<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>gezinti &#8211; Belgot&uuml;rk Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://belgoturk.tv/tag/gezinti/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://belgoturk.tv</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 05 Jun 2026 12:23:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.1</generator>
	<item>
		<title>Beste Serim Erbak: Arnavutluk &#8211; ZdravoAlbanija (Shqipëria) &#8211; Bölüm II</title>
		<link>https://belgoturk.tv/belgoturk-yazarlari/beste-serim-erbak-arnavutluk-zdravoalbanija-shqiperia-bolum-ii/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BTMagazin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 12:23:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgotürk Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Beste Serim Erbak]]></category>
		<category><![CDATA[BT|TATİL]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[anıt]]></category>
		<category><![CDATA[Arnavutluk]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gezinti]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[katadral]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[kütüphane]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Tatil]]></category>
		<category><![CDATA[Tiran]]></category>
		<category><![CDATA[turist]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=234830</guid>

					<description><![CDATA[Arnavutluk ZdravoAlbanija (Shqipëria) Bölüm II Arnavutluk Ekonomik Kalkınma, Ticaret ve İşletme Bakanlığı’nın önünden geçerken binanın cephesindeki tek bir kelime dikkatimi çekiyor: “Shqipëria.” İlk bakışta tanıdık gelmeyen bu sözcük, ister istemez merak uyandırıyor. Bir süre sonra bunun Arnavutça olduğunu öğreniyoruz. Shqipëria, Arnavutların kendi dillerinde ülkelerine verdikleri ad; yani bizim Arnavutluk dediğimiz yerin gerçek adı. Sözcüğün kökeniyle [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arnavutluk<br />
ZdravoAlbanija (Shqipëria)<br />
Bölüm II</p>
<p>Arnavutluk Ekonomik Kalkınma, Ticaret ve İşletme Bakanlığı’nın önünden geçerken binanın cephesindeki tek bir kelime dikkatimi çekiyor: “Shqipëria.” İlk bakışta tanıdık gelmeyen bu sözcük, ister istemez merak uyandırıyor. Bir süre sonra bunun Arnavutça olduğunu öğreniyoruz. Shqipëria, Arnavutların kendi dillerinde ülkelerine verdikleri ad; yani bizim Arnavutluk dediğimiz yerin gerçek adı. Sözcüğün kökeniyle ilgili farklı yorumlar olsa da en yaygın kabul gören anlamı “Kartallar Ülkesi”. Bu nedenle Arnavutluk, çoğu zaman “kartalların ülkesi” olarak da anılıyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07.jpeg"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07.jpeg" alt="" width="1299" height="1068" class="alignnone size-full wp-image-234831" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07.jpeg 1299w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-300x247.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-1024x842.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-768x631.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-570x469.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-701x576.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-1067x877.jpeg 1067w" sizes="(max-width: 1299px) 100vw, 1299px" /></a></p>
<p>Bir ülkenin kendine verdiği adın, dışarıdan bildiğimiz isminden farklı olması her zaman ilgimi çekmiştir. Burada da öyle oluyor; bir binanın cephesindeki tek bir kelime, bizi o ülkenin diline, tarihine ve kimliğine dair küçük ama anlamlı bir keşfe çıkarıyor.<br />
SouFujimoto adlı Japon mimarın imzasını taşıyan, bulutu anımsatan özgün tasarımıyla dikkat çeken Reja’nın önünden geçiyoruz. Tiran’ın modern simgelerinden biri haline gelen bu ilginç yapı, yalnızca mimarisiyle değil, şehrin kültürel yaşamına kattığı dinamizmle de öne çıkıyor. İnce metal örgülerden oluşan hafif yapısı, gerçekten de gökyüzünde süzülen bir bulutu andırıyor. Konserlerden sergilere, açık hava sinemalarından çeşitli sanat etkinliklerine kadar pek çok organizasyona ev sahipliği yapan Reja, şehrin geçmiş ile çağdaş yüzü arasında zarif bir köprü kuruyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03.jpeg"><img decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03.jpeg" alt="" width="1712" height="1246" class="alignnone size-full wp-image-234832" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03.jpeg 1712w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03-300x218.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03-1024x745.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03-768x559.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03-1536x1118.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03-124x90.jpeg 124w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03-570x415.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03-701x510.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/03-1067x777.jpeg 1067w" sizes="(max-width: 1712px) 100vw, 1712px" /></a></p>
<p>İtalyan mimar MarioCucinella’nın tasarladığı MET Tirana konut kulesi, uzaktan bakıldığında sanki yarım bırakılmış izlenimi uyandırıyor. Katmanlı ve oyulmuş cephesiyle dikkat çeken bu sıra dışı yapı, Tiran’ın hızla değişen modern yüzünü simgeliyor. Hemen yakınında yükselen TID Kulesi de şehrin dönüşen siluetinin dikkat çekici parçalarından biri.<br />
Bu modern yapıların arasından geçerek, uzun yıllar Arnavutluk’un köklü ailelerinden Toptani ailesiyle özdeşleşmiş olan Tiran Kalesi’ne doğru ilerliyoruz. Çevrede neredeyse her şey bu ailenin adını taşıyor: kalenin tam karşısında Toptani Alışveriş Merkezi yükselirken, yürüdüğümüz cadde de Murat Toptani Caddesi adını taşıyor. Tiran’da geçmiş ile bugün burada, yalnızca birkaç adımlık mesafede iç içe geçiyor; bir yanda şehrin tarihine tanıklık eden eski kale duvarları, diğer yanda modern yaşamın ritmini yansıtan yeni yapılar.<br />
Kökeni çok eski dönemlere uzanan Tiran Kalesi, bugün bildiğimiz anlamda bir kale görünümünden oldukça uzak. Alanın tarihsel temelleri eski yerleşimlere dayansa da, bugünkü yapısal izlerin büyük bölümü Osmanlı döneminde şekillenmiş, zaman içinde dönüşerek günümüze ulaşmıştır.</p>
<p>Günümüzde ise burası, sur kalıntılarının çevrelediği bir tarih alanından çok, kafeleri, restoranları ve küçük dükkânlarıyla yaşayan bir şehir dokusu haline gelmiş durumda. Giriş bölümünde ziyaretçileri karşılayan ahşap figürler ve dekoratif unsurlar, bu modern kullanımın bir parçası olarak dikkat çekiyor. Duvar önüne yerleştirilmiş süslemeli, tekerlekli oturma düzeni ise büyük olasılıkla ziyaretçilerin fotoğraf çekimi için tasarlanmış.<br />
Geçmişin izleriyle bugünün şehir yaşamı burada iç içe geçmiş durumda.<br />
İçeri adım attığımız anda barlar, restoranlar, hediyelik eşya ve el sanatları dükkânlarıyla çevrili hareketli bir atmosfer karşılıyor bizi. Sıcağın etkisiyle kısa bir mola verme ihtiyacı hissediyor, serinlemek ve bir şeyler atıştırmak için Filari Restoran’a oturuyoruz. Ne yazık ki burada çok sıcak ve konuksever bir tavırla karşılaştığımız söylenemez. Yine de Tepelene suyunu denemek, bu kısa molayı bizim için ilginç kılan küçük ama akılda kalıcı bir ayrıntı oluyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02.jpeg"><img decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02.jpeg" alt="" width="2560" height="2242" class="alignnone size-full wp-image-234833" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02.jpeg 2560w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-300x263.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-1024x897.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-768x673.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-1536x1345.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-2048x1794.jpeg 2048w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-570x499.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-701x614.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/02-1067x934.jpeg 1067w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /></a></p>
<p>Tepelenë bölgesinden gelen bu su, masadaki sıradan bir detayı bile yolculuğun hatırasına dönüşen küçük ama keyifli bir deneyime çeviriyor.<br />
Molamızın ardından Saint Paul Katedrali’ne doğru yürümeye başlıyoruz. Tiran’da 2000’li yılların başında tamamlanarak ibadete açılan bu modern katedral, çağdaş mimarisiyle dikkat çekiyor. Şehrin en önemli Katolik yapılarından biri olan katedral, hem mimarisi hem de sembolik detaylarıyla öne çıkıyor. İç mekânda yer alan vitray ve sanatsal süslemelerde Papa John Paul ile RahibeTeresa gibi önemli figürlere göndermeler bulunuyor.<br />
Katedralin bahçesinde yer alan Rahibe Teresa heykeli ise ziyaretçileri sessiz bir saygı ve huzur atmosferine davet ediyor.<br />
Doğum adı AgnesGonxhaBojaxhiu olan RahibeTeresa (1910–1997), Arnavut kökenli bir Katolik azizesi olmanın ötesinde, insanlığın vicdanında derin izler bırakmış bir figür. Hayatını yoksullara, hastalara ve kimsesizlere adayan Rahibe Teresa, kurucusu olduğu Hayırseverlik Misyonerleri aracılığıyla dünyanın dört bir yanında sosyal hizmet faaliyetleri yürütmüş.</p>
<p>1979 yılında Nobel Barış Ödülü almış, 2016 yılında ise Papa Francis tarafından azize ilan edilmiş.<br />
Arnavutluk için taşıdığı anlam yalnızca tarihsel değil, aynı zamanda güçlü bir duygusal ve simgesel değere de sahip. Bu nedenle adı ülkede pek çok caddeye, meydana ve kuruma verilmiş durumda. Tiran Uluslararası NënëTereza da bu kolektif hafızanın en görünür örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.<br />
Caddenin karşısına geçip Lana Nehri üzerindeki yaya köprüsünden yürümeye başlıyoruz. Lana kıyısındaki ağaçların arasından ilerlerken uzakta, renkli ve geometrik formuyla dikkat çeken bir yapı beliriyor: Tiran Piramidi.<br />
Bir zamanlar Enver Hoca’ya adanmış bir müze olarak 1988 yılında inşa edilen bu yapı, sonraki yıllarda farklı işlevler üstlenmiş ve uzun süre atıl kaldıktan sonra bugün yeniden dönüşüm sürecine girmiş durumda. MVRDV tarafından yürütülen proje kapsamında, kapalı ve ideolojik bir anıttan çıkarılıp halka açık, canlı bir kültür ve eğitim alanına dönüştürülmesi hedeflenmiş.<br />
Tirana Piramit’i, bu dönüşümle birlikte Tiran’ın en dikkat çekici yeniden kullanım projelerinden biri olarak şehrin değişen yüzünü simgeliyor.<br />
Komünist rejimin çöküşünden sonra yapı; radyo ve televizyon stüdyosu, konferans ve etkinlik alanı gibi farklı işlevlerde kullanılmış, zaman içinde işlevi değişerek dönüşüm sürecine girmiştir.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05.jpeg" alt="" width="1749" height="1323" class="alignnone size-full wp-image-234834" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05.jpeg 1749w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-300x227.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-1024x775.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-768x581.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-1536x1162.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-119x89.jpeg 119w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-570x431.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-701x530.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/05-1067x807.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1749px) 100vw, 1749px" /></a></p>
<p>Bugün ise basamaklarla çıkılan piramidin çevresi, parlak renkli modüller ve ters çevrilmiş geometrik kurgularla yeniden düzenlenmiş durumda. Bu çağdaş müdahalelerle birlikte yapı; kafeler, atölyeler, stüdyolar ve genç girişimler için çalışma alanlarını barındıran canlı bir merkez haline gelmiştir.<br />
Geçmişin ağır izlerini taşıyan bu yapı, artık Tiran’ın en dinamik buluşma noktalarından biri olarak öne çıkıyor. Biz de burada, MonCheriCoffeeShop’ta kısa bir mola verip bu hareketli atmosferi biraz daha yakından hissediyoruz.<br />
Tirana Piramidi, yalnızca bir bina değil; Arnavutluk’un dönüşümünü, geçmişle kurduğu yeni ilişkiyi ve geleceğe bakma cesaretini simgeleyen bir mekân olarak karşımıza çıkıyor.<br />
Yol üzerinde bir başka gökdelen daha beliriyor: DowntownOne. BajramCurri Bulvarı boyunca yükselen yaklaşık 140 metrelik modern bir kule olarak şehrin yeni siluetine damga vuruyor.<br />
“DowntownOne” adı, doğrudan bir yer adı olmanın ötesinde, “şehir merkezindeki bir numaralı yapı” ya da “merkezdeki ikonik kule” fikrini çağrıştıran bir proje adı olarak kullanılıyor.<br />
İlk bakışta sıradan bir yüksek yapı gibi görünse de yaklaştıkça tasarım fikri kendini daha net hissettiriyor. Cephede yer alan konsol biçimli çıkmalar, yalnızca mimari bir tercih değil; Arnavutluk’taki farklı yerleşimlere ve ülkenin coğrafi çeşitliliğine yapılan sembolik göndermeler olarak kurgulanmış.<br />
Uzaktan bakıldığında bu çıkıntılar, ülkenin yerleşim dokusunu çağrıştıran soyut bir bütünlük oluşturuyor. MVRDV imzasını taşıyan bu yapı, çağdaş mimari ile ulusal hafıza arasında kurduğu ilişkiyle dikkat çeken örneklerden biri olarak öne çıkıyor.<br />
Gezintimize kısa bir ara verip yeniden kale içine yöneliyoruz. Dar sokaklarda ağır ağır ilerlerken küçük dükkânların vitrinleri bizi kendine çekiyor; el emeği objeler, magnetler, yerel dokumalar… Her biri bu yolculuktan geriye kalacak küçük ama kalıcı hatıralar gibi.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06.jpeg" alt="" width="1399" height="1146" class="alignnone size-full wp-image-234835" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06.jpeg 1399w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06-300x246.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06-1024x839.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06-768x629.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06-570x467.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06-701x574.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/06-1067x874.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1399px) 100vw, 1399px" /></a></p>
<p>Otele dönüş yolunda, resepsiyondaki güler yüzlü görevlinin tavsiyesiyle ShijeFshati Restoran’a (“Köy Lezzeti Restoran”) uğruyoruz.<br />
Otele dönüş yolunda, resepsiyondaki güler yüzlü görevlinin tavsiyesiyle ShijeFshati Restoran’a (“Köy Lezzeti Restoran”) uğruyoruz.<br />
Sokaktan aşağıya inen dar bir merdivenle ulaşılan bu mekân, daha kapıdan içeri adım atar atmaz samimi bir atmosferle karşılıyor bizi. Rustik dekor, sade ama özenle düşünülmüş detaylar ve yerel lezzetlerle birleşince, günün yorgunluğu yavaş yavaş yerini keyifli bir sofraya bırakıyor.<br />
Arnavut mutfağının karakteri burada kendini net biçimde hissettiriyor: tavëkosi gibi yoğurtla pişen kuzu yemekleri, byrek”Börek” gibi çıtır hamur işleri ve ızgara etler sofranın temelini oluşturuyor. Yanında yoğurt, taze salatalar ve zeytinyağlı mezelerle birlikte sade ama doyurucu bir düzen var. Yemekler gösterişten uzak, tamamen lezzet ve doğallık üzerine kurulu.<br />
Sanki bu sabah gelmemişiz de şehirle aramızda daha uzun bir tanışıklık varmış gibi bir his kalıyor geriye.<br />
Yemekten sonra otele dönüp biraz dinlenme vakti. Akşamüstüne doğru, Tiran’ı bu kez farklı bir ışık altında yeniden keşfetmek üzere tekrar dışarı çıkacağız.<br />
Işıklar altında Tiran bambaşka bir güzelliğe bürünüyor. Gündüz aşina olduğumuz meydanlar ve yapılar, geceyle birlikte daha sakin, daha gizemli ve daha şiirsel bir hâl alıyor. Kentin ritmi yavaşlıyor; ışıklar, gölgeler ve sessizlik birbirine karışarak şehre bambaşka bir atmosfer kazandırıyor.<br />
Bu gece yürüyüşünde dikkatimizi çeken yapılardan biri Dostluk Anıtı. Rengârenk ışıklarla aydınlatılan anıt, gecenin içinde adeta bir sanat enstalasyonu gibi parlıyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-1.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-1.jpeg" alt="" width="1299" height="1068" class="alignnone size-full wp-image-234836" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-1.jpeg 1299w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-1-300x247.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-1-1024x842.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-1-768x631.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-1-570x469.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-1-701x576.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/07-1-1067x877.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1299px) 100vw, 1299px" /></a></p>
<p>Tiran’da Ulusal Kütüphane’nin önünde yer alan bu yapı, Kuveyt tarafından Arnavut halkına dostluk ve dayanışma simgesi olarak armağan edilmiştir.<br />
Gece ışıklarıyla birlikte daha da belirginleşen anıt, kentin önemli kamusal buluşma noktalarından biri olarak hem gündüz hem de gece şehir yaşamının parçası olmayı sürdürür.<br />
Biraz ileride, şehir merkezine yakın bir noktada Süleyman Paşa Bargjini’nin heykeliyle karşılaşıyoruz.<br />
1614 yılında, bugün koskoca bir başkente dönüşmüş olan bu yerleşimi küçük bir Osmanlı kasabası olarak kuran Süleyman Paşa, cami, hamam ve çarşı etrafında şekillenen ilk yerleşim çekirdeğini oluşturmuş. Bu küçük başlangıç, zaman içinde büyüyerek bugünkü Tiran’ın temelini atmış.<br />
Gece ışıkları altında heykel, şehrin dört yüzyılı aşan hikâyesini sessizce hatırlatıyor; modern kent dokusunun ortasında geçmişe açılan sakin bir durak gibi duruyor.<br />
Kaleye yaklaşırken, kentin belleğinde iz bırakan Kaplan Paşa Türbesi karşımıza çıkıyor. Türbe Tiran’da Osmanlı dönemine ait erken yapı örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.<br />
Kaplan Paşa olarak bilinen Kaplan Paşa Toptani’ye atfedilen bu türbe, şehrin erken dönem Osmanlı tarihine açılan sessiz bir iz niteliğinde. Yapının kesin inşa tarihi net olmamakla birlikte genellikle 18. yüzyıla tarihlendiriliyor.<br />
Ancak türbeyi asıl çarpıcı kılan, çevresiyle kurduğu ilişkidir. Modern kent dokusunun içinde, yüksek yapıların hemen yanı başında varlığını sürdüren bu küçük yapı, geçmiş ile bugünün güçlü karşılaşmasını görünür kılıyor. Yüzyıllardır ayakta kalan türbe, şehrin hızla değişen siluetinde sessiz ama dirençli bir iz gibi duruyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/04.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/04.jpeg" alt="" width="1792" height="1357" class="alignnone size-full wp-image-234837" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/04.jpeg 1792w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/04-300x227.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/04-1024x775.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/04-768x582.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/04-1536x1163.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/04-119x89.jpeg 119w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/04-570x432.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/04-701x531.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/04-1067x808.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1792px) 100vw, 1792px" /></a></p>
<p>GzonaRestaurant’ta yediğimiz keyifli akşam yemeği, ertesi gün ayrılacağımız Tiran’dan geriye kalacak güzel anılardan biri oluyor.<br />
Otele doğru yürürken, Arnavutluk’un yakın siyasi tarihinde önemli bir yere sahip AzemHajdari ile yakın arkadaşı Besim Çerja’nın anısına yapılmış anıtın önünden geçiyoruz. Gece aydınlatmasıyla belirginleşen bu anıt, ülkenin yakın tarihine ve demokrasi mücadelesine dair güçlü bir hatırlatma niteliği taşıyor.<br />
Biraz ileride yer alan Meçhul Asker Anıtı ise bir kaide üzerinde yükseliyor. Bir kolunu ileri doğru uzatmış, silahını kararlılıkla doğrultan asker figürü, II. Dünya Savaşı sırasında işgale karşı direnen ve hayatını kaybeden Arnavutluk vatandaşlarının anısına yapılmış. Bu anıt, Tiran’ın kamusal alanlarında tarihin nasıl görünür kılındığının etkileyici örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.<br />
Otele döndüğümüzde, ertesi gün Tiran’dan ayrılıp Arnavutluk’un başka şehirlerini keşfedecek olmanın heyecanı içimizi kaplıyor. Bu ilk gün, ülkenin hem geçmişine hem de bugünkü yaşamına dair güçlü ve kalıcı bir izlenim bırakmış durumda.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08.jpeg" alt="" width="1536" height="1319" class="alignnone size-full wp-image-234838" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08-300x258.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08-1024x879.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08-768x660.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08-570x489.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08-701x602.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2026/06/08-1067x916.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beste Serim Erbak: Bir Güzel Yolculuk-Bursa I.Bölüm</title>
		<link>https://belgoturk.tv/belgoturk-yazarlari/beste-serim-erbak-bir-guzel-yolculuk-bursa-i-bolum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BTMagazin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 11:46:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgotürk Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Beste Serim Erbak]]></category>
		<category><![CDATA[BT|TATİL]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[cami]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gezinti]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tatil]]></category>
		<category><![CDATA[turist]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=231519</guid>

					<description><![CDATA[Bir Güzel Yolculuk 2024 I.Bölüm Bursa Ailemiz için güzel bir başlangıcı gerçekleştirmek nedeniyle 2024 yılı Haziran,on dokuzda İzmir’den çıktığımız yolculuğumuz Zonguldak’a kadar uzanıyor. İlk durağımız Bursa. Bu güzel şehre her gelişimizde Gölyazı’ya uğramadan, Ağlayan Çınar’ın altında poz vermeden, tekne gezisi yapmadan geçmek olmuyor. Böylece güzel doğanın içinde vakit geçirdikten sonra termal cenneti Bursa’da günün keyfini [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir Güzel Yolculuk 2024<br />
I.Bölüm Bursa</p>
<p>Ailemiz için güzel bir başlangıcı gerçekleştirmek nedeniyle 2024 yılı Haziran,on dokuzda İzmir’den çıktığımız yolculuğumuz Zonguldak’a kadar uzanıyor. İlk durağımız Bursa. Bu güzel şehre her gelişimizde Gölyazı’ya uğramadan, Ağlayan Çınar’ın altında poz vermeden, tekne gezisi yapmadan geçmek olmuyor. Böylece güzel doğanın içinde vakit geçirdikten sonra termal cenneti Bursa’da günün keyfini çıkarıyoruz.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/01-1.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/01-1.jpeg" alt="" width="2048" height="1536" class="alignnone size-full wp-image-231520" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/01-1.jpeg 2048w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/01-1-300x225.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/01-1-1024x768.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/01-1-768x576.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/01-1-1536x1152.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/01-1-119x89.jpeg 119w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/01-1-570x428.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/01-1-701x526.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/01-1-1067x800.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></a></p>
<p>Ertesi sabah kahvaltının ardından kendimizi şehre atıyoruz. Sultan II. Murad Külliyesinin bulunduğu Muradiye semtine vardığımızda saat 10.00’u gösteriyor.1426 yılında inşaatı tamamlanan külliyede, bir cami, medrese, hamam, imaret ile birlikte, ulu Çınar ve Selvi ağaçlarıyla kaplı çiçekler içinde huzur dolu bahçede Sultanların eşleri, oğulları, kızları, yakın akrabaları ve Osmanlı’ya hizmet eden çeşitli saray mensuplarının değişik tarihlerde yaptırılan türbeleri bulunuyor. Külliye 2014’te UNESCO Dünya Mirası olarak ilan edilmiş. Kesme taş ve tuğladan duvarları, kurşun kaplı kubbesi ile Sultanlıktan kendi isteğiyle ayrılan ilk ve son hükümdar olmasıyla bilinen Osmanlı padişahı II. Murad&#8217;ın türbesi, vasiyeti üzerine yağmur yağması için üstü açık inşa edilmiş. &#8220;Muhteşem Süleyman&#8221; olarak bilinen Osmanlı İmparatorluğunda yaklaşık 46 yıl tahtta kalan hükümdar Kanuni Sultan Süleyman&#8217;ın oğlu Şehzade Mustafa adına Sultan II. Selim tarafından 1574 yılında yaptırılan türbesi gerçekten çok güzel ve zarif bir yapı. Bahçede 15.yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına kadar tarihlenen Osmanlı Mezar Taşları sergi alanına çok düzgün bir şekilde sıralanmış.</p>
<p>Çıkışta tam karşıda Muradiye Şadırvan Çay bahçesine oturup içtiğimiz demli çay bu güzel ortamı biraz daha yaşamamıza vesile oluyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/06-2.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/06-2.jpeg" alt="" width="1859" height="1536" class="alignnone size-full wp-image-231521" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/06-2.jpeg 1859w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/06-2-300x248.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/06-2-1024x846.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/06-2-768x635.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/06-2-1536x1269.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/06-2-570x471.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/06-2-701x579.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/06-2-1067x882.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1859px) 100vw, 1859px" /></a></p>
<p>Külliyenin yanında restorasyondan sonra 2019 yılında açılan Muradiye Medresesi El Yazmaları Müzesi zarif kapısıyla bizi karşılıyor. Medresenin odaları ve revakı sergi alanı olarak kullanılıyor. Avlunun üzeri kapatılarak bir etkinlik alanı oluşturulmuş. Medreseye girişin tam karşısında yer alan ana eyvanda Sultan Murad Hüdavendigar türbesi sanduka örtüsü ve Bursa’da vefat eden diğer sultan isimlerinin yazılı olduğu levhalar sergileniyor. Sergi odalarında Kur’an -ı Kerim’in yazılışındaki aşamalar, Hat sanatı, minyatür örnekler ile İslam kitap sanatları anlatılıyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/04.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/04.jpeg" alt="" width="1536" height="1536" class="alignnone size-full wp-image-231522" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/04.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/04-300x300.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/04-1024x1024.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/04-150x150.jpeg 150w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/04-768x768.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/04-570x570.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/04-701x701.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/04-1067x1067.jpeg 1067w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/04-30x30.jpeg 30w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Müzenin karşı sokağına doğru girince hemen solda kalan Osmanlı Evi Müzesi anlatılanlara göre vaktiyle II. Murad’ın bir köşkünün bulunduğu yermiş. Dolayısıyla İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’in doğduğu ev olduğu düşünülüyor. İki katlı ahşap evin girişinde küçük bir avlu bulunuyor. Plan ve süslemeler 17.yüzyıl özelliklerini taşıyor. Üst kattaki &#8220;baş oda&#8221; kalem işi bitki ve çiçek motifleriyle dolu harika bir bölüm. Pek zarif bir ev.<br />
Şimdi sıra güzelce karnımızı doyurmaya geldi.1867 yılından beri hizmet veren Kebapçı İskender’in küçücük lokantasının önünde sıra kuyruğuna giriyoruz. İçeride duvarlar eski fotoğraflarla dolu. Atmosfer tam bir nostalji ama ne yazık ki; kebapta o eski tadı bulmak mümkün değil. Şöyle közlenmiş patlıcanın üzerine konulan nefis tereyağı ve sos ile harmanlanmış tadına doyulmayan etlerden oluşan bir lezzet yumağından söz ediyorum.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/07-2.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/07-2.jpeg" alt="" width="2048" height="1536" class="alignnone size-full wp-image-231524" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/07-2.jpeg 2048w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/07-2-300x225.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/07-2-1024x768.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/07-2-768x576.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/07-2-1536x1152.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/07-2-119x89.jpeg 119w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/07-2-570x428.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/07-2-701x526.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/07-2-1067x800.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></a></p>
<p>Yemekten sonra Bursa&#8217;nın simgelerinden, Uludağ Milli Parkında yer alan Teleferiğe binmek için ana durak Teferrüç’e geldik. Modern bir bina ve ferah bir otopark. Bilet aldıktan sonra harika manzaralar eşliğinde 30 dakika sürecek yolculuk başladı.174 kabinden oluşan bu güzergâhta isterseniz özel kabine binebiliyorsunuz. Dağın zirvesine ulaşmak için havada süzülen teleferik kabininin camlarından şuraya bak buraya bak derken vaktin nasıl geçtiğini anlamadık. Sırasıyla Kadıyayla, Sarı alan ve en son oteller bölgesi Kurbağa Kaya istasyonlarında durduk. Her molada inerek çevreyi gezdik. Türkiye’nin en büyük kayak merkezi Uludağ’a yapılan teleferik hattının inşaatı 1958’te başlamış, Cumhuriyet’in 40.yıl kutlamalarının yapıldığı 29 Ekim 1963’te açılmış. Teleferik aynı zamanda halatlı taşımacılık alanında 9 km uzunluğu ile Türkiye&#8217;nin en uzun teleferik hattı. Kışın bembeyaz bir örtüyle kaplanan bu güzellik Bursa’nın en fazla ziyaret alan yerlerinden biri.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/08-1.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/08-1.jpeg" alt="" width="1796" height="1329" class="alignnone size-full wp-image-231525" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/08-1.jpeg 1796w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/08-1-300x222.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/08-1-1024x758.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/08-1-768x568.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/08-1-1536x1137.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/08-1-119x89.jpeg 119w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/08-1-570x422.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/08-1-701x519.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/08-1-1067x790.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1796px) 100vw, 1796px" /></a></p>
<p>Aşağıda otele varmadan 600 yıllık tarihi İnkaya Çınarında mola verdik. Muhteşem ağacın 13 ana kolu öyle bir uzanmış ki gölgesinde bir yığın kişi rahatlıkla oturup çaylarını yudumluyor. 35 m yüksekliğinde bu anıt ağaç 9,2 metrelik çevresiyle Türkiye’nin en yaşlı ağaçlarından biri adeta bir abide. Yüce Çınar sanki tek başına bir orman.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/05-2.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/05-2.jpeg" alt="" width="1536" height="1832" class="alignnone size-full wp-image-231526" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/05-2.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/05-2-252x300.jpeg 252w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/05-2-859x1024.jpeg 859w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/05-2-768x916.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/05-2-1288x1536.jpeg 1288w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/05-2-570x680.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/05-2-701x836.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/05-2-1067x1273.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beste Serim Erbak: İstanbul’un Görkemli Sarnıçları</title>
		<link>https://belgoturk.tv/belgoturk-yazarlari/beste-serim-erbak-istanbulun-gorkemli-sarniclari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BTMagazin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 10:50:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgotürk Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Beste Serim Erbak]]></category>
		<category><![CDATA[BT|TATİL]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[ARKEOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[gezgin]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gezinti]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[turist]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=231469</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul’un Görkemli Sarnıçları İstanbul, Osmanlı’nın ahşap evleriyle ünlü. Bu karakteristik tarihi evlere hala rastlıyoruz. İşte biraz daha Ayasofya’ya doğru yaklaşınca bunlardan biri önümüze çıkıveriyor. Turşucuzade Konağı geçirdiği yangınlarla yıpransa da şimdi aslına uygun olarak yeniden yapılmış. 1800’lü yıllarda bu güzel konak, Şeyhülislam Turşucuzade Ahmed Muhtar Efendi’ye aitmiş. Bugün İstanbul Belediyesinin Turizm Müdürlüğü olarak hizmet veriyor. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’un Görkemli Sarnıçları</p>
<p>İstanbul, Osmanlı’nın ahşap evleriyle ünlü. Bu karakteristik tarihi evlere hala rastlıyoruz. İşte biraz daha Ayasofya’ya doğru yaklaşınca bunlardan biri önümüze çıkıveriyor. Turşucuzade Konağı geçirdiği yangınlarla yıpransa da şimdi aslına uygun olarak yeniden yapılmış. 1800’lü yıllarda bu güzel konak, Şeyhülislam Turşucuzade Ahmed Muhtar Efendi’ye aitmiş. Bugün İstanbul Belediyesinin Turizm Müdürlüğü olarak hizmet veriyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/02.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-231476" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/02.jpeg" alt="" width="1814" height="1443" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/02.jpeg 1814w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/02-300x239.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/02-1024x815.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/02-768x611.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/02-1536x1222.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/02-570x453.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/02-701x558.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/02-1067x849.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1814px) 100vw, 1814px" /></a></p>
<p>Tarih boyunca görkemli şehir İstanbul, ihtiyacını karşılamak üzere suyu, her biri birer sanat eseri niteliğindeki yeraltı sarnıçlarında depolamış. Bu eserlerden en güzeli Sultanahmet’teki Yerebatan Sarnıcı. Hatta o kadar muhteşem ki; Yerebatan Sarayı olarak da adlandırılıyor. Bizans imparatoru I. Justinus tarafından 526-527 senelerinde yaptırılmış. Tuğladan inşa edilen sarnıcın 100.000 ton su depolama kapasitesi bulunuyor.336 sütunu ile inanılmaz bir mimari ve mühendislik örneği. Su yalıtımı harika. 2022 yılında restorasyonu tamamlanmış. Su havuzlarının birinde ters duran Medusa başının sırrı ise; sütunlara bakanların taş kesilmelerini engellemek içinmiş. Girişinde uzun bir kuyruk var. Her taraftan gelen insanlar bu harika eseri görmek istiyor. Taş merdivenden inerken büyüleyici bir aydınlatma ile devasa sütunların arasındaki su havuzları, yürüyüş yollarını görüyoruz. Güzellik karşısında büyülenip, durmadan fotoğraf çekiyoruz. Çeşitli sanat etkinliklerine ev sahipliği yapan bu müze tarihin içinde nefes alma fırsatı sunuyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/07.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-231470" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/07.jpeg" alt="" width="972" height="717" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/07.jpeg 972w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/07-300x221.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/07-768x567.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/07-119x89.jpeg 119w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/07-124x90.jpeg 124w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/07-570x420.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/07-701x517.jpeg 701w" sizes="auto, (max-width: 972px) 100vw, 972px" /></a></p>
<p>Bu güzel eserden sonra meydana doğru yürürken 1957’de açılan hikâyesiyle ünlü Pudding Shop tabelası gözümüze çarpıyor. O zamanlar Nepal ya da Hindistan’a giderken İstanbul’dan geçen Hippilerinin uğrak yeri olan bu mekân, şimdinin Lale Restoran’ı, Çiçek Çocuklarının anılarıyla dolu. Adeta bir müze.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/06.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-231472" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/06.jpeg" alt="" width="1536" height="1304" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/06.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/06-300x255.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/06-1024x869.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/06-768x652.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/06-570x484.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/06-701x595.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/06-1067x906.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Binbirdirek’teki 1600 yıllık Şerefiye Sarnıcını (Theodosius Sarnıcı) gezmek üzere yola devam ediyoruz. MS.408 ve MS.450 tarihleri arasında İmparator II. Theodosius tarafından inşa ettirildiği düşünülen sarnıç adeta gizli bir cevher. Bahçesinde ve girişte Sanatçılar Bubi, Fırat Engin, Mehmet Sinan Kuran, Haydar Akdağ ve Seydi Murat Koç tarafından tasarlanan heykeller, mitolojik kahraman Şahmeran’ın modern versiyonları. Üstte güzel bir kafe bulunuyor. Gelenler kitaplarını kahve eşliğinde huzur içinde okuyorlar. Huzur diyorum zira hiç gürültü yok. Burası İstanbul’un karmaşasından uzak. Sakin. Sarnıçta sütun sayısı 32. Gösterim saatini kaçırmak istemiyoruz.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/09.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-231473" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/09.jpeg" alt="" width="1536" height="1383" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/09.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/09-300x270.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/09-1024x922.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/09-768x692.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/09-570x513.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/09-701x631.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/09-1067x961.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Dünyanın 360 derece yansıtım tekniğinin uygulandığı en eski yapı olan Şerefiye Sarnıcı, tarihi sanat ve teknoloji ile buluşturuyor. Büyüleyici bir atmosfer. Müzik, ses ve renkler harika. Bu gösteri sizi başka diyarlara götürüyor.<br />
Çıktıktan sonra hemen sol tarafta kapısının önünde bayrak direklerinin bulunduğu tarihi bina dikkatimi çekiyor. Geçmişte farklı kuruluşlarca kullanılan Arif Paşa Konağının yapılış tarihi tam olarak belli değil ama 1800’lü yıllarda inşa edildiği düşünülüyor. Yapı tarih boyunca birçok kez el değiştirerek hizmet vermiş. Zabıta müdürlüğünden, konservatuvara kadar. Şimdi ise Türk devletlerinin oluşturduğu uluslararası bir kuruluş olan Türk Devletleri Teşkilatı Merkez Ofisi olarak kullanılıyor. Su sarnıcının hemen yanında olması belki de onunla bir bağlantısı olduğundandır.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/03.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-231474" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/03.jpeg" alt="" width="1535" height="1456" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/03.jpeg 1535w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/03-300x285.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/03-1024x971.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/03-768x728.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/03-570x541.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/03-701x665.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/03-1067x1012.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1535px) 100vw, 1535px" /></a></p>
<p>Çemberlitaş’a doğru yürürken Sultan II. Mahmut’un türbesi ve sebili karşısında, Osmanlı mimarisinin tipik örneklerinden İstanbul’un ilk bağımsız kütüphanesi olmasıyla bilinen Köprülü Kütüphanesi’ni görüyoruz.1661 yılında Köprülü Fazıl Ahmet Paşa tarafından vakıf kitaplığı olarak yaptırılmış.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/05.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-231475" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/05.jpeg" alt="" width="1536" height="1460" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/05.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/05-300x285.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/05-1024x973.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/05-768x730.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/05-570x542.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/05-701x666.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/05-1067x1014.jpeg 1067w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/12/05-30x30.jpeg 30w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Tramvay hattını takip ederek Çemberlitaş’a doğru ilerliyoruz. Varmadan caddenin sağındaki tarihi Çemberlitaş Hamamı da birçok tarihi eser gibi bir vakfın parçası olarak yaptırılmış. 1571-1583 yılları arasında Mimar Sinan’ın gözetiminde inşa edilmiş. Semt adını Çemberlitaş olarak bilinen tarihi sütundan almış. XIX. yüzyılda Çemberlitaş popüler bir yerleşim bölgesiymiş. XX. yüzyılda Anadolu’dan yoğun göç almaya başlayınca eski sakinler burayı terk etmiş.</p>
<p>330 yılında İmparator Konstantin Bizans’ı Roma İmparatorluğu’nun başkenti ilan ederek adını Konstantinopolis olarak değiştirmiş. Bu günün anısına da oval şekilli etrafında heykeller dini yapılar olan Forum’un ortasına 35 metre yüksekliğinde dev bir porfir sütun (Bazalt taş)diktirmiş. Sütunun tepesine ise kendisinin heykelini koydurtmuş.416 yılında depremden zarar gören sütunu sağlamlaştırmak için etrafına demir halkalar ilave edilmiş. 1106 yılında çıkan bir fırtınada Konstantin’in heykeli düşüp parçalanınca, İmparator I. Manuel Comnenus yerine dev bir haç koydurmuş. Türklerin Konstantinopolis’i 1453’de fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed haçı indirtmiş. Çevredeki her şeyin yandığı 1779 yangınında sütun isten simsiyah olunca halk ona “Yanık Sütun” demeye başlamış.<br />
Artık akşam oldu. Yorucu gün Etiler Sıralı Kebap’ta son buluyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beste Serim Erbak: Doğu Anadolu Günlükleri &#8211; Muş..</title>
		<link>https://belgoturk.tv/belgoturk-yazarlari/beste-serim-erbak-dogu-anadolu-gunlukleri-mus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BTMagazin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Sep 2023 12:26:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgotürk Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Beste Serim Erbak]]></category>
		<category><![CDATA[BT|TATİL]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[cami]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gezinti]]></category>
		<category><![CDATA[Muş]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tatil]]></category>
		<category><![CDATA[Ters lale]]></category>
		<category><![CDATA[turist. kültür]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://belgoturk.tv/?p=216268</guid>

					<description><![CDATA[Doğu Anadolu Günlükleri 2022 Ters Laleler Diyarı, Muş… Tatvan’dan çıkmak için acele etmedik. Gideceğimiz yer öyle uzak değil. Güroymak, Budaklı kaplıcalarını göreceğiz. Yarım saat, 45 dakikalık bir mesafede. Güroymak, Bitlis’in bir ilçesi. Kaplıcalara ulaşmak için anayoldan ayrılıp, son derece kötü, toz, toprak içinde bir yola giriyoruz. Manda ve ineklerin beslendikleri engin otlakların görüntüsü muhteşem. Hayvanlar [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Doğu Anadolu Günlükleri 2022<br />
Ters Laleler Diyarı, Muş…</p>
<p>Tatvan’dan çıkmak için acele etmedik. Gideceğimiz yer öyle uzak değil. Güroymak, Budaklı kaplıcalarını göreceğiz. Yarım saat, 45 dakikalık bir mesafede.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/01-2.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/01-2.jpeg" alt="" width="1938" height="1447" class="alignnone size-full wp-image-216269" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/01-2.jpeg 1938w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/01-2-300x224.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/01-2-1024x765.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/01-2-768x573.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/01-2-1536x1147.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/01-2-119x89.jpeg 119w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/01-2-570x426.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/01-2-701x523.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/01-2-1067x797.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1938px) 100vw, 1938px" /></a></p>
<p>Güroymak, Bitlis’in bir ilçesi. Kaplıcalara ulaşmak için anayoldan ayrılıp, son derece kötü, toz, toprak içinde bir yola giriyoruz. Manda ve ineklerin beslendikleri engin otlakların görüntüsü muhteşem. Hayvanlar o kadar besili ki; toprağın ne kadar verimli olduğunu anlamak hiç te zor değil. Güroymak Ovası, Rahva ile Muş Ovası&#8217;nın devamı.<br />
Kış aylarında bile sıcaklığı 45 dereceyi bulan kaynak sularına giren mandalar ve atların banyo seremonisi buranın adını bir hayli duyurmuş. Aşırı soğuklarda, sabahın erken saatlerinde çöken yoğun sis ile kaynayan suyun buharı birleştiğinde, yüzen hayvanları görüntülemek amacıyla fotoğrafçılar buraya akın ediyorlarmış. Aslında çok görmek isterdim ama ne yazık ki bu mevsimi yakalayamadım. Tektonik haraketlilik sonucu oluşan ovada sıcak suyun fokurdayarak çıktığı çeşitli yerler içinden büyük olanının etrafı ince bir duvarla çevrilerek havuz haline getirilmiş. Maalesef çok bakımsız bir yer. Gelenlerin şifa bulmak niyetiyle girdikleri su bol miktarda kalsiyum, potasyum ve flor içeriyor. Birçok hastalığa iyi geldiği biliniyor. </p>
<p>Arabayı park edip indiğimizde, suya girmek için gelmiş ailelerden biri ile karşılaştık. Sohbet başladı. Buralara gelmeden önce, İzmir’de Muş’a gideceğimizden bahsettiğimizde, bize hemen bazı tanıdıkların adları verilmişti. Güroymak, Muş’a çok yakın olduğu için belki tanırlar diye adlarını söyledik. Meğer onların yakın akrabalarıymışlar. Garip tesadüfler zincirine bir halka daha eklendi. Çok şaşırdık. Numaralar alındı, verildi, tekrar görüşmek üzere deyip ayrıldık. </p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/06-3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/06-3.jpg" alt="" width="1315" height="1044" class="alignnone size-full wp-image-216270" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/06-3.jpg 1315w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/06-3-300x238.jpg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/06-3-1024x813.jpg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/06-3-768x610.jpg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/06-3-570x453.jpg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/06-3-701x557.jpg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/06-3-1067x847.jpg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1315px) 100vw, 1315px" /></a></p>
<p>Dönüşte Güroymak ilçesinden geçerken mahalle arasında bir yerlerde Selçuklu mezarlarının ortasında, otlar arasında bakımsız kümbeti görünce gezmek istedik. Tarihi mezar taşları yok olmaya yüz tutmuş. Son derece bakımsız durumdalar. Bilgi veren hiç bir tabela yok. Halk arasında bu kümbetin adı “Kalender Baba” olarak biliniyor ama kitabesine göre “Karanday Ağa Kümbeti” olduğunu öğrendik. Ahlat taşlarından yapılmış. Özellikle koni şeklindeki üst kısımda harika bir taş işçiliği göze çarpıyor. Ahlat Selçuklu Mezarlığındakilere benzer mezar taşları sebebiyle Kümbetin XIII. yüzyıldan kalmış olabileceği düşünülüyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/05-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/05-2.jpg" alt="" width="1372" height="1044" class="alignnone size-full wp-image-216271" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/05-2.jpg 1372w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/05-2-300x228.jpg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/05-2-1024x779.jpg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/05-2-768x584.jpg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/05-2-570x434.jpg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/05-2-701x533.jpg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/05-2-1067x812.jpg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1372px) 100vw, 1372px" /></a></p>
<p>Güroymak’a bağlı Günkırı Beldesinde uzun yıllardan beri, neredeyse bir asırdır, çamurdan tandır imalatı yapılıyor. Bu yapım şeklini görebilmek için beldeye giriyoruz. Güroymak’a çok yakın. Tandırlar oldukça büyük ve yurdun çeşitli yerlerine hatta yurt dışına gönderiliyor. Bir evin kapısını çalıp yapımını nerede görebiliriz deyince bizi hemen bahçelerine buyur ediyorlar. Evin Hanımı ve genç kızları tandır yapıyorlarmış. Hamur yoğuran eller toprağı yoğuruyor, ona şekil veriyor. Aile kalabalık. Güler yüzlü, evin en büyüğü olduğunu düşündüğüm Hanım daha bu sabah “Manda yoğurdu yapmıştım demek ki size nasipmiş” diyor, hemen masa kuruluyor. Çaylar ve Anadolu’da misafire sunulan bisküviler geliyor. Bahçede ağaçların gölgesinde oturuyoruz. Kışı karşılamaya hazırlanmış tezekler, etrafta dolaşıp karınlarını doyuran tavuklar, yıkanan inek, sorular soran çocuklar, gençler… Hanım bize tandırın nasıl yapıldığını gururla anlatıyor. Burada sanki zaman durmuş, hiç geçip gitmemiş. Her şey doğal ve doğa ile bütünleşmiş. Evin Beyi bahçesinden elde ettiği tütünü özenle sararak, sigara ikram ediyor. Her türlü sebze ve meyveyi ekmişler. Evin genç kızı Nevil bize telefon numarasını veriyor. Birlikte çekilen fotoğraflardan sonra yeniden çok sevdiğimiz yollara düşüyoruz.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/02-2.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/02-2.jpeg" alt="" width="1928" height="1503" class="alignnone size-full wp-image-216272" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/02-2.jpeg 1928w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/02-2-300x234.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/02-2-1024x798.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/02-2-768x599.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/02-2-1536x1197.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/02-2-220x173.jpeg 220w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/02-2-570x444.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/02-2-701x546.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/02-2-1067x832.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1928px) 100vw, 1928px" /></a></p>
<p>Artık Muş ili sınırları içindeyiz. Bahar aylarında ovayı kaplayan Ters laleleriyle meşhur Muş’un Hasköy İlçesindeki kahvehanelerde, tuğlalardan yapılmış ocakların üzerine yerleştirilen kazanlar meşe odununun ateşi ile kaynıyor ve kıpkırmızı közde demlenen çay adı üstünde “Köz Çayı” meşhur mu meşhur. Alt tarafı çay ne kadar leziz olabilir ki diye sakın düşünmeyin. Yıllardan beri demlenmeye devam eden bu çay Hasköy&#8217;ün adının duyulmasına neden olmuş. Buralara kadar gelip te köz çayını tatmadan gitmeyelim diyerek, sayıları 20’yi bulan kahvehanenin yer aldığı ilçe ana meydanına varıyoruz. Halk adeta çaykolik olmuş, kişi başı günde ortalama 20-25 bardak çay tüketiliyor. Küçük yerden bitme masalar ve taburelerin bulunduğu çok kalabalık bir kahvenin dışarılara taşmış masalarından birine oturduk. Halk hemen etrafımızı çevirdi. Hoş geldiniz “deyip Bize para ödetmiyorlar, siz misafirimizsiniz diyorlar. O sırada Kahramanmaraşlı bir satıcı arabasına son derece düzenli bir şekilde yerleştirdiği, yerel ürünlerini satıyor. Sumak ve daha birkaç baharat alıp sohbet ediyoruz. Bölgeyi dolaşıp ürünlerini satıyormuş. O sırada arabanın plakasını gagalayan bir tavuk dikkatimizi çekiyor. Plakanın üzerine yapışan sinekleri yiyormuş.</p>
<p>Muş’a saat 15.00 civarında giriyoruz. Çok geniş bulvarlı bir caddeden geçerek, otelimize ulaşıyoruz. “Mir Saray otel&#8221;. Güler yüzlü bir karşılama. Yerleştikten sonra aşağıya inip, bize otelde yer ayırtan Selam Bey’le buluşuyoruz. İzmir’deki akrabalarından haberler getirdik. Ona kaplıcalardaki karşılaşmadan bahsedince çok şaşırdı. Dünya küçük dedik. Yemek yiyebileceğimiz bir yer var mı? diye sorunca birlikte cadde boyunca yürüdük. Önerisi doğrultusunda, otelden fazla uzak olmayan Ekin Ocak başında, leziz kebaplar yedik. Hep söylediğim gibi Doğu Anadolu’da etin lezzeti bir başka. Biraz sokaklarda dolaştık. Gündüz kaplıcalarda tanıştığımız Mehmet Salih, bizi akşam yemeğine götürdü. Cumhuriyet Caddesinde Elit Restoran, iki katlı, yemekler harika.  Sonra da Muş’un gözbebeği, halkın vakit geçirmek için çoluk çocuk akın ettiği Murat Köprüsü parkına geldik. Ertesi gün, gündüz görmeyi planladığımız yeri şimdi gece ışıklar içinde görüyoruz. Şehirden 12km uzakta, Muş-Varto karayolu üzerinde. XIII. yüzyılda inşa edilen tarihi köprü 143m uzunluğunda, 5m genişliğinde ve 12 gözlü. Yapılış tarihi tam olarak bilinmiyor. </p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/01-2.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/01-2.jpeg" alt="" width="1938" height="1447" class="alignnone size-full wp-image-216269" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/01-2.jpeg 1938w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/01-2-300x224.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/01-2-1024x765.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/01-2-768x573.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/01-2-1536x1147.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/01-2-119x89.jpeg 119w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/01-2-570x426.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/01-2-701x523.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/01-2-1067x797.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1938px) 100vw, 1938px" /></a></p>
<p>Murat nehri tüm ihtişamı ile gürül gürül akıyor. Köprünün ayakları ışıklandırılmış, bir de buna Dolunay eklenince manzaranın tadına doyum olmuyor. Etrafta yürüyüş yolları, parklar, küçük kafeler, restoranlar, süslü faytonlar. Köprünün üzerinde gidip geliyor, şurada da bir fotoğraf çekelim burada da diye ikide bir duruyoruz. Hayran olduk. Sonunda bir kafeye oturup köz üzerinde demlikle gelen çayı içerek, kabak ve Ayçiçek çekirdeği çıtlatıyoruz. Ne keyif. Gece yarısı oldu. Ayrılmak zor geliyor.</p>
<p>Ertesi sabah Muş şehir merkezini görmek istiyoruz. İlk durağımız Kale Mahallesinde XVII. yüzyılda inşa edilen Hacı Şeref Camii. Camiye daha sonradan bazı ilaveler yapılmış. Selçuklu mimarisinin kullanıldığı caminin içi son derece sade. Bakımlı değil. Kare şeklindeki caminin bahçe duvarına bitişik iki tarihi kabir bulunuyor. “Başları Kesik Şehit Kardeşler” etrafı demir kafes ile çevrilmiş. Rivayete göre bu kişiler savaşırken kesilen başlarını koltuklarının altlarına alarak kahramanlıklarına devam etmişler sonra da bugünkü mezarlarının bulunduğu yere gelerek şehit olmuşlar.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/04.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/04.jpg" alt="" width="1440" height="1211" class="alignnone size-full wp-image-216273" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/04.jpg 1440w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/04-300x252.jpg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/04-1024x861.jpg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/04-768x646.jpg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/04-570x479.jpg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/04-701x590.jpg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/04-1067x897.jpg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1440px) 100vw, 1440px" /></a></p>
<p>Minaresi çok güzel. Onun biraz ilerisinde Alâeddin Bey Camii bulunuyor. XVIII yüzyıl başlarında şehrin valisi Alâeddin Bey tarafından iki renkli kesme taş kullanılarak yaptırılmış. Biraz daha yürüyünce Ulu Camiye varıyorsunuz. Avlusunda yatan Şeyh Muhammed-i Mağribi tarafından yaptırılan Ulu Caminin, mimari özelliklerine dayanarak XIV. yüzyılın ikinci yarısında yapıldığı saptanmış. Caminin dışarı kısmında taburelere oturmuş çay içerek namaz vaktini bekleyen Muşlular bizi görünce hemen buyur ediyorlar. Çoğu İzmir’e gelip, çalışmış. Buradan yukarıya Muş’un tepelerine doğru tırmanıyoruz.  Harap ama bir o kadar da değişik Muş evlerinin bulunduğu en eski yerleşim yeri olan mahallelerden geçerek Kale Parkına varıyoruz. Şehre hâkim bir noktada bulunan park yeşillikler içinde. Ulu ağaçlarla dolu parkta bir“Muş Kültür Evi” yapılmış.  Bulanık ilçesindeki tarihi bir yapıdan esinlenerek inşa edilen ev Muş kültürünü, gelenek ve göreneklerini sergiliyor. Bizi karşılayan Muş Belediyesinde görevli Mustafa Tuncer, şehri anlatıyor. İçeride üzeri halı kaplı divanlarda oturuyoruz. Muş Belediyesi tarafından hazırlanmış çok güzel bir video gösteriyor. Bayıldık. Muhteşem olmuş. Ancak bu kadar güzel bir tanıtım yapılabilir. Memleketimizin her yeri ayrı bir değer. Biraz daha yukarıya tırmanınca Kale restorana ulaşıyoruz. Şehrin en eski yerleşim yeri olan Muş kalesi artık yok. Tarih boyunca süren birçok istila ve savaşlar sonucunda ne yazık ki kaleden eser kalmamış. </p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/07-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/07-1.jpg" alt="" width="1313" height="1050" class="alignnone size-full wp-image-216274" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/07-1.jpg 1313w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/07-1-300x240.jpg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/07-1-1024x819.jpg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/07-1-768x614.jpg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/07-1-570x456.jpg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/07-1-701x561.jpg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/07-1-1067x853.jpg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1313px) 100vw, 1313px" /></a></p>
<p>Şehri tepeden seyrediyoruz. Şehr-i Sefa &amp;Cafe Restoranın genç işletmecisi Burak, son derece güler yüzlü ve samimi. Burası bir aile işletmesi. İçerde kendi topladığı yöreye ait antika malzemeleri sergiliyor. Çok güzel.<br />
Yeniden şehir merkezindeki çarşıya iniyoruz. 1307’de Miralay Seyfi Bey tarafından yaptırılan Yıldızlı Han’ı ziyaret etmek istiyoruz ama kilitli. Biz de fotoğraf çekmekle yetiniyoruz. Bina iki katlı, alt kat kesme taştan üst kat ise Selçuklu mimarisine uygun kerpiçten yapılmış. Hanın birinci katı dükkânlar için üstü ise otel olarak kullanılmış. İçinde toplam 52 dükkân bulunuyormuş. Çevredeki kişiler şimdiye kadar harap olan hanın, yakınlarda Belediye tarafından onarıldığını söylüyorlar. </p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/08-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/08-1.jpg" alt="" width="1440" height="1550" class="alignnone size-full wp-image-216275" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/08-1.jpg 1440w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/08-1-279x300.jpg 279w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/08-1-951x1024.jpg 951w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/08-1-768x827.jpg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/08-1-1427x1536.jpg 1427w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/08-1-570x614.jpg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/08-1-701x755.jpg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2023/09/08-1-1067x1149.jpg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1440px) 100vw, 1440px" /></a></p>
<p>Buraları bir zamanlar Türkler ile Ermenilerin birlikte yaşadıkları mahalleler. Ermenilere ait tarihi Meryem Ana Kilisesini görmek istedik. Kilisenin bir öyküsü var.  Kamuya ait olan kilise binasının bulunduğu yer seneler önce açık arttırmayla birine satılmış. Şimdi tekrar kamulaştırmak isteniyormuş ama sahipleri bunu kabul etmiyorlarmış. Ara sokaklardan ulaşmak istedik fakat bir noktadan sonra yürümemiz gerekti. Rastladığımız kişiler gitmemize değer olmadığını, binanın nerdeyse tamamen yıkıldığını söyleyince vazgeçip geri döndük.</p>
<p>Tarihi Murat Köprüsünü bir de gündüz gözüyle görelim istedik. Gündüzü ayrı, gecesi ayrı güzel. Akşam yemeğini çok methedilen Eywan Cağ Kebap’ta yedik. İnanılmaz tatlar. Söylenildiği kadar varmış.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
