Erhan Yurdayüksel: Avrupa’nın Rotası Afrika ve Yeni Denklemde Türkiye Faktörü

Eski dünyanın enerji haritası Orta Doğu’da alev alırken, Brüksel koridorlarında artık “yardım” değil, “çıkar” konuşuluyor. Avrupa, ayakta kalabilmek için güney komşusu Afrika ile olan vesayet ilişkisini, stratejik bir ortaklığa dönüştürmeye çalışıyor. Ancak bu yeni rotada Avrupa’nın bir “oyun kurucuya” ihtiyacı var Türkiye’ye ihtiyacı var.

Dünya, 2026 yılının sert gerçekliğiyle yüzleşiyor. Hürmüz Boğazı kapalı, İran savaşı petrol damarlarını tıkamış ve Orta Doğu, küresel sistem için güvenli bir liman olmaktan çıkmış durumda. Bu yangının ortasında kalan Avrupa Birliği için artık tek bir çıkış yolu var. Bu yolun istikameti Güney. Ama bu sefer “üstten bakan” bir kalkınma yardımı paketiyle değil, hayatta kalma içgüdüsüyle şekillenen bir enerji ve güvenlik ortaklığı.

On yıllardır süregelen “Afrika’ya yardım” modeli, artık ne sahadaki gerçeği yansıtıyor ne de Avrupa’nın kan kaybını durdurabiliyor. Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı Omarjee’nin de açıkça itiraf ettiği gibi modası geçmiş bu politikalar artık hükmünü yitirdi. Bugün Afrika’daki refah, Avrupa’daki refahın doğrudan teminatı haline gelmiş durumda.

Eski Malavi Cumhurbaşkanı Chakwera’nın “Dün amaca uygun olan, bugün olmayabilir” sözü, aslında kıtanın Avrupa’ya verdiği bir ev ödevi niteliğinde. Afrika artık kendisine “öğretilenleri” uygulayan bir öğrenci değil, başta Çin olmak üzere Rusya ve ABD’nin kapısında kuyruk olduğu, seçenekleri bol bir aktör durumuna geldi.

Ukrayna savaşıyla Rus gazından kopan Avrupa, şimdi Orta Doğu’daki abluka nedeniyle rotasını tamamen Afrika’ya kırmış durumda. Rakamlar bu mecburiyeti tescilliyor. İtalya, doğal gaz ihtiyacının yüzde 30’undan fazlasını Cezayir’den çekiyor. Portekiz, LNG ihtiyacının yarısını Nijerya’dan karşılıyor.

Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim, Afrika’nın nispeten güvenli deniz yollarını ve coğrafi yakınlığını altın değerine çıkardı. Ancak bu altının işlenmesi için Avrupa’nın sadece gaz çekmesi yetmiyor, kıtadaki altyapı ve güvenlik açıklarını da kapatması gerekiyor. İşte tam bu noktada, Avrupa’nın stratejik körlüğü aşmasını sağlayacak en kritik anahtar Türkiye olarak öne çıkıyor.

Avrupa’nın Afrika’daki güvenlik mimarisi çökerken, Türkiye’nin son yirmi yılda kıtada inşa ettiği “eşit ortaklık” ve “güvenlik odaklı diplomasi” modeli, Brüksel için tek gerçekçi çıkış yolu haline gelmiş durumda. Avrupa’nın Türkiye ile yapacağı kapsamlı bir savunma ve genel işbirliği, Afrika’da sadece güvenliği sağlamakla kalmaz, aynı zamanda kalıcı bir strateji oluşturulmasını da mümkün kılar.

Sahel bölgesinden Gine Körfezi’ne kadar radikalizm ve deniz haydutluğuyla mücadelede Türkiye’nin rüştünü ispatlamış İHA/SİHA teknolojileri ve asimetrik harp tecrübesi, Avrupa’nın hantal askeri yapısının yerini alabilir.

Tarihsel İlişkiye bakıldığında Fransa ve diğer eski sömürgeci güçlerin aksine Türkiye’nin kıtada “sömürgeci geçmişi olmayan güç” imajı, yerel hükümetlerin güvenini kazanmada Avrupa’ya meşruiyet köprüsü kurabilir.

Lojistik ve Ticari Ağ olarak Türkiye’nin Afrika’daki geniş elçilik ağı, Türk müteahhitlerinin altyapı projelerindeki hızı ve insani diplomasi gücü, Avrupa’nın “yerel demirleme” hedefine ulaşması için hazır bir zemin sunuyor.

AB Dış Politika Şefi Kaja Kallas’ın Nijerya ve Gana ziyaretleri, Brüksel’in “gecikmiş” telaşının bir özeti gibiydi. Zira 2020’den bu yana Mali’den Madagaskar’a uzanan darbe dalgaları, Fransa liderliğindeki geleneksel Avrupa etkisini Sahel’den silip süpürdü. Rusya askeri, Çin ise ekonomik boşlukları doldurmak için pusuda beklerken, Avrupa’nın Afrika’da “önemsizleşmeme” mücadelesi verdiği bir gerçek.

Eğer Avrupa, Afrika’yı sadece bir “yakıt istasyonu” veya “göç barajı” olarak görmeye devam ederse, bu yeni ortaklık denemesi de tarih sayfalarında bir başka başarısız deneme olarak kalacaktır. Bugün Afrika’nın yükselişi, Avrupa’nın geleceğini belirleyen asıl denklem haline gelmiştir. Bu denklemin doğru çözümü ise Ankara-Brüksel hattında kurulacak, Afrika merkezli sağlam bir savunma ve kalkınma paktından geçmektedir.

Erhan Yurdayüksel

03 Nisan 2026