karşısına geçip Lana Nehri üzerindeki yaya köprüsünden yürümeye başlıyoruz. Lana kıyısındaki ağaçların arasından ilerlerken uzakta, renkli ve geometrik formuyla dikkat çeken bir yapı beliriyor: Tiran Piramidi.<br />
Bir zamanlar Enver Hoca’ya adanmış bir müze olarak 1988 yılında inşa edilen bu yapı, sonraki yıllarda farklı işlevler üstlenmiş ve uzun süre atıl kaldıktan sonra bugün yeniden dönüşüm sürecine girmiş durumda. MVRDV tarafından yürütülen proje kapsamında, kapalı ve ideolojik bir anıttan çıkarılıp halka açık, canlı bir kültür ve eğitim alanına dönüştürülmesi hedeflenmiş.<br />
Tirana Piramit’i, bu dönüşümle birlikte Tiran’ın en dikkat çekici yeniden kullanım projelerinden biri olarak şehrin değişen yüzünü simgeliyor.<br />
Komünist rejimin çöküşünden sonra yapı; radyo ve televizyon stüdyosu, konferans ve etkinlik alanı gibi farklı işlevlerde kullanılmış, zaman içinde işlevi değişerek dönüşüm sürecine girmiştir.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05.jpeg" alt="" width="1749" height="1323" class="alignnone size-full wp-image-234834" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05.jpeg 1749w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-300x227.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-1024x775.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-768x581.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-1536x1162.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-119x89.jpeg 119w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-570x431.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-701x530.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-1067x807.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1749px) 100vw, 1749px" /></a></p>
<p>Bugün ise basamaklarla çıkılan piramidin çevresi, parlak renkli modüller ve ters çevrilmiş geometrik kurgularla yeniden düzenlenmiş durumda. Bu çağdaş müdahalelerle birlikte yapı; kafeler, atölyeler, stüdyolar ve genç girişimler için çalışma alanlarını barındıran canlı bir merkez haline gelmiştir.<br />
Geçmişin ağır izlerini taşıyan bu yapı, artık Tiran’ın en dinamik buluşma noktalarından biri olarak öne çıkıyor. Biz de burada, MonCheriCoffeeShop’ta kısa bir mola verip bu hareketli atmosferi biraz daha yakından hissediyoruz.<br />
Tirana Piramidi, yalnızca bir bina değil; Arnavutluk’un dönüşümünü, geçmişle kurduğu yeni ilişkiyi ve geleceğe bakma cesaretini simgeleyen bir mekân olarak karşımıza çıkıyor.<br />
Yol üzerinde bir başka gökdelen daha beliriyor: DowntownOne. BajramCurri Bulvarı boyunca yükselen yaklaşık 140 metrelik modern bir kule olarak şehrin yeni siluetine damga vuruyor.<br />
“DowntownOne” adı, doğrudan bir yer adı olmanın ötesinde, “şehir merkezindeki bir numaralı yapı” ya da “merkezdeki ikonik kule” fikrini çağrıştıran bir proje adı olarak kullanılıyor.<br />
İlk bakışta sıradan bir yüksek yapı gibi görünse de yaklaştıkça tasarım fikri kendini daha net hissettiriyor. Cephede yer alan konsol biçimli çıkmalar, yalnızca mimari bir tercih değil; Arnavutluk’taki farklı yerleşimlere ve ülkenin coğrafi çeşitliliğine yapılan sembolik göndermeler olarak kurgulanmış.<br />
Uzaktan bakıldığında bu çıkıntılar, ülkenin yerleşim dokusunu çağrıştıran soyut bir bütünlük oluşturuyor. MVRDV imzasını taşıyan bu yapı, çağdaş mimari ile ulusal hafıza arasında kurduğu ilişkiyle dikkat çeken örneklerden biri olarak öne çıkıyor.<br />
Gezintimize kısa bir ara verip yeniden kale içine yöneliyoruz. Dar sokaklarda ağır ağır ilerlerken küçük dükkânların vitrinleri bizi kendine çekiyor; el emeği objeler, magnetler, yerel dokumalar… Her biri bu yolculuktan geriye kalacak küçük ama kalıcı hatıralar gibi.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06.jpeg" alt="" width="1399" height="1146" class="alignnone size-full wp-image-234835" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06.jpeg 1399w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06-300x246.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06-1024x839.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06-768x629.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06-570x467.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06-701x574.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06-1067x874.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1399px) 100vw, 1399px" /></a></p>
<p>Otele dönüş yolunda, resepsiyondaki güler yüzlü görevlinin tavsiyesiyle ShijeFshati Restoran’a (“Köy Lezzeti Restoran”) uğruyoruz.<br />
Otele dönüş yolunda, resepsiyondaki güler yüzlü görevlinin tavsiyesiyle ShijeFshati Restoran’a (“Köy Lezzeti Restoran”) uğruyoruz.<br />
Sokaktan aşağıya inen dar bir merdivenle ulaşılan bu mekân, daha kapıdan içeri adım atar atmaz samimi bir atmosferle karşılıyor bizi. Rustik dekor, sade ama özenle düşünülmüş detaylar ve yerel lezzetlerle birleşince, günün yorgunluğu yavaş yavaş yerini keyifli bir sofraya bırakıyor.<br />
Arnavut mutfağının karakteri burada kendini net biçimde hissettiriyor: tavëkosi gibi yoğurtla pişen kuzu yemekleri, byrek”Börek” gibi çıtır hamur işleri ve ızgara etler sofranın temelini oluşturuyor. Yanında yoğurt, taze salatalar ve zeytinyağlı mezelerle birlikte sade ama doyurucu bir düzen var. Yemekler gösterişten uzak, tamamen lezzet ve doğallık üzerine kurulu.<br />
Sanki bu sabah gelmemişiz de şehirle aramızda daha uzun bir tanışıklık varmış gibi bir his kalıyor geriye.<br />
Yemekten sonra otele dönüp biraz dinlenme vakti. Akşamüstüne doğru, Tiran’ı bu kez farklı bir ışık altında yeniden keşfetmek üzere tekrar dışarı çıkacağız.<br />
Işıklar altında Tiran bambaşka bir güzelliğe bürünüyor. Gündüz aşina olduğumuz meydanlar ve yapılar, geceyle birlikte daha sakin, daha gizemli ve daha şiirsel bir hâl alıyor. Kentin ritmi yavaşlıyor; ışıklar, gölgeler ve sessizlik birbirine karışarak şehre bambaşka bir atmosfer kazandırıyor.<br />
Bu gece yürüyüşünde dikkatimizi çeken yapılardan biri Dostluk Anıtı. Rengârenk ışıklarla aydınlatılan anıt, gecenin içinde adeta bir sanat enstalasyonu gibi parlıyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-1.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-1.jpeg" alt="" width="1299" height="1068" class="alignnone size-full wp-image-234836" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-1.jpeg 1299w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-1-300x247.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-1-1024x842.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-1-768x631.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-1-570x469.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-1-701x576.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-1-1067x877.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1299px) 100vw, 1299px" /></a></p>
<p>Tiran’da Ulusal Kütüphane’nin önünde yer alan bu yapı, Kuveyt tarafından Arnavut halkına dostluk ve dayanışma simgesi olarak armağan edilmiştir.<br />
Gece ışıklarıyla birlikte daha da belirginleşen anıt, kentin önemli kamusal buluşma noktalarından biri olarak hem gündüz hem de gece şehir yaşamının parçası olmayı sürdürür.<br />
Biraz ileride, şehir merkezine yakın bir noktada Süleyman Paşa Bargjini’nin heykeliyle karşılaşıyoruz.<br />
1614 yılında, bugün koskoca bir başkente dönüşmüş olan bu yerleşimi küçük bir Osmanlı kasabası olarak kuran Süleyman Paşa, cami, hamam ve çarşı etrafında şekillenen ilk yerleşim çekirdeğini oluşturmuş. Bu küçük başlangıç, zaman içinde büyüyerek bugünkü Tiran’ın temelini atmış.<br />
Gece ışıkları altında heykel, şehrin dört yüzyılı aşan hikâyesini sessizce hatırlatıyor; modern kent dokusunun ortasında geçmişe açılan sakin bir durak gibi duruyor.<br />
Kaleye yaklaşırken, kentin belleğinde iz bırakan Kaplan Paşa Türbesi karşımıza çıkıyor. Türbe Tiran’da Osmanlı dönemine ait erken yapı örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.<br />
Kaplan Paşa olarak bilinen Kaplan Paşa Toptani’ye atfedilen bu türbe, şehrin erken dönem Osmanlı tarihine açılan sessiz bir iz niteliğinde. Yapının kesin inşa tarihi net olmamakla birlikte genellikle 18. yüzyıla tarihlendiriliyor.<br />
Ancak türbeyi asıl çarpıcı kılan, çevresiyle kurduğu ilişkidir. Modern kent dokusunun içinde, yüksek yapıların hemen yanı başında varlığını sürdüren bu küçük yapı, geçmiş ile bugünün güçlü karşılaşmasını görünür kılıyor. Yüzyıllardır ayakta kalan türbe, şehrin hızla değişen siluetinde sessiz ama dirençli bir iz gibi duruyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/04.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/04.jpeg" alt="" width="1792" height="1357" class="alignnone size-full wp-image-234837" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/04.jpeg 1792w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/04-300x227.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/04-1024x775.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/04-768x582.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/04-1536x1163.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/04-119x89.jpeg 119w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/04-570x432.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/04-701x531.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/04-1067x808.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1792px) 100vw, 1792px" /></a></p>
<p>GzonaRestaurant’ta yediğimiz keyifli akşam yemeği, ertesi gün ayrılacağımız Tiran’dan geriye kalacak güzel anılardan biri oluyor.<br />
Otele doğru yürürken, Arnavutluk’un yakın siyasi tarihinde önemli bir yere sahip AzemHajdari ile yakın arkadaşı Besim Çerja’nın anısına yapılmış anıtın önünden geçiyoruz. Gece aydınlatmasıyla belirginleşen bu anıt, ülkenin yakın tarihine ve demokrasi mücadelesine dair güçlü bir hatırlatma niteliği taşıyor.<br />
Biraz ileride yer alan Meçhul Asker Anıtı ise bir kaide üzerinde yükseliyor. Bir kolunu ileri doğru uzatmış, silahını kararlılıkla doğrultan asker figürü, II. Dünya Savaşı sırasında işgale karşı direnen ve hayatını kaybeden Arnavutluk vatandaşlarının anısına yapılmış. Bu anıt, Tiran’ın kamusal alanlarında tarihin nasıl görünür kılındığının etkileyici örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.<br />
Otele döndüğümüzde, ertesi gün Tiran’dan ayrılıp Arnavutluk’un başka şehirlerini keşfedecek olmanın heyecanı içimizi kaplıyor. Bu ilk gün, ülkenin hem geçmişine hem de bugünkü yaşamına dair güçlü ve kalıcı bir izlenim bırakmış durumda.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08.jpeg" alt="" width="1536" height="1319" class="alignnone size-full wp-image-234838" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08-300x258.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08-1024x879.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08-768x660.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08-570x489.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08-701x602.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08-1067x916.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beste Serim Erbak: Arnavutluk &#8211; Zdravo Albanija (Shqipëria) &#8211; Bölüm I</title>
		<link>https://belgoturk.tv/belgoturk-yazarlari/beste-serim-erbak-arnavutluk-zdravo-albanija-shqiperia-bolum-i/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BTMagazin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 May 2026 09:45:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgotürk Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Beste Serim Erbak]]></category>
		<category><![CDATA[BT|TATİL]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Arnavutluk]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[balkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[cami]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[gezgin]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[turist]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=234019</guid>

					<description><![CDATA[Arnavutluk Zdravo Albanija (Shqipëria) Bölüm I Bu kez yolumuz Balkanlar’ın sessiz ama derin ülkelerinden birine düştü. Adriyatik ile İyon denizi arasında uzanan Arnavutluk’a… Uçak pistte ilerlerken, daha ilk anda insanın içine çöken o sade ama güçlü atmosfer kendini hissettiriyor. Abartıdan uzak, gösterişsiz; fakat geçmişinin ağırlığını omuzlarında taşıyan bir ülke burası. Avrupa’nın en eski halklarından biri [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arnavutluk<br />
Zdravo Albanija (Shqipëria)<br />
Bölüm I</p>
<p>Bu kez yolumuz Balkanlar’ın sessiz ama derin ülkelerinden birine düştü. Adriyatik ile İyon denizi arasında uzanan Arnavutluk’a… Uçak pistte ilerlerken, daha ilk anda insanın içine çöken o sade ama güçlü atmosfer kendini hissettiriyor. Abartıdan uzak, gösterişsiz; fakat geçmişinin ağırlığını omuzlarında taşıyan bir ülke burası. Avrupa’nın en eski halklarından biri olan Arnavutların kökleri, Antik Çağda İlliryalılara kadar uzanıyor ve bugün hâlâ taşlarda, meydanlarda, yüzlerde yaşamaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/03.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/03.jpeg" alt="" width="1475" height="990" class="alignnone size-full wp-image-234020" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/03.jpeg 1475w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/03-300x201.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/03-1024x687.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/03-768x515.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/03-570x383.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/03-80x55.jpeg 80w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/03-701x471.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/03-1067x716.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1475px) 100vw, 1475px" /></a></p>
<p>Arnavutluk’ta dolaşırken tarih bir bilgi olarak değil, bir his olarak karşınıza çıkıyor. 15. yüzyılın ilk yarısında Osmanlı hâkimiyetinin güçlenmesiyle bu toprakların kaderi değişirken, bu dönemin hafızası en çok İskender Bey adıyla anılıyor. Osmanlı ordusunda yetişmiş, savaş meydanlarında ün kazanmış bir komutanın bir gün Kruja Kalesi’ni ele geçirip Osmanlı’ya karşı bayrak açması, bu coğrafyada yalnızca bir isyan değil; aynı zamanda bir kimlik arayışının da başlangıcı olmuş.<br />
1913 yılında bağımsızlığını kazanan Arnavutluk’un yakın tarihi, bugün en çok Tiran sokaklarında okunuyor. Geniş meydanlar, pastel tonlara boyanmış binalar ve Osmanlı’dan miras kalan camiler Avrupa mimarisiyle yan yana duruyor. Şehir, farklı dönemlerin izlerini saklamıyor; onları görünür kılmayı tercih ediyor. Kral I.Zog’un gençlik yıllarının bir bölümünü İstanbul’da geçirmiş olması da Türkiye ile bu coğrafya arasındaki görünmez bağların küçük ama anlamlı bir işareti gibi hissediliyor.</p>
<p>Ülkenin belleğinde en ağır iz bırakan dönemlerden biri kuşkusuz Enver Hoca yılları. 1944’ten 1985’e kadar süren bu kapalı rejim, Arnavutluk’u dünyadan neredeyse tamamen koparmış. Bugün ülkenin dört bir yanına dağılmış beton sığınaklar, bu yılların suskun tanıkları olarak hâlâ ayakta. Tiran sokaklarında yürürken karşınıza çıkan bu yapılar, geçmişin sertliğini bugünün hareketli şehir hayatına usulca sızdırıyor.<br />
1991 yılında Arnavutluk Cumhuriyeti adını alan ülke, bugün ağır ama kararlı adımlarla yoluna devam ediyor. 2022’de seçilen Cumhurbaşkanı Bajram Begaj döneminde Arnavutluk, geçmişiyle hesaplaşmaktan kaçmayan, geleceğe ise temkinli bir umutla bakan bir ülke görünümü çiziyor.<br />
Bu tarih yalnızca Arnavutluk sınırları içinde kalmamış. 19. yüzyılın sonlarından itibaren, özellikle Osmanlı-Rus Savaşı (1877-1878) ve 1912 Balkan Savaşları sonrasında Türkiye’ye göç eden Arnavutların torunları bugün hâlâ yaşamlarını sürdürüyor. Belki de bu yüzden Tiran sokaklarında dolaşırken dilde, mutfakta ve insan ilişkilerinde tanıdık bir sıcaklık hissediliyor. Yabancı bir ülkede olduğunuzu biliyorsunuz ama kendinizi misafir gibi hissetmiyorsunuz.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/05.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/05.jpeg" alt="" width="2560" height="2389" class="alignnone size-full wp-image-234021" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/05.jpeg 2560w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/05-300x280.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/05-1024x956.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/05-768x717.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/05-1536x1433.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/05-2048x1911.jpeg 2048w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/05-186x173.jpeg 186w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/05-570x532.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/05-701x654.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/05-1067x996.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /></a></p>
<p>Eylül 2025 sabahı İzmir’den kalkan uçağımız saat 06.45’te Tiran Nënë Tereza Havalimanı’na indi. Gösterişli olmayan ama düzenli ve işlevsel bir terminal… Arnavutluk daha ilk anda ne vaat ettiğini saklamayan bir ülke gibi. Havalimanından çıkar çıkmaz araç kiraladık ve otele geçtik. İşlemlerin hızlı ilerlemesi sevindiriciydi; ancak kısa süre sonra Arnavutluk’ta araba kullanmanın asıl meselesinin direksiyon değil, park yeri bulmak olduğunu fark ettik. Özellikle şehir merkezlerinde park etmek sabır isteyen bir iş.<br />
Barrikade Caddesi’ndeki otelimiz Hotel Boutique Vila 135, beyaz boyalı, mütevazı bir yapı. Dar sokaklarda park yeri bulmak zorlayıcıydı ve cezalar hiç de hafif sayılmaz. Yine de otel çalışanlarının içten gülümsemesi ve samimi tavrı, bu küçük sıkıntıyı önemsiz kıldı.<br />
Bavulları bırakıp kısa bir kahve molasının ardından Tiran’ı yürüyerek keşfetmeye başladık. Bu şehir, adımlarınızı yavaşlatmayı seviyor.</p>
<p>Tiran, bir başkent olmasına rağmen yorucu bir şehir hissi vermiyor. 1966 yılında millî park ilan edilen Dajti Dağı, kenti arkasına almış bir sahne dekoru gibi duruyor. Nerede olursanız olun, doğanın varlığını hissediyorsunuz. Geniş caddelerden dar sokaklara saparken şehir sanki biraz duruyor, soluklanıyor.<br />
Tiran’ın tarihi, Osmanlı döneminde 1614 yılında Süleyman Paşa Bargjini tarafından kurulmasına kadar uzanıyor. Bugün bir köşede modern bir kafe, birkaç adım ötede Osmanlı döneminden kalma bir yapı görmek mümkün. Bu karşılaşmalar, Tiran’ı ilginç kılan en önemli ayrıntılardan biri.<br />
Şehir, sanatı gündelik hayatın içine yerleştirmiş. Graffiti sanatçısı Franko Dine’nin bir duvar boyunca uzanan “Kütüphane” adlı çalışması, Tiran’ın bizi karşılayan ilk görsel anlatısı oluyor. Renkler, kelimelerden önce konuşuyor.<br />
Bir parkın içinde, 2023 yılında yapılmış Osman Kazazi büstüyle karşılaşıyoruz. Şehir, yalnızca geçmişin büyük isimlerini değil, yakın tarihin aydınlarını da hatırlamayı önemsiyor.<br />
İskender Bey Meydanı’na geldiğimizde artık Tiran’ın kalbine ulaştığımı hissediyorum. Meydanın genişliği ilk anda bir boşluk hissi yaratıyor; fakat bu boşluk aslında şehrin hafızasını taşıyan bir alan gibi. Çevresini saran yapılar farklı dönemlerin izlerini yan yana getirirken, insanların akışı bu geniş yüzeyi sürekli canlı tutuyor. Burada meydan yalnızca bir buluşma noktası değil; şehrin kendini hatırladığı yer gibi duruyor.<br />
1953 yılında inşa edilen Ulusal Opera ve Bale Tiyatrosu (Tiran), geniş merdivenleri ve önündeki açıklıkla hâlâ kentin önemli buluşma noktalarından biri. Gün ışığı cepheye vurdukça yapı, kimi zaman sert kimi zaman daha yumuşak bir yüz kazanıyor. Meydana doğru yürüdükçe mimari dil değişiyor; geçmişin ağırlığı yerini daha cesur çizgilere bırakıyor. Cam ve çelikten yükselen gökdelenler Tiran’ın dönüşümünü açıkça gösteriyor. Kare formların üst üste gelmesiyle oluşan ve “Tiran’ın Gözleri” olarak adlandırılan kuleler ise bu yeni dönemin en belirgin simgeleri gibi gökyüzüne uzanıyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/04.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/04.jpeg" alt="" width="1943" height="1763" class="alignnone size-full wp-image-234022" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/04.jpeg 1943w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/04-300x272.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/04-1024x929.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/04-768x697.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/04-1536x1394.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/04-570x517.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/04-701x636.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/04-1067x968.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1943px) 100vw, 1943px" /></a></p>
<p>Arnavutluk yüksek sesle konuşmuyor; ama dinlemeyi bilenlere çok şey anlatıyor. Tarihiyle, doğasıyla ve insanlarının içtenliğiyle Balkanlar’da hâlâ keşfedilmeyi bekleyen bir hikâye gibi duruyor.<br />
Beni en çok etkileyen ve en sıra dışı yapı ise kuşkusuz İskender Bey Binası oluyor. Tiran Kayası olarak bilinen bu yapı, Arnavutluk’un ulusal kahramanı İskender Bey’in büstü şeklinde tasarlanmış. Figüratif bir heykeli andıran bina, dünyanın en yüksek yapıları arasında yer alıyor. İskender Bey Meydanı’nda yükselen bu ikonik yapı, kahramanın başını oluşturan kıvrımlı balkonlarıyla hem tarihi bir göndermede bulunuyor hem de kentin modern yüzünü simgeliyor.<br />
Tiran, adım attıkça değişen mimarisi, sanatı ve sürprizlerle dolu atmosferiyle gezginini sürekli şaşırtan bir şehir.<br />
En çok da Osmanlı döneminden günümüze ulaşan Ethem Bey Camii dikkatimi çekiyor. Renkli kalem işi nakışlarla süslü duvarlarına bakarken zaman sanki yavaşlıyor. Kitabesine göre 1238 yılında inşa edilmiş olması, bu yapının asırlardır aynı meydanda dimdik durduğunu bilmek insanda derin bir hayranlık uyandırıyor.<br />
Caminin hemen yanında yükselen Saat Kulesi, 1822 yılında Hacı Ethem Bey tarafından yaptırılmış. Yüzyıllardır yan yana duran bu iki yapı, modern Tiran’ın ortasında geçmişle kurulan en güçlü bağlardan biri gibi.<br />
Meydanda durup etrafı izlerken Tiran’ın tarihini sadece okumadığımı, onu gerçekten hissettiğimi fark ediyorum. Tam o sırada, üzerlerinde geleneksel kıyafetler bulunan genç bir kız ve bir delikanlı yanımıza yaklaşıyor; akşam yapılacak gösteri hakkında bilgi veriyorlar. Bu sıcak karşılaşmayı bir fotoğrafla ölümsüzleştiriyoruz.<br />
Meydandaki İskender Bey’in bronz heykeli, 1968 yılında, ölümünün 500. yıl dönümünde yapılmış. Heybetli duruşu, meydanın ruhunu adeta tamamlıyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/02.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/02.jpeg" alt="" width="1536" height="1353" class="alignnone size-full wp-image-234023" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/02.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/02-300x264.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/02-1024x902.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/02-768x677.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/02-570x502.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/02-701x617.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/02-1067x940.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Ulusal Tarih Müzesi’nin( Muzeu Historik Kombetar) cephesini kaplayan, yaklaşık 400 metrekarelik “Arnavutlar” mozaiği ise ülkenin yüzyıllar boyunca verdiği mücadeleyi tek bir kompozisyonda özetliyor.<br />
İskender Bey Meydanı’nda atılan her adım, Tiran’ın geçmişiyle bugünü arasında kurulan bu güçlü hikâyenin bir parçası gibi.<br />
Meydanın ortasındaki küçük ama capcanlı atlıkarınca masalsı bir hava yaratıyor. Hemen yanındaki yapıysa 1928 yılında Arnavutluk Krallığı’nın ilk parlamentosu olarak inşa edilmiş; bugün ise bir Çocuk Kukla Tiyatrosu olarak yaşamını sürdürüyor.<br />
Meydanın modern yüzünü temsil eden Alban Kulesi, beş farklı tonda Murano camla kaplı cephesiyle gün boyu ışığı yakalayıp yansıtıyor. Eskiyle yeninin yan yana durabildiği bu meydanın karakterini tamamlıyor.<br />
Meydandan çıkıp İbrahim Rugova Caddesi’ne yöneldiğimizde, Balkanlar’ın en büyük, Avrupa’nın üçüncü büyük Ortodoks katedrali olan İsa’nın Dirilişi Katedrali karşımıza çıkıyor. 2012 yılında tamamlanan yapı, 46 metrelik çan kulesiyle çevresindeki gökdelenlerle adeta yarışıyor. İçeri girdiğinizde ise kubbeyi kaplayan modern İsa freski ve ferah iç mekân, binanın etkileyiciliğini daha da artırıyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/01.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/01.jpeg" alt="" width="1536" height="1798" class="alignnone size-full wp-image-234024" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/01.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/01-256x300.jpeg 256w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/01-875x1024.jpeg 875w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/01-768x899.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/01-1312x1536.jpeg 1312w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/01-570x667.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/01-701x821.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/01-1067x1249.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tiyatro Arnavutluk’u karıştırdı</title>
		<link>https://belgoturk.tv/manset/tiyatro-arnavutluku-karistirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bthaber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 May 2020 21:51:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[aktivistler]]></category>
		<category><![CDATA[Arnavutluk]]></category>
		<category><![CDATA[Başbakan Edi Rama]]></category>
		<category><![CDATA[buldozer]]></category>
		<category><![CDATA[corona virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[diktatörlük]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik güçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro binası]]></category>
		<category><![CDATA[yıkım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://belgoturk.tv/?p=189119</guid>

					<description><![CDATA[Avrupa Birliği&#8217;ne girme sürecinde olan Arnavutluk sokaklarında bugün corona virüsüne rağmen gerilim yüksekti. Bunun sebebi ise devlet tiyatrosuna ait binanın yıkılmasıydı. Çok sayıda Arnavut bugün sokağa dökülerek polisle çatıştı. Arnavutluk halkı corona virüsünü umursamadan bugün sokağa çıktı ve sabah saatlerinde yıkımına başlanan devlet tiyatrosunu korumak için protesto düzenledi. İki yılı bir aşkın süredir gündemde olan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Avrupa Birliği&#8217;ne girme sürecinde olan Arnavutluk sokaklarında bugün corona virüsüne rağmen gerilim yüksekti.</strong></p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/05/Arnavutluk-protesto-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-189121" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/05/Arnavutluk-protesto-2.jpg" alt="" width="880" height="587" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/05/Arnavutluk-protesto-2.jpg 880w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/05/Arnavutluk-protesto-2-300x200.jpg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/05/Arnavutluk-protesto-2-768x512.jpg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/05/Arnavutluk-protesto-2-570x380.jpg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/05/Arnavutluk-protesto-2-701x468.jpg 701w" sizes="auto, (max-width: 880px) 100vw, 880px" /></a></p>
<p><strong>Bunun sebebi ise devlet tiyatrosuna ait binanın yıkılmasıydı. Çok sayıda Arnavut bugün sokağa dökülerek polisle çatıştı.</strong></p>
<p>Arnavutluk halkı corona virüsünü umursamadan bugün sokağa çıktı ve sabah saatlerinde yıkımına başlanan devlet tiyatrosunu korumak için protesto düzenledi.</p>
<p>İki yılı bir aşkın süredir gündemde olan ve başta oyuncular, aktivistler ve muhalif siyasilerin karşı çıktığı yıkım bu sabah saatlerinde başkent Tiran’da gerçekleşti.</p>
<p>Başbakan Edi Rama’nın yeni tiyatro projesi kapsamında yıkılan ulusal tiyatro binasının yerine yeni bir kültür sanat merkezi yapılacağı belirtildi.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/05/Arnavutluk-protesto-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-189120" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/05/Arnavutluk-protesto-1.jpg" alt="" width="880" height="587" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/05/Arnavutluk-protesto-1.jpg 880w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/05/Arnavutluk-protesto-1-300x200.jpg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/05/Arnavutluk-protesto-1-768x512.jpg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/05/Arnavutluk-protesto-1-570x380.jpg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/05/Arnavutluk-protesto-1-701x468.jpg 701w" sizes="auto, (max-width: 880px) 100vw, 880px" /></a></p>
<p>Sabah saatlerinde ulusal tiyatronun yıkımı gerçekleşti.</p>
<p>Sabah saatlerinde buldozer ve güvenlik güçleri göstericilere rağmen yıkıma başladı. Çok sayıda gösterici, “Utanın” ve “Bu diktatörlüktür” sloganları attı. 1939 yılında inşa edilen bina 1945 yılında ulusal tiyatro olarak kullanılmaya başlamıştı.</p>
<p>Tiyatro binasının yıkımına karşı olan bir göstericinin, “Bu artık tiyatronun yıkılması değil, demokrasi ve özgürlüğün yıkılmasıdır. Biz bir diktatörlükteyiz” sözleri yer alırken, Rama’nın bu yıkımı corona virüsü günlerine bilerek denk getirdiği öne sürüldü.</p>
<p>Aralarında çok sayıda oyuncunun da olduğu muhalefet polis ve güvenlik güçleriyle çatıştı.</p>
<p>Facebook üzerinden göstericileri eleştiren Rama, “Buna karşı olanlar Tiran’daki bütün projelere karşı olanlarla aynı kişiler. Bu insanlar gelişmeye karşılar fakat Tiran’ı durduramayacaklar” dedi.</p>
<p>Çok sayıda gösterici güvenlik güçleri ile çatışırken konuşan görgü tanıkları polisin orantısız güç kullandığını öne sürdü.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
