<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>gürcistan &#8211; Belgot&uuml;rk Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://belgoturk.tv/tag/gurcistan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://belgoturk.tv</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 19 Feb 2025 14:16:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Beste Serim Erbak: Kafkasya Ülkesi Gürcistan 2023 კავკასიის ქვეყანა საქართველო 2023 წ Siğnaği’dan “Kafkasya’nın İncisi”Borjomi’ye… Gori</title>
		<link>https://belgoturk.tv/belgoturk-yazarlari/beste-serim-erbak-kafkasya-ulkesi-gurcistan-2023-%e1%83%99%e1%83%90%e1%83%95%e1%83%99%e1%83%90%e1%83%a1%e1%83%98%e1%83%98%e1%83%a1-%e1%83%a5%e1%83%95%e1%83%94%e1%83%a7%e1%83%90%e1%83%9c%e1%83%90-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BTMagazin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Feb 2025 14:14:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgotürk Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Beste Serim Erbak]]></category>
		<category><![CDATA[BT|TATİL]]></category>
		<category><![CDATA[gürcistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=228072</guid>

					<description><![CDATA[Yeni bir gün, yeni yerler için hazırız. Bu arada otelin restoranında yemek yerken köşede Gürcü ürünlerin bulunduğu küçük bir masa dikkatimi çekti. Üzerindeki örtüyü çok beğenip resepsiyondaki bayanlara nereden alabilirim deyince onlar biz internetten sipariş verelim, gelince ödersiniz demişlerdi. Ama ne yazık ki zaman yetmedi. Lurji Supra diye adlandırılan pamuklu kumaş üzerine baskı desenleri yapılmış [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir gün, yeni yerler için hazırız.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0158.jpeg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-228073" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0158.jpeg" alt="" width="2048" height="1536" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0158.jpeg 2048w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0158-300x225.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0158-1024x768.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0158-768x576.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0158-1536x1152.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0158-119x89.jpeg 119w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0158-570x428.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0158-701x526.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0158-1067x800.jpeg 1067w" sizes="(max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></a></p>
<p>Bu arada otelin restoranında yemek yerken köşede Gürcü ürünlerin bulunduğu küçük bir masa dikkatimi çekti. Üzerindeki örtüyü çok beğenip resepsiyondaki bayanlara nereden alabilirim deyince onlar biz internetten sipariş verelim, gelince ödersiniz demişlerdi. Ama ne yazık ki zaman yetmedi. Lurji Supra diye adlandırılan pamuklu kumaş üzerine baskı desenleri yapılmış çivit mavisi ve beyaz bir örtü. Geleneksel bir ürünmüş. Almak kısmet olmadı. Tiflis’ten ayrılmadan önce Gürcistan Bankasının değişik binasını görmek istiyoruz. Bir uzay şehri yapısıymış gibi yükselen binanın mimarları George Chakhava ve Zurab Jalaghania. İnşaat 1975 yılında tamamlanmış. Bina beş yatay, iki katlı yapı bloğundan oluşuyor. Sanki üst üste yığılmış izlenimi veren iç içe geçmiş bloklar yerden yüksekte yer alıyorlar. Modern mimarinin değişik bir yansıması. Ritüeller sarayından sonra gördüğüm ikinci orijinal yapı. Yaklaşık 20 km kadar daha gittikten sonra, M.Ö 3. ve 5. yüzyıllar arasında Kartli Krallığı&#8217;na başkentlik yapmış, Mtskheta’yı tepeden seyreden, kayalık bir dağın zirvesinde, Jvari Kilise ve Manastırına (Cvari Kutsal Haç Manastırı ) varıyoruz. Gürcistan’da 4.yüzyılda Hıristiyanlık kabul edilince, önceleri paganların barınağı olarak bilinen bu tepeye Kral Mirian, büyük bir tahta haç diktirtmiş. Daha sonraları bu tahta haçın etrafı çevrilerek küçük bir kilise inşa edilmiş. I. Stepamoz ise günümüzde Jvari manastırı olarak bilinen manastırı yaptırtmış. Yoldan yukarıya doğru geniş merdivenleri çıkıyoruz. Girişteki tanıtım yazısı harap olmuş, okumak imkânsız. Hala restorasyon çalışmaları devam ediyor. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan manastır, Kura (Mtkvari) ile Aragvi Nehirlerinin buluştuğu noktayı kuşbakışı seyrediyor. Bir tarafta Trialecki Dağları, diğer tarafta Saguram Dağları ile çevrili. Burası Gürcü Ortodoksların haç yeri olduğundan aşırı bir kalabalık var. Gelenler bu güzel yerin çevresinde poz verebilmek için adeta köşe kapmaca oynuyorlar. Hafif esen rüzgâr da fotoğraflara hareketlilik katıyor. Manastırın arka tarafından aşağıya bakıldığında, Tiflis’ten Rusya sınırına kadar uzanan Askeri Karayolu ip gibi gözüküyor.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0261.jpeg"><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-228081" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0261.jpeg" alt="" width="1536" height="2048" /></a></p>
<p>Rusya’nın Gürcistan&#8217;ı işgali sırasında Rus birliklerin tarafından kullanılan bu yol boyunca, yaşanan çatışmalar nedeniyle, Karayolu “Mezar” diye anılıyor.<br />
Manastırın içi orijinal fresk ve mozaiklerle kaplı. Haç şeklinde mimari bir yapı sergiliyor. Jvari, Kafkasya&#8217;daki kubbeli mimarinin başyapıtı olarak<br />
kabul ediliyor. Kilisenin cepheleri taş kabartmalarla süslü. Manastırdaki yazılar, artık sadece din adamları tarafından kullanılan eski Gürcü alfabesiyle yazılmış. Jvari’de tepeden gördüğümüz, bir zamanlar İberya Krallığına başkentlik yapmış, Dünyanın en eski şehirlerinden, ilk yerleşim tarihi MÖ 1000 olan kadim şehir Mtsheta&#8217;yı dolaşmak için sabırsızlanıyoruz. Halen Gürcü Ortodoks Kilisesi&#8217;nin genel merkezi ve Patrik&#8217;in ikametgâhı olan Mtsheta, Gürcü Ortodoks Kilisesi tarafından &#8220;Kutsal şehir “olarak ilan edilmiş. Ortaçağ Gürcistan’ının havasını solumaya, Arnavut kaldırımlı dar sokaklara giriş yaparak başlıyoruz. Taşıtın girmediği yollarda yürümenin keyfini süreceğiz. Hemen girişte hediyelik eşyaların satıldığı minik rengârenk dükkânlar oldukça turistik bir yere geldiğimizi işaret ediyor. Öğle yemeğimizi burada yiyelim istedik. Şoförümüz olmaz, burası çok pahalıdır dese de biz onun önerdiği yere gitmeyip, hemen soldaki yerel yemeklerin yapıldığı restorana “Qartuli Ezo” adlı restorana daldık. Ve tabii sonuç yüklü bir hesap. Alanya’nın turistik mekânlarına benzer bir yer. Gürcüce dışında, menüde Rusça ve İngilizce açıklamalar var. Yemekler fena değil. Karnımızı doyurur doyurmaz gezmeye başlıyoruz. Üzüm prinasından yapılan oldukça sert bir likör olan Çaça (Chacha),şarap, antik Gürcü Khantsi içme boynuzları, madalyalar, madeni paralar, pullar, magnetler, binbir çeşit kürkler, halılar, örtüler, takılar, koca kalpaklı minik Gürcü bibloları satan dükkânları seyrede seyrede ilerliyoruz. Kahramanmaraş dondurmacısını görünce hemen sohbet başlıyor. Türk kahvesi yapan küçük bir yer de buna ilave olunca tamam Türkler buralara da yerleşmiş diyoruz. Sağ tarafımızda yine başka bir UNESCO Dünya mirası, erken Ortaçağın başyapıtlarından biri olan Svetitshoveli Katedralinin  (Yaşayan Sütun Katedrali), kalın yüksek bahçe duvarları başlıyor. 1029 yılında yapılan katedral kale gibi çok büyük bir alanı kaplıyor. Taş oyma sanatının ustaca kullanıldığı katedralin içinde Tiflis’in kurucusu Vakhtang Gorgasali gibi Gürcü hükümdarların mezarları bulunuyor. Bu yapıya ait olan birçok efsaneden en önemlisi İsa’nın Cübbesi hikâyesi: Yahudi rahibin kızları Sidonia ve Elioz hakkında. Anlatılanlara göre Hz İsa çarmıha gerildiğinde Kudüs’te bulunan Elioz peygamberin cübbesini alarak Mtsheta’ya getirir.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0196.jpeg"><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-228074" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0196.jpeg" alt="" width="2048" height="1536" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0196.jpeg 2048w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0196-300x225.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0196-1024x768.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0196-768x576.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0196-1536x1152.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0196-119x89.jpeg 119w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0196-570x428.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0196-701x526.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0196-1067x800.jpeg 1067w" sizes="(max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></a></p>
<p>Kız kardeşi Sidonia cübbeyi Elioz’dan alır ve ona dokunduğu anda İsa’nın ölümüyle ilgili çektiği acıyı hisseder ve o anda ruhunu teslim eder. Cübbeyi elinden bırakmayan Sidonia onunla birlikte gömülür. Kral Mirian’ın emriyle Sidonia’nın mezarı üzerinde yeşeren, insanları iyileştirdiğine inanılan, devasa sedir ağacı kesilip yedi sütuna dönüştürülür ve kilisenin temelleri atılır. Kilisenin “Hayat Veren Sütun” yani “Svetitshoveli” ismi buradan geliyormuş. Girişte, ziyaretçileri gezdirmek için bekleyen beyaz atlı arabalar, poz vermeye hazır, yüz kısımları boş bırakılmış, Kafkas milli kıyafetleri içinde, gelin ve damadı gösteren ayaklı pano, koca meydana yerleşmiş. Çok kalabalık.Kasabadan ayrılıp Gori’ye doğru yol almaya başladık. Bu şehir itilaflı bölge Güney Osetya’ya yakın. Gürcistan bu özerk cumhuriyeti tanımıyor ve burayı Kartli bölgesi olarak kabul ediyor. Eğer biraz daha ilerler ve Güney Osetya&#8217;ya girersek tekrar Gürcistan’a dönmede sıkıntı yaşanır. Saat iki civarında şehir gözüktü. Shida- Kartli bölgesinin merkezi olan Gori şehrinin kuruluşu 1100’lü yıllara dayanıyor. Yüksek bir tepeye yerleşen şehir adını Rusçadan alıyor. Gori, Rusçada “Tepe” anlamına geliyormuş. Bir zamanlar Sovyet Rusya lideri olan Josef Stalin’in doğduğu yer. Bir dönem tam bir endüstri merkeziymiş. Sovyetler yıkıldıktan sonra ülkedeki birçok yer gibi burada da ekonomik bir çöküş yaşanmış. Gürcistan’ı gezerken boş terkedilmiş, paslı demirler ve malzemelerin yığılı olduğu fabrikalara sıkça rastladık. Artık çalışamaz durumdalar. Geniş caddeler, Sovyet tarzı binalar ile eski devirlerin izleri fark ediliyor. Tepeyi çevreleyen Gori kalesinin surları rahatlıkla görülüyor. Şehre gelme amacımız Joseph Stalin (1879 -1953) Müzesini ziyaret etmek. 1922’de Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin genel sekreteri olan Stalin 1924 yılında Lenin’in ölümü üzerine partinin ve ülkenin başına geçmiş. Müze 1937 yılında yapılmış. Saray görünümünde olan binada Rus mimarisi en ince detayda bile kullanılmış. Müze geniş ve bakımlı bir bahçenin içinde yer alıyor. Kapıda Stalin magnetleri satılıyor. Fotoğraf çekmemi istemediler. Tavanlar yüksek. Stalin’in çocukluğundan ölümüne kadar tüm hayatını anlatan fotoğraflar, belgeler ve diğer eşyaları sergileniyor. Adım başında bir görevli bayan bekliyor. Açıklamalar Rusça ve Gürcü dilinde. Anlamak için iyice inceliyoruz. Stalin’in doğduğu ev bahçede geziliyor.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0118-1.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-228075" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0118-1.jpeg" alt="" width="2048" height="1536" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0118-1.jpeg 2048w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0118-1-300x225.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0118-1-1024x768.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0118-1-768x576.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0118-1-1536x1152.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0118-1-119x89.jpeg 119w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0118-1-570x428.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0118-1-701x526.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0118-1-1067x800.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></a></p>
<p>Kendisinin 1941 yılından itibaren özel gezilerde kullandığı lüks vagonu da ziyaret edebiliyorsunuz. Vagonun önünde eski Rus paraları satan satıcıdan hatıra alıyoruz.Gori’den yarım saat uzaklıkta kocaman bir kaya dağa oyulmuş yapılış tarihi Antik Çağa kadar uzanan, Kafkasya’nın en eski yerleşim yerlerinden biri olarak kabul edilen Uplistsikhe’ye gidiyoruz. Şehir altın çağını yaşadığı dönemlerde, 700&#8217;den fazla mağara ve taş yapıya sahipmiş. Günümüze kadar ancak 150 tanesi ulaşabilmiş. Tepede bir bazilika bulunuyor. Kura nehri kıyısında bir Açıkhava Müzesi. Efsaneye göre Uplistsikhe köleler tarafından inşa edilmiş. Çalışmaları için kölelere, bir yarısı demirle diğer yarısı ise altınla kaplı balta verilirmiş. Vaat edilene göre, eğer köle kendisine verilen görevi başarabilirse özgürlüğüne kavuşacak ve değerli baltasını alacakmış. Dağı oyup ev yapmanın inanılmaz şekilde zor olduğu kesin. Efsane bu yörede altın madeninin<br />
bulunduğunu doğrular durumda. Kayalık yerleşim, Uplistsikhe yakınlarda yaşayan toplulukların ikametgâhı haline gelmiş. Devasa kaya oyularak kentsel tipte bir<br />
yerleşim yeri inşa etmişler. Antik şehir, 2007 yılında Gürcistan&#8217;ın Ulusal Öneme Sahip Taşınmaz Kültür Anıtları listesine eklenmiş. Uplistsikhe sit alanının girişinde, kazılardan çıkarılan, farklı dönemlere ait eserlerin bulunduğu bir müze var. Önce müzeyi geziyoruz. Birkaç fotoğraf çekiyorum ama yetkili çekmeyin diye uyarınca bırakıyorum. Neden böyle bir şey söylediklerine de pek bir anlam veremiyorum.Ardından kayaya oyulmuş dar sokaklara tırmanmaya başlıyoruz. Güneş tepemizde, hava çok sıcak, kayalarda gölge bulmak ancak bir mağaraya girmekle mümkün olabiliyor. En yukarıya ulaşabilmek için tahta ve demirden yapılmış merdivenleri çıkıyoruz. Basamaklar bitince kayalara oyulmuş delikleri kullanarak tırmanıyoruz. Mağaraların çoğuna kayaların üzerinden atlayıp zıplayarak gidilebiliyor. Oldukça zorlandım. İlginç olan uzaktan çok kaygan diye düşündüğüm kayaların, hiç kaymaması. Manzara harika. Aşağıda nehrin suladığı topraklar yemyeşil gözüküyor. Zorlu bir gezi. Nasıl böyle bir kayadan bir kasaba inşa edilebilmiş diye şaşırıyor insan. Böyle bir Antik şehri ilk kez gezdim. Mağara devrinde dolaşıyor gibiyim. Dönüşte tekrar Gori’den geçerken gördüğümüz Belediye binası 2008’de Rus Gürcistan savaşı sırasında bombalanmış. Daha sonra restore edilen binanın önünde 2010 yılına kadar Stalin’in heykeli bulunuyormuş.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0394.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-228076" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0394.jpeg" alt="" width="2048" height="1536" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0394.jpeg 2048w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0394-300x225.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0394-1024x768.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0394-768x576.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0394-1536x1152.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0394-119x89.jpeg 119w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0394-570x428.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0394-701x526.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0394-1067x800.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></a></p>
<p>80 kilometrelik yolu bir buçuk – iki saatte alarak Borjomi’ye varıyoruz. Yolda çalışmalar yapılıyor. Asfalt bozuk. Yer yer oluşan çukurlara düşmemek için dikkat ediyoruz. Bazen tamamen kaybolan asfaltın yerine toprak yollardan, dar virajlardan geçmek zorunda kalıyoruz.  Borjomi, 800 metreden daha yüksek rakımlı, Samtskhe-Javakheti bölgesinde, Borjomi-Kharagauli Milli Parkı içinde adını aldığı Borjomi Dağ geçidine yerleşmiş çok büyük olmayan yeşillikler içinde bir tatil beldesi, sağlık turizmi cenneti. Kura nehrinin geçtiği muhteşem doğası ile turistlerin Gürcistan’daki en popüler güzergâhlarından biri. Dinlenmek, dağ havası solumak, ünlü şifalı sulardan içmek, kaplıcalarda yüzmek, doğanın tadını çıkarmak için harika bir yer. Borjomi, maden suları ile ününü tüm dünyaya duyurmuş. Bu suların safra yolları, mide-bağırsak ve daha birçok hastalıklarına karşı son derece faydalı olduğu saptanmış. Maden suyu çok sayıda uluslararası yarışmanın galibi. Günümüzde, 40’tan fazla ülkeye ihraç ediliyormuş. Kaynak, Bakuriani dağlarının zirvelerinden süzülüp Borjomi vadisinde yüzeye çıkıyor. Rus İmparatorluğu zamanında 1820’li yıllarda keşfedilmiş. Markanın geçmişi, Romanov hanedanı ile yakından ilişkili. Hanedan temsilcileri tedavi için buraya gelirlermiş. 1871&#8217;de Borjomi, kraliyet ailesi üyesi, Kafkasya&#8217;nın genel valisi olan Büyük Dük Mikhail Nikolayvich  tarafından yönetiliyormuş. Vali Borjomi&#8217;yi aristokrasinin gözde yazlık beldesi haline getirmiş ve ona &#8220;Kafkasların incisi&#8221; adını vermiş. 1860&#8217;lı yıllarda yeni oteller inşa edilmiş ve maden suları idaresi kurulmuş.1890’ların sonlarında maden suları şişelenmeye başlanmış. Coğrafi açıdan korunaklı bir konuma sahip olan Borjomi yeşilin tüm tonlarını barındırıyor. Hemen girişte burnumuza gelen mis gibi su ve orman kokusu muhteşem bir atmosfere düştüğümüzün göstergesi. Borjomi yazısının bulunduğu üzerinde kabartmaların yer aldığı dikilitaşı görüp, yolumuza devam ediyoruz. İnanılmaz kalabalıkta park edecek bir yer bulabilmek marifet. Central Parkın bulunduğu caddede yürüyebilmek için arabadan iniyoruz.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0329.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-228077" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0329.jpeg" alt="" width="1536" height="2048" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0329.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0329-225x300.jpeg 225w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0329-768x1024.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0329-1152x1536.jpeg 1152w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0329-570x760.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0329-701x935.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0329-1067x1423.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Coşkuyla akan Borjomula nehri üzerinde salyangoza benzeyen modern köprü, dağlardan inen şelale, doğanın yapısına uygun inşa edilmeye çalışılmış, rengârenk Crowne Plaza oteli, kuş cıvıltıları, ellerinde bardak ya da plastik şişelerle maden suyu içmeye, doldurmaya çalışan insanlar. Bir kuyruğa girip biz de tattık. Tabii öyle güzel bir tadı yok. Ama çok faydalıymış. Cadde üzerinde hemen Central Park girişinde, 1892 yılında Mirza-Rıza-Khan’ın yazlık konutu olarak yapılmış nadide bir mücevher gibi parlayan Firuza adlı türkuaz renkteki, Borjomi denince aklımda kalacak olan konak, ince tahta işlemeleri, aynalı balkonuyla tam bir zarafet örneği. Şöyle bir öyküsü var: 1937’de Tahran’da vefat eden İranlı diplomat ve şair Rıza Han Arfa&#8217; el- Dawlah, eğitimine Tebriz&#8217;de bir ilahiyat okulunda başlamış, İstanbul’a gelerek çalışmış. Türkçe ve Fransızca Öğrenmiş. Ardından 1873 yılında Tiflis İran Konsolosluğuna tercüman olarak atanmış. Daha sonraları Konsolosluğuna kadar yükselmiş. 1899&#8217;da Şah Kaçar tarafından kendisine Mirza (Prens) unvanı verilmiş. 1895&#8217;te St. Petersburg&#8217;daki Rus sarayında Pers bakanı olmuş; 1900&#8217;de Osmanlı sarayında elçilik yapmış. Bu güzel evin dışında Tiflis’te ve Monako&#8217;da (Villa Ispahan) lüks birer malikâne yaptırmış. Bina uzun yıllar Sanatoryum olarak kullanılmış. Evin önündeki ayaklı panoda Rıza Han’ın resmini görünce Osmanlı Paşalarından biri sandım. Bugün bina Golden Tulip Oteli. Geceyi Borjomi’de geçirsek iyi olurmuş. Programı yaparken uzaklıkları tam hesap edememişiz. Kutaisi’ye gecenin bir saatinde,10’da varabildik. Kalacağımız oteli (Hotel Rero) bulmakta zorluk yaşadık. Aynı isimde bir eğlence mekânı olduğu için önce oraya gittik ama sonradan anladık ki merkeze çok yakınmış. Burada şoförümüzden ayrıldık, Tiflis’e dönmesi gerekiyormuş. İki güler yüzlü bayan bizi karşıladı. Hemen bavulu bırakıp meydana “Baraqa” adlı restorana gittik. Yarın şehri gezeceğiz.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0309.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-228078" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0309.jpeg" alt="" width="2048" height="1536" /></a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beste Serim Erbak:Kafkasya Ülkesi Gürcistan 2023 კავკასიის ქვეყანა საქართველო 2023 წ Siğnaği’dan “Kafkasya’nın İncisi”,Borjomi’ye… Bölüm 1</title>
		<link>https://belgoturk.tv/belgoturk-yazarlari/beste-serim-erbakkafkasya-ulkesi-gurcistan-2023-%e1%83%99%e1%83%90%e1%83%95%e1%83%99%e1%83%90%e1%83%a1%e1%83%98%e1%83%98%e1%83%a1-%e1%83%a5%e1%83%95%e1%83%94%e1%83%a7%e1%83%90%e1%83%9c%e1%83%90/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BTMagazin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 12:58:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgotürk Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Beste Serim Erbak]]></category>
		<category><![CDATA[BT|TATİL]]></category>
		<category><![CDATA[Borjomi]]></category>
		<category><![CDATA[gürcistan]]></category>
		<category><![CDATA[Tatil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=227933</guid>

					<description><![CDATA[Bugün Tiflis civarındaki güzel yerleri keşfetme zamanı. Şoför bizi bırakmak istemedi. İyi de anlaştığımız için bugün de onunla seyahat etmeye karar verdik. Bu geziye çıkmadan önce araba kiralayıp Gürcistan’ı öyle dolaşmak istemiştik ama iyi ki de öyle yapmamışız. Hem yazıları anlamıyoruz, hem de bir şey sormak istesek, halkın çoğu kendi dilleri dışında sadece Rusça konuşuyor. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün Tiflis civarındaki güzel yerleri keşfetme zamanı. Şoför bizi bırakmak istemedi. İyi de anlaştığımız için bugün de onunla seyahat etmeye karar verdik.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9951.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-227934" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9951.jpeg" alt="" width="1536" height="2048" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9951.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9951-225x300.jpeg 225w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9951-768x1024.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9951-1152x1536.jpeg 1152w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9951-570x760.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9951-701x935.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9951-1067x1423.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Bu geziye çıkmadan önce araba kiralayıp Gürcistan’ı öyle dolaşmak istemiştik ama iyi ki de öyle yapmamışız. Hem yazıları anlamıyoruz, hem de bir şey sormak istesek, halkın çoğu kendi dilleri dışında sadece Rusça konuşuyor. Yollar fena değil ama tabelalar son derece yetersiz. Kilometrelerce gidiyorsunuz, en ufak bir işarete bile rastlamıyorsunuz. Döner kavşaklarda hangi yöne gideceğiniz belli değil. Sürücüler trafik kurallarına pek uymasalar da yaya geçitlerinde duruyorlar.<br />
İlk ziyaret edeceğimiz yer Gürcistan’ın doğusunda, verimli topraklara sahip, bağcılık ve şarapçılığın beşiği olarak bilinen, Kakheti Bölgesindeki Alazani vadisi. Azerbaycan sınırına çok yakın. Kat edeceğimiz mesafe 90km ama kısa sürede varırız diye düşünmek yanlış. Sürat yapmak mümkün değil. Hız sınırları çok düşük ve aştığınız takdirde hemen ceza kesiliyor.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0106-1.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-227935" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0106-1.jpeg" alt="" width="2048" height="1536" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0106-1.jpeg 2048w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0106-1-300x225.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0106-1-1024x768.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0106-1-768x576.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0106-1-1536x1152.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0106-1-119x89.jpeg 119w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0106-1-570x428.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0106-1-701x526.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_0106-1-1067x800.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></a></p>
<p>Yavaş yavaş ilerliyoruz. Şehirden çıkmadan, devasa modern bir anıt görüyoruz. Ne olduğunu anlamak için iyice yaklaşmak gerekiyor. 2009’da inşa edilen yukarıya doğru incelen rastgele yığılmış gibi gözüken mermer fayans ve camla kaplı Kahramanlar Anıtının üzerinde, 1921&#8217;de Kızıl Ordu&#8217;ya karşı savaşırken ölen Gürcü askeri öğrencilerin, 1924&#8217;teki Sovyet karşıtı isyanın ölen liderlerin ve 1992-1993&#8217;te Abhazya&#8217;daki askeri eylemlerde ölen kahramanların adları yazıyor. Anıt Tiflis’teki modern, çoğunlukla cam malzeme kullanılarak yapılmış şeffaf yapıtları tamamlar biçimde.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9963.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-227936" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9963.jpeg" alt="" width="2048" height="1536" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9963.jpeg 2048w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9963-300x225.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9963-1024x768.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9963-768x576.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9963-1536x1152.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9963-119x89.jpeg 119w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9963-570x428.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9963-701x526.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9963-1067x800.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></a></p>
<p>Biraz daha gidince 795 yılındaki bir savaşta şehit düşen üç yüz Gürcü asker adına yapılmış anıt, yol üzerinde otobüs durağının hemen arkasında yer alıyor. Taş blok hafif kabartma şeklinde çizilmiş savaşçı rölyefleri ile dikkat çekiyor. Kakheti Otobanına varmadan önce şehre hâkim tepelerden birinde yükselen ilginç, kocaman yapıyı gelip geçerken birkaç kez fark etmiştim. Şoföre sorduğumda düğün sarayı olduğunu söylemişti. Binanın öyküsü şöyle: 1924-1999 yılları arasında yaşamış yetenekli Gürcü Mimar Victor Djorbenadze tarafından tasarlanan yapı birçok mimari özellik taşıyor. Ritüeller Sarayı olarak düşünülen bu değişik modern yapının tam ortasındaki merkez kulede yukarıdan aşağıya doğru sıralanmış bir dizi çan bulunuyor. Binanın, planının erkek ve kadın anatomisinden yola çıkılarak yapılması Dünya’da bir ilki yansıtıyor. Tiflis’teki hiçbir yapıya benzemiyor, oldukça etkileyici. Kakheti otoyolu ile havaalanına giden yol kavşağında &#8220;İnsan ve Güneş&#8221; Anıtı yükseliyor.</p>
<p>Artık Tiflis’ten çıkıyoruz. Yolda su almak için durduğumuzda eski eşyalar, yedek parçalar, daha doğrusu ne bulmuşsa satan bir adama rastlıyoruz. Dükkânını özenle açıp, yerleştiriyor.Patardzeuli köyünden geçiyoruz. Burada eskiden kümes hayvanları fabrikası varmış. Girişte köprü ayağı gibi taş bir kaidenin üzerine oturmuş, demirden horoz yoldan geçenleri seyrediyor. Bir tuz gölünden geçiyoruz. Engin bozkırlarda inekler, koyunlar karınlarını doyuruyorlar. Epeyce bir yol çalışması yapıldığı için güzergâhımızı ancak sora sora bulabiliyoruz. Udabno ( Gürcü dilinde çöl anlamına geliyor) köyüne varıyoruz. Tiflis’e 50 km mesafede ama ancak üç saatte gelebildik. Tam olmasa da yarı çöl olan Gareji’nin ortasındaki köy, nerdeyse terk edilmiş gibi gözüküyor. Azerbaycan sınırına uzaklığı sadece10km.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9832.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-227937" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9832.jpeg" alt="" width="1536" height="2048" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9832.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9832-225x300.jpeg 225w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9832-768x1024.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9832-1152x1536.jpeg 1152w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9832-570x760.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9832-701x935.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9832-1067x1423.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Sanki bir hiçliğin ortasında gibiyiz. Sonunda yolun sağında bir yamaçta, uçurum kıyısında kayalar arasına yerleşmiş, UNESCO Dünya miraslarında yer alan David Garedja Manastırlarının kulesi gözüküyor. Girişte oturup soluklanacak bir kafeterya ve papazların imal ettikleri şarapları satın alabileceğiniz küçük bir dükkân bulunuyor.Buranın temeli, VI. yüzyılın ilk yarısında on üç Süryani Babadan biri olan keşiş Aziz David tarafından atılmış. Öğrencisiyle birlikte Garedja çölünün ortasında küçük bir mağaraya yerleşen keşiş kısa süre sonra orada ilk manastır, David Lavra&#8217;yı kurmuş. Cemaatin büyümesiyle birlikte birkaç yüzyıl sonra yaklaşık 12 mağara manastırı daha oluşmuş. Kiliseler, yemekhaneler, tarımsal amaçlı teraslar inşa edilmiş ve keşişler kumtaşı kayalara oyulmuş hücrelerde yaşamışlar. Yapılar arasında tahta yürüyüş yolları bulunuyor. Tabii sürekli tırmanıyorsunuz. Manzara muhteşem. Yeşillikler içindeki bahçede bir mezar taşı göze çarpıyor. Tarihte Gürcü kralları tarafından büyük ölçüde finanse edilen bir fresk ressamları okulunun da burada bulunması, en eskisi VIII. yüzyıla kadar uzanan bazı benzersiz duvar resimlerinin yapılmasının da nedeni olmuş.</p>
<p>Kompleks yaklaşık 20 kayaya oyulmuş manastır topluluğundan meydana geliyor. Ana manastır, Gürcistan ile Azerbaycan&#8217;ı ayıran dağın yamacında yer alan Aziz David Lavra. Manastırlardan ikisi halen faal durumda. David Garedja, Gürcistan tarihinde özel bir yere sahip ve National Geographic dergisine göre Manastır Kompleksi dünyanın en vahşi ve en güzel yerlerinden biri olarak kabul ediliyor.<br />
Çıkışta uçurum kenarında gökkuşağı tepeleri manzarası eşliğinde poz verebilmek için ziyaretçiler birbirleriyle yarışıyorlar. Gerçekten vahşi manzara ürkütücü ama inanılmaz bir güzellikte. Yola devam. Betonarme iki katlı, teraslı, boyaları tamamlanamamış, doğal gaz borularının yüzey duvarlarının üzerinden havadan geçtiği kırmızı çatılı yeşillikler içinde köy evleri değişik görüntüler sergiliyorlar. Üzüm bağlarını işaret eden kahverengi tabelalar, yüksek Selvi ağaçları gölgesinde keyifli bir yol.</p>
<p>Gürcistan’ın birçok yerinde özellikle pazarlarında sıkça rastlanan, geleneksel mum şeklinde tatlı “curchela” çeşitlerin bulunduğu bir dükkâna giriyoruz. Bizim cevizli sucuk, “Pestil ve Köme” miz. Üzüm, fındık ve undan yapılan tatlı, içine badem, ceviz, çikolata konularak bir ipe geçirildikten sonra üzüm suyu ya da dut gibi başka meyvelerin suyuna batırılıp sosis şeklinde kurutulmasıyla yapılıyor. İplerden sarkan rengârenk tatlılar. Gürcistan’a ait küçük hediyelik eşyalar, bal, baharat, Gürcü Brendisi, şarap satılıyor.Saati iki yaptık karnımız acıktı. Ağaçların arasında kendi ürünlerini satan dağ köylülerinin kurduğu tahta masalarda öyle güzel karnımızı doyurduk ki tadı hala damağımda. İri yarı Gürcü bayan bir çeşit tulum peyniri olan Guda’dan kocaman bir parça kesip, doğal domates ve buram buram kokan Tonis Puri (Gürcülerin tandır ekmeği) eşliğinde veriyor. Nefis mi nefis. Peynirden satın almak istiyoruz ama bu uzun seyahatte koruyamayacağımızı düşünerek vaz geçmek zorunda kalıyoruz.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9975.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-227938" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9975.jpeg" alt="" width="1907" height="1648" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9975.jpeg 1907w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9975-300x259.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9975-1024x885.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9975-768x664.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9975-1536x1327.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9975-570x493.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9975-701x606.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9975-1067x922.jpeg 1067w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9975-225x195.jpeg 225w" sizes="auto, (max-width: 1907px) 100vw, 1907px" /></a></p>
<p>Kakheti bölgesinde gezmeyi sürdürüyoruz. Alazani vadisi ve Kafkasya dağları manzaralı, yüksek bir tepeye kurulmuş, minik masalsı kasaba (Sighnaghi) Siğnaği’ni göreceğiz. Kasaba tarihi surların çevrelediği yeşillikler içinde, Gürcistan’da âşıklar şehri diye ünlenmiş bir yer. Alazani, ülkede şarapçılığın en eski ve en iyi yapıldığı, üzüm bağlarıyla ünlü vadi. XVIII. yüzyılda Gürcü Kralı II. Erekle kasabayı dış saldırılardan korumak amacıyla, 23 kule ve 6 kapıdan oluşan 4 kilometrelik surla çevirerek adeta bir sığınak inşa etmiş. Siğnaği koruma altına alınmış ve epeyce bir restorasyon görmüş, binalar onarılıp boyanmış ancak geçmişin mimarisine sadık kalınmış. Gene yol çalışmaları nedeniyle bir türlü girişi bulamadık. Sonunda Arnavut kaldırımlı yoldan giderek kasabanın meydanına vardık. Birkaç basamakla çıkılan Bebrebis Parkında ulu ağaçların gölgesindeki bankta oturarak soluklandık. Bir şarkıcı hafif hafif, müzik eşliğinde Gürcü dilinde şarkılar söylüyor. Harika bir ortam. Parkın duvarına yapılan bir kabartma Gürcü tarihini anlatıyor.</p>
<p>Siğnaği’ni savunmak için ölen askerlerin anısına yapılmış. Parkın içinden, surların geçtiği kasabanın o güzel manzarasını görmek üzere dik merdivenlere tırmanıyoruz. Buradaki tarih müzesi, ne yazık ki kapalı. Alazani vadisi muhteşem gözüküyor. Siğnaği’nin renkli evleri, yeşilin bin bir tonu engin büyüleyici vadi. Bol bol fotoğraf çekiyor bu anı ölümsüzleştiriyoruz. Arka taraftaki terasta yine bir Tamada heykeli bulunuyor. Elinde Kantsi’siyle oturan, Tiflis’ten sonra bizim rastladığımız ikinci Tamada heykeli ama Gürcistan’da başka yerlerde de bulunduğu söyleniyor, ben üçüncüsünü Kutaisi’de Colchis Çeşmesinde gördüm. Parkta Kakheti bölgesinde doğan Gürcü filozof, gazeteci, tarihçi, edebiyatçı, Solomon Dodashvili ‘nin (1805-1836)anıtı yükseliyor. Parkın diğer kapısından çıkıp Siğnaği’ni nasıl gezebiliriz diye düşünürken kendimizi iki kişiyi gezdirmek üzere tasarlanmış bir motosikletin sürücüsü ile pazarlık ederken buluyoruz. Anlaşılan buraya çok fazla Arap turist geliyor. Türk’üz deyince başlıyor Arapça konuşmaya. Her ne kadar biz bu dili konuşmuyoruz desek te o yine devam ediyor. Neyse biniyoruz. Önce surlardan bir parçanın sergilendiği tepeye çıkıyoruz.</p>
<p>Ardından kasabanın iç kısımlarında dolaşıyoruz. Arada açıklamalar dinliyoruz. Aziz George Kilisesi, surlar, kapılar, adeta uçarak geziyoruz. Arnavut kaldırımlarında hoplaya, zıplaya, daracık sokaklardan geçiyoruz. Gürcistan’ın seyahatimiz boyunca çok az yerde gördüğümüz, turiste karşı ısrar ve yüksek fiyatlarla burada rastladık. Kasabadan ayrılmadan vadiye bakan kısmın kaldırımında eşeğine binmiş giden bir şifacının heykelinde duruyoruz. İnce narin yapısıyla bir elinde çanta diğer elinde şemsiye hastaları iyileştirmeye gidiyor. Araştırdım ve bu doktorun aslında Gürcü sinemasının &#8220;Ağlama&#8221; adlı filminin kahramanı olduğunu öğrendim. Heykel sembolik olarak yapılmış. Gürcistan’da heykellerin hep bir hikâyesi var. Tepede, turistik yerlerde moda olan kalp şeklinde, manzaraya karşı kurulmuş salıncakta poz vermeyi ihmal etmedik.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/5EFF6F08-64E8-4113-98BA-2047F7AD370F.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-227939" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/5EFF6F08-64E8-4113-98BA-2047F7AD370F.jpg" alt="" width="960" height="1706" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/5EFF6F08-64E8-4113-98BA-2047F7AD370F.jpg 960w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/5EFF6F08-64E8-4113-98BA-2047F7AD370F-169x300.jpg 169w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/5EFF6F08-64E8-4113-98BA-2047F7AD370F-576x1024.jpg 576w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/5EFF6F08-64E8-4113-98BA-2047F7AD370F-768x1365.jpg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/5EFF6F08-64E8-4113-98BA-2047F7AD370F-864x1536.jpg 864w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/5EFF6F08-64E8-4113-98BA-2047F7AD370F-570x1013.jpg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/5EFF6F08-64E8-4113-98BA-2047F7AD370F-701x1246.jpg 701w" sizes="auto, (max-width: 960px) 100vw, 960px" /></a></p>
<p>Siğnaği’den ayrıldıktan kısa bir süre sonra Alazani Vadi manzaralı Gürcülerin kutsal Bodbe Manastırına vardık. Vadiye doğru yayılan çok büyük bir alanda kurulmuş manastır Selvi ağaçları, çiçekler, rengârenk bahçesiyle, huzur veriyor. IX ve XI yüzyıllar arasında ilk bazilika inşa edilmiş. Daha sonraları epeyce değişiklikler, ilaveler yapılmış. Anlatılanlara göre IV. yüzyılda o zamana kadar Pagan inancında olan Gürcistan’da, Hz Meryem Hristiyanlığın öğretilerini yayma görevini Kapadokyalı kadın Aziz Nino’ya vermiş. Ayrıca eğik kolları olan hacını da rüyasında ona emanet etmiş. Haç, Gürcistan Ortodoks Kilisesinin en büyük sembollerinden biri olarak kabul ediliyor. Aziz Nino Haçı, Tiflis’teki Sioni Katedraline ulaşana kadar birçok ülke dolaşmış. St. Nino’nun naaşı ise halen bu alandaki küçük bir şapelin içerisinde. Bağımsız bir çan kulesi renkli işlemeleri ve büyüklüğü ile dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9933.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-227940" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9933.jpeg" alt="" width="1536" height="2048" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9933.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9933-225x300.jpeg 225w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9933-768x1024.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9933-1152x1536.jpeg 1152w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9933-570x760.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9933-701x935.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9933-1067x1423.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Akşamın çökmesine çok az bir zaman kala Tsinandali’ye varıyoruz. Küçük bir köy olan bu güzel yerde Gürcistan’da Romantizm kurucusu Prens Alexander Chavchavadze ve ailesinin yaşadığı yazlık malikâne müze haline getirilmiş ve gerçekten görülmeye değer. Prens zamanında burayı ülkenin kültür merkezi haline dönüştürmüş. Yapı bir İtalyan mimar tarafından çizilmiş. Şimdi peyzaj mimarili bahçede tarihi bir şarap imalathanesi ve mahzeni, otel ve yemek mekânlarını bulunuyor. Bahçe, egzotik bitkileri ve düzeniyle harika gözüküyor. Efsaneye göre âşıklar bahçedeki “Aşk Yolu’nda gözleri kapalı yürüyebilirlerse ömür boyu mutlu olurlarmış. Gürcistan&#8217;da şarap ilk kez Tsinandali şaraphanesinde şişelenmiş. Prens Alexander&#8217;ın, Vintage şarap koleksiyonu, en eskisi 1814 tarihli olmak üzere 15.000&#8217;den fazla şişeden oluşmaktaymış. Halen, 2008 yılından beri Kompleks, “Silk Road Group” tarafından işletiliyor.</p>
<p>Tiflis’e dönüş için 100 km’den fazla yolumuz daha var. Ormanın içinde ilerliyoruz. Saat akşamın sekizi oldu. Zifiri karanlık. Tek bir ışık bile yok. Dağ yolunda viraj çok fazla ve yer yer çalışmalar olduğu için yol aniden tek şeride düşüyor. Dikkatli sürmek gerekiyor. Birden çok şiddetli bir yağmur yağmaya başladı. O kadar şiddetli ki göz gözü görmüyor. Ne kadar yavaş gitsek te olmuyor. Arkasından dolu da işin içine girdi. Dolu taneleri ceviz büyüklüğünde. Adamcağız arabası mahvolacak diye kaygı içinde. Bir yere park edelim araba korunur diyoruz ama öyle bir yer yok. Doğru yolda olduğumuzdan bile emin değiliz. Ne bir tabela, ne bir ışık. Fırtınanın şiddeti ile ağaçlar yollara devrilmiş. Polis gelmiş, nereden ana yola çıkarız diye soruyoruz. Hiçbir şekilde yardımcı olmuyor. Bu arada küçük bir köy bulunca seviniyoruz. Hele birileri Türkçe konuşunca umudumuz daha da artıyor. Meğer Azerilermiş. Bize yolu tarif edip, sohbet ediyorlar. Sonunda zar zor yönümüzü buluyoruz. Ancak gece 11.00 civarında Tiflis’e varabiliyoruz. Bir günde dört mevsimi yaşamak bizi perişan etti. Yarın Kutaisi’ye gideceğiz. Başka biri ile seyahat etmek istiyoruz ama şoför ben götürürüm diye ısrar edince ertesi sabah 9’da buluşmak üzere ayrılıyoruz. Acil bir şeyler yedikten sonra günün yorgunluğu ile hemen uykuya dalıyoruz.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9943.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-227941" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9943.jpeg" alt="" width="2048" height="1536" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9943.jpeg 2048w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9943-300x225.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9943-1024x768.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9943-768x576.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9943-1536x1152.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9943-119x89.jpeg 119w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9943-570x428.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9943-701x526.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/02/IMG_9943-1067x800.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beste Serim Erbak:  Kafkasya Ülkesi, Gürcistan 2023 კავკასიის ქვეყანა, საქართველო 2023 წ “Gamarjoba!” Tbilisi</title>
		<link>https://belgoturk.tv/belgoturk-yazarlari/beste-serim-erbak-kafkasya-ulkesi-gurcistan-2023-%e1%83%99%e1%83%90%e1%83%95%e1%83%99%e1%83%90%e1%83%a1%e1%83%98%e1%83%98%e1%83%a1-%e1%83%a5%e1%83%95%e1%83%94%e1%83%a7%e1%83%90%e1%83%9c%e1%83%90/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BTMagazin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jan 2025 20:44:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgotürk Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Beste Serim Erbak]]></category>
		<category><![CDATA[BT|TATİL]]></category>
		<category><![CDATA[gürcistan]]></category>
		<category><![CDATA[Tatil]]></category>
		<category><![CDATA[Tbilisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://belgoturk.tv/?p=227647</guid>

					<description><![CDATA[Gürcüler; Svanlar, Lazlar ve Megreller   ile aynı kökenden gelen bir Kartveli yani Güney Kafkasya halkı olarak kabul ediliyor. Eski Sovyet Rusya ülkelerinden biri olan komşu Gürcistan, birliğin dağılmasıyla birlikte, 1991 yılında bağımsızlığını ilan ederek demokrasi ile yönetilmeye başlamış. Cumhurbaşkanı Bayan Salome Zurabişvili, 2018’den beri görevini sürdürüyor. Gürcistan’ı, çocukluğumda babamın görevi nedeniyle bulunduğumuz Doğu Anadolu’da yaptığımız [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gürcüler; Svanlar, Lazlar ve Megreller   ile aynı kökenden gelen bir Kartveli yani Güney Kafkasya halkı olarak kabul ediliyor.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9627.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-227648" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9627.jpeg" alt="" width="1536" height="2048" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9627.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9627-225x300.jpeg 225w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9627-768x1024.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9627-1152x1536.jpeg 1152w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9627-570x760.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9627-701x935.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9627-1067x1423.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Eski Sovyet Rusya ülkelerinden biri olan komşu Gürcistan, birliğin dağılmasıyla birlikte, 1991 yılında bağımsızlığını ilan ederek demokrasi ile yönetilmeye başlamış. Cumhurbaşkanı Bayan Salome Zurabişvili, 2018’den beri görevini sürdürüyor. Gürcistan’ı, çocukluğumda babamın görevi nedeniyle bulunduğumuz Doğu Anadolu’da yaptığımız gezilerden hatırlıyorum. Bir defasında Kars’ı gezerken sınıra çok yaklaşmıştık. O zamanlar Sovyet yönetiminde olan Gürcistan’ın, inşaat yapımında çalışan Gürcü kadın işçileri belleğimde yer etmişti. Sovyet ülkelerine seyahat edilemediği için gidememiştik.Ülkede konuşulan Gürcücenin alfabesi (Mkhedruli alfabesi) oldukça değişik. Gürcü dili, dünyada kullanılan en eski yazı sistemlerinden birine sahip. Alfabenin kullanılış tarihi MS III. ya da IV. yüzyıl olarak kabul ediliyor. Çok fazla bir değişikliğe uğramadan günümüze kadar varabilmiş nadir alfabelerden biri.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9358.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-227649" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9358.jpeg" alt="" width="1536" height="2048" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9358.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9358-225x300.jpeg 225w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9358-768x1024.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9358-1152x1536.jpeg 1152w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9358-570x760.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9358-701x935.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9358-1067x1423.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Gürcistan, Türklerden vize istemiyor. Ayrıca seyahat edebilmek için sadece nüfus cüzdanının yeterli olması durumu daha da kolaylaştırıyor.<br />
Batum şehri, ülkemizin kapı komşusu. Hatta o kadar ki; Karadeniz’de oturanlar günü birlik gidip geliyorlar. Gürcistan’da Sovyetler döneminde kurulmuş bağımsızlıklarını ilan eden Abazya ve Güney Osetya Özerk Cumhuriyetleri, Rusya tarafından tanımış olmalarına karşın, Gürcistan bu durumu kabul etmemiş. Batum<br />
şehrinin de içinde bulunduğu Acara Özerk Cumhuriyeti ile bir problem yok ama Abazya ile büyük sorunlar yaşanıyor. Eğer seyahatiniz sırasında bu iki Özerk Cumhuriyete giderseniz, tekrar Gürcistan’a girmek zorlaşıyor. Seyahati planlarken bu konuya dikkat edilmesi gerekli. Biz de eşimle birlikte Başkent Tiflis’ten başlayıp, Batum’dan dönmek üzere bir seyahat planı yaptık. İzmir’den Tiflis’e Sun Express havayollarının direk uçuşu bulunuyor. Havaalanında uçağımızı beklerken<br />
Gürcü bayanlarla tanıştık. Önceden Türkiye’de çalıştıkları için, bizimle çat pat Türkçe konuşuyorlar. Artık Dubai’de yaşıyorlarmış. Biri eczacı, diğer ikisi öğretmen. Eczacı bayan telefon numaramızı alıyor. Tiflisliymiş.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9454.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-227650" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9454.jpeg" alt="" width="1628" height="1932" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9454.jpeg 1628w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9454-253x300.jpeg 253w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9454-863x1024.jpeg 863w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9454-768x911.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9454-1294x1536.jpeg 1294w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9454-570x676.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9454-701x832.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9454-1067x1266.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1628px) 100vw, 1628px" /></a></p>
<p>İnince ararım diyor ama herhalde ulaşamadı. Ülkelerini sadece görmek için gittiğimizi söyleyince çok şaşırdılar ve memnun oldular. Şunu yapın, bunu yiyin, burayı gezin diyerek bizi bilgi bombardımanına tuttular. Ülke Sovyet birliğindeyken insanların geçim derdi yokmuş. O zamanlar dış ülkelere seyahat yasakmış. Şimdi ise ekonomik nedenler onları başka ülkelerde çalışmak zorunda bırakmış. 2023 yılı Temmuzun son gecesi 23.50 uçağı ile ağustos ayının ilk günü, gece yarısı 03.15’te Tiflis, Shota Rustaveli Tbilisi  Uluslararası havalimanına iniş yaptık. Gümrükten geçtikten sonra devasa panolarda kumarhane reklamlarının bulunduğu alana vararak bavullarımızı aldık. Gürcistan kumar turizminden büyük gelir elde eden bir ülke.</p>
<p>Dışarı çıktığımızda Gürcü Mimar Vakhtang Beridze tarafından tasarlanarak, 1952’de inşa edilmiş ilk terminal binasını görüyoruz. Yapının mimarisi gerçekten çok özgün.Otele gitmek için bir taksi ile anlaştık ama her gittiğimiz yerin ilk seferinde olduğu gibi yine en pahalı ücreti ödedik.1 Gürcistan Lari’si, bizim aşağı yukarı 11 liramıza denk geliyor. Eskiden çok düşükmüş. Şimdi hayat açısından Türkiye’de neye ne öderseniz, burada da aynı ücreti veriyorsunuz. Gürcistan saati Türkiye’den bir saat ileri. Çok küçük bir ülke değil. Otelimiz “Batesta”, Saburtalo semtinde. Etrafta gördüğümüz Gürcüce yazılardan hiçbir şey anlamadık. Bazı yerlerde İngilizce yazmışlar ama çok az. Gece yolculukları yorucu oluyor. Güler yüzlü bir karşılama iyi geldi doğrusu. Küçük, şirin, temiz, sakin bir otel.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9444.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-227651" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9444.jpeg" alt="" width="1536" height="2048" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9444.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9444-225x300.jpeg 225w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9444-768x1024.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9444-1152x1536.jpeg 1152w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9444-570x760.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9444-701x935.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9444-1067x1423.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Ertesi gün şehri gezmek için bir taksi ile yola koyulduk. Şoför pek neşeli. Bir yandan şarkı dinliyor, diğer yandan da direksiyonda tempo tutuyor. Tiflis (Tbilisi), Kura nehrinin iki yakasına kurulmuş güzel bir şehir. Ülkenin başkenti ve Gürcistan’ın en kalabalık yerleşimi. Etrafı dağlık şehir yemyeşil bir havzaya oturmuş. Gayet modern binaların yanında çok eski yapılar göze çarpıyor. Tarihe direnen ahşap evler, ince işlemeleri ve sütunları ile güzel bir görünüm sergiliyorlar. Ayrıca canlı renkler ile boyanmışlar. Ulu ağaçlar, rengârenk grafitilerle süslü duvarlar. Tiflis’in en eski yerleşim yerlerinden biri Shavteli’den geçerken, tarihi VI. yüzyıla kadar dayanan Ortodoks Anchiskhati bazilikasını, Sioni caddesinde Sioni Katedralini görüyoruz.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9462.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-227652" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9462.jpeg" alt="" width="1536" height="2048" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9462.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9462-225x300.jpeg 225w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9462-768x1024.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9462-1152x1536.jpeg 1152w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9462-570x760.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9462-701x935.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9462-1067x1423.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Şoför İngilizce “Yes ve no”’dan başka tek bir sözcük bile bilmiyor. Gideceğimiz yerin resmini, daha önce hazırladığım dosyadan gösterince, başıyla anladığını işaret ederek bizi yol kenarındaki Metekhi Köprüsünün hemen altında indiriyor. Köprü 1821’de ahşap olarak yapılmış. Şimdiki köprü ise 1950 yılında inşa edilmiş. Tiflis’i 1800’lü yıllarda görmeliymiş diyorum. Köprüden nehrin diğer yakasına geçiliyor. Nehir yatağında yükselen kayalıkların üzerine yerleşmiş şehrin sembolü Metekhi Kilisesi’nin bahçe duvarında, Tiflis şehrinin kurucusu Kral Vakhtang Gorgasali’nin ata binmiş bronzdan heykeli şehrin birçok yerinden görülebiliyor. 1961 yılında, heykeltıraş Amashukeli tarafından yapılmış. İner inmez bize cazip gelen bir yapının merdivenlerini çıkıyoruz. Kırmızı tuğlalarla örülmüş eski bina Meidani restoran. Yandaki sokağa giriyoruz. Buradan mı gidelim şuradan mı derken kendimizi UNESCO Dünya mirasında yer alan eski şehrin dar sokaklarında buluyoruz. Sharden sokağı ve çevresi gece hayatının nabzını tutuyor. Barlar sokağı. Ön sıradaki binalar gayet iyi restorasyon görmüşler. “Georgian designers” sokağına geldiğimizde bizi tunçtan küçük bir Tamada heykeli karşılıyor.</p>
<p>Güzel bir hikâyesi var. “Tamada” diye adlandırılan kişi saatlerce süren Gürcü ziyafet sofralarının lideriymiş. Sofrada söylenecek anlamlı sözler ve geleneksel kuralların uygulanmasını sağlamak onların göreviymiş. Tamada yemeği veren kişi tarafından seçilirmiş. O, dâhil herkes Tamada’nın kurallarına uymak zorundaymış. Heykel sandalyede oturan ve elinde şarap içmeye yarayan boynuz kadehi tutan bir Tamada’yı simgeliyor. Gürcülerin içki kültürü çok eski tarihlere dayanıyor. Özellikle şarap konusunda oldukça derin bir bilgiye sahipler. Böyle olunca da ülke, şaraplarıyla tanınıyor. Gürcistan’da her yerde “Şarap yolu” tabelalarına rastlayabiliyorsunuz. Burada, minik şirin kafeler, restoranlar, barlar sıralanmış. Biz gözümüze Jazz Cafe Singer’ı kestirdik. Daha çok erken bir saat olduğu için yer bulabildik. Akşamları kalabalık oluyordur, kesin. Oturur oturmaz Borjomi marka Gürcistan’ın meşhur sodasından ısmarladık. Tek kelimeyle enfes. Eşim Gürcistan birasını da güzel buldu. Tam karşımızda “Fruits shop &amp; coffee” diye çeşitli organik meyvelerinin uzun bardaklar içinde satıldığı, bir tramvay vagonundan yapılmış küçük bar, İlginç geldi. Büfenin hemen yanında birkaç basamakla çıkılan Sioni kilisesi bahçesi aynı zamanda halka açık bir park. Oraya doğru yürüyoruz. Ulu Çınar ağaçları gölgesinde hafif sivri taşların yer aldığı zemine banklar yerleştirilmiş. Girer girmez modern bir heykelle karşılaşıyoruz.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9541.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-227654" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9541.jpeg" alt="" width="1536" height="2048" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9541.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9541-225x300.jpeg 225w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9541-768x1024.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9541-1152x1536.jpeg 1152w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9541-570x760.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9541-701x935.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9541-1067x1423.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Yeri gelmişken söylemeliyim. Gürcistan’da öyle çok eskilerden kalma heykeller yok denecek kadar az. Ama modern anlamda yapılmış heykeller fazla. Burada tanınmış Gürcü tiyatro ve sinema oyuncusu Chiaureli (1937-2008)için bir anıt yapılmış. Sofiko Chiaureli Sovyet döneminde birçok Rus filminde rol almış. Uluslararası ödülleri olan sanatçı ünlü tiyatrolarda da sahne almış. Ortadaki uzun beyaz bir kaidenin üzerinde sanatçının bronzdan büstü yer alıyor. Çevresinde ise aktrisin rollerini tasvir eden figürler bulunuyor. Biraz ilerleyince Jvari&#8217;s Mama (Aziz Haç Kilisesi)kalın yüksek duvarlarıyla tarih kokuyor. XVII. yüzyılda inşa edilmiş. Ulu ve gizemli kilise Sovyet rejimi sırasında kitap deposu olarak kullanılmış. Kiliseden çıktıktan sonra Arnavut kaldırımlı yoldan Jerusalem Meydanına<br />
doğru hafif bir yokuş tırmandık. Duvarlar grafiti dolu. Binaların boyaları yıpranmış. Tuğlaları dökülmüş. Bakımsız. Aralarda tek tük sağlam yapılar, ferforje balkonlar, ahşap demir işlemeli eski kapılar göze çarpıyor. Elektrik telleri, telefon kabloları birbirine karışmış bir halde evlerin dış duvarlarından dolaşıyor. Yürüyerek gezmekten yorulduğumuz için taksi ile devam edelim diyoruz ve işte macera başlıyor.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9557.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-227655" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9557.jpeg" alt="" width="2042" height="972" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9557.jpeg 2042w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9557-300x143.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9557-1024x487.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9557-768x366.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9557-1536x731.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9557-570x271.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9557-701x334.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9557-1067x508.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 2042px) 100vw, 2042px" /></a></p>
<p>Gözümüze müşteri bekleyen boş bir taksi ilişiyor. Biraz etrafa bakınınca şoförün yemek yediğini görüyoruz. Hiç istifini bozmuyor. Türk olduğumuzu anlayınca Azeri Türkçesiyle konuşmaya başlıyor. Biz de çat pat da olsa Türkçe konuşan birini bulunca seviniyoruz. Bugün bizi dolaştıracak. Önce “Sizi tepeye çıkarayım. Oradaki park çok güzel şehri kuşbakışı görebilirsiniz” diyor. Caddede bir araba kiralama ofisinin duvarına, 1977 Moskova Uluslararası Film Festivali’nde, altın madalya kazanan “Mimino” adlı filmin iki aktörü, Vakhtang Kikabidze ve Frunzik Mkrtchyan’ın resimleri çizilmiş. Özgürlük Meydanından geçiyoruz. Eskiden burada bulunan Lenin heykeli nedeniyle, adı Lenin Meydanıymış. Bağımsızlığın ilanından sonra heykel yıkılmış ve meydan Özgürlük Meydanı olarak adlandırılmış. Tüm kutlamalarının yapıldığı yer. Etraf güzel binalarla çevrili. Tam ortada beyaz uzun bir sütun üzerinde, asker Aziz St. George‘un bir dragonu mızrakla öldürmesini simgeleyen, altından heykeli pırıl pırıl. Dağa doğru ormanın içinden tırmanmaya başlıyoruz. Tepeye varmadan üzerinde Tblisi yazan iki sütunun yer aldığı devasa bir anıtın önünde durup fotoğraf çekiyoruz. Tam karşıdaki dağda Tiflis’in her yerinden görülebilen kırmızı renkli televizyon kulesi fark ediliyor. Yolun her iki yanında ormanın içinde gayet güzel yapılmış mimarileri birbirinden farklı modern dağ evleri yer alıyor.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9661.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-227656" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9661.jpeg" alt="" width="2048" height="1536" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9661.jpeg 2048w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9661-300x225.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9661-1024x768.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9661-768x576.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9661-1536x1152.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9661-119x89.jpeg 119w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9661-570x428.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9661-701x526.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9661-1067x800.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></a></p>
<p>Tam tepede 1930’da açılan Mtatsminda Lunaparkına geliyoruz. Park adını aldığı 770m yüksekliğindeki Mtatsminda dağının tepesinde ulu ağaçların arasına yerleşmiş. Devasa dönme dolabıyla meşhur. 100 hektarlık alanıyla park, çocuklar ve yetişkinlerin güzel vakit geçirebileceği bir eğlence yeri. Buraya, şehirde Chonkadze caddesinden hareket eden bir füniküler hattı ile de ulaşmak mümkün. Tiflis halkının eğlence merkezi. Şehrin panoramik manzarası görülmeye değer. Sovyet Rusya zamanında Park o kadar büyük bir üne sahipmiş ki; Bu parka gelip eğlenmek itibar meselesiymiş. Birliğin sınırlarında yaşayan herkes burayı ziyaret etmek istermiş. Şimdi Sololaki tepesine doğru çıkıyoruz. Tiflis’in simgesi, Kartlis Deda (Gürcistan’ın Koruyucu Annesi) anıtını yakından göreceğiz. Devasa heykel,1958 yılında Gürcü heykeltıraş Elguja Amasukeli tarafından yapılmış. 20m yüksekliğinde Gürcü milli kıyafetini giymiş güçlü bir kadın figürünü yansıtıyor. Gürcülerin hayat felsefesini simgeleyen heykel bir elinde konuklar için bir şarap kadehi, diğer elinde ise düşmanlar için bir kılıç tutuyor. Kartlis Deda sert hatları ile dikkat çekiyor.1963 yılında, ahşap olarak yapılan heykel daha sonraları zarar görmesin diye alüminyum ile kaplanmış. O kadar yüksek ki heykel ile resim çektirmek epeyce zor oluyor. Anıttan biraz ileriye doğru yürüyünce Tiflis’in sembollerinden Narikala Kalesine varıyoruz.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9743.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-227657" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9743.jpeg" alt="" width="1536" height="2048" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9743.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9743-225x300.jpeg 225w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9743-768x1024.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9743-1152x1536.jpeg 1152w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9743-570x760.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9743-701x935.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9743-1067x1423.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Buradan renkli şehrin adeta büyülü panoramik manzarası muhteşem. Rengârenk bir görüntü. Narikala’ya teleferik ile de ulaşılabiliyor. Narikala Kalesi ile Rike Park alanını birbirine bağlıyor. Burası 2012 yılında hizmete açılmış. Kale, neredeyse Tiflis’in kuruluşundan beri varlığını sürdürüyor. Çeşitli istilalar ile yıkılsa da , sürekli onarılmış. Artık şehre doğru iniyoruz. Kırmızı küçük yassı tuğlalardan örülmüş duvarlarıyla eski binalar, dekoratif ahşap oyma ince sütunlu dantel gibi işlenmiş renkli balkonlarıyla karışık ama çok orijinal bir düzen oluşturuyorlar. Mtatsminda semtinde, Kura nehri üzerinde, Baratashvili köprüsünden geçerek şehrin karşı kıyısına varıyoruz. Burası “Aşk Köprüsü” olarak da biliniyor. 1966 yılında inşa edilmiş ve adını Gürcü romantik şair Nikoloz Baratashvili’ den almış. 2015’te yenilenen köprünün korkulukları âşık çiftleri temsil eden modern zarif bronz heykelcikler ile süslenmiş. Daha ileriye doğru bakıldığında mantar şeklinde tavanlarıyla kamu hizmetleri daireleri ve Barış Köprüsü görülüyor. Rike parka geçilen köprü bir yaya köprüsü.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9669.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-227658" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9669.jpeg" alt="" width="1536" height="2048" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9669.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9669-225x300.jpeg 225w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9669-768x1024.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9669-1152x1536.jpeg 1152w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9669-570x760.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9669-701x935.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9669-1067x1423.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>Çelik ve camdan yay şeklinde yapılmış modern tasarımı ile dikkat çekiyor. İtalyan mimar Michele De Lucchi tarafından çizilen köprü, 2010 yılında açılmış. 2012’de dünyanın en sıra dışı köprüleri arasında ilk 13&#8217;e girmiş. Sırada, Ermeni mahallesinde, Tiflis’in birçok yerinden görülebilen özellikle yüksekliği 87 metreyi bulan altın kubbesi ile fark edilen görkemli yapı Ortodoks kilisesinin Ana Katedrali Tsminda Sameba’yı (Kutsal Üçlü Katedrali) ziyaret var. Katedral 15.bin kişiyi aynı anda alabilecek şekilde tasarlanmış. İnşaat 2004’te tamamlanmış.5000 metrekarelik bir alana yayılıyor. Kemerli taş kapıdan girilen güzel bir bahçe, avlu ve ana katedrale çıkan bolca basamaklar&#8230; Sameba, kompleks bir yapı. Ana katedral, çan kulesi, Patrik konutu, manastır, ilahiyat okulu ve akademisi<br />
aynı alanda yer alıyor. Katedralin altında bir kilise müzesi ve azizlerin onuruna inşa edilen dokuz şapel bulunuyor. Yemeği bahçedeki restoranda yememizi önerdiler. İyi ki öyle yapmışız.Biraz bekledik ama değdi doğrusu. Nefis Khachapuri (Haçapuri)yanında ünlü Lagidze limonatalarından tatmak ayrı bir keyif oldu. Bu içeceklerin tarihi hikâyesi ilgimi çekti. Mitrophane Lagidze, 1896 yılında Gürcistan’ın şehri, Kutaisi’nin küçük bir köyünde doğmuş. Çocukluğundan itibaren tüm<br />
amacı sadece doğal meyvelerden, alkolsüz içecek üretimi yapmakmış.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9702.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-227659" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9702.jpeg" alt="" width="2048" height="1536" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9702.jpeg 2048w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9702-300x225.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9702-1024x768.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9702-768x576.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9702-1536x1152.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9702-119x89.jpeg 119w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9702-570x428.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9702-701x526.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9702-1067x800.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></a></p>
<p>1887’de limonata için bugün bile yapımı sır olan bir tarif bulmuş. Bu konuda araştırmalarını sürdürmek üzere Almanya ve Fransa’ya gitmiş. Fransa’dan cam şişe getirterek içecek için çok değişik bir etiket hazırlatmış. Etiketin üzerinde Gürcülerin geleneksel baş bağlama tarzı ile annesinin resmini koymuş. Bu değişik meyve aromalı limonata dünyanın birçok yerinde aranılan bir marka haline gelmiş. Yeniden yola koyulup Eski Kent&#8217;in ahşap balkonlu, asmalı, renkli tarihi<br />
evlerini seyrederek hedefimize doğru ilerliyoruz. Baratashvili köprüsünden geçip Mtatsminda semtine geri dönüyoruz. Yüksek apartmanların ara katlarında dubleks olduğunu düşündüğüm dairelerin yer aldığı binanın ön cephesinde ince uzun sütunlarla balkonları birbirine bağlanan daireler ilginç geliyor. Polonya’da da gördüğüm bu mimari tarz belli ki Sovyet mimarisine özgü. Eski Sovyet mimarisinde yapılmış Alexandria Otel gerçekten harika gözüküyor. Tiflis’teki hemen hemen tüm güzel binalar ya otele dönüşmüş ya da ticari büro olarak kullanılıyorlar. Gezme sırası, Rezo Gabriadze KuklaTiyatrosu ve ona yaslanmış ünlü saat kulesinin bulunduğu Shavteli sokağı. Daha girişte sol tarafta güzel bir binanın önüne sıralanmış bronz heykeller, birbirinden farklı güzel öyküleri ile ilgi çekiyorlar.<br />
<a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9570.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-227660" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9570.jpeg" alt="" width="1536" height="2048" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9570.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9570-225x300.jpeg 225w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9570-768x1024.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9570-1152x1536.jpeg 1152w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9570-570x760.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9570-701x935.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9570-1067x1423.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a></p>
<p>İçlerinde en tanınmış olanı heykeltıraş Dvornik tarafından yapılmış kapıcı heykeli, Don Kişot ve uşağı Sancho, restoran kapısının önünde menüyü gösteren bir aşçı, bankta sohbet eden postacı ve arkadaşı ve birkaç tane daha. Biraz ilerde yanındaki destek kalasıyla buranın en ilginç yapılarından biri saat kulesi var. Kalasa sanki yıkılmak üzere olan bir kuleyi destek olmak amacıyla yapılmış gibi bir görüntü verilmiş. Bir masal ülkesinin saati sanki. Zaman durdu.Dünyanın en yetenekli sanatçılarından biri olarak kabul edilen Gürcü Rezo Gabriadze (1936- 2021) senarist, ressam, heykeltıraş ve kuklacı olarak uluslararası bir üne sahip. Senaryoları tanınmış filmlere konu olmuş.1981 yılında Gabriadze Tiyatrosu onun tarafından kurulmuş. Rezo Gabriadze Kukla Tiyatrosu’nun yanında yıkılacakmış gibi eğik duran saat kulesinde, her saat başında en üstteki minik pencere açılıyor ve bir melek çan çalıyor. Altındaki pencerede küçücük kuklalar bir çiftin<br />
tanışması, evlenmeleri, çocuklarının doğumu ve cenazeyi simgeleyen yani bir yaşam döngüsünü anlatan minik bir gösteri sunuluyor. Kulenin her tarafında farklı bir materyal kullanılmış. Tuğla, fayans, tahta&#8230; <a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9589.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-227661" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9589.jpeg" alt="" width="2048" height="1536" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9589.jpeg 2048w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9589-300x225.jpeg 300w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9589-1024x768.jpeg 1024w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9589-768x576.jpeg 768w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9589-1536x1152.jpeg 1536w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9589-119x89.jpeg 119w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9589-570x428.jpeg 570w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9589-701x526.jpeg 701w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2025/01/IMG_9589-1067x800.jpeg 1067w" sizes="auto, (max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></a></p>
<p>Ayrıca rengârenk. Acayip bir karmaşanın içindeki ahenk hemen göze çarpıyor. Birçok şey anlatan inanılmaz bir tasarım. 2010 yılında yapılmış. Önündeki küçük meydanda bulunan bir ortaçağ çeşmesi ortamı tamamlamış. Biraz ilerleyip, ara sokaklara dalınca, muhteşem tarihi evlerde kafeler, restoranlar, oteller inanılmaz derecede fantastik. Anchiskhati Katedralinin kapısı. Küçük kırmızı tuğlalarla işlenmiş yapıların duvarlarına yaslanmış, yağlıboya, suluboya tablolar. Burada<br />
çok uzun zaman kalıp vakit geçirebilirim diye düşünüyorum. Akşam tekrar gelmek istedik ama yorucu bir gün olduğu için cesaret edemedik.Sioni katedralinin önünden geçip köprüden karşı tarafa vardığımızda kale surlarının hemen altında, yazılarla kaplı bir duvar parçası gördük. Berlin duvarından alınmış bir parçaymış. Hafif bir yokuşu tırmanınca şoförümüz arabayı durduruyor. “Bakın şimdi size bir mucize göstereyim” diyerek bitkilerle kaplı yüksek kayalardan damlayan su zerrecikleri ile gözlerini yıkayıp, “Bu sular o kadar şifalıdır ki; gözlerinizde hiçbir bir sıkıntı kalmaz” diyor.Narikala ve Metekhi yamaçlarında, 1776 yılında inşa edilen Kartli-Kakheti Krallığı&#8217;nın Kraliçesi Darejan’ın, Sarayına (Saçino Sarayı) çıkıyoruz. Isani bölgesinde yer alan saray tek sözcük ile muhteşem. Sarayın yuvarlak balkonu uçurum kenarına eski kale duvarlarından destek alarak inşa edilmiş, tahta işlemeleri dantel misali oymaları, ince sütunları ve beyaz rengiyle masalsı bir görüntü sergiliyor.</p>
<p>Tüm Tiflis ayaklar altında. Üst üste yığılmış gibi gözüken renkli tipik yapıları seyretmek pek hoş. Çok güzel düzenlenmiş bahçede küçük bir manastır da bulunuyor. Hava çok sıcak. Çıkınca yüzümüzü yıkıyor, su içiyoruz. Tiflis’te musluktan su içilebiliyor ve her yerde yüksek bir gövde üzerinden fışkıran sular bu yaz sıcağında oldukça serinletici. Ara sokaklarda Şoti denilen tabelası olmayan fırınlar var. Gürcü ekmeği yapıyorlar. Enfes. Bizim pideye benzer, ince uzun. Tattık. Abanotubani Bölgesi’ne gidiyoruz. Burası, hamamları kükürtlü sıcak sularıyla geçmişi antik çağlara kadar uzanan bir yer. Efsaneye göre M.Ö 5.yüzyılda o zamanlar ormanlarla kaplı Tiflis’te, İberya Kralı VahtangGorgasali ava çıkmış. Atmacası geri dönmeyince merak içinde aramış ancak onun sıcak suya düşüp öldüğünü fark edince zengin su kaynaklarını keşfederek derhal bu alanda bir şehir kurulmasını emretmiş. Gürcüce tbili (ılık su) anlamına geliyormuş. Şehre bundan dolayı<br />
“Tbilisi” adı verilmiş. Böylece Tiflis tarih sahnesindeki yerini almış.</p>
<p>Burası ilk bakışta yerden pek yüksek olmayan kırmızı tuğladan kubbeler,ve bacalardan oluşan bir yığın halinde göze çarpıyor. Vaktiyle hamam sayıları 60’ın üzerindeymiş, bugün sadece 6 tanesi kalabilmiş. Vaktiyle Çarlık Rusya’nın varlıklı ailelerinin tatillerini geçirdikleri tedavi oldukları en popüler yermiş. Hatta 1829’da ünlü Rus şair ve yazar Alexander Puşkin de burada kalmış. Ara köprülerden geçerek ilerliyoruz. Aşağıda usul usul akan suyun eşliğinde acaba yolun sonu nereye varacak diye merak ediyoruz. O kadar güzel bir yer ki her anın, her detayın fotoğrafını çekmek istiyorum. Ortasından nehir geçen Leghvtakhevi kanyonu ve kayaların üzerindeki eski ahşap evler, rüya sanki. Döne döne yukarı doğru tırmanan ferforje merdiven Tifis’in tek camisi Cuma Camiine (Jumah Mosque) çıkıyor. Cami 1800’lü yıllarda yapılmış. Tam aşağıda yine bir aşk köprüsü, yine kilitler. Leghvtakhevi Kanyonundaki ahşap yürüyüş yolu yüksek kayalardan akan Leghvtakhevi  şelalesine ile son buluyor.. Birden bire sahiplerinin elinde çeşitli kuşlar gözümüze ilişiyor. Tavus Kuşu, papağan, şahin.Hemen eşimin eline koluna tutuşturuyorlar. Böylece poz verdirip para kazanıyorlar. Kanyonun sarp yamaçlarına yerleşmiş kartal yuvası gibi ahşap evler tipik balkonlarıyla inanılmaz güzel görüntüler oluşturuyorlar. Dönüşte, Özbekistan’daki camilere benzeyen mavi ağırlıklı mozaiklerle süslü pek zarif duran yapı Orbeliani Hamamını yakından görüyoruz.</p>
<p>Burayı gezdikten sonra Gürcistan Tarihi Anıtını (Chronicle of Georgia) görmek için yeniden yola çıkıyoruz. Avlabari semtindeki Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve Kura nehrinin kayalıklarına yerleşmiş, manzaraya hâkim, modern değişik mimaride yapılmış bir yapı dikkatimi çekiyor. Araştırınca Alman mimar Jürgen Mayer H.tarafından<br />
tasarlandığını öğreniyorum. Mimarın Tiflis’te ve Dünya’nın çeşitli yerlerinde eserleri bulunuyor. Tiflis modern mimari açısından Dünyaca ünlü mimarların hünerlerini sergiledikleri bir platforma dönüşmüş. Bu tezat farklı görünümlere neden oluyor. Tarihi yapılar modern yapılarla iç içe girmiş. Bir de bunlara Sovyet döneminden kalma Stalinka’lar da ilave olmuş. Bu karmaşık yapı topluluğu dar alanda bir bütünlük oluşturma çabası içine girmişler. Yol, bir yapay göl olan Tiflis Denizi “Tbilisi reservoir” kıyısını takip ediyor.1953 yılında açılan göl ve çevresi Tiflis halkının, çeşitli su sporları yaptığı, eğlence ve dinlenme merkezi olmuş. Devasa taşlardan oluşan Anıt, şehrin 13 kilometre dışında,  Keeni Dağı&#8217;nın tepesinde yer alıyor. 1985 yılında, 1997&#8217;den beri Rusya Sanat<br />
Akademisi Başkanı olarak görevini sürdüren, Gürcü-Rus ressam, heykeltıraş ve mimar Zurab Tsereteli tarafından tasarlanmış.</p>
<p>Ancak eserin bir türlü tamamlanamadığı söyleniyor. Tepeye epeyce bir basamakla çıkılıyor. Anıt girişinde, Hıristiyanlığı Gürcistan’a getirdiği kabul edilen Aziz Nino&#8217;nun asma haçının bir kopyası bulunuyor. Anıt yükseklikleri 30-35 metreyi bulan 16 taş sütundan oluşuyor. Sütunların üst yarısındaki kabartmalar Gürcü tarihi ve edebi eserlerini anlatıyor. Alt kısımlarında ise Hristiyanlıkla ilgili hikâyeler işlenmiş. Arka tarafta küçük bir şapel bulunuyor. Burada muhteşem bir manzara var. Tiflis denizini görebiliyorsunuz. Gün batımını yakalayamadık ama çok harika olduğundan eminim. Dönüşte Art-Nouveau mimari ile yapılmış evlerin bulunduğu mahallelerden geçiyoruz. Şoförümüz bizi bir şarap evine götürerek günü sonlandırmak istiyor. Tsinamdzgvrishvili caddesindeki Wine Gallery de bu tarz mimari ile yapılmış bir binanın zemin katında tadım yerleri bulunuyor. Burada bir piyano ve sandalyeler sıralanmış. Belli ki turist guruplarını ağırlıyorlar. Kendi imalatları olan şaraplar gayet güzel. Fiyatlar öyle yüksek değil ama tuhaf bir durumla karşılaştık. Bir şişe şarap seçtik. Çıktıktan sonra baktık ki şarap plastik şişede. Ondan ucuzmuş. Bilemedik.Akşam yürüyerek gittiğimiz Chashnagiri Restoranda yerel tatlardan<br />
memnun kaldık. Çok yorucu bir gün geçirdiğimiz için, otele döner dönmez uyuduk.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
