Röportajda söylediklerini okurken gözlerime inanamadım.
Acaba gözlerim mi yanılttı diyerek, bir daha okudum, sonra bir daha…
Okudukça tüylerim ürperdi, dehşet içinde kaldım.
Başbakan Davutoğlu’nun CNN International’in dünyaca ünlü ve saygın muhabiri Christian Amanpour’a söyledikleri karşısında ne diyeceğimi bilemedim.
O Amanpour ki, Gezi sürecinde sergilediği tarafsız gazetecilik çabaları nedeniyle muktedir tarafından hedef gösterilmiş, kışkırtıcılık ve ajanlıkla suçlanmış, hakkında edilmedik laf kalmamıştı!..
* * * *
Gelelim Davutoğlu’nun röportajda yaptığı açıklamalara.
IŞİD denilen canavarlar topluluğu, Türkmen, Sünni ve Şii kentlerinde yaptığı soykırımlardan sonra Kürtlerin yaşadığı Kobani’ye dayanmış, kenti ele geçirip, yeni bir katliama girişmek üzere…
Böyle bir günde uluslar arası medyaya konuşan Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın ne söylemesini beklersiniz?
“Devletimiz Türkmen’lere, Şiilere, Kürtlere, kısacası ırkı, dini, mezhebi ve dili ne olursa olsun, masum insanlara yapılan zulmü lanetler… Adına her ne kadar “İslam Devleti” dese de, bu teröristlerin Müslümanlıkla bir ilgisi yoktur… Bu gözü dönmüş sapkınlar, sadece bizim coğrafyamızda yaşayanlar için değil, tüm insanlık için yok edilmesi gereken bir tehlikedir… Dolayısıyla devletimiz, coğrafya ayrımı yapmaksızın, insanlık suçları işleyenlere karşıdır. Türkiye her zaman zulme uğrayan masum sivillerin yanında yer almıştır.
Koalisyon güçleri, IŞİD’in Suriye ve Irak topraklarında yaptığı soykırımlara daha fazla seyirci kalmamalı ve bir an önce harekete geçmelidir” demesini, ya da buna benzer bir duruş sergilemesini, değil mi?
* * * *
Yok, hayır!..
Böyle konuşmamış.
Tam tersine, tüyler ürperten açıklamalar yapmış.
Örneğin Amanpour’un “Koalisyon güçlerine katılmanız için planın ayrıca Esad rejiminin düşürülmesini içermesi şartınız var mı” sorusuna “Tabii ki” cevabını vermiş,
“…Esad rejimi kimyasal silah, scud füzeleri, varil bombaları kullandı, insanları aç bırakarak cezalandırdı. Bu işlenen suçlar karşısında herkes sessiz kaldı. Radikal örgütler bu durumdan yararlandı. Fırtına yaklaşıyor dedik ama hiçbir önlem alınmadı” demiş.
Amanpour’un “Kobani’yi kurtarmaya hazır mısınız, destek verecek misiniz” sorusunu ise “Kobani’ye müdahaleye gerek varsa, tüm Suriye’ye müdahaleye gerek vardır” diyerek cevaplamış.
Özetle Türkiye’nin öncelikli hedefinin IŞİD değil, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad olduğunu söylemiş.
Sözleriyle Amanpour’da “ABD Türkiye’nin uçuşa yasak tampon bölge önerisini kabul ederse, Türk askeri Suriye topraklarına girecek” izlenimini bırakmış.
* * * *
Şu korkunç duruma bakar mısınız?
Sınırımızın hemen dibinde kan gövdeyi götürüyor. Söndürmeye çalışmak yerine benzin döktükleri Ortadoğu yangını ülkemize sıçramış, teröristler sokakları ve kamu mallarını cayır cayır yakıyor.
Türkiye’nin Başbakan’ı insanın kanını donduran bu görüntüye hala mezhepçi gözlükle bakıyor.
“Kanla beslenen IŞİD’in kadın, erkek, yaşlı, çocuk, Alevi, Sünni ayrımı yapmaksızın sürdürdüğü katliamın durdurulmasına nasıl yardım edebilirim” diye düşünmek yerine, Alevi ve laik olduğu için hedef seçtiği Beşar Esad’ı bir an önce nasıl deviririm hesapları yapıyor.
Bu uğurda Mehmetçiğin “Büyük Şam Seferi”ni hayal edebiliyor.
Türkiye’yi ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ni, eşi görülmedik bir cüretle kan gölüne sürüklemeyi göze alabiliyor!
SÖZCÜ