<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>avrupa &#8211; Belgot&uuml;rk Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://belgoturk.tv/tag/avrupa/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://belgoturk.tv</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 07 May 2026 09:45:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Beste Serim Erbak: Arnavutluk &#8211; Zdravo Albanija (Shqipëria) &#8211; Bölüm I</title>
		<link>https://belgoturk.tv/belgoturk-yazarlari/beste-serim-erbak-arnavutluk-zdravo-albanija-shqiperia-bolum-i/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BTMagazin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 May 2026 09:45:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgotürk Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Beste Serim Erbak]]></category>
		<category><![CDATA[BT|TATİL]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Arnavutluk]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[balkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[cami]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[gezgin]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[turist]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=234019</guid>

					<description><![CDATA[Arnavutluk Zdravo Albanija (Shqipëria) Bölüm I Bu kez yolumuz Balkanlar’ın sessiz ama derin ülkelerinden birine düştü. Adriyatik ile İyon denizi arasında uzanan Arnavutluk’a… Uçak pistte ilerlerken, daha ilk anda insanın içine çöken o sade ama güçlü atmosfer kendini hissettiriyor. Abartıdan uzak, gösterişsiz; fakat geçmişinin ağırlığını omuzlarında taşıyan bir ülke burası. Avrupa’nın en eski halklarından biri [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arnavutluk<br />
Zdravo Albanija (Shqipëria)<br />
Bölüm I</p>
<p>Bu kez yolumuz Balkanlar’ın sessiz ama derin ülkelerinden birine düştü. Adriyatik ile İyon denizi arasında uzanan Arnavutluk’a… Uçak pistte ilerlerken, daha ilk anda insanın içine çöken o sade ama güçlü atmosfer kendini hissettiriyor. Abartıdan uzak, gösterişsiz; fakat geçmişinin ağırlığını omuzlarında taşıyan bir ülke burası. Avrupa’nın en eski halklarından biri olan Arnavutların kökleri, Antik Çağda İlliryalılara kadar uzanıyor ve bugün hâlâ taşlarda, meydanlarda, yüzlerde yaşamaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/03.jpeg"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/03.jpeg" alt="" width="1475" height="990" class="alignnone size-full wp-image-234020" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/03.jpeg 1475w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/03-300x201.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/03-1024x687.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/03-768x515.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/03-570x383.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/03-80x55.jpeg 80w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/03-701x471.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/03-1067x716.jpeg 1067w" sizes="(max-width: 1475px) 100vw, 1475px" /></a></p>
<p>Arnavutluk’ta dolaşırken tarih bir bilgi olarak değil, bir his olarak karşınıza çıkıyor. 15. yüzyılın ilk yarısında Osmanlı hâkimiyetinin güçlenmesiyle bu toprakların kaderi değişirken, bu dönemin hafızası en çok İskender Bey adıyla anılıyor. Osmanlı ordusunda yetişmiş, savaş meydanlarında ün kazanmış bir komutanın bir gün Kruja Kalesi’ni ele geçirip Osmanlı’ya karşı bayrak açması, bu coğrafyada yalnızca bir isyan değil; aynı zamanda bir kimlik arayışının da başlangıcı olmuş.<br />
1913 yılında bağımsızlığını kazanan Arnavutluk’un yakın tarihi, bugün en çok Tiran sokaklarında okunuyor. Geniş meydanlar, pastel tonlara boyanmış binalar ve Osmanlı’dan miras kalan camiler Avrupa mimarisiyle yan yana duruyor. Şehir, farklı dönemlerin izlerini saklamıyor; onları görünür kılmayı tercih ediyor. Kral I.Zog’un gençlik yıllarının bir bölümünü İstanbul’da geçirmiş olması da Türkiye ile bu coğrafya arasındaki görünmez bağların küçük ama anlamlı bir işareti gibi hissediliyor.</p>
<p>Ülkenin belleğinde en ağır iz bırakan dönemlerden biri kuşkusuz Enver Hoca yılları. 1944’ten 1985’e kadar süren bu kapalı rejim, Arnavutluk’u dünyadan neredeyse tamamen koparmış. Bugün ülkenin dört bir yanına dağılmış beton sığınaklar, bu yılların suskun tanıkları olarak hâlâ ayakta. Tiran sokaklarında yürürken karşınıza çıkan bu yapılar, geçmişin sertliğini bugünün hareketli şehir hayatına usulca sızdırıyor.<br />
1991 yılında Arnavutluk Cumhuriyeti adını alan ülke, bugün ağır ama kararlı adımlarla yoluna devam ediyor. 2022’de seçilen Cumhurbaşkanı Bajram Begaj döneminde Arnavutluk, geçmişiyle hesaplaşmaktan kaçmayan, geleceğe ise temkinli bir umutla bakan bir ülke görünümü çiziyor.<br />
Bu tarih yalnızca Arnavutluk sınırları içinde kalmamış. 19. yüzyılın sonlarından itibaren, özellikle Osmanlı-Rus Savaşı (1877-1878) ve 1912 Balkan Savaşları sonrasında Türkiye’ye göç eden Arnavutların torunları bugün hâlâ yaşamlarını sürdürüyor. Belki de bu yüzden Tiran sokaklarında dolaşırken dilde, mutfakta ve insan ilişkilerinde tanıdık bir sıcaklık hissediliyor. Yabancı bir ülkede olduğunuzu biliyorsunuz ama kendinizi misafir gibi hissetmiyorsunuz.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/05.jpeg"><img decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/05.jpeg" alt="" width="2560" height="2389" class="alignnone size-full wp-image-234021" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/05.jpeg 2560w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/05-300x280.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/05-1024x956.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/05-768x717.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/05-1536x1433.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/05-2048x1911.jpeg 2048w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/05-186x173.jpeg 186w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/05-570x532.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/05-701x654.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/05-1067x996.jpeg 1067w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /></a></p>
<p>Eylül 2025 sabahı İzmir’den kalkan uçağımız saat 06.45’te Tiran Nënë Tereza Havalimanı’na indi. Gösterişli olmayan ama düzenli ve işlevsel bir terminal… Arnavutluk daha ilk anda ne vaat ettiğini saklamayan bir ülke gibi. Havalimanından çıkar çıkmaz araç kiraladık ve otele geçtik. İşlemlerin hızlı ilerlemesi sevindiriciydi; ancak kısa süre sonra Arnavutluk’ta araba kullanmanın asıl meselesinin direksiyon değil, park yeri bulmak olduğunu fark ettik. Özellikle şehir merkezlerinde park etmek sabır isteyen bir iş.<br />
Barrikade Caddesi’ndeki otelimiz Hotel Boutique Vila 135, beyaz boyalı, mütevazı bir yapı. Dar sokaklarda park yeri bulmak zorlayıcıydı ve cezalar hiç de hafif sayılmaz. Yine de otel çalışanlarının içten gülümsemesi ve samimi tavrı, bu küçük sıkıntıyı önemsiz kıldı.<br />
Bavulları bırakıp kısa bir kahve molasının ardından Tiran’ı yürüyerek keşfetmeye başladık. Bu şehir, adımlarınızı yavaşlatmayı seviyor.</p>
<p>Tiran, bir başkent olmasına rağmen yorucu bir şehir hissi vermiyor. 1966 yılında millî park ilan edilen Dajti Dağı, kenti arkasına almış bir sahne dekoru gibi duruyor. Nerede olursanız olun, doğanın varlığını hissediyorsunuz. Geniş caddelerden dar sokaklara saparken şehir sanki biraz duruyor, soluklanıyor.<br />
Tiran’ın tarihi, Osmanlı döneminde 1614 yılında Süleyman Paşa Bargjini tarafından kurulmasına kadar uzanıyor. Bugün bir köşede modern bir kafe, birkaç adım ötede Osmanlı döneminden kalma bir yapı görmek mümkün. Bu karşılaşmalar, Tiran’ı ilginç kılan en önemli ayrıntılardan biri.<br />
Şehir, sanatı gündelik hayatın içine yerleştirmiş. Graffiti sanatçısı Franko Dine’nin bir duvar boyunca uzanan “Kütüphane” adlı çalışması, Tiran’ın bizi karşılayan ilk görsel anlatısı oluyor. Renkler, kelimelerden önce konuşuyor.<br />
Bir parkın içinde, 2023 yılında yapılmış Osman Kazazi büstüyle karşılaşıyoruz. Şehir, yalnızca geçmişin büyük isimlerini değil, yakın tarihin aydınlarını da hatırlamayı önemsiyor.<br />
İskender Bey Meydanı’na geldiğimizde artık Tiran’ın kalbine ulaştığımı hissediyorum. Meydanın genişliği ilk anda bir boşluk hissi yaratıyor; fakat bu boşluk aslında şehrin hafızasını taşıyan bir alan gibi. Çevresini saran yapılar farklı dönemlerin izlerini yan yana getirirken, insanların akışı bu geniş yüzeyi sürekli canlı tutuyor. Burada meydan yalnızca bir buluşma noktası değil; şehrin kendini hatırladığı yer gibi duruyor.<br />
1953 yılında inşa edilen Ulusal Opera ve Bale Tiyatrosu (Tiran), geniş merdivenleri ve önündeki açıklıkla hâlâ kentin önemli buluşma noktalarından biri. Gün ışığı cepheye vurdukça yapı, kimi zaman sert kimi zaman daha yumuşak bir yüz kazanıyor. Meydana doğru yürüdükçe mimari dil değişiyor; geçmişin ağırlığı yerini daha cesur çizgilere bırakıyor. Cam ve çelikten yükselen gökdelenler Tiran’ın dönüşümünü açıkça gösteriyor. Kare formların üst üste gelmesiyle oluşan ve “Tiran’ın Gözleri” olarak adlandırılan kuleler ise bu yeni dönemin en belirgin simgeleri gibi gökyüzüne uzanıyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/04.jpeg"><img decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/04.jpeg" alt="" width="1943" height="1763" class="alignnone size-full wp-image-234022" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/04.jpeg 1943w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/04-300x272.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/04-1024x929.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/04-768x697.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/04-1536x1394.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/04-570x517.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/04-701x636.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/04-1067x968.jpeg 1067w" sizes="(max-width: 1943px) 100vw, 1943px" /></a></p>
<p>Arnavutluk yüksek sesle konuşmuyor; ama dinlemeyi bilenlere çok şey anlatıyor. Tarihiyle, doğasıyla ve insanlarının içtenliğiyle Balkanlar’da hâlâ keşfedilmeyi bekleyen bir hikâye gibi duruyor.<br />
Beni en çok etkileyen ve en sıra dışı yapı ise kuşkusuz İskender Bey Binası oluyor. Tiran Kayası olarak bilinen bu yapı, Arnavutluk’un ulusal kahramanı İskender Bey’in büstü şeklinde tasarlanmış. Figüratif bir heykeli andıran bina, dünyanın en yüksek yapıları arasında yer alıyor. İskender Bey Meydanı’nda yükselen bu ikonik yapı, kahramanın başını oluşturan kıvrımlı balkonlarıyla hem tarihi bir göndermede bulunuyor hem de kentin modern yüzünü simgeliyor.<br />
Tiran, adım attıkça değişen mimarisi, sanatı ve sürprizlerle dolu atmosferiyle gezginini sürekli şaşırtan bir şehir.<br />
En çok da Osmanlı döneminden günümüze ulaşan Ethem Bey Camii dikkatimi çekiyor. Renkli kalem işi nakışlarla süslü duvarlarına bakarken zaman sanki yavaşlıyor. Kitabesine göre 1238 yılında inşa edilmiş olması, bu yapının asırlardır aynı meydanda dimdik durduğunu bilmek insanda derin bir hayranlık uyandırıyor.<br />
Caminin hemen yanında yükselen Saat Kulesi, 1822 yılında Hacı Ethem Bey tarafından yaptırılmış. Yüzyıllardır yan yana duran bu iki yapı, modern Tiran’ın ortasında geçmişle kurulan en güçlü bağlardan biri gibi.<br />
Meydanda durup etrafı izlerken Tiran’ın tarihini sadece okumadığımı, onu gerçekten hissettiğimi fark ediyorum. Tam o sırada, üzerlerinde geleneksel kıyafetler bulunan genç bir kız ve bir delikanlı yanımıza yaklaşıyor; akşam yapılacak gösteri hakkında bilgi veriyorlar. Bu sıcak karşılaşmayı bir fotoğrafla ölümsüzleştiriyoruz.<br />
Meydandaki İskender Bey’in bronz heykeli, 1968 yılında, ölümünün 500. yıl dönümünde yapılmış. Heybetli duruşu, meydanın ruhunu adeta tamamlıyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/02.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/02.jpeg" alt="" width="1536" height="1353" class="alignnone size-full wp-image-234023" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/02.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/02-300x264.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/02-1024x902.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/02-768x677.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/02-570x502.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/02-701x617.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/02-1067x940.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Ulusal Tarih Müzesi’nin( Muzeu Historik Kombetar) cephesini kaplayan, yaklaşık 400 metrekarelik “Arnavutlar” mozaiği ise ülkenin yüzyıllar boyunca verdiği mücadeleyi tek bir kompozisyonda özetliyor.<br />
İskender Bey Meydanı’nda atılan her adım, Tiran’ın geçmişiyle bugünü arasında kurulan bu güçlü hikâyenin bir parçası gibi.<br />
Meydanın ortasındaki küçük ama capcanlı atlıkarınca masalsı bir hava yaratıyor. Hemen yanındaki yapıysa 1928 yılında Arnavutluk Krallığı’nın ilk parlamentosu olarak inşa edilmiş; bugün ise bir Çocuk Kukla Tiyatrosu olarak yaşamını sürdürüyor.<br />
Meydanın modern yüzünü temsil eden Alban Kulesi, beş farklı tonda Murano camla kaplı cephesiyle gün boyu ışığı yakalayıp yansıtıyor. Eskiyle yeninin yan yana durabildiği bu meydanın karakterini tamamlıyor.<br />
Meydandan çıkıp İbrahim Rugova Caddesi’ne yöneldiğimizde, Balkanlar’ın en büyük, Avrupa’nın üçüncü büyük Ortodoks katedrali olan İsa’nın Dirilişi Katedrali karşımıza çıkıyor. 2012 yılında tamamlanan yapı, 46 metrelik çan kulesiyle çevresindeki gökdelenlerle adeta yarışıyor. İçeri girdiğinizde ise kubbeyi kaplayan modern İsa freski ve ferah iç mekân, binanın etkileyiciliğini daha da artırıyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/01.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/01.jpeg" alt="" width="1536" height="1798" class="alignnone size-full wp-image-234024" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/01.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/01-256x300.jpeg 256w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/01-875x1024.jpeg 875w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/01-768x899.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/01-1312x1536.jpeg 1312w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/01-570x667.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/01-701x821.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/05/01-1067x1249.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beste Serim Erbak: Tarih Kokan Şehir &#8211; Roma – 5. Bölüm</title>
		<link>https://belgoturk.tv/belgoturk-yazarlari/beste-serim-erbak-tarih-kokan-sehir-roma-5-bolum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BTMagazin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2026 09:08:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgotürk Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Beste Serim Erbak]]></category>
		<category><![CDATA[BT|TATİL]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[galeri]]></category>
		<category><![CDATA[gezgin]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[kilise]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[restorant]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tatil]]></category>
		<category><![CDATA[turist]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=233289</guid>

					<description><![CDATA[Tarih Kokan Şehir; Roma – 5. Bölüm Gerçeğin Ağzı La città che profuma di storia Roma’ya Veda Bu akşam, Roma’dan ayrılıyoruz. Şehri terk etmeden önce, son anlarımızı da dolu dolu yaşamak ve biraz daha içinde kaybolabilmek için yollara düşüyoruz. İlk durağımız, ihtişamı ve romantizmiyle ünlü Fontana di Trevi. Burada bir süre durup çevrenin tadını çıkarıyoruz, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih Kokan Şehir; Roma – 5. Bölüm<br />
Gerçeğin Ağzı<br />
La città che profuma di storia<br />
Roma’ya Veda</p>
<p>Bu akşam, Roma’dan ayrılıyoruz. Şehri terk etmeden önce, son anlarımızı da dolu dolu yaşamak ve biraz daha içinde kaybolabilmek için yollara düşüyoruz.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/01.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/01.jpeg" alt="" width="1536" height="1354" class="alignnone size-full wp-image-233298" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/01.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/01-300x264.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/01-1024x903.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/01-768x677.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/01-570x502.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/01-701x618.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/01-1067x941.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>İlk durağımız, ihtişamı ve romantizmiyle ünlü Fontana di Trevi. Burada bir süre durup çevrenin tadını çıkarıyoruz, ardından Via del Corso’ya uzanan Via delle Muratte üzerinde yürümeye başlıyoruz.<br />
Yol boyunca, Via del Governo’dan geçerken karşımıza çıkan kitapçılar, sanat galerileri ve resim ile kartpostal satıcıları bize eşlik ediyor; şehrin kültürel dokusunu adeta ellerimizle dokuyormuşuz gibi hissettiriyor. Derken, ünlü İtalyan ve uluslararası tasarımcıların mağazalarıyla dolu ana cadde Via del Corso’ya ulaşıyoruz; burada hem şehrin modern yüzünü hem de tarihsel atmosferini aynı anda deneyimliyoruz.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/10.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/10.jpeg" alt="" width="1536" height="1399" class="alignnone size-full wp-image-233290" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/10.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/10-300x273.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/10-1024x933.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/10-768x700.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/10-570x519.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/10-701x638.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/10-1067x972.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>1900’lü yılların başında Art Nouveau aktör Alberto Sordi’den alan Galleria Alberto Sordi’ye giriyoruz.<br />
Kemerli pasajın içinde dünya markalarının mağazaları, zarif kafeler ve özenle düzenlenmiş vitrinler yer alıyor. Mermer zeminler, sütunlar ve vitray süslemeli tavan, mekâna zamansız bir şıklık katıyor. Ortada, camekân içinde sergilenen beyaz çikolatadan yapılmış Kolezyum maketi ise sanat ile tatlının incelikli bir buluşması gibi duruyor.<br />
Bir kafeye oturup kahvemizi yudumlarken, çevremizi saran zarafet ve nostaljik güzellik arasında kayboluyoruz; Galleria Alberto Sordi, adeta hem göze hem de ruha hitap eden bir durak gibi.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/05.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/05.jpeg" alt="" width="1536" height="1245" class="alignnone size-full wp-image-233291" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/05.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/05-300x243.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/05-1024x830.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/05-768x623.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/05-570x462.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/05-701x568.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/05-1067x865.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Yolumuz, Fransa’ya adanmış kiliselerden biri olan Burgonyalı Aziz Claudius ve Andreas Katolik Kilisesi’nin önünden geçiyor. 18. yüzyılın ilk yarısında inşa edilmiş bu yapı, alışılmışın dışında mimarisiyle dikkat çekiyor ve sokakta yürürken bile fark edilmeden duramıyorsunuz.<br />
Ardından, 19. yüzyılın sonlarında yapılmış eklektik bir saray olan Palazzo Marignoli karşımıza çıkıyor. Koyu pembe cephesiyle hem görkemli hem de şehrin tarihî renk paletinin canlı bir örneği gibi duruyor.<br />
Daha da eski kökenlere sahip olan Sant’Andrea delle Fratte Bazilikası ve Palazzo del Bufalo alle Fratte, Via del Bufalo boyunca uzanarak sanki tüm sokağı kuşatıyor. Her adımda Roma’nın katmanlı tarihini hissediyor, geçmişin ve günümüzün iç içe geçtiği bu büyüleyici atmosferi soluyorsunuz.<br />
Piazza di Spagna’ya vardığımızda, kalabalığın içinde hangi yapıya bakacağımızı şaşırıyoruz. İnsanların telaşı, sokak müzisyenlerinin melodileri ve hafif rüzgâr, meydanın canlılığını artırıyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/04.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/04.jpeg" alt="" width="1265" height="997" class="alignnone size-full wp-image-233292" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/04.jpeg 1265w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/04-300x236.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/04-1024x807.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/04-768x605.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/04-220x173.jpeg 220w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/04-570x449.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/04-701x552.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/04-1067x841.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1265px) 100vw, 1265px" /></a></p>
<p>Yakındaki Meryem Ana’nın Günahsız Gebeliği Sütunu, 18. yüzyılda, antik bir Korint sütunun üzerine yerleştirilmiş bronz heykeliyle meydanın simgelerinden biri olarak yükseliyor. Çevredeki yapılar ise yüzyıllar boyunca değişen işlevleriyle Roma’nın dönüşümünü adeta taşlara kazımış gibi yansıtıyor.<br />
Ve nihayet, İspanyol Merdivenleri… Göz alabildiğine uzanan basamaklar, rengârenk çiçeklerle süslenmiş, etrafındaki tarihi binalarla mükemmel bir uyum içinde. Merdivenlerin tepesine baktığımızda, şehrin enerjisini ve tarihini aynı anda hissetmek mümkün oluyor; adeta Roma, veda edercesine büyülüyor bizleri.<br />
Trinità dei Monti Kilisesi’ni Piazza di Spagna’ya bağlayan bu basamaklar, 18. yüzyıldan bu yana şehrin en tanınmış simgelerinden biri olmuş. Pembe tonlarındaki açelyalarla süslenmiş merdivenler, kalabalığa rağmen etkileyici bir görsellik sunuyor.<br />
Aslında İspanya ile doğrudan bir ilgisi olmayan bu merdivenler, zamanla bulundukları meydanla özdeşleşmiş. Üstelik, Roman Holiday’de Audrey Hepburn ve Gregory Peck’in unutulmaz sahnesiyle hafızalara kazınmış.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/09.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/09.jpeg" alt="" width="1903" height="1434" class="alignnone size-full wp-image-233293" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/09.jpeg 1903w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/09-300x226.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/09-1024x772.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/09-768x579.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/09-1536x1157.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/09-119x89.jpeg 119w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/09-570x430.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/09-701x528.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/09-1067x804.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1903px) 100vw, 1903px" /></a></p>
<p>Boş bir alan bulup fotoğraf çekmek için epey uğraşıyoruz; kalabalığın enerjisi, merdivenlerin renkleri ve çevredeki hareketlilik birleşince Roma’nın canlı ritmini hissetmek mümkün oluyor. Merdivenlerin hemen altında, yarı batmış bir gemi biçimindeki Batık Tekne Çeşmesi yer alıyor. Bernini ailesinin imzasını taşıyan bu Barok eser, Roma’nın teatral estetiğini ve tarih boyunca süregelen sanatsal ihtişamını yansıtan yapılardan biri.<br />
Buradan bir taksiyle Villa Borghese’ye geçiyoruz. Amacımız, 19. ve 20. yüzyıl ağırlıklı koleksiyonuyla ünlü Ulusal Modern ve Çağdaş Sanat Galerisi’ni ziyaret etmek. Ne yazık ki içeri giremiyoruz; biletlerin en az iki gün önceden internetten alınması gerekiyormuş. Gişeden bilet alma şansımız da olmayınca, kısa bir hayal kırıklığıyla parkın önünden ayrılıyoruz.<br />
Yine de gezimizi sürdürerek Tiber Nehri boyunca ilerliyoruz ve antik dönemde sığır pazarı olarak kullanılan Forum Boarium’a ulaşıyoruz. Burada, ziyaret edeceğimiz ilk durak Santa Maria in Cosmedin Bazilikası.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/07.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/07.jpeg" alt="" width="1310" height="1105" class="alignnone size-full wp-image-233294" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/07.jpeg 1310w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/07-300x253.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/07-1024x864.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/07-768x648.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/07-570x481.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/07-701x591.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/07-1067x900.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1310px) 100vw, 1310px" /></a></p>
<p>Ancak asıl merakımız Gerçeğin Ağzı (Bocca della Verità). Uzun bir kuyruğa giriyoruz; sabırsızlıkla sıra beklerken, bazilikanın zarif Romanesk çan kulesi gökyüzüne doğru yükseliyor ve demir parmaklıkların ardında duran antik mermer maske ilk bakışta büyülüyor. İnsanların fotoğraf çektirmek için heyecanla sıraya girdiği bu tarihi eser, hem gizemli hem de eğlenceli bir durak olarak hafızamıza kazınıyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/06.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/06.jpeg" alt="" width="1536" height="1230" class="alignnone size-full wp-image-233295" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/06.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/06-300x240.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/06-1024x820.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/06-768x615.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/06-570x456.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/06-701x561.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/06-1067x854.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Aslında bu ünlü maske, Cloaca Maxima kanalizasyon kapağı’ya ait süslü bir antik kanalizasyon kapağıymış. Sakallı yüz figürünün bir nehir tanrısını, Jüpiter’i ya da bir faunu simgelediği düşünülüyor. “Gerçeğin Ağzı (Bocca della Verità)” adı ise Orta Çağ’dan kalma bir efsaneye dayanıyor: Yalan söyleyenlerin elini ısırdığına inanılıyormuş. Biz de sıraya girip kendi şansımızı deniyoruz; hem heyecan hem de gülümseme iç içe geçmiş durumda.<br />
Sıra bize geldiğinde, maskenin soğuk mermeri ve hikâyesi insanı hem büyülüyor hem de eğlendiriyor. Ardından, bazilikanın içine giriyoruz. Kökeni 6. yüzyıla uzanan bu sade yapı, beklenmedik ölçüde mistik bir atmosfere sahip.<br />
Meydanda, yuvarlak planlı küçük Herkül Tapınağı duruyor. Volkanik bir taban üzerine oturan Korint sütunlarıyla, Roma’da ayakta kalan en eski mermer tapınaklardan biri.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/08.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/08.jpeg" alt="" width="1470" height="1319" class="alignnone size-full wp-image-233296" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/08.jpeg 1470w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/08-300x269.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/08-1024x919.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/08-768x689.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/08-570x511.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/08-701x629.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/08-1067x957.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1470px) 100vw, 1470px" /></a></p>
<p>Günü, Hedera Restoran’da İtalyan mutfağının son lezzetlerini tadarak noktalıyoruz. Otelimize yakın Hanna’s Restoran’da bir şeyler içtikten sonra havaalanına doğru yola çıkıyoruz.<br />
Roma, tarihin içinde yaşadığımız bir şehir. Geçmişi yalnızca görmediğimiz, hissettiğimiz bir yer..<br />
Bir zamanlar dünyaya hükmetmiş bir imparatorluğun izleri, hâlâ bizlerle… Hem büyülenmiş hem de hafif hüzünlü bir sessizlikle, Roma’ya veda ediyoruz. </p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/02.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/02.jpeg" alt="" width="1749" height="1408" class="alignnone size-full wp-image-233297" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/02.jpeg 1749w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/02-300x242.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/02-1024x824.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/02-768x618.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/02-1536x1237.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/02-570x459.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/02-701x564.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/04/02-1067x859.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1749px) 100vw, 1749px" /></a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beste Serim Erbak: Tarih Kokan Şehir &#8211; Roma &#8211; 4.Bölüm</title>
		<link>https://belgoturk.tv/belgoturk-yazarlari/beste-serim-erbak-tarih-kokan-sehir-roma-4-bolum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BTMagazin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 08:57:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgotürk Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Beste Serim Erbak]]></category>
		<category><![CDATA[BT|TATİL]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[gezgin]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[pizza]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tatil]]></category>
		<category><![CDATA[turist]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=232398</guid>

					<description><![CDATA[Panteon, Roma Forumu La città che profuma di storia Sabah saat 8.00’de Piazza della Rotonda’ya vardığımızda, güzel bir kahvaltı yapmaya karar verdik. 1952 yılında kurulmuş olan Di Rienzo’nin açık havadaki masalarından birine oturduk. Pantheon’un nefes kesen manzarası eşliğinde, taze kahve ve leziz yiyeceklerle dolu keyifli bir sabahın tadını çıkardık. İşlerine gitmeden önce uğrayan zarif İtalyan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Panteon, Roma Forumu<br />
La città che profuma di storia<br />
Sabah saat 8.00’de Piazza della Rotonda’ya vardığımızda, güzel bir kahvaltı yapmaya karar verdik. 1952 yılında kurulmuş olan Di Rienzo’nin açık havadaki masalarından birine oturduk. Pantheon’un nefes kesen manzarası eşliğinde, taze kahve ve leziz yiyeceklerle dolu keyifli bir sabahın tadını çıkardık.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/01-6.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/01-6.jpeg" alt="" width="1656" height="1204" class="alignnone size-full wp-image-232400" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/01-6.jpeg 1656w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/01-6-300x218.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/01-6-1024x745.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/01-6-768x558.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/01-6-1536x1117.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/01-6-124x90.jpeg 124w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/01-6-570x414.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/01-6-701x510.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/01-6-1067x776.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1656px) 100vw, 1656px" /></a></p>
<p>İşlerine gitmeden önce uğrayan zarif İtalyan hanımlar ve takım elbiseli şık beyler, mekânın canlı ve sofistike atmosferini daha da güzelleştirdi.<br />
Dikdörtgen meydanda, tapınağa yakın bir noktada yer alan Panteon Çeşmesi (Fontana del Pantheon), 1575 yılında Papa XIII. Gregory tarafından yaptırılmış. Ünlü mimar Giacomo Della Porta tarafından tasarlanan çeşmenin mermerleri ise heykeltıraş Leonardo Sormani’nin eseridir. Rönesans Roma’sında inşa edilen ilk çeşmelerden biri olma özelliğini taşıyor.<br />
Çeşmenin ortasına daha sonradan eklenen karmaşık heykel kaidesi üzerinde, II. Ramses’in merkezi dikilitaşı yükseliyor. Yunus heykellerinin ağzından fışkıran su, meydanda dolaşanlara huzur veren bir ritim oluşturuyor.<br />
Evet, artık Antik Roma’nın en iyi korunmuş yapılarından biri, başyapıt Panteon’u gezme vakti… Önceden aldığımız biletlerde giriş saati 9.30 yazıyordu, ancak kapıda küçük bir karışıklık çıktı. Rehberler ile görevliler bir türlü anlaşamayınca, biz de tartışmanın bitmesini beklemek zorunda kaldık.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/04-5.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/04-5.jpeg" alt="" width="1536" height="1263" class="alignnone size-full wp-image-232401" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/04-5.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/04-5-300x247.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/04-5-1024x842.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/04-5-768x632.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/04-5-570x469.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/04-5-701x576.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/04-5-1067x877.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Panteon’u diğer tapınaklardan ayıran en önemli özellik, tek bir tanrıya değil, tüm tanrılara adanmış bir ruhani yapı olması. 7. yüzyılda kiliseye dönüştürülmüş ve o zamandan beri kesintisiz olarak hizmet vermeye devam etmiş. Tapınağın ilk versiyonu, Augustus döneminde, MÖ 25–27 yılları arasında inşa edilmiş; tabii o zamanlar bugünkü görkeminden çok uzaktı.<br />
Bugün gördüğümüz yapı ise Hadrian tarafından MS 126 civarında tamamlanmış. Etrafını çevreleyen, koruma altına alınmış ve büyük kısmı yıkılmış antik duvar kalıntıları, eserin ne kadar eski ve değerli olduğunu gözler önüne seriyor.<br />
Yapı üç ana bölümden oluşuyor: Meydana bakan giriş portikosu, kubbeyle örtülü silindirik ana kütle ve en arkadaki bölüm. İçeri girmeden önce portikonun ön cephesinde yer alan üçgen alınlık hemen dikkat çekiyor: “LUCIUS’UN OĞLU MARCUS AGRIPPA BUNU 3. KONSÜLLÜĞÜ ZAMANINDA YAPTI.” Bu yazıt, önceki tapınağı yaptıranın adı ve yapım tarihini bizlere aktarıyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/05-4.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/05-4.jpeg" alt="" width="1536" height="1194" class="alignnone size-full wp-image-232402" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/05-4.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/05-4-300x233.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/05-4-1024x796.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/05-4-768x597.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/05-4-570x443.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/05-4-701x545.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/05-4-1067x829.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Girişte, Korint düzeninde 16 devasa sütun karşılıyor bizi; her biri 60 ton ağırlığında, 11,8 metre yüksekliğinde ve 1,5 metre çapında, Mısır’dan özel olarak getirilmiş. Bu sütunlar, burada gerçekten bir tapınakta olduğumuzu ilk anda hissettiriyor.<br />
Oldukça büyük ve görkemli bronz kapıdan içeri adım attığımızda, dışardaki eski yapı ile tamamen zıt, renkli ve bambaşka bir ortamla karşılaşıyoruz. İşte o an başımızı kaldırıp kubbeye baktığımızda, Panteon’un neden mimarlık tarihinin en önemli yapılarından biri olduğunu bir kez daha anlıyoruz.<br />
Burası bugün hâlâ Basilica di Santa Maria ad Martyres olarak hizmet veriyor. Pantheon, Roma’da patrikliğe ait kiliseler dışında, papazlar meclisinin toplandığı tek kilise olma özelliğini de koruyor.<br />
Çapı 43,3 metre olan, dünyanın en büyük takviyesiz beton kubbesi, gökyüzüne açılan 9 metre çapındaki dairesel açıklığı —Oculus yani “göz deliği”— ile tam bir mühendislik harikası olarak kabul ediliyor. Güneş ışığı bu açıklıktan süzülerek içeri giriyor ve tüm mekânı bir ışık huzmesiyle dolduruyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/06-3.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/06-3.jpeg" alt="" width="1536" height="1263" class="alignnone size-full wp-image-232403" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/06-3.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/06-3-300x247.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/06-3-1024x842.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/06-3-768x632.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/06-3-570x469.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/06-3-701x576.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/06-3-1067x877.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Devasa kubbenin çapı ile yerden yüksekliği hemen hemen aynı; öyle ki kubbenin simetriği altına tam bir küre yerleştirilse, küre mekânın içine tam olarak sığacak biçimde tasarlanmış.<br />
İçerideki duvarlar, kubbenin başlangıç hizasına kadar uzanan nişler ve geometrik desenli mermer döşemelerle tamamen kaplanmış. Nişlerin bazılarında, İtalya tarihinin önemli isimlerinin mezarları bulunuyor. Rönesans’ın ünlü sanatçısı Rafaello Sanzio, I. Umberto ve İtalya’nın ilk kralı II. Vittorio Emanuele’nin mezarları özellikle dikkat çekiyor.<br />
Panteon aynı zamanda Hristiyan azizlerine adanmış çeşitli sunak ve şapellere de ev sahipliği yapıyor; resimler, heykeller ve detaylı süslemelerle her köşesi ayrı bir sanat eseri gibi.<br />
Panteon’dan çıktıktan sonra, başka bir şaheseri keşfetmeye gidiyoruz: Sant&#8217;Ignazio Katolik Kilisesi. 17. yüzyılda inşa edilmiş bu kilise, Barok mimarinin en zarif örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.<br />
Kubbesi olmayan kilise, özellikle tavan süslemeleriyle ziyaretçilere kubbe hissi veriyor. Freskler ve resimler, gökyüzüne açılan pencere gibi görünerek mekâna adeta ilahi bir derinlik katıyor. Renkler öylesine canlı ve uçuk ki, içeride dururken kendinizi neredeyse cennetteymiş gibi hissediyorsunuz.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/07-2.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/07-2.jpeg" alt="" width="1536" height="1206" class="alignnone size-full wp-image-232405" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/07-2.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/07-2-300x236.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/07-2-1024x804.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/07-2-768x603.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/07-2-220x173.jpeg 220w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/07-2-570x448.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/07-2-701x550.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/07-2-1067x838.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Girişte bulunan ayna sayesinde, küçük bir ücret karşılığında tavanın detaylarını daha yakından incelemek mümkün; perspektif hilesi ile tavanın sanki gözlerinizin önünde yükseldiğini görmek gerçekten büyüleyici.<br />
Panteon’dan çıktıktan sonra, başka bir şaheseri keşfetmeye gidiyoruz: Sant&#8217;Ignazio Katolik Kilisesi. 17. yüzyılda inşa edilmiş bu kilise, Barok mimarinin en zarif örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.<br />
Kubbesi olmayan kilise, özellikle tavan süslemeleriyle ziyaretçilere kubbe hissi veriyor. Freskler ve resimler, gökyüzüne açılan pencere gibi görünerek mekâna adeta ilahi bir derinlik katıyor. Renkler öylesine canlı ve uçuk ki, içeride dururken kendinizi neredeyse cennetteymiş gibi hissediyorsunuz.<br />
Girişte bulunan ayna sayesinde, küçük bir ücret karşılığında tavanın detaylarını daha yakından incelemek mümkün; perspektif hilesi ile tavanın sanki gözlerinizin önünde yükseldiğini görmek gerçekten büyüleyici.<br />
Artık bir şeyler yemek vakti geldi diyerek Vivi Piazza Venezia’ya giriyoruz. Mekân oldukça sıra dışı; organik ürünlerin kullanıldığı, mavi tonların serpiştirildiği hoş ve ferah bir ortam sunuyor. Lezzetli bir öğün sonrası, tekrar yürüyüşe geçip Roma Forumu’na doğru ilerliyoruz. Aslında Kolezyum ve Roma Forumunu aynı gün gezmeyi planlamıştık, ama detayların çokluğu nedeniyle ikisine de yeterli zaman ayırmak gerekiyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/08-2.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/08-2.jpeg" alt="" width="1664" height="1297" class="alignnone size-full wp-image-232406" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/08-2.jpeg 1664w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/08-2-300x234.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/08-2-1024x798.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/08-2-768x599.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/08-2-1536x1197.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/08-2-570x444.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/08-2-701x546.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/08-2-1067x832.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1664px) 100vw, 1664px" /></a></p>
<p>Antik Roma’da halk kutlamaları, seçimler, dini ritüeller, mahkemeler, alışveriş, borsa ve oyunlar gibi günlük yaşamın tüm etkinlikleri, Roma Forumu’nda gerçekleşiyordu. Forum, Palatino Tepesi’nin hemen altında, MÖ 7. yüzyıldan MS 608 yılına kadar inşa edilmiş; Antik Roma’nın siyasi ve dini kültür merkezi olarak işlev görüyormuş.<br />
Roma’nın kökleri, ilk yerleşim yeri olan Palatino Tepesi ile Forum arasındaki yaklaşık 40 metrelik gizli geçit aracılığıyla birbirine bağlanıyor. Palatino’daki saraylarında yaşayan İmparatorlar, bu tepe altındaki rampayı kullanarak güvenle Forum’a ulaşabiliyormuş.<br />
Girişte herhangi bir sorun yaşamadan içeri girdik ve küçük bir kafeteryada biraz dinlendik. Ne var ki, tek bir tuvaletin olması uzun kuyruklara neden olmuş; bu kadar büyük bir arkeolojik alanda yeterli olmaması şaşırtıcı değil.<br />
Tahta yürüyüş yollarından, zaman zaman patikalardan geçerek ilerliyoruz. Çoğunluğu otlarla kaplı arazide ulu ağaçlara da rastlamak mümkün. Bir zamanlar dünyaya hâkim olan bir imparatorluğun yaşam alanlarında dolaşmak, Sacra Via (Kutsal Yol) üzerinde yürümek insana bambaşka duygular yaşatıyor.<br />
Roma Forumu’nun en eski tapınağı olan Satürn Tapınağı’nın sütunları özellikle muhteşem gözüküyor. Arkeolojik kalıntılar arasında neler yok ki: Regia (Kralın evi) Vesta Tapınağı (Tanrıça Vesta’nın kutsal bakire rahibelerinin yaşadığı tapınak) Rostra (Hatiplerin meydanlarda konuşma yaptığı kürsüler) Tabularium (Bronz levhalardan oluşan senet ve kontratların saklandığı yer) Septimius Severus Kemeri ve Titus Kemeri Antoninus ve Faustina Tapınağı<br />
Maxentius Bazilikası Sezar Forumu ve Venus Genetrix Tapınağı Divus Julius Tapınağı (Sezar’ın mezarı olduğu söylenen tapınak) Sunak kalıntılarının altında ve toprak yığınlarının arasında çiçekler açmış, dilek paraları bırakılmış… Her adımda tarih ve insanların bıraktığı izler iç içe geçmiş, Roma’nın büyüsünü hissettiriyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/02-5.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/02-5.jpeg" alt="" width="1820" height="1365" class="alignnone size-full wp-image-232408" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/02-5.jpeg 1820w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/02-5-300x225.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/02-5-1024x768.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/02-5-768x576.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/02-5-1536x1152.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/02-5-119x89.jpeg 119w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/02-5-570x428.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/02-5-701x526.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/02-5-1067x800.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1820px) 100vw, 1820px" /></a></p>
<p>Akşam, Otel Forum Roma’nın çatı terasında, Roma manzarası eşliğinde muhteşem bir yemek ile evlilik yıldönümümüzü kutladık. Gece ışıklandırılmış Roma Forumu adeta bambaşka bir büyüye bürünmüş, taşların ve sütunların silueti ışıkla daha da etkileyici hale gelmişti.<br />
O sırada genç bir Türk çiftle yaptığımız keyifli sohbet, akşamı daha da özel ve unutulmaz kıldı. Hem şehir hem de kendi küçük kutlamamız bir araya gelmiş, Roma gecesini eşsiz bir hatıraya dönüştürmüştü.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beste Serim Erbak: Tarih Kokan Şehir &#8211; Roma – 3. Bölüm</title>
		<link>https://belgoturk.tv/belgoturk-yazarlari/beste-serim-erbak-tarih-kokan-sehir-roma-3-bolum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BTMagazin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 08:44:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgotürk Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Beste Serim Erbak]]></category>
		<category><![CDATA[BT|TATİL]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[gezgin]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tatil]]></category>
		<category><![CDATA[turist]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=232392</guid>

					<description><![CDATA[COLOSSEUM La città che profuma di storia Sabah, Vatikan Müzeleri’ndeki büyüleyici gezimizin ardından, saat 17.30’da Kolezyum ve Roma Forumu için aldığımız biletleri düşünerek, bu tarihi noktalara yakın bir yerde öğle yemeği yemeye karar verdik. Yemek keyifliydi; Roma’nın o kendine has atmosferi, sokakların canlılığı ve tarihin gölgesi eşliğinde geçen hoş bir molaydı. Ancak bu güzel an, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>COLOSSEUM<br />
La città che profuma di storia<br />
Sabah, Vatikan Müzeleri’ndeki büyüleyici gezimizin ardından, saat 17.30’da Kolezyum ve Roma Forumu için aldığımız biletleri düşünerek, bu tarihi noktalara yakın bir yerde öğle yemeği yemeye karar verdik.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/01-5.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/01-5.jpeg" alt="" width="1536" height="1113" class="alignnone size-full wp-image-232393" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/01-5.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/01-5-300x217.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/01-5-1024x742.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/01-5-768x557.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/01-5-124x90.jpeg 124w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/01-5-570x413.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/01-5-701x508.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/01-5-1067x773.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Yemek keyifliydi; Roma’nın o kendine has atmosferi, sokakların canlılığı ve tarihin gölgesi eşliğinde geçen hoş bir molaydı. Ancak bu güzel an, ne yazık ki Roma seyahatimizi farklı bir şekilde hatırlamamıza neden olacak bir olayla bölündü.<br />
Yemekten sonra ilk kez taksi yerine otobüsü tercih ettik. “Biraz da yerel gibi hissedelim,” diye düşünmüştük. Ancak bilet alırken yanımıza yaklaşan kişiyi fark edemedik. Otobüsten indikten sonra, eşimin cep telefonunun çalındığını anladığımızda artık her şey için çok geçti.<br />
Etraftaki İtalyanlar bunun oldukça yaygın bir durum olduğunu, uğraşsak bile büyük ihtimalle bir sonuç alamayacağımızı söylediler. İçimize sinmese de, bu tatsız anıyı geride bırakıp yolumuza devam etmekten başka çaremiz yoktu.</p>
<p>Şehrin en önemli arkeolojik alanlarından biri olan Largo di Torre Argentina Kutsal Alanı’na doğru ilerledik.<br />
Roma’nın simgesi hâline gelmiş yüksek çam ağaçlarının gölgesinde, yol seviyesinin altında kalan bu etkileyici alan; Cumhuriyet dönemine ait dört tapınağı, Pompey Tiyatrosu ve Curia kalıntılarını bir araya getiriyor. Açık yürüyüş yolları sayesinde bu tarihi dokunun içinde rahatça dolaşmak mümkün.<br />
Adı her ne kadar Arjantin ile ilgiliymiş izlenimi verse de, aslında kökeni bambaşkadır. Bu isim, Papalık Tören Ustası Johannes Burckardt’ın (İtalyanca adıyla Giovanni Burcardo) doğum yeri olan, günümüz Strazburg’unun eski adı Argentoratumdan gelmektedir.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/02-4.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/02-4.jpeg" alt="" width="1738" height="1325" class="alignnone size-full wp-image-232394" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/02-4.jpeg 1738w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/02-4-300x229.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/02-4-1024x781.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/02-4-768x586.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/02-4-1536x1171.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/02-4-570x435.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/02-4-701x534.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/02-4-1067x813.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1738px) 100vw, 1738px" /></a></p>
<p>Alanda 4 tapınak göze çarpıyor. Başlangıçta adları tam olarak bilinmediği için alfabenin ilk dört harfi ile adlandırılmışlar. Daha sonraları iseA tapınağının, çeşmelerin tanrıçası Juturna onuruna MÖ 241 yılında inşa edildiği , B tapınağının, Fortuna tanrıçası için MÖ 101 yılında yapıldığı,dört tapınağın en eskisi C tapınağının, ormanları ve hasatları koruyan bereket tanrıçası Feronia için inşa edildiği, en büyük tapınak olan.<br />
D Tapınağı’nın, denizcilerin koruyucusu kabul edilen Lares Permarini’ye adandığı belirlenmiş.<br />
Arkeolojik kompleksin içinde, B ve C tapınaklarının arkasında yükselen büyük tüf taban üzerinde ise Pompey Tiyatrosu’nun kalıntıları yer alıyor. Burası, Roma Senatosu’nun toplandığı ve MÖ 44 yılının 15 Mart’ında Julius Caesar’ın bıçaklanarak öldürüldüğü yer olarak tarihe geçmiş. Hemen karşısında ise Curia kalıntıları bulunuyor.<br />
Bu alan, özellikle Caesar’ın suikasta uğradığı yer olması nedeniyle Roma tarihinin en çarpıcı sahnelerinden birine ev sahipliği yapıyor. Suikastın içinde, onun manevi oğlu sayılan Marcus Junius Brutus’un da yer alması, olayı daha da dramatik kılıyor. Bu trajedi, William Shakespeare’in eserine ilham vermiş ve “Sen de mi, Brutus?” sözüyle hafızalara kazınmış.</p>
<p>Kalıntıların hemen yanı başında Torre del Papito yükseliyor. Ancak burayı farklı kılan yalnızca tarihi değil; aynı zamanda Roma’nın en ilginç detaylarından birine de ev sahipliği yapması. Yakınındaki kedi barınağı sayesinde, bu antik alanın her köşesinde özgürce dolaşan kedilere rastlamak mümkün. Romalılar, tıpkı eski Antik Mısır’da olduğu gibi, kedilere özel bir değer atfetmiş ve onları korumayı bir gelenek hâline getirmişler.<br />
Piazza Venezia’ya varıyoruz. Burada, İtalyanların “Düğün Pastası” diye adlandırdığı, Capitoline Tepesi’nin eteklerinde yükselen bembeyaz Vittorio Emanuele II Anıtı (Vittoriano) tüm ihtişamıyla karşımıza çıkıyor.<br />
İtalya yarımadasındaki devletlerin birleşerek İtalya&#8217;nın birleşmesi ile krallığı kurmasının ardından, İtalyan Parlamentosu; kısa süre önce hayatını kaybeden ilk kral Vittorio Emanuele II ve tüm Risorgimento dönemini onurlandırmak için bu anıtın yapılmasına karar verir.<br />
Anıtın görkemi ilk bakışta etkileyicidir: Altare della Patria’ya uzanan geniş merdivenler, yüksek sütunlar, bronz dört atlı arabalar ve merkezde yükselen görkemli kral heykeli… İnşaatı 1885’te başlayan yapı, uzun bir sürecin ardından 1935’te tamamlanır. 2007 yılından bu yana ise panoramik cam asansörle Vittoriano’nun tepesine çıkıp Roma’yı kuşbakışı izlemek mümkün.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/03-4.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/03-4.jpeg" alt="" width="1796" height="1314" class="alignnone size-full wp-image-232395" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/03-4.jpeg 1796w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/03-4-300x219.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/03-4-1024x749.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/03-4-768x562.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/03-4-1536x1124.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/03-4-124x90.jpeg 124w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/03-4-570x417.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/03-4-701x513.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/03-4-1067x781.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1796px) 100vw, 1796px" /></a></p>
<p>Anıtın önünde düzenlenen sade bir törenle, vatan için hayatını kaybedenler anısına defne çelengi bırakılıyor. Hiç sönmeden yanan alev ise ülke uğruna can verenlerin hatırasını sonsuza dek yaşatıyor.<br />
Yavaş yavaş, ertesi gün detaylıca gezeceğimiz Roma Forumu’nun önünden geçiyoruz. Etrafını saran tarihi dokunun içinde ilerlerken, Göbeklitepe’yi anlatan bir yazı dikkatimizi çekiyor. Binlerce kilometre ötede, başka bir medeniyetin izine burada rastlamak insana tuhaf bir yakınlık hissi veriyor.<br />
Ve sonunda Kolezyum’a ulaşıyoruz. Kalabalığın arasına karışıp, bu devasa yapının içine adım atarken, Roma’nın yüzyıllar öncesinden gelen yankıları bizi karşılamaya hazırlanıyor.<br />
Modern dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen ve İtalya’nın en tanınmış simgelerinden Kolezyum, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Mimarlık ve mühendisliğin başyapıtlarından biri olan bu görkemli yapı, dünyanın en büyük amfitiyatrosu olarak biliniyor.<br />
Gladyatör dövüşleri ve vahşi hayvan gösterilerine sahne olan Kolezyum, kademeli tribünleriyle on binlerce izleyiciyi ağırlayacak şekilde tasarlanmış. Yapı, Roma’nın yaklaşık 50 metre yüksekliğindeki iki tepesi—Oppio Tepesi ve Palatino Tepesi—arasında yer alıyor. Bu alan, bir zamanlar Nero’nun görkemli sarayı Domus Aurea’nın bahçesindeki yapay gölü barındırıyordu; göl kurutulduktan sonra Kolezyum’un temelleri tam da bu zemine atılmış.<br />
MS 69 yılında Nero’nun ölümünün ardından tahta çıkan Flavius Hanedanı döneminde, Vespasianus tarafından MS 70 yılında yapımına başlanan Kolezyum, oğlu Titus döneminde, MS 80 yılında görkemli bir açılışla Roma halkına sunulmuş.<br />
Kolezyum, 80 farklı giriş kapısı ve elips şeklindeki planıyla dikkat çekiyor. Yapının dört katı bulunuyor; dış duvar yüksekliği ortalama 50 metre, çevresi ise 527 metre.</p>
<p>En üst kata eklenen Velarium direkleri, yapının yüksekliğini artırıyor. Tepesine monte edilmiş dikey direkler, binanın merkezine doğru yönelen yatay bir direk setini taşıyor. Bu yatay direkler boyunca güneş çıktığında tenteler açılabiliyormuş. İşin ilginç yanı, bu iş bir gemide yelken açmaya benzediği için, açma ve kapama görevini Misenum’daki deniz üssünden gelen özel bir denizci mürettebat üstlenirmiş.<br />
Tenteler tüm amfitiyatroyu kaplamıyor, tam bir çatı oluşturmak yerine ortasında delik bulunan halka şeklinde bir gölgeleme sağlıyormuş. Ahşap ve kumaştan yapılan bu tenteler ise zamanla yok olmuş; günümüze ulaşamamış.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/04-4.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/04-4.jpeg" alt="" width="1757" height="1267" class="alignnone size-full wp-image-232396" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/04-4.jpeg 1757w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/04-4-300x216.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/04-4-1024x738.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/04-4-768x554.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/04-4-1536x1108.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/04-4-124x90.jpeg 124w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/04-4-570x411.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/04-4-701x506.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/04-4-1067x769.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1757px) 100vw, 1757px" /></a></p>
<p>Kolezyum, 24.000 m² alana yayılıyor ve ortasında etrafı parmaklıklarla çevrili geniş bir arena bulunuyor. Arena, gladyatör dövüşleri sırasında akan kanların kolaylıkla dibe sızmasını sağlayacak şekilde kumla kaplanmış.<br />
İçerde, bir zamanlar köleler tarafından elle çalıştırılan 28 asansör, uzun yokuş yollar ve merdivenler yer alıyor. Bu mekanizma sayesinde, arenaya devasa sahne dekorları, vahşi hayvanlar ve gladyatörler süratle indirilebiliyormuş; her gösteri, izleyici için bir an bile boşluk bırakmayacak şekilde planlanmış.<br />
Tribünlerin altında karanlık odalar, gladyatörlerin barakaları, zindanlar ve vahşi hayvanlar için kafesler bulunuyor. Gladyatörlerin çoğu suçlulardan veya kölelerden yetiştiriliyormuş ve dövüşler genellikle bir gladyatörün, bazen de her ikisinin ölümüyle sonuçlanıyormuş.<br />
Direklere bağlı halatlarla gerilen bez çadır, sadece seyirci alanını örtüyormuş; arenanın ortası ise güneş alacak şekilde açık bırakılmış.</p>
<p>Mimari açıdan Kolezyum oldukça etkileyici: Zemin kat Dor, birinci kat İyon, ikinci kat ise Korint sütunlarıyla süslenmiş. Eliptik formu çevreleyen her katta 80 kemer bulunuyor; toplamda 240 kemer yapıyı tamamlıyor. Tahminlere göre, bu devasa amfitiyatro 40.000 ila 73.000 kişi arasında izleyici kapasitesine sahipmiş.<br />
Tribünlerin altında karanlık odalar, gladyatörlerin barakaları, zindanlar ve vahşi hayvanlar için kafesler bulunuyor. Gladyatörlerin çoğu suçlulardan veya kölelerden yetiştiriliyormuş ve dövüşler genellikle bir gladyatörün, bazen de her ikisinin ölümüyle sonuçlanıyormuş.<br />
Direklere bağlı halatlarla gerilen bez çadır, sadece seyirci alanını örtüyormuş; arenanın ortası ise güneş alacak şekilde açık bırakılmış.</p>
<p>Mimari açıdan Kolezyum oldukça etkileyici: Zemin kat Dor, birinci kat İyon, ikinci kat ise Korint sütunlarıyla süslenmiş. Eliptik formu çevreleyen her katta 80 kemer bulunuyor; toplamda 240 kemer yapıyı tamamlıyor. Tahminlere göre, bu devasa amfitiyatro 40.000 ila 73.000 kişi arasında izleyici kapasitesine sahipmiş.<br />
Roma İmparatorluğu’nun yıkılma sürecine doğru Colosseum’un gladyatör gösterileri için arena olarak kullanımızamanla etkisini kaybetmiş.Uzun bir dönem kullanılmayan Colosseum’da son oyunlar Theodoricus döneminde 519 ve 523’ de gerçekleşmiş. Bu tarihten sonra, Orta çağın geç dönemlerinde insan yerleşimi olarak kullanılmaya başlanılıncaya kadar uzun bir dönem Kolezyum ile ilgilenilmemiş. Colosseum günümüze kadar kale, belediye binası, hayır kurumu, kilise ve kentsel bahçe alanları, vb. amaçlarla kullanılmış. Gezerken hemen aşağıda günümüze kadar ulaşabilmiş Roma’nın ilk Hristiyan İmparatoru Konstantin’in zaferlerine adanmış Konstantin Takı görülüyor.<br />
İnanılmaz yapıyı gezmek oldukça zaman alıyor. Bu durumda ancak yarın Roma Forumu gezeceğiz. Akşam yemeğimizi Hosteria Trevi’de yiyoruz. O kadar kalabalık ki oturabilmek için sıra bekliyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beste Serim Erbak: Tarih Kokan Şehir &#8211; Roma – I. Bölüm</title>
		<link>https://belgoturk.tv/belgoturk-yazarlari/beste-serim-erbak-tarih-kokan-sehir-roma-i-bolum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BTMagazin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 07:59:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgotürk Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Beste Serim Erbak]]></category>
		<category><![CDATA[BT|TATİL]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[afrodit]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[gezgin]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[klise]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Tatil]]></category>
		<category><![CDATA[turist]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=232206</guid>

					<description><![CDATA[Tarih Kokan Şehir; Roma – I. Bölüm La città che profuma di storia Roma’ya adım attığınız anda fark edersiniz: Bu şehir yalnızca taşlardan, sokaklardan ve meydanlardan ibaret değildir. Roma, zamanın katman katman biriktiği büyük bir hafıza gibidir. Her köşede geçmişin sessiz bir tanığı durur; bazen bir sütunun gölgesinde, bazen yüzyılları görmüş bir çeşmenin başında, bazen [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih Kokan Şehir; Roma – I. Bölüm<br />
La città che profuma di storia</p>
<p>Roma’ya adım attığınız anda fark edersiniz: Bu şehir yalnızca taşlardan, sokaklardan ve meydanlardan ibaret değildir. Roma, zamanın katman katman biriktiği büyük bir hafıza gibidir. Her köşede geçmişin sessiz bir tanığı durur; bazen bir sütunun gölgesinde, bazen yüzyılları görmüş bir çeşmenin başında, bazen de dar bir sokağın duvarlarına sinmiş taşların arasında…</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/13.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/13.jpeg" alt="" width="1752" height="1225" class="alignnone size-full wp-image-232207" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/13.jpeg 1752w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/13-300x210.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/13-1024x716.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/13-768x537.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/13-1536x1074.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/13-570x399.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/13-80x55.jpeg 80w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/13-701x490.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/13-1067x746.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1752px) 100vw, 1752px" /></a></p>
<p>Burada tarih, kitap sayfalarında anlatılan uzak bir hikâye olmaktan çıkar; gözünüzün önünde yaşayan bir gerçekliğe dönüşür. Bir anda kendinizi iki bin yıl öncesinin ayak izleriyle yan yana yürürken bulursunuz.<br />
İmparatorların geçtiği yollar, filozofların düşündüğü meydanlar, sanatçıların ilham aldığı avlular hâlâ aynı gökyüzünün altında varlığını sürdürmektedir.<br />
İşte Roma’nın büyüsü de tam burada saklıdır: Bu şehir geçmişi yalnızca anlatmaz, onu her gün yeniden yaşatır. Bu yüzden Roma’da yürürken insan sadece bir gezgin değildir; aynı zamanda tarihin içinde sessizce ilerleyen bir tanıktır.<br />
Her yolculuğun bir sebebi vardır. Kimi insan meraktan yola çıkar, kimi yeni yerler görmek için; kimi de geçmişin izlerini sürmek ister. Bizim Roma’ya uzanan bu yolculuğumuzun nedeni ise eşimin Türkçeye çevirdiği “Roma Tarihi” kitabının sayfalarında sık sık karşımıza çıkan mekânları kendi gözlerimizle görebilmek, anlatılanların izini bu kadim şehrin sokaklarında sürebilmekti.<br />
2025 yılının 22 Nisan günü İzmir’den saat 16.40’ta havalanan uçağımız, yerel saatle 18.10’da Fiumicino – Leonardo da Vinci Uluslararası Havalimanı’na indi. Roma’nın dünyaya açılan kapısı sayılan bu havalimanı geniş, modern ve oldukça hareketliydi. Uçağın kapısından çıkar çıkmaz farklı dillerin birbirine karıştığı kalabalığın içine karışıyor, insan kendisini dünyanın dört bir yanından gelen yolcuların oluşturduğu kozmopolit bir akışın içinde buluyordu.<br />
Havalimanından şehir merkezine ulaşmak için en pratik yolun otobüsler olduğunu söylemişlerdi. Biz de bu tavsiyeye uyarak otobüsleri aramaya başladık. Ancak işler düşündüğümüz kadar kolay olmadı. Uzunca bir süre bekledik, hangi aracın nereye gittiğini anlamaya çalışırken terminalin bir ucundan diğer ucuna epeyce koşturduk. Ortada belirgin bir düzen yok gibiydi. Eski püskü araçlar, sabırsız yolcular ve biniş sırasında öne geçmeye çalışan kalabalık… O an, taksiye binmeyerek biraz fazla maceracı davrandığımızı düşünmeden edemedik.<br />
Sonunda otobüse yerleşip havalimanından ayrıldığımızda akşam yavaş yavaş Roma’nın üzerine inmeye başlamıştı. Yol boyunca uzanan ağaçlar, sararmaya yüz tutmuş eski binalar ve birdenbire karşımıza çıkan antik taş duvarlar, yaklaşmakta olduğumuz şehrin sıradan bir şehir olmadığını fısıldıyordu. Roma’ya girdiğimizi hissettiğimiz o ilk anlarda insanın zihninde tek bir düşünce beliriyor: Bu şehir yalnızca bir başkent değil, aynı zamanda yüzyılların üst üste biriktiği dev bir tarih sahnesi.<br />
Roma’nın bu benzersiz konumu yalnızca geçmişinden değil, aynı zamanda taşıdığı sembolik anlamdan da kaynaklanıyor. Katolik dünyasının ruhani lideri Papa’nın yaşadığı Vatikan’ın burada bulunması nedeniyle Roma, bazı kaynaklar tarafından iki devletin başkenti olarak anılır. Bir yanda İtalya Cumhuriyeti’nin kalbi, diğer yanda dünyanın dört bir yanındaki Katolikler için kutsal kabul edilen Vatikan…</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/14.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/14.jpeg" alt="" width="1894" height="1468" class="alignnone size-full wp-image-232208" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/14.jpeg 1894w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/14-300x233.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/14-1024x794.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/14-768x595.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/14-1536x1191.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/14-570x442.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/14-701x543.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/14-1067x827.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1894px) 100vw, 1894px" /></a></p>
<p>Bu toprakların tarihi ise çok daha eski zamanlara uzanır. İtalya yarımadasında halkların yerleşim geçmişi M.Ö. 500’lü yıllara kadar iner. Etrüskler, Sabinler ve daha birçok topluluk yüzyıllar boyunca bu bölgede yaşamıştır. M.Ö. 595 yılına gelindiğinde Roma Krallığı kurulmuş ve küçük bir yerleşim zamanla büyüyerek Akdeniz dünyasının en güçlü merkezlerinden biri hâline gelmiştir.<br />
İmparator Caesar Augustus döneminde Roma, farklı kavimleri ve kültürleri bir araya getirerek büyük bir imparatorluğun temellerini atar. Yüzyıllar boyunca Avrupa, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’ya yayılan bu dev yapı, M.S. 395 yılında Doğu ve Batı Roma olmak üzere ikiye ayrılır. Batı Roma İmparatorluğu M.S. 476’da tarih sahnesinden çekilirken, Doğu Roma İmparatorluğu varlığını İstanbul merkezli olarak sürdürür ve Bizans adıyla anılmaya başlar. Bu uzun tarih yolculuğu ise 1453 yılında Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesiyle yeni bir döneme girer.<br />
Orta Çağ ve Yeni Çağ boyunca farklı kent devletleri tarafından yönetilen İtalya, ancak 1861 yılında siyasal birliğini sağlayarak çağdaş anlamda bir devlet hâline gelebildi. 1946 yılında ise monarşi kaldırılarak cumhuriyet ilan edildi ve ülke yeni bir döneme adım attı.<br />
2015 yılından bu yana İtalya Cumhurbaşkanlığı görevini Sergio Mattarella yürütmektedir. İtalya Cumhuriyeti, büyük ölçüde İtalya Yarımadası üzerinde yer alan bir ülke olmakla birlikte Akdeniz’in iki büyük adası olan Sicilya ve Sardinya da bu toprakların bir parçasıdır. Bunun yanında yarımada üzerinde yer alan Vatikan ve San Marino ise kendi yönetimlerine sahip iki bağımsız devlettir.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/15.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/15.jpeg" alt="" width="1633" height="1300" class="alignnone size-full wp-image-232209" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/15.jpeg 1633w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/15-300x239.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/15-1024x815.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/15-768x611.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/15-1536x1223.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/15-570x454.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/15-701x558.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/15-1067x849.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1633px) 100vw, 1633px" /></a></p>
<p>Rönesans döneminde Avrupa sanatına, kültürüne ve düşünce dünyasına damgasını vuran İtalya, bugün de tarihî mirası ve kültürel zenginliğiyle dünyanın en dikkat çeken ülkelerinden biri olmayı sürdürmektedir. Aynı zamanda Avrupa Birliği’nin kurucu üyeleri arasında yer alan bu ülke, her yıl milyonlarca ziyaretçiyi kendine çeken güçlü bir merkezdir.<br />
Roma’nın hikâyesi çok eski zamanlara uzanır. İlk Romalıların, Esquiline ve Palatine tepelerinde kurdukları küçük yerleşimlerde yaşayan Latin çiftçiler ve çobanlar olduğu düşünülür. Zamanla bu mütevazı köyler büyümüş, güçlenmiş ve tarih sahnesine damgasını vuracak büyük bir şehrin temellerini oluşturmuştur.<br />
Aradan geçen yaklaşık 2800 yıl boyunca Roma; Roma İmparatorluğu’nun, Papalık yönetiminin, İtalya Krallığı’nın ve nihayet modern İtalya devletinin başkenti olarak tarih boyunca farklı dönemlere tanıklık etmiştir.<br />
Tıpkı İstanbul gibi yedi tepe üzerine kurulu olan Roma, yüzyılların biriktirdiği mirasıyla adeta yaşayan bir açık hava müzesini andırır. Şehrin dört bir yanında karşınıza çıkan antik kalıntılar, görkemli kiliseler, saraylar ve geniş meydanlar Roma’nın neden “tarih kokan şehir” olarak anıldığını hemen anlatır. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan sayısız eser de bu zenginliğin en somut kanıtıdır.<br />
İşte bu yüzden Roma’yı tanımanın en güzel yolu, şehrin sokaklarında yürümeye başlamak ve tarihin sizi hangi köşeye götüreceğini merakla beklemektir.<br />
Roma’nın doğuşu, tarih ile efsanenin iç içe geçtiği büyüleyici bir anlatıya dayanır. Antik Roma mitolojisinin en önemli kahramanlarından biri olan Troya prensi Aeneas’ın hikâyesi, bu efsanenin başlangıcını oluşturur.<br />
Troya Savaşı’nın yenilgiyle sonuçlanmasının ardından Aeneas, ailesi ve hayatta kalan birkaç Troyalı ile birlikte yıkılan şehirden ayrılmak zorunda kalır. Tanrıların yönlendirdiğine inanılan uzun ve zorlu bir yolculuğa çıkar. Bu kaçış yalnızca bir kurtuluş değildir; aynı zamanda Roma’nın doğuşuna uzanan yolun ilk adımıdır. Troya’nın sonu, yeni bir başlangıcın habercisi olacaktır.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/16.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/16.jpeg" alt="" width="1536" height="1440" class="alignnone size-full wp-image-232210" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/16.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/16-300x281.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/16-1024x960.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/16-768x720.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/16-186x173.jpeg 186w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/16-570x534.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/16-701x657.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/16-1067x1000.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Yarı tanrı olarak kabul edilen Aeneas’ın annesi aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit’tir (Roma mitolojisindeki adıyla Venüs). Babası ise Troya prensi Ankhises’tir. Bu tanrısal soy, Aeneas’ın kaderini de belirler.<br />
Uzun ve maceralarla dolu bir yolculuğun ardından Aeneas, bugünkü İtalya topraklarına ulaşır ve Latium bölgesinde Lavinium adlı şehri kurar. Burada Troyalılarla yerli Latin topluluklarını bir araya getirir. Onun oğlu Askanius (Iulus) ise bir süre Lavinium’u yönettikten sonra M.Ö. 1150 yıllarında Alba Longa adlı yeni bir şehir kurar.<br />
Alba Longa, Roma’nın atası sayılan şehir olarak kabul edilir. Aeneas’ın soyundan gelen krallar burada yaklaşık dört yüz yıl boyunca hüküm sürer. Ancak zamanla bu soyun içinde taht mücadeleleri baş gösterir. Aeneas’ın torunlarından Amulius ve Numitor kardeşler Alba Longa tahtı için savaşırlar. Amulius galip gelince Numitor’un oğullarını öldürtür, kızını ise sürgüne gönderir. Rhea Silvia’ya Vesta Bakiresi unvanı vererek onun çocuk sahibi olmasını engellemeye çalışır.<br />
Fakat kader farklı bir yol çizer. Rhea Silvia ilahi bir güç sayesinde Romulus ve Remus adında ikiz çocuk dünyaya getirir. Tahtı için bu durumu bir tehdit olarak gören Amulius, Rhea Silvia’yı öldürtür ve bebeklerin Tiber Nehri’ne bırakılmasını emreder.</p>
<p>Efsaneye göre kader bir kez daha devreye girer. Nehrin kıyısında dişi bir kurt ikizleri bulur ve onları emzirerek hayatta kalmalarını sağlar. Daha sonra Palatino Tepesi civarında yaşayan çoban Faustulus çocukları bulur ve büyütür.<br />
Yıllar sonra büyüyen kardeşler, Tiber Nehri kıyısında yeni bir şehir kurmaya karar verirler. Ancak şehrin sınırları konusunda aralarında anlaşmazlık çıkar. Bu anlaşmazlık trajik bir sonla sonuçlanır: Romulus kardeşi Remus’u öldürür ve M.Ö. 753 yılında Roma şehrini kurarak kentin ilk kralı olur.<br />
Böylece Roma’nın hikâyesi, bir efsanenin gölgesinde başlar.<br />
Havaalanından ancak saat 19.30’da çıkabildik. Akşamın yumuşayan ışıkları altında Roma’ya doğru ilerlerken, yolumuz bizi Apenin Dağları’ndan doğup şehri ikiye bölen Tiber Nehri kıyılarına götürüyor. Yol boyunca Roma’nın heybetli ağaçları bize eşlik ediyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/17.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/17.jpeg" alt="" width="1698" height="1354" class="alignnone size-full wp-image-232211" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/17.jpeg 1698w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/17-300x239.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/17-1024x817.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/17-768x612.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/17-1536x1225.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/17-570x455.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/17-701x559.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/03/17-1067x851.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1698px) 100vw, 1698px" /></a></p>
<p>Sağlı sollu gördüğümüz şemsiye çamları, Roma siluetinin vazgeçilmez parçalarından biri; hatta şehrin sembollerinden sayılabilir. İnce ve uzun gövdelerinin üzerinde, tepeleri geniş bir şemsiyeyi andıracak şekilde yayılan bu iğne yapraklı ağaçların taç kısmı bazen sekiz metreye kadar genişleyebiliyor. Antik Çağ’dan beri çam fıstıkları nedeniyle değerli kabul edilen bu ağaçlar 12–18 metreye, kimi zaman ise 24 metreye kadar uzanabiliyor. Akşam ışığında gökyüzüne doğru açılan bu ağaçların oluşturduğu manzara gerçekten büyüleyici.<br />
Bir süre sonra Roma’nın kadim savunma yapılarından bazıları karşımıza çıkıyor. Şehri işgalcilerden korumak amacıyla M.Ö. 4. yüzyılda inşa edilen Servius Surları ve daha sonra onların yerini alan Aurelianus Surları, hâlâ Roma’nın tarihî merkezini çevrelemeye devam ediyor. Yaklaşık altı metre yüksekliğinde ve üç buçuk metre kalınlığındaki tuğla duvarların toplam uzunluğu neredeyse 19 kilometreyi buluyor. On sekiz ana kapıya sahip bu devasa yapı, bugün dünyanın en uzun ve en iyi korunmuş antik şehir surları arasında gösteriliyor.</p>
<p>Roma’ya yaklaşırken gördüğümüz bu ağaçlar ve surlar, sanki şehre giren her yolcuya sessizce şunu fısıldıyor: Buraya gelen herkes, birazdan yalnızca bir şehre değil, yüzyılların içinden geçen bir tarihe adım atacaktır.<br />
Piazza di Numa Pompilio’nun tam ortasında küçük, silindir biçimli, nişlerle çevrili ve tepesinde yabani otların bürüdüğü kubbeyi andıran ilginç bir ortaçağ yapısı sessizce duruyordu. Bu yapı, genellikle kavşak yakınlarında yolcuları koruduğuna inanılan antik Roma tanrıları Lares Compitales’e adanmış sunaklardan biri olarak kabul edilir ve 11. ya da 12. yüzyıla tarihlendirilmektedir.<br />
Biraz ilerlediğimizde şehir surlarının önemli kapılarından olan Porta Tiburtina ve Porta Metronia karşımıza çıkıyor. Her iki yanında yaklaşık yirmi metre yüksekliğinde yarım daire biçimli kuleleri bulunan Porta Asinaria’nın önünden geçerek Obelisco Lateranense’ye ulaşıyoruz. Dünyada ayakta kalan en büyük Antik Mısır dikilitaşlarından biri olan bu yapı, meydanın ortasında görkemli bir şekilde yükseliyor.<br />
Dikilitaşın hemen yakınında yer alan Basilica di San Giovanni in Laterano, Roma piskoposunun yani Papa’nın makamı olarak kabul edilen önemli bir Katolik katedralidir. Meydanın karşısında ise Ospedale San Giovanni Addolorata binası bulunmaktadır. Bu alan, tarih ile güncel yaşamın iç içe geçtiği Roma’nın karakteristik dokusunu açıkça hissettirir.<br />
Otobüsümüz Mercato Centrale Roma önünde durduğunda, şehirdeki ilk adımlarımızı atmanın heyecanı içindeydik. Merkezi olsun diye otelimizi (Persia Collection Trevi Hotel) Trevi Çeşmesi’ne oldukça yakın bir noktadan seçmiştik. Hızla bir taksiye atladık ve otele giden sokağın başında indik.</p>
<p>Biraz yürüdükten sonra karşımıza çıkan devasa tahta kapıdan içeri girdik. Sessizlik hâkimdi; kimseler yoktu. Telefonla bize verilen numarayı aradık ama cevap alamadık. Tam o sırada karşıdaki butikte çalışan biri, Türkçe “Size yardım edebilirim” diye seslenince içimiz rahatladı. Telefonda görüştüğü kişiler sayesinde kısa süre sonra bir görevli yetişti.<br />
Burası eski bir apartman, ancak bazı daireler otele dönüştürülmüş. Merdivenlerden ve kapılardan geçerek nihayet odamızı bulduk. Kaldığımız süre boyunca üç farklı kapı şifresini ezberlemek zorunda kaldık. Sonradan öğrendik ki, Roma’da otel bulmak bazen büyük bir sorun olabiliyor. Biz de bu deneyimi bizzat yaşamış olduk.<br />
Saat 21.00’i biraz geçmişti. Dar bir sokaktan yürümeye başladığımızda, Roma’nın en ünlü meydanlarından birinde, her zaman yüzlerce insanın çevrelediği ama aslında beklenenden çok daha küçük bir alana sahip olan Fontana di Trevi aniden karşımıza çıktı.<br />
Rivayete göre çeşme, adını üç yeraltı su yolunun birleştiği bu noktadan ve Roma İmparatorluğu döneminde askerlere su kaynağını gösterdiği düşünülen Trivia’dan almıştır. Farklı yıllarda bu güzel atmosferi görmek bana her seferinde aynı büyüyü yaşatır. 1732 yılında inşasına başlanan ve otuz yılı aşkın sürede tamamlanabilen bu görkemli yapı, İtalyan mimar Nicola Salvi tarafından tasarlanmıştır. Barok mimarisinin en parlak örneklerinden biri olan çeşme, Bernini okulundan gelen sanatçıların zarif süslemeleriyle bezenmiştir.<br />
Traverten ve mermerden yapılan, yaklaşık 26 metre yüksekliğindeki anıtsal yapının merkezinde denizlerin ve suyun tanrısı olarak bilinen Neptün heykeli yer alır. Neptün’ün iki yanında arabasını çeken denizatları ve onları tutan Triton figürleri bulunur. Sağ tarafta sağlığı temsil eden bir tanrıça heykeli ve onun üzerinde askerlere su kaynağının yerini gösterdiğine inanılan Trivia rölyefi görülür.<br />
Halk arasında “Aşk Çeşmesi” olarak da bilinen bu yer, 1960 yapımı La Dolce Vita filmiyle dünya çapında ün kazanmıştır. Filmde Anita Ekberg ve Marcello Mastroianni’nin canlandırdığı sahne, çeşmenin romantik ününü daha da artırmıştır.<br />
Ziyaretçiler genellikle çeşmeye sırtlarını dönüp omuzlarının üzerinden suya bozuk para atarak dilek tutar. İnanışa göre bu hareket, Roma’ya yeniden dönebilmenin simgesidir. Gece ışıkları altında parlayan Barok üsluptaki Chiesa dei Santi Vincenzo e Anastasio a Trevi, 1646–1650 yılları arasında genç mimar Martino Longhi tarafından inşa edilmiştir. Rivayete göre bu kilisede 22 papanın mumyalanmış kalbinin korunduğu söylenir.<br />
Çeşmenin çevresi restoranlar, dondurmacılar, kafeler ve butik dükkânlarla canlı bir atmosfere sahiptir. Biz de manzarayı seyrederek Trevi Café &#8211; Bar &amp; Pizzeria’de kısa bir akşam yemeği molası vermeye karar verdik. Yarın bizi bekleyen uzun yürüyüşleri düşünerek, Roma’nın gecesine sakince karıştık.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erhan Yurdayüksel: Avrupa Rekabetçiliği ve Türkiye’nin Stratejik Konumu</title>
		<link>https://belgoturk.tv/belgoturk-yazarlari/erhan-yurdayuksel-avrupa-rekabetciligi-ve-turkiyenin-stratejik-konumu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bthaber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Sep 2024 10:09:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgotürk Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Eco Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Erhan Yurdayüksel]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Konum]]></category>
		<category><![CDATA[Rekabetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Stratejik]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=232253</guid>

					<description><![CDATA[Avrupa uzun yıllar dünyanın ekonomik sahnesinde liderdi. Ama bugün yayımlanan raporlar gösteriyor ki, kıta artık eskisi kadar güçlü değil. Yüksek enerji maliyetleri, parçalanmış iç pazar yapısı, düşük verimlilik ve stratejik sektörlerde dışa bağımlılık, Avrupa sanayisini giderek zayıflatıyor. Amerika ve Çin’in hızına yetişmek ise artık kolay değil. Avrupa, bu çıkmazdan üç ana yol ile çıkmayı planlıyor: [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/11/erhan-yurdayuksel.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-193933" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/11/erhan-yurdayuksel-300x188.jpg" alt="" width="300" height="188" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/11/erhan-yurdayuksel-300x188.jpg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/11/erhan-yurdayuksel-86x54.jpg 86w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/11/erhan-yurdayuksel-570x357.jpg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/11/erhan-yurdayuksel-120x74.jpg 120w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/11/erhan-yurdayuksel-378x237.jpg 378w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/11/erhan-yurdayuksel.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a><strong>Avrupa uzun yıllar dünyanın ekonomik sahnesinde liderdi. Ama bugün yayımlanan raporlar gösteriyor ki, kıta artık eskisi kadar güçlü değil. Yüksek enerji maliyetleri, parçalanmış iç pazar yapısı, düşük verimlilik ve stratejik sektörlerde dışa bağımlılık, Avrupa sanayisini giderek zayıflatıyor. Amerika ve Çin’in hızına yetişmek ise artık kolay değil.</strong></p>
<p>Avrupa, bu çıkmazdan üç ana yol ile çıkmayı planlıyor: ileri teknolojide atılım yapmak, yeşil dönüşüm ile sanayi rekabetçiliğini dengede tutmak ve stratejik otonomiyi güçlendirmek. Yapay zekâdan biyoteknolojiye, kuantum teknolojilerinden dijital altyapılara kadar büyük ölçekli yatırımlar yapılacak. Ancak bu dönüşüm, yıllık 400–500 milyar euroyu bulacak ek yatırımlar ve kamu-özel sektör iş birliğini zorunlu kılıyor.</p>
<p>Türkiye için tablo oldukça ilginç. Coğrafi yakınlık, sanayi altyapısı ve genç, dinamik nüfusuyla Türkiye, Avrupa’nın dijital ve üretim dönüşümünde kritik bir rol oynayabilir. Özellikle otomotiv, tekstil, beyaz eşya ve makine gibi sektörlerde Türkiye, Avrupa üretim zincirine daha derin entegre olabilir.</p>
<p>Dijitalleşme ve teknoloji alanı ise Türkiye’nin en büyük avantajı. Genç nüfus, teknolojiye ve girişimciliğe yatkınlığı ile Avrupa’nın inovasyon açığını kapatabilecek potansiyele sahip. Yazılım, yapay zekâ ve ileri üretim teknolojileri, Türkiye’nin bu süreçteki “katma değerli oyun alanı” olabilir.</p>
<p>Enerji ve yeşil dönüşüm de Türkiye için fırsat sunuyor. Avrupa’nın yüksek enerji maliyetleri, Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyeli ve enerji geçiş projeleriyle birleştiğinde, kıta için kritik bir stratejik merkez konumu yaratıyor.</p>
<p>Ancak dünya, sadece ekonomik dönüşüm ile şekillenmiyor. Devam eden savaşlar ve Amerika’nın İsrail ile iş birliği yaparak İran’a yönelik tehditleri, Orta Doğu’nun dengelerini yeniden sarsıyor. Bu süreç, küresel enerji piyasaları için büyük bir belirsizlik yaratabilir. Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol sevkiyatlarına yönelik olası bir darbe, fiyatları uçurabileceği gibi, aynı zamanda dünya ekonomilerini de sarsabilir. Peki, bu büyük çalkantı içinde Türkiye, Hürmüz sendromuna karşı hazırlıklı mı?</p>
<p>Suriye savaşı kısa süre içinde bir sürprizle son bulurken, sırada İran meselesi olduğunu bilmek için bir kahin olmaya gerek yok sanırım. Orta Doğu’daki dengeler hızla değişirken, Türkiye’nin bu dönüşümlere ne kadar hazırlıklı olduğu, küresel ekonomik ve jeopolitik istikrar açısından belirleyici olacak.</p>
<p>Dünyadaki bu belirsiz jeopolitik ortam, Avrupa’nın güvenli enerji temini konusunda daha fazla çeşitliliğe ihtiyaç duyduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Türkiye, hem jeopolitik konumuyla hem de enerji kaynaklarına erişim noktasındaki stratejik önemiyle bu süreçte kritik bir rol oynayabilir.</p>
<p>Avrupa’nın savunma stratejisinde ise Türkiye&#8217;nin ve Türk ordusunun önemi giderek daha belirgin hale geliyor. Kıtanın güvenliği, özellikle doğu sınırlarında, büyük ölçüde Türkiye’nin askeri kapasitesine ve stratejik konumuna dayanıyor. Avrupa, kendi savunmasını güçlendirmek adına Türkiye’nin katkılarına ihtiyaç duyuyor. Türk ordusunun, NATO çerçevesinde Avrupa’nın savunma hattının önemli bir parçası haline gelmesi, Avrupa için kritik bir güvenlik unsuru.</p>
<p>Elbette riskler de var. Avrupa’nın içe kapanan sanayi politikaları, regülasyon uyumsuzluğu ve sınırlı erişim, Türkiye’nin sürecin dışında kalmasına yol açabilir. Bu yüzden politika uyumlu yapılanma, konsorsiyum tabanlı projeler, dijital platformlar ve hibrit finansman modelleri kritik önemde.</p>
<p>Sonuç olarak, Avrupa rekabetçiliğinin yeniden inşası sadece kıtanın değil, yakın coğrafyasındaki ülkelerin de stratejik konumunu yeniden düşünmesini gerektiriyor. Türkiye, genç nüfusunu, dijital yeteneklerini, askeri gücünü ve stratejik coğrafi konumunu doğru kullanırsa, hem Avrupa ile entegrasyonunu derinleştirebilir hem de küresel ekonomik dönüşümde önemli bir aktör olabilir. Beklemek yerine hazırlık yapmak, artık en büyük avantajımız.</p>
<p>Erhan Yurdayüksel<br />
05.09.2024</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>RISORCE Geri Dönüşüm Tesisi İçin 12,5 Milyon Avro Sağladı</title>
		<link>https://belgoturk.tv/ekonomi/risorce-geri-donusum-tesisi-icin-125-milyon-avro-sagladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bthaber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Sep 2023 17:40:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Belçika]]></category>
		<category><![CDATA[Eco Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Edacco]]></category>
		<category><![CDATA[Erhan Yurdayüksel]]></category>
		<category><![CDATA[finans]]></category>
		<category><![CDATA[Komisyon]]></category>
		<category><![CDATA[komite]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=229719</guid>

					<description><![CDATA[Geri Dönüşüm İçin Yerel Çözümler: RISORCE, Belçika&#8217;da Lastik Geri Dönüşüm Tesisi Kurmak İçin 12,5 Milyon Avro Sağladı Liège, Belçika – Belçika merkezli girişim RISORCE, kullanılmış lastikleri değerli petrol ve gaz ürünlerine dönüştürecek ve geleneksel geri dönüşüm yöntemlerine bir alternatif sunacak öncü bir lastik geri dönüşüm tesisi kurmak için 12,5 milyon avro toplamayı başardı. Tesis, Liège [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Geri Dönüşüm İçin Yerel Çözümler: RISORCE, Belçika&#8217;da Lastik Geri Dönüşüm Tesisi Kurmak İçin 12,5 Milyon Avro Sağladı</strong></p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/06/Generic-plant-image-Autocad2-600.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-229720" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/06/Generic-plant-image-Autocad2-600-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/06/Generic-plant-image-Autocad2-600-300x200.jpg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/06/Generic-plant-image-Autocad2-600-570x379.jpg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/06/Generic-plant-image-Autocad2-600.jpg 600w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a>Liège, Belçika – Belçika merkezli girişim RISORCE, kullanılmış lastikleri değerli petrol ve gaz ürünlerine dönüştürecek ve geleneksel geri dönüşüm yöntemlerine bir alternatif sunacak öncü bir lastik geri dönüşüm tesisi kurmak için 12,5 milyon avro toplamayı başardı.</p>
<p>Tesis, Liège eyaletindeki bir belediye olan Baelen&#8217;de yer alacak ve 2024 sonu veya 2025 başında faaliyete geçmesi bekleniyor. Tesis çalışmaya başladığında, yaklaşık 2,4 milyon parçalanmış lastikten elde edilen yıllık 18.000 ton lastik granülü işleyecek.</p>
<p>Bu projeyi farklı kılan şey, başlangıçta Bosna&#8217;daki SGI Technology tarafından geliştirilen yenilikçi piroliz sürecidir. Geleneksel yöntemlerin aksine, bu teknik CO₂ emisyonlarını azaltır ve kauçuk atık geri dönüşümü için yerelleştirilmiş çözümler sunar.</p>
<p>Belçika&#8217;da lastik toplama ve geri dönüşümünden sorumlu kuruluş olan Recytyre&#8217;a göre, ülkede her yıl yaklaşık 5 milyon kullanılmış araba lastiği toplanıyor. RISORCE&#8217;un yeni tesisi, bu hacmin neredeyse yarısının geri dönüştürülmesini sağlayacak. Tesis, parçalanmış lastik malzemelerini sertifikalı tedarikçilerden temin edecek.</p>
<p>Kullanılan piroliz yöntemi bir katalizör içermiyor. Bunun yerine, lastikler yüksek ısı kullanılarak termal olarak ayrıştırılıyor. Bu, üç ana çıktıyla sonuçlanıyor: piroliz yağı (petrole benzer), karbon siyahı ve gaz. RISORCE, bu son ürünleri satın almaya hazır olan Avrupa genelindeki petrokimya şirketlerinin ilgisini zaten doğruladı.</p>
<p>Edacco Finans Komitesi Başkanı ve Avrupa Komisyonu finans uzmanı Erhan Yurdayüksel şunları söyledi:<br />
“Bu projenin gözlemcileri ve araştırmacıları olarak, plastikler, lastikler ve tarımsal atıklar gibi karbon bazlı malzemeleri doğrudan yanma olmadan enerjiye dönüştüren piroliz tesislerinde büyük bir potansiyel görüyoruz. Bu çıktılar, çeşitli sektörlerde enerji taşıyıcıları, temel kimyasal bileşenler ve yakıtlar olarak hizmet ediyor. Bu tür tesislerin yeşil enerji ekonomisinde öncü olabileceğine inanıyoruz ve Edacco aracılığıyla uluslararası alanda onları desteklemeye devam edeceğiz.”</p>
<p>RISORCE kurucusu Bernard van den Wouwer, şirketin dikey entegrasyon stratejisini vurguladı:<br />
“Tedarik zinciri yönetiminden teknolojiye ve son müşteri geliştirmeye kadar, tüm süreç üzerinde kontrol sağladık.”</p>
<p>Şimdiye kadar, kullanım ömrü dolmuş lastikler genellikle endüstriyel uygulamalarda, döşemede, ses yalıtımında veya asfaltta kullanılan kauçuk parçacıklarına dönüştürülüyordu. Bu yeni tesis, daha enerji odaklı ve sürdürülebilir bir alternatif sunacak.</p>
<p>Projenin ayrıca, özellikle istihdam açısından yerel ekonomiye fayda sağlaması bekleniyor. RISORCE, Liège bölgesini yalnızca kalifiye iş gücü için değil, aynı zamanda lastik malzemesinin çoğunun tedarik edildiği Hollanda&#8217;daki Limburg bölgesine yakınlığı nedeniyle de seçti.</p>
<p>12,5 milyon avroluk yatırım, tesisin inşasını finanse edecek. Yatırımcılar arasında Wallonie Entreprendre (Valon Bölgesi&#8217;nin yatırım kolu), Liège merkezli fon Noshaq, ING Bank ve Recytyre tarafından lastik geri dönüşüm girişimlerini çeşitlendirmek için kurulan bir fon olan GREEN.er yer alıyor.</p>
<p>Noshaq, projenin Liège bölgesini yeniden sanayileştirme hedefleriyle uyumlu olduğunu belirtirken, RISORCE bu yeni tesisle yaklaşık 20 yerel iş yaratmayı hedefliyor.</p>
<p>***</p>
<p>RISORCE Secures €12.5 Million to Build Tyre Recycling Plant</p>
<p>News.Europa<br />
18/09/2023<br />
Local Solutions for Recycling: RISORCE Secures €12.5 Million to Build Tyre Recycling Plant in Belgium</p>
<p>Liège, Belgium – Belgian startup RISORCE has successfully raised €12.5 million to build a pioneering tyre recycling plant that will convert used tyres into valuable oil and gas products—offering an alternative to traditional recycling methods.</p>
<p>The facility will be located in Baelen, a municipality in the province of Liège, and is expected to become operational by late 2024 or early 2025. Once running, the plant will process 18,000 tonnes of tyre granulate annually, derived from approximately 2.4 million shredded tyres.</p>
<p>What sets this project apart is its innovative pyrolysis process, developed initially by SGI Technology in Bosnia. Unlike conventional methods, this technique reduces CO₂ emissions and offers localized solutions for rubber waste recycling.</p>
<p>According to Recytyre, the organization responsible for tyre collection and recycling in Belgium, around 5 million used car tyres are collected in the country each year. RISORCE’s new facility will enable the recycling of nearly half of this volume. The plant will source shredded tyre materials from certified suppliers.</p>
<p>The pyrolysis method used does not involve a catalyst. Instead, tyres are thermally decomposed using high heat. This results in three main outputs: pyrolysis oil (similar to petroleum), carbon black, and gas. RISORCE has already confirmed interest from petrochemical companies across Europe ready to purchase these end products.</p>
<p>Erhan Yurdayüksel, Chair of the Financial Committee at Edacco and a European Commission finance expert, commented:<br />
“As observers and researchers of this project, we see great potential in pyrolysis facilities that convert carbon-based materials—such as plastics, tyres, and agricultural waste—into energy without direct combustion. These outputs serve as energy carriers, essential chemical components, and fuels across various sectors. We believe such plants can be pioneers in the green energy economy and will continue supporting them internationally through Edacco.”</p>
<p>RISORCE founder Bernard van den Wouwer highlighted the company’s vertical integration strategy:<br />
“From supply chain management to technology and end-customer development, we’ve secured control over the entire process.”</p>
<p>Until now, end-of-life tyres were typically transformed into rubber particles used in industrial applications, flooring, soundproofing, or asphalt. This new plant will introduce a more energy-focused and sustainable alternative.</p>
<p>The project is also expected to benefit the local economy, particularly in terms of employment. RISORCE chose the Liège region not only for its skilled workforce but also for its proximity to the Limburg region in the Netherlands, where much of the tyre material is sourced.</p>
<p>The €12.5 million investment will finance the construction of the facility. Investors include Wallonie Entreprendre (the investment arm of the Walloon Region), Liège-based fund Noshaq, ING Bank, and GREEN.er, a fund established by Recytyre to diversify tyre recycling initiatives.</p>
<p>Noshaq stated that the project aligns with its goals to reindustrialize the Liège region, while RISORCE aims to create around 20 local jobs with this new facility.</p>
<p><a href="https://newseuropa.eu/risorce-secures-e12-5-million-to-build-tyre-recycling-plant/">https://newseuropa.eu/risorce-secures-e12-5-million-to-build-tyre-recycling-plant/</a><span id="more-229719"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erhan Yurdayüksel: Mila Bebek…</title>
		<link>https://belgoturk.tv/manset/erhan-yurdayuksel-mila-bebek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bthaber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Nov 2020 06:07:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgotürk Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Erhan Yurdayüksel]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[Japonya]]></category>
		<category><![CDATA[Mila]]></category>
		<category><![CDATA[Mila Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Mila Yurdayüksel]]></category>
		<category><![CDATA[sıfır karbon]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdayüksel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://belgoturk.tv/?p=193576</guid>

					<description><![CDATA[09 Kasım 2019 Gözlerini açtı Dünya’ya. Kucağımda şirin bir bebek. Adı: Mila O an tüm olumsuz düşünceleri özellikle sildim kafamdan… Hoş geldin Bebek şarkısını mırıldandım farkında olmadan… Yaşamak sırası!.. Canım kızım, iyi ki doğdun biricik torunum benim… Dandini, dandiniyle başlayıp danaya şiddet çağrısını, Dana &#8211; lahana ikileminde gelişen, paylaşamama duygusunu, &#8216;Fış fış kayıkçı&#8217;nın börek bağlantısıyla [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>09 Kasım 2019</strong></p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2019/10/erhan-yurdayuksel.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-188055 size-thumbnail" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2019/10/erhan-yurdayuksel-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2019/10/erhan-yurdayuksel-150x150.jpg 150w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2019/10/erhan-yurdayuksel-360x360.jpg 360w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2019/10/erhan-yurdayuksel-30x30.jpg 30w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>Gözlerini açtı Dünya’ya.</p>
<p>Kucağımda şirin bir bebek.</p>
<p>Adı: Mila</p>
<p>O an tüm olumsuz düşünceleri özellikle sildim kafamdan…</p>
<p>Hoş geldin Bebek şarkısını mırıldandım farkında olmadan…</p>
<p>Yaşamak sırası!..</p>
<p>Canım kızım, iyi ki doğdun biricik torunum benim…</p>
<p>Dandini, dandiniyle başlayıp danaya şiddet çağrısını,</p>
<p>Dana &#8211; lahana ikileminde gelişen, paylaşamama duygusunu,</p>
<p>&#8216;Fış fış kayıkçı&#8217;nın börek bağlantısıyla dengesiz beslenme vurgusunu,</p>
<p>Ninnilerde dinlemek…</p>
<p>Baltalar elimizde olmadan ormana gidilemeyeceğini,</p>
<p>İlkokula başlamadan öğrenmek…</p>
<p>Yürekler acısı amansız hastalıklar,</p>
<p>Kuraklık, hava kirliliği, su kirliliği, küresel iklim değişikliği,</p>
<p>Dip yapmış küresel ekonomi,</p>
<p>Korunamayan doğa, doğadaki canlılar,</p>
<p><em>&#8216;Eyyyyy!.. yaradılanı Yaradan&#8217;dan ötürü severiz&#8217;</em> nutukları…</p>
<p>Doğa’dan; “<em>Neeeey!.. Bizi sözde değil özde sevin</em>” haykırışları!..</p>
<p>İnsan sağlığı ve doğa için risk olan kömürlü termik santralleri!..</p>
<p>Akarsulara, yaşayan canlılara çevreye zarar veren hidroelektrik santralleri!&#8230;</p>
<p>Çevreyi korumanın bireysel bir görev olduğunu düşünmesem olur mu bugün? dedim!..</p>
<p>Çevre sorunları ile baş edebilmek ve en aza indirgemek için<br />
öncelikle herkesin çevre bilincine sahip olması gerekir.</p>
<p>Son yıllarda insanlığın geleceğini yakından ilgilendiren ve evrensel bir tehlike oluşturan,</p>
<p>çarpık kentleşme, sağlıksız sanayileşme,</p>
<p>beslenme ve enerji konusunda yaşanan problemler,</p>
<p>azalan doğal kaynakların ve tükenen canlı türleri,</p>
<p>artan kirlilik ve iklim değişikliklerinin neden olduğu,</p>
<p>global çevre kirliliği, çağımızın önde gelen sorunlarındandır.</p>
<p>Koronavirüs sebebiyle insanlar dünya genelinde yaşam mücadelesi veriyor.</p>
<p>Avrupa, Japonya 2050, Çin 2060 yılı için ‘Sıfır Karbon’ hedefi koydu…</p>
<p>Mila Bebek yarın bir yaşında…</p>
<p>2050 yılında Yaradanın izniyle 30 yaşında olacak.</p>
<p>Buraya kadar hadi her şey yolunda dersiniz…</p>
<p>Şimdi dikkat!..</p>
<p>Siz göz göre göre, çocuklarınızı, torunlarınızı, yakınlarınızı, sevdiklerinizi,</p>
<p>Bazı çıkar çevrelerinin insafına terk edebilir misiniz?..</p>
<p>Elimizden önce doğamızı sonra canlarımızı almalarına izin verebilir misiniz?!.</p>
<p>Ben kendi adıma izin vermem, veremem…</p>
<p>Ya siz?!..</p>
<p><strong>Erhan Yurdayüksel</strong></p>
<p><strong>08.11.2020</strong></p>
<p><iframe loading="lazy" width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/BddSYd1_dwU" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erhan Yurdayüksel: Reklamlardan sonra!..</title>
		<link>https://belgoturk.tv/belgoturk-yazarlari/erhan-yurdayuksel-reklamlardan-sonra/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bthaber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2020 11:40:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgotürk Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Erhan Yurdayüksel]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Reklamlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://belgoturk.tv/?p=190606</guid>

					<description><![CDATA[Son derece yakıcı sıcak dalgaları Güney Avrupa ve Türkiye’yi yakacak. – Klimalar ne güne duruyor ? Kuzey Afrika’da kuraklık daha da yaygınlaşacak. Küçük ada ülkelerini deniz yutacak. Asya, Afrika kuraklık ve fırtınalarla yaşanmaz hale gelecek. -Bundan böyle o bölgelere seyahat etmeyiz! iklim değişikliğinin aşırı hava olayları üzerindeki etkisi hortumlar, sıcak dalgaları, tufansı yağmurlar ve kuraklık [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son derece yakıcı sıcak dalgaları</strong></p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2019/10/erhan-yurdayuksel.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-188055 size-thumbnail" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2019/10/erhan-yurdayuksel-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2019/10/erhan-yurdayuksel-150x150.jpg 150w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2019/10/erhan-yurdayuksel-360x360.jpg 360w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2019/10/erhan-yurdayuksel-30x30.jpg 30w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>Güney Avrupa ve Türkiye’yi yakacak.</p>
<p>– Klimalar ne güne duruyor ?</p>
<p>Kuzey Afrika’da kuraklık daha da yaygınlaşacak.</p>
<p>Küçük ada ülkelerini deniz yutacak.</p>
<p>Asya, Afrika kuraklık ve fırtınalarla yaşanmaz hale gelecek.</p>
<p>-Bundan böyle o bölgelere seyahat etmeyiz!</p>
<p>iklim değişikliğinin aşırı hava olayları üzerindeki etkisi</p>
<p>hortumlar, sıcak dalgaları, tufansı yağmurlar ve kuraklık</p>
<p>bir biçimde dünya’yı vuracak.</p>
<p>Kimi bölgelerde insan yerleşimleri yeryüzünden silinecek. Felaketler daha büyük şiddette, daha sık cereyan ettiği takdirde yaşamın sürdürülmesi imkansız hale gelecek.</p>
<p>Göçler yeni iskan bölgeleri için baskı yaratacak.</p>
<p>Mercan adaları sakinleri için göç kaçınılmaz olacak.</p>
<p>-Bu oradakilerin sorunu, kendileri düşünsün !…</p>
<p>Küresel ortalama sıcaklık, sanayi öncesi dönemlere göre yaklaşık 1 derece yükselmiş.</p>
<p>Bir derece ısınma küresel ölçekte büyük bir etkiyi ifade ediyor.</p>
<p>Bir derecelik küresel ısı artışında</p>
<p>yaşam alanımızın ısısı minimum 3 kat artıyor.</p>
<p>Avrupa, özellikle Türkiye’nin de bulunduğu Akdeniz halkası artan sıcaklar yüzünden daha büyük risk altında.</p>
<p>2003’de 70 bin ölüme yol açarak rekor kıran sıcaklıklar bu yüzyılın ortasında artık rutin hale gelecek.</p>
<p>-Demek ki bundan böyle Hürrem tarzı dekolte giysiler daha rahat giyilebilecek !…</p>
<p>Doğu ve güney ABD ve Karayipler daha çok yağmur ve hızlanan rüzgarların getirdiği fırtınalara maruz kalacak.</p>
<p>-Aman haa!.. Kuzey ile Güney dizisini etkilemesin de !…</p>
<p>Emlak fiyatları fırlayacak ve yetersiz altyapı hasar riskini artıracak.</p>
<p>2005’de New Orleans’ı vuran Katrina kasırgası bunun en büyük örneği.</p>
<p>-Tedirginlik yaratsa da, deprem sonrası emlak yatırımı her zaman iyidir !…</p>
<p>Küçük ada ülkeleri için en büyük tehdit, yükselen deniz suları.</p>
<p>Riskin gerçekleşme olasılığı yüzde 90.</p>
<p>Afrika’da milyonlarca kişi gıda yardımına ihtiyaç duyacak.</p>
<p>Afrika çok daha tehlikeli bir yer olacak.</p>
<p>Güney ve Güneydoğu Asya’da yıkıcı yağmurlar, fırtınalar artacak.</p>
<p>Doğu Asya’da yüzyılın ortasında sıcaklık bugüne gore 2 derece daha artarken dayanılmaz bir nem oluşturacak.</p>
<p>İnsan eliyle geliştirilecek olan virüsler,kirli havada kolay yayılıp toplu ölümlerle insanlığın kabusu olacak.</p>
<p>-Bize bir şey olmazzzzz !…</p>
<p>-Pazar günü de bu kadar komplo teorisi, ya da kahanet hiç de çekilmez!</p>
<p>Deseniz de;</p>
<p>Bütün bunlar yaklaşık 800 sayfalık 3 yılda çok ciddi araştırmalar sonucu Birleşmiş Milletler (BM) tarafından bu güne kadar hazırlanan en kapsamlı raporun sadece basına sızan kısmın özeti…</p>
<p>Fransız Haber Ajansı AFP, tarafından IPCC’den elde edilip dünyaya duyurulan bu özet rapor;</p>
<p>pembe rüyalarından uyanamayanlar ve TV dizileri ile hoşca vakit geçirmekte olanlar arasında,</p>
<p>-Eğer Özeti buysa?!</p>
<p>Tamamından acaba kaç dizi senaryosu çıkar tartışmasını da beraberinde başlattı.</p>
<p>Bu konuda hemen bir açıklama yapmak isterdim ama önce reklamlarrr!…</p>
<p>****</p>
<p>Önce Reklamlar başlıklı yazımı 20/11/2011 tarihinde yaklaşık On yıl önce yine bir pazar günü yazmıştım.</p>
<p>Diziler değişti,</p>
<p>Reklamlar değişti,</p>
<p>Hürremin Dekolte modası değişti,</p>
<p>Bize bir şey olmaz düşüncesiyle,</p>
<p>Önce reklamlar anlayışı maalesef değişmedi!..</p>
<p>Yazının devamı nerede derseniz!?.</p>
<p>Sakın bir yere ayrılmayın!..</p>
<p>Reklamlardan sonra&#8230;</p>
<p>Erhan Yurdayüksel</p>
<p>09.08.2020</p>
<p><iframe loading="lazy" src="https://www.youtube.com/embed/nHTTSTpV2y4" width="560" height="315" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Avrupa içindeki seyahat kısıtlaması tamamen kalkıyor&#8221;</title>
		<link>https://belgoturk.tv/manset/avrupa-icindeki-seyahat-kisitlamasi-tamamen-kalkiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bthaber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2020 16:55:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[AB komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[AB ülkesi]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Brezilya]]></category>
		<category><![CDATA[Horst Seehofer]]></category>
		<category><![CDATA[İsviçre]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Lichtenstein]]></category>
		<category><![CDATA[Norveç]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[Schengen]]></category>
		<category><![CDATA[Ylva Johansson]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://belgoturk.tv/?p=189759</guid>

					<description><![CDATA[Avrupa Birliği içindeki seyahat kısıtlamaları bu ay sonuna kadar tümüyle kaldırılıyor. Türkiye gibi AB üyesi olmayan ülkelerden gelenlere yönelik seyahat kısıtlamaları ise temmuz başına kadar sürecek. Avrupa Birliği’ne (AB) birliğe üye olmayan ülkelerden seyahate yönelik kısıtlamalar temmuz ayı başına kadar uzatılacağı belirtildi. AB İçişleri Komiseri Ylva Johansson, üye ülkelerin içişleri bakanlarıyla yaptıkları istişarelerde, bakanların hemen [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Avrupa Birliği içindeki seyahat kısıtlamaları bu ay sonuna kadar tümüyle kaldırılıyor. Türkiye gibi AB üyesi olmayan ülkelerden gelenlere yönelik seyahat kısıtlamaları ise temmuz başına kadar sürecek.</strong></p>
<p> <a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/06/Avrupa-trafik-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/06/Avrupa-trafik-1.jpg" alt="" width="800" height="450" class="aligncenter size-full wp-image-189760" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/06/Avrupa-trafik-1.jpg 800w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/06/Avrupa-trafik-1-300x169.jpg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/06/Avrupa-trafik-1-768x432.jpg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/06/Avrupa-trafik-1-123x70.jpg 123w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/06/Avrupa-trafik-1-570x320.jpg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2020/06/Avrupa-trafik-1-701x394.jpg 701w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></a>   </p>
<p><strong>Avrupa Birliği’ne (AB) birliğe üye olmayan ülkelerden seyahate yönelik kısıtlamalar temmuz ayı başına kadar uzatılacağı belirtildi.</strong> </p>
<p>AB İçişleri Komiseri Ylva Johansson, üye ülkelerin içişleri bakanlarıyla yaptıkları istişarelerde, bakanların hemen hemen tamamının seyahat kısıtlamalarının iki hafta daha uzatılmasından yana görüş bildirdiğini ifade etti.</p>
<p>Temmuz ayından itibaren ise kısıtlamanın Avrupa ülkeleri arasındaki koordinasyon sonucunda kademeli olarak kaldırılabileceği belirtildi. </p>
<p>Kısıtlamanın kaldırılmasına ilişkin tavsiye rehberinin AB Komisyonu tarafından hazırlanacağı kaydedildi.</p>
<p>Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer, AB dışından gelenlere ilişkin temmuz ayından itibaren yeni bir düzenlemeye gidileceğini ifade etti. </p>
<p>Bakan, gelinen ülkedeki salgın tablosuna göre ülke bazında bir düzenleme yapılacağını söyledi. </p>
<p>Seehofer Brezilya, ABD, Rusya gibi birçok ülkede halen yüksek sayıda koronavirüs vakası kaydedildiğine dikkat çekti. </p>
<p>AB Komisyonu&#8217;nun gelecek hafta konuyu ele alacağı belirtiliyor.</p>
<p>Mart ayı ortasında İrlanda dışında tüm AB üyesi devletler ve Birliğe üye olmayan İsviçre, Norveç, Lichtenstein ve İzlanda, ilk etapta aciliyeti bulunmayan seyahatlerin kısıtlanması yönünde karar almıştı. Daha önce iki kere uzatılan bu kısıtlamanın süresi 15 Haziran&#8217;da doluyordu.</p>
<p>&#8220;Avrupa içindeki seyahat kısıtlaması tamamen kalkıyor&#8221;</p>
<p>Avrupa içindeki sınır kontrollerinin bu ay içinde aşamalı olarak tümüyle kaldırılması planlanıyor. </p>
<p>Almanya’nın AB ülkeleriyle sınır kontrollerini 15 Haziran’a kadar kaldırmak için çalışacağını söyleyen Seehofer, birçok AB ülkesinin yanı sıra Schengen Bölgesi&#8217;ndeki İsviçre&#8217;nin de bu yönde hazırlıkları olduğunu kaydetti. </p>
<p>Üye devletlerin yalnızca bir bölümünün kontrollerin süresini haziran ayı sonuna kadar uzatmayı planladığını belirten Seehofer, bu kontrollerin de bitirilmesiyle Avrupa’nın tamamında sınır kontrollerinin sona ermiş olacağına dikkat çekti. </p>
<p>Alman İçişleri Bakanı, Birlik içinde tam seyahat özgürlüğüne geri dönülmesiyle gidilen ülkelerde karantina uygulamasının da biteceğini söyledi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
