<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mustafa &#8211; Belgot&uuml;rk Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://belgoturk.tv/tag/mustafa/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://belgoturk.tv</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 11 Sep 2020 22:54:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Erhan Yurdayüksel: &#8216;Bandırma Vapuru&#8217;!&#8230;</title>
		<link>https://belgoturk.tv/belgoturk-yazarlari/erhan-yurdayuksel-bandirma-vapuru/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bthaber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2020 09:53:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgotürk Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet]]></category>
		<category><![CDATA[Anıl]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Azra]]></category>
		<category><![CDATA[Bandırma Vapuru]]></category>
		<category><![CDATA[Batu]]></category>
		<category><![CDATA[Berat]]></category>
		<category><![CDATA[Beren]]></category>
		<category><![CDATA[Berg]]></category>
		<category><![CDATA[Berk]]></category>
		<category><![CDATA[Cansu]]></category>
		<category><![CDATA[Çınar]]></category>
		<category><![CDATA[Daren]]></category>
		<category><![CDATA[Defne]]></category>
		<category><![CDATA[Doruk]]></category>
		<category><![CDATA[Elif]]></category>
		<category><![CDATA[Emir]]></category>
		<category><![CDATA[Emre]]></category>
		<category><![CDATA[Erhan Yurdayüksel]]></category>
		<category><![CDATA[Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[Eymen]]></category>
		<category><![CDATA[Gamze]]></category>
		<category><![CDATA[Kaan]]></category>
		<category><![CDATA[Kerem]]></category>
		<category><![CDATA[Lars Ozan]]></category>
		<category><![CDATA[Mert]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç]]></category>
		<category><![CDATA[Miray]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa]]></category>
		<category><![CDATA[Nehir]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer]]></category>
		<category><![CDATA[Poyraz]]></category>
		<category><![CDATA[Sena]]></category>
		<category><![CDATA[Taha]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur]]></category>
		<category><![CDATA[Yahya]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://belgoturk.tv/?p=189192</guid>

					<description><![CDATA[Atatürk beraberindeki kişilerle beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “Bandırma” adındaki eski bir vapurla Galata Rıhtımı&#8217;ndan ayrılır. Atatürk ile beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü başlayacak yolculuğa gemi kaptanı İsmail Hakkı Durusu dışında 18 kişi eşlik etmiştir. 3. Kolordu Komutanı Kurmay Albay Refet Bey (General Bele), Müfettişlik Kurmay Başkanı Kurmay Albay Manastırlı Kâzım [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Atatürk beraberindeki kişilerle beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “Bandırma” adındaki eski bir vapurla Galata Rıhtımı&#8217;ndan ayrılır.</strong></p>
<p><a href="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2019/10/erhan-yurdayuksel.jpg"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-188055 size-thumbnail" src="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2019/10/erhan-yurdayuksel-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" srcset="https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2019/10/erhan-yurdayuksel-150x150.jpg 150w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2019/10/erhan-yurdayuksel-360x360.jpg 360w, https://belgoturk.tv/wp-content/uploads/2019/10/erhan-yurdayuksel-30x30.jpg 30w" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>Atatürk ile beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü başlayacak yolculuğa gemi kaptanı İsmail Hakkı Durusu dışında 18 kişi eşlik etmiştir.</p>
<p>3. Kolordu Komutanı Kurmay Albay Refet Bey (General Bele),</p>
<p>Müfettişlik Kurmay Başkanı Kurmay Albay Manastırlı Kâzım Bey (General DIRIK),</p>
<p>Müfettişlik Sağlık Bakanı Doktor Albay İbrahim Talî Bey (ÖNGÖREN),</p>
<p>Kurmay Başkan Yardımcısı Kurbay Yarbay Mehmet Ârif Bey(AYICI),</p>
<p>Karargâh Erkân-ı Harbiyesi İstihbarat ve Siyâsiyât Şubesi Müdürü Kurmay Binbaşı Hüsrev Bey (GEREDE),</p>
<p>Müfettişlik Topçu Komutanı Topçu Binbaşı Refik Bey (SAYDAM),</p>
<p>Müfettişlik Başyaveri Yüzbaşı Cevad Abbas(GÜRER), Kurmay Mülhakı Yüzbaşı Mümtaz (TÜNAY),</p>
<p>Kurmay Mülhakı Yüzbaşı İsmail Hakkı (EDE),</p>
<p>Müfettişlik Emir Subayı Yüzbaşı Ali Şevket (ÖNDERSEV),</p>
<p>Karargâh Komutanı Yüzbaşı Mustafa Vasfi (SÜSOY),</p>
<p>Kurmay Başkanı Emir Subayı ve Müfettişlik Kâlem Âmiri Üsteğmen Arif Hikmet (GERÇEKÇI),</p>
<p>İaşe Subayı Üsteğmen Abdullah(KUNT),</p>
<p>Müfettişlik İkinci Yaveri Teğmen Muzaffer (KILIÇ),</p>
<p>Şifre Kâtibi, Birinci Sınıf Kâtip Fâik (AYBARS),</p>
<p>Şifre Kâtibi Yardımcısı, Dördüncü Sınıf Kâtip Memduh (ATASEV).</p>
<p>17 Mayıs 1919 Cumartesi günü Bandırma Vapuru saat 21.40 sıralarında İnebolu’ya varır.</p>
<p>18 Mayıs 1919 Pazartesi günü beklenen yolculuğun sonuna gelinir.</p>
<p>Yolcular Kalyon Burnu denilen yerden sandallarla Merkez iskelesine çıkarılırlar.</p>
<p>&#8216;Bandırma Vapuru&#8217;nun Anadolu&#8217;da &#8220;Özgürlük&#8221; rotası denizden, karadan, havadan;</p>
<p>Daren, Beren, Lars Ozan, Eylül, Gamze, Zeynep, Yusuf, Berg, Elif, Eymen, Kaan, Defne, Mustafa, Miray, Doruk, Anıl, Taha, Berk, Cansu, Miray, Miraç, Azra, Berat, Zehra, Ahmet, Nehir, Emir, Yağmur, Yunus, Emre, Yahya, Batu,Sena, Ömer, Çınar, Kerem, Mert, Poyraz&#8230;Buraya isimlerini yazamadığım milyonlarca Genç yolcularıyla yoluna devam etmektedir.</p>
<p>&#8216;Bandırma Vapuru&#8217;nu batırma heveslisi Emperyalistler,</p>
<p>Ege&#8217;nin mavi sularına batırılarak son bulan işgal hayallerini unutmasınlar!&#8230;</p>
<p>&#8220;Gençler! Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler!</p>
<p>Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum” (Mustafa Kemal ATATÜRK)</p>
<p><strong>Atam İzindeyiz&#8230;</strong></p>
<p><strong>19 Mayıs Atatürk&#8217;ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun</strong></p>
<p><iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/Z_CS6-knpIg" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mustafa Balbay: Paket süsleri çöpe atıldı…</title>
		<link>https://belgoturk.tv/yazarlar/mustafa-balbay-paket-susleri-cope-atildi/</link>
					<comments>https://belgoturk.tv/yazarlar/mustafa-balbay-paket-susleri-cope-atildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Aug 2012 07:28:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Balbay]]></category>
		<category><![CDATA[kamuoyu]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa]]></category>
		<category><![CDATA[paket]]></category>
		<category><![CDATA[sanık]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tutuklu]]></category>
		<category><![CDATA[yargı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://belgoturk.tv/anasayfa/?p=31684</guid>

					<description><![CDATA[BT YAZARLAR-Üçüncü yargı paketinin ambalajındaki tüm süslemeler sökülüp çöpe atıldı. Paketin içinde ne olduğunu zaten kamuoyu temmuz ayı başından beri adım adım görüyor. Paketin süslemeleri topluma öylesine allanıp pullanarak sunuldu ki; içindekiler de en az o süslemeler kadar güzeldi! Böylece yargıda büyük bir ilerleme sağlanacaktı. Beklentiler şunlardı: &#8211; Artık tutukluluğa devam kararlarında bunun gerekçeleri açık [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/anasayfa/wp-content/uploads/2012/01/Mustafa-Balbay-300x201.jpg" alt="" width="300" height="201" class="alignleft size-medium wp-image-4487" /><strong>BT YAZARLAR-</strong>Üçüncü yargı paketinin ambalajındaki tüm süslemeler sökülüp çöpe atıldı.<br />
Paketin içinde ne olduğunu zaten kamuoyu temmuz ayı başından beri adım adım görüyor.<br />
Paketin süslemeleri topluma öylesine allanıp pullanarak sunuldu ki; içindekiler de en az o süslemeler kadar güzeldi! Böylece yargıda büyük bir ilerleme sağlanacaktı.<br />
Beklentiler şunlardı:<br />
&#8211; Artık tutukluluğa devam kararlarında bunun gerekçeleri açık şekilde yazılacak.<br />
&#8211; Tutuklamanın yerini alacak 6 yeni adli kontrol yöntemiyle, tutuksuz yargılamanın esas alınması ilkesi güçlendirilecek.<br />
&#8211; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) Türkiye aleyhine bu konuda verilen kararların azaltılması sağlanacak.<br />
***<br />
Ergenekon davasında, aylık tutukluluğu gözden geçirme kararları 27 Temmuz Cuma günü açıklandı. Eskiden 3-4 sayfayı geçmeyen karar metni, bu kez 58 sayfaydı. Demek ki, her sanık için hangi suçlamaların bulunduğu net bir şekilde yazılacaktı. Biz de o beklentiyle dinlemeye başladık.<br />
Ortaya şu çıktı:<br />
&#8211; Tüm sanıklar için tutuklandıkları tarihteki durumlarında bir değişiklik olmadığı yazılmış. Bu bir anlamda, ilk günkü hükmün devam etmekte olduğunu gösteriyordu.<br />
&#8211; Dava kapsamındaki kimi sanıkların yurtdışına kaçmış olduğu anımsatılıp, tutuklu sanıkların serbest kalması halinde kaçabilecekleri vurgulanmış. Bu, her şey bir yana, suçun kişiselliği ilkesine aykırı. Yasa, kaçma ihtimalinin, tamamen sanığın kendi girişim, hazırlık ve eğilimlerine dayalı olarak değerlendirilmesini istiyor. Somut örnek vermek gerekirse gözaltına alınıp serbest bırakıldıktan sonra kaçmaya girişmeyen, teşebbüs etmeyen, 8 ay sonra yeniden gözaltına alınıp tutuklanan ben; hâlâ yurtdışında kaçak bulunan birkaç kişiyle eşit tutuluyorum. Onlar kaçtıysa ben de kaçabilirim, yorumu, hatta saptaması yapılıyor. Bu mantık ortaçağ yönetimlerinde bile yoktu.<br />
&#8211; Kararda, ayrıntılı tutukluluk gerekçesinin ihsası rey olacağı belirtilmiş. Oysa, 3. yargı paketindeki değişiklikle, gerekçenin ayrıntılı ve net olarak yazılması gerekiyor. Bu madde ile tutukluluğa devamın zorlaşacağı görüşü hâkimdi. Mahkeme heyetinin ayrıntı açıklamamasının anlamı şu: Ben yasama yetkisini kullanan TBMM’nin çıkardığı yasayı tanımıyorum! Bu mümkün olabilir mi? Silivri davalarındaysa olur. Bir başka açıdan bakınca, mahkeme “Açıklamam ihsası rey olur” diyerek, ihsası reyde bulunuyor.<br />
&#8211; Kararda, AİHM ilkelerine de gönderme yapılmış. Mahkeme uzun tutukluluğun bu tip davalarda olağan olduğunu AİHM’ye dayandırarak açıklamaya çalışıyor. Oysa şu gerçeği dünya âlem biliyor ki; uzun tutukluluk cezalarında rekor Türkiye’nin. Olimpiyatlara bu dalda girsek tüm madalyaları toplardık.<br />
&#8211; Her sanık için tek tek sıralanan, net ifadeler içermeyen gerekçelerde hemen herkese şu cümle de yazılmış: Bilgisayarında çıkan veriler… Oysa pek çok sanıkta hiç bilgisayar bulunmamıştı. Öyle anlaşılıyor ki; dört yıl hapis yatana bir bilgisayar armağan ediliyor! Üstelik delilleriyle beraber.<br />
&#8211; Kararda tutuklu sanıkların tümü için adli kontrol önlemlerinin yeterli olmayacağı belirtilmiş. Oysa yurtdışına çıkış yasağından, evden çıkmamaya kadar geniş bir yelpazede düzenlenen bu önlemlerin çok büyük bir yenilik olduğu, mahkemelerin bu mesajı alacağı sıklıkla vurgulanıyordu. Demek ki mahkemeler, yasadan da bağımsız!<br />
***<br />
3. yargı paketinin birinci ayında tablo böyle.<br />
Silivri’dekiler de dahil olmak üzere özel yetkili mahkemelerin (ÖYM) son durumu şu:<br />
Başbakan bu mahkemelere güvenmiyor. Adil yargılanmayacağını düşündüğü için memurlarını vermiyor. O nedenle kaldırılmalarına karar verildi. Ellerindeki dosyaları bitirdikten sonra işlevleri de bitmiş olacak.<br />
Gelinen noktada kamuoyu ile paylaşmak istediğim şu:<br />
Hukuksal ve siyasal anlamda sanıklarıyla birlikte ıssızlığa terk edilmiş bir mahkeme, adalet dağıtamaz.<br />
Dağıtsa dağıtsa, adaleti dağıtır.<br />
Silivri’de yaşanan bu.<br />
<strong>Cumhuriyet</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://belgoturk.tv/yazarlar/mustafa-balbay-paket-susleri-cope-atildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mustafa Mutlu: Müyesser’den mektup var, ‘Yanıyorum!’</title>
		<link>https://belgoturk.tv/yazarlar/mustafa-mutlu-muyesserden-mektup-var-yaniyorum/</link>
					<comments>https://belgoturk.tv/yazarlar/mustafa-mutlu-muyesserden-mektup-var-yaniyorum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Aug 2012 13:08:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Balbay]]></category>
		<category><![CDATA[Başbuğ]]></category>
		<category><![CDATA[İlker]]></category>
		<category><![CDATA[Merhabe]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa]]></category>
		<category><![CDATA[Özkan]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[Tuncay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://belgoturk.tv/anasayfa/?p=31614</guid>

					<description><![CDATA[BT YAZARLAR-Odatv Davası sanıklarından Müyesser Yıldız, “içeride” olduğu soğuk kış günlerinden birinde bir mektup göndermiş ve “Üşüyorum” demişti… Müyesser artık özgür ama yine anlatacak çok şeyi var… İşte bu yüzden mektuplaşmaya (!) devam ediyoruz: *** “Merhaba; Mahallemizin Delikanlısı, Dışarıdan ilk mektubum bu… ‘Özgürlükte’ diyemiyorum maalesef… Silivri’den yazdıklarımdan tek farkı var benim için, “Görülmüştür” damgası olmayacak! [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/anasayfa/wp-content/uploads/2012/05/Mustafa-Mutlu-1.jpg" alt="" width="300" height="200" class="alignleft size-full wp-image-22819" /><strong>BT YAZARLAR-</strong>Odatv Davası sanıklarından Müyesser Yıldız, “içeride” olduğu soğuk kış günlerinden birinde bir mektup göndermiş ve “Üşüyorum” demişti…<br />
Müyesser artık özgür ama yine anlatacak çok şeyi var…<br />
İşte bu yüzden mektuplaşmaya (!) devam ediyoruz:<br />
***<br />
“Merhaba; Mahallemizin Delikanlısı,<br />
Dışarıdan ilk mektubum bu… ‘Özgürlükte’ diyemiyorum maalesef…<br />
Silivri’den yazdıklarımdan tek farkı var benim için, “Görülmüştür” damgası olmayacak!<br />
Sözüm ona damga yok, ama birçok gözün izlediğini biliyoruz değil mi?<br />
‘Üşüyorum’ demiştim Silivri’den yazdığım mektupta, şimdi ise ‘Yanıyorum…’<br />
‘Özgür’ insanların hissettiği sıcaklığın iki mislini düşünün Silivri için…<br />
Demirlerden, betonlardan alev fışkırıyor şu anda.<br />
Nefes almak mümkün değil.<br />
Genç Barışlar da, belli bir yaşın üzerinde veya hasta olan Mehmet Haberal, Fatih Hilmioğlu, İlker Başbuğ, Mustafa Balbay, Tuncay Özkan; hasılı hiçbiri uyuyamıyordur eminim.<br />
Su da yok… Geçen yıl Ramazan Bayramı’nda Silivri’deydim. Silivri’de bayram sabahını yazarken, susuzluğumuzu anlatmış, ‘Bir tas su da Silivri önüne bırakın. Duş alırken bir tas da bizim için dökünün’ demiştim.<br />
İnanın duşa giremiyorum onları düşündükçe…<br />
Bu dış yangın; bir de iç yangın var ki!.. Hani ‘Psikolojik İşkence’ başlıklı yazında biz tahliye olanların ismini sayıp, ‘Hangisi kaçtı?’ demiştin ya, iç yangın derken bunu kastediyorum.<br />
O iç yangın biz tahliye olanları da, kalanları da yakıyor. Nasıl mı? Anlatayım:<br />
***<br />
Tahliye olduğum 18 Haziran’daki duruşmada 15-16 aydır tutuklu olduğumuzu, hâlâ ‘delil toplanmasından’ söz edildiğini, 3 aydır TÜBİTAK raporunu beklediğimizi hatırlattım ve şunu sordum:<br />
‘Savcılar görevini yapmıyor; biz yatıyoruz, TÜBİTAK görevini yapmıyor; biz yatıyoruz. Acaba delilleri bizim toplamamız gerekiyor da biz mi bilmiyoruz?’<br />
Şimdi sizi o duruşmadan 12 gün öncesine götürmek istiyorum.<br />
6 Haziran 2012 günü mutat aylık tutukluluk hâlinin incelenmesi kararı çıktı. Tutukluluk hâlimizin devamına karar verilmişti. Kararda ben, Soner Yalçın ve diğer sanıkların tümü için şu uzun gerekçe yer alıyordu:<br />
‘Üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, sanıkların evlerinde ve işyerlerinde yapılan yasal arama sonucu elde edilen döküman, dijital veri ve diğer delillerin içeriği, iletişim tespit tutanakları, fiziki takip tutanakları ve dosyada mevcut tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların bulunması, delillerin henüz tamamen toplanamamış olması, sanıklar ve müdafiilerinin dilekçelerinde ve duruşmada ileri sürdükleri gerekçeler de dikkate alınarak (../..) sanıkların tutukluluk hallerinin devamına oy birliği ile karar verildi.’<br />
***<br />
Duruşmada ne oldu?<br />
Benim tahliyeme, diğerlerinin tutukluluğunun devamına karar verildi.<br />
Ve benim için ne yurtdışı yasağı konuldu, ne de adli kontrol.. (Şimdi vicdanen rahat etmek için, emniyet müdürü olan eşime takılıyorum. Yarım gün benim için, yarım gün de devlet için çalış, beni izle bari diye…)<br />
Hani 12 gün önce kaçma ihtimalim vardı?<br />
Hakkımızdaki tek somut ‘delil’, bilgisayarıma yüklenen o ‘virüslü sözde belgeler’di. Eee; TÜBİTAK’tan beklenen rapor da gelmemişti. Buna rağmen ben niye tahliye edildim de, diğerleri kaldı?<br />
Tahliye olduğum gece Silivri kapısından çıkmadan, ‘Ben niye tahliye edildim?’ diye sordum.<br />
İstedim ve bekledim ki, insanlar çok yüksek sesle ‘Diğerleri niye tahliye edilmiyor?’u sorsun…<br />
İnanın hâlâ bunun gayreti içindeyim ve o sorunun cevabını arıyorum.<br />
Dahası var; İlk duruşmada ‘gazeteciliğin yargılandığı’ bu davada savunma yapmayacağımı söyledim.<br />
Üstüne bunun bir ‘hukuk’ davası olmadığını, dolayısıyla avukata ihtiyaç bulunmadığını belirtip, avukatımın görevi bırakmasını istedim.<br />
Özetle, savunma yapmadan ve avukatsız tahliye oldum. Benim durumum hukuk tarihinde herhalde bir ilktir.<br />
Sorum Silivri’nin farkında olmayan veya olmak istemeyenlere:<br />
Sizce bu tabloda hukuk, insanlık, vicdan adına bir terslik yok mu?<br />
Silivri’de sadece insanlar değil, hukuk-adalet yanıyor, inanın!..<br />
***<br />
Herhalde kedim Adalet’i (CHP Milletvekili Melda Onur’un hediye ettiği kediye bu ismi verdim) merak ediyorsunuzdur.<br />
Henüz çok küçük, altını tutamıyor, ortalığı batırıyor. Eğitimini sıkı tutuyorum, birkaç güne kalmaz, altına kaçırmayı bırakır eminim. Keşke ülkemiz adaletini de böyle toparlayabilsek!..<br />
Silivri, Hasdal, Hadımköy, Maltepe’deki dostlara ve manevi oğlum Çağdaş Ulus’a kucak dolusu sevgi ve selamlar…<br />
Müyesser YILDIZ”<br />
*****<br />
GÜNÜN SORUSU<br />
Daha önce dünyanın herhangi bir ülkesinde, ‘Beni neden tahliye ettiniz?’ diye soran, hatta yakınan bir tutuklu olduğunu duydunuz mu?<br />
On gün sonra görüşmek üzere!<br />
Yorgunum… Son iki yıla günde dört ayrı konuda olmak üzere bin beş yüze yakın yazı, iki kitap, yetmişe yakın konferans ve imza günü sığdırdım.<br />
Ama artık “izin yapmak”tan bile çekiniyorum.<br />
Çünkü ne zaman birkaç günlüğüne yazılarıma ara versem, iktidar bağımlısı (artık yandaş demeyeceğim, çünkü o aşamayı çoktan geçtiler) bazı internet sitelerinde kovulduğuma dair yazılar yayınlanıyor. Haliyle bu yazılar da size kadar yansıyor ve ortalık karışıyor.<br />
Açık seçik yazıyorum:<br />
Denize gireceğim, balık tutacağım, uyuyacağım…<br />
Ülkem size emanet!<br />
On gün sonra; yani 15 Ağustos 2012 Çarşamba günü görüşmek üzere; hoşça kalın…<br />
<strong>İlk Kurşun</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://belgoturk.tv/yazarlar/mustafa-mutlu-muyesserden-mektup-var-yaniyorum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mustafa Mutlu: Aynı müfettiş görevlendirilsin!</title>
		<link>https://belgoturk.tv/yazarlar/mustafa-mutlu-ayni-mufettis-gorevlendirilsin/</link>
					<comments>https://belgoturk.tv/yazarlar/mustafa-mutlu-ayni-mufettis-gorevlendirilsin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Aug 2012 14:01:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Basın]]></category>
		<category><![CDATA[cezaevi]]></category>
		<category><![CDATA[Gece]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa]]></category>
		<category><![CDATA[Mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[Şam]]></category>
		<category><![CDATA[Şevval]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<category><![CDATA[usul]]></category>
		<category><![CDATA[yolsuzluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://belgoturk.tv/anasayfa/?p=31288</guid>

					<description><![CDATA[BT YAZARLAR-İzmir Büyükşehir Belediyesi bir yılı aşkın bir süredir yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarıyla çalkalanıyor… Polis, belediye binalarına gece yarısı operasyonları düzenledi; yüzlerce bilgisayara, on binlerce evraka el koydu… Sonuçta onlarca kişi cezaevinde aylar geçirmek zorunda kaldı. Büyükşehir Belediyesi’nin Genel Sekreteri ise hâlâ tutuklu… Peki; onca baskından, operasyondan, karalama kampanyasından, yandaş basına manşet edilen iddialardan geriye [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" src="https://belgoturk.tv/anasayfa/wp-content/uploads/2012/05/Mustafa-Mutlu-1.jpg" alt="" width="300" height="200" class="alignleft size-full wp-image-22819" /><strong>BT YAZARLAR-</strong>İzmir Büyükşehir Belediyesi bir yılı aşkın bir süredir yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarıyla çalkalanıyor…<br />
Polis, belediye binalarına gece yarısı operasyonları düzenledi; yüzlerce bilgisayara, on binlerce evraka el koydu…<br />
Sonuçta onlarca kişi cezaevinde aylar geçirmek zorunda kaldı.<br />
Büyükşehir Belediyesi’nin Genel Sekreteri ise hâlâ tutuklu…<br />
Peki; onca baskından, operasyondan, karalama kampanyasından, yandaş basına manşet edilen iddialardan geriye “suç” olarak ne kaldı?<br />
Yormayın kendinizi, ben söyleyeyim:<br />
“Belediye, düzenlediği Şevval Sam konseri için ihaleye çıkmamış…”<br />
Başka…<br />
“Eeee, daha ne olsun?”<br />
***<br />
Kardeşim…<br />
Yüz Şevval Sam olur da içlerinden en ucuza konser verecek olanı bulmak için ihaleye gidersin…<br />
Ama bir tek Şevval Sam var!<br />
Eğer ona konser verdireceksen nasıl bir ihaleye çıkacaksın ki?<br />
Konseri kaça verdiğini sorarsın; işine gelirse anlaşırsın, gelmezse başka birisini bulursun…<br />
Belediyenin işine gelmiş ki anlaşmış…<br />
Bunun neresinden “yolsuzluk hikâyesi” çıkaracaksın; git başka belediyelere bak, değil mi?<br />
***<br />
Hangi belediyelere mi?<br />
AKP’li Küçükçekmece Belediyesi’ne örneğin…<br />
Belediye, 7-14 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen “7. Uluslararası Küçükçekmece Göl Festivali”nin sadece organizasyonu için kaç para harcamış, tahmin edin.<br />
961 bin 018 lira…<br />
Peki; yapılan ne?<br />
Birkaç halk konseri, birkaç gösteri…<br />
Şevval Sam, Tarkan, Kenan Doğulu konseri için ihaleye çıkamazsın ama böyle bir organizasyon için bal gibi çıkarsın…<br />
Peki, çıkılmış mı?<br />
Hayır…<br />
Davet yöntemiyle yaptırılmış…<br />
Davet edilen firma kime ait?<br />
AKP eski milletvekili Mustafa Baş’ın damadı ve eski Eminönü Belediye Başkanı’nın Özel Kalem Müdürü Fatih Bolcan’a…<br />
Fatih Bey’in ismini bile duymamış olabilirsiniz bugüne kadar, ama arkası sağlam…<br />
Sadece on yıl önceki düğününe katılan siyasetçilerden iki meclis, dört de bakanlar kurulu çıkar.<br />
***<br />
İçişleri Bakanı’ndan çok önemli bir ricam var:<br />
Eminim şimdi “şeklen” de olsa Küçükçekmece Belediyesi’ne müfettiş gönderip, teftiş başlatacaksınız…<br />
Şu fuar nasıl yapılmış, kime kaç para verilmiş, araştıracaksınız…<br />
Lütfen; İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde “Şevval Sam yolsuzluğunu” ortaya çıkaran kahraman müfettiş arkadaşa verin bu işi…<br />
Ne de olsa uzmanlık konusu!<br />
*****<br />
YİNE İDO!<br />
Özelleştirilme sonrası yoğun eleştiriler alan İDO, şimdi de “şarap taşıma yasağı”yla gündeme geldi.<br />
Kabataş’tan Burgazada’ya gitmek isteyen ve çantasında 4 şişe şarap olan bir kadının, İDO görevlilerince engellendiği öne sürüldü.<br />
Olayı köşesine taşıyan Milliyet Gazetesi yazarı ve ünlü gurme Vedat Milor aynen şunları yazdı:<br />
“Ceren Sungu, Kabataş’tan deniz otobüsüne binip; adaya, benim evime geliyor. Yanında dört şarap taşıyor. İDO’dan içeri almıyorlar, ‘Şarap var’ diye. Üstelik de oradaki görevli, kızcağıza bağırıp onu azarlıyor. Suudi Arabistan ya da İran’da mıyız kardeşim? Yasak mı evine şarap götürmek?”<br />
Ah, Vedat Bey… “Suudi Arabistan ya da İran’da mıyız kardeşim?” diye tepki göstermek için ille de böyle bir deneyim yaşamayı beklemeseydiniz…<br />
Kim bilir, o zaman böyle bir şeyi belki de hiç yaşamazdınız!<br />
*****<br />
GÜNÜN SORUSU<br />
Adli tatil bugün başladı… Hâkimler, savcılar, avukatlar biraz olsun rahat nefes alacak… Ama onlar tatil yaparken; belki de boş yere suçlanan binlerce tutuklu sanık cezaevinde gün çentiklemeye devam edecek… Sorum ortaya:<br />
Tutukluları neden adli tatilden yararlandırmıyoruz?<br />
*****<br />
Gürsel Tekin’e göre CHP, çok değişmiş…<br />
Dünkü yazımda, 3 Mayıs’ta istifa ettiği CHP Merkez Yönetim Kurulu üyeliği ve Medyadan Sorumlu CHP Genel Başkan Yardımcılığı görevine yeniden getirilen Gürsel Tekin’e basit bir soru sormuştum:<br />
“CHP’nin 18 kişilik yeni yönetiminde eski 16 kişilik yönetimden sadece üç isim yer almıyor. Oysa sen özellikle Nihat Matkap’ı ve Erdoğan Toprak’ı kastederek, ‘Ben onlarla aynı MYK’da bulunmayı, aynı yönetim anlayışıyla hareket etmeyi kabullenemiyorum’ gerekçesiyle istifa etmiştin… Ne oldu da aynı kişilerle birlikte yeniden, hem de aynı göreve gelerek çalışmayı kabul ettin?”<br />
***<br />
Gürsel Tekin aradı ve “Ben istifa ederken hiç kimsenin adını vermedim” diyerek söze girdi. Sonra da şöyle devam etti:<br />
“Benim derdim isimlerle değil, yönetim anlayışıylaydı… CHP’nin Merkez Yönetim Kurulu çok değişmemiş gibi görünse de, görev ve yetki dağılımları bakımından oldukça değişmiştir. Bu değişiklik, benim istediğim zihniyet ve yönetim tarzı değişikliğini de getirecektir. Ben yıllardır CHP’nin parti içi değil, parti dışı siyasete yoğunlaşması gerektiğini savunuyorum. Yeni yönetim bunu değiştirecek güçte ve yapıda… O yüzden aynı göreve seçilmekte bir sakınca görmedim.”<br />
***<br />
Gürsel Tekin’in istifa ettiği görevlerini yeniden üstlenmesine gerekçe olarak söylediği bu sözler sizi ikna etti mi, bilemem…<br />
Ama ben, dün kendisine telefonda söylediğim sözleri burada da yinelemek istiyorum:<br />
“CHP’nin şimdiki yönetiminde, bir öncekine göre değişen pek fazla bir şey yok Gürsel… Değişen sensin…”<br />
<strong>İlk Kurşun</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://belgoturk.tv/yazarlar/mustafa-mutlu-ayni-mufettis-gorevlendirilsin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
