Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Orta Doğu’da tırmanan gerilimin merkezindeki Hürmüz Boğazı’nın yeniden deniz trafiğine açılması için ortak hareket etme kararı aldı. Zirve, Washington’ın müttefiklerine yönelik “Kendi güvenliğinizi kendiniz sağlayın” baskısının gölgesinde gerçekleşti.
SEUL – Küresel enerji arzının şah damarı olarak kabul edilen Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla derinleşen enerji krizi, uluslararası diplomasiyi hareketlendirdi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Güney Kore ziyareti kapsamında gerçekleşen zirvede, iki lider bölgedeki ablukayı kırmak ve küresel ekonomik belirsizliği dizginlemek adına “stratejik iş birliği” taahhüdünde bulundu.
Diplomatik Seferberlik: “Sorumluluk Almalıyız”
Seul’de düzenlenen basın toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Macron, Hürmüz Boğazı’ndaki durumun sadece bölgesel değil, küresel bir istikrar sorunu olduğunu vurguladı. Macron, “Fransa ve Güney Kore, Orta Doğu’daki gerilimi düşürmek ve bu kritik geçiş güzergahını yeniden dünya ticaretine kazandırmak için kapasitelerini birleştirecektir,” ifadelerini kullandı.
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung ise deniz güvenliğinin kırmızı çizgileri olduğunu belirterek, “Hürmüz Boğazı’nda güvenli seyrüseferin tesisi için kararlılığımızı teyit ettik. Bu sadece ekonomik bir zorunluluk değil, küresel barışın da bir gereğidir,” dedi. Ancak her iki lider de boğazın fiziki olarak nasıl açılacağına dair askeri veya operasyonel bir detay paylaşmaktan kaçındı.
Trump’ın Çıkışına Yanıt Niteliğinde Zirve
Bu kritik buluşma, ABD Başkanı Donald Trump’ın müttefiklerini hedef alan sert açıklamalarının hemen ardından geldi. Trump, “Güney Kore ve Japonya gibi ülkeler petrollerini bu yoldan alıyorlarsa, korumasını da kendileri yapmalı,” diyerek bölgedeki Amerikan askeri varlığının maliyetini tartışmaya açmıştı.
Seul’deki zirve, Washington’ın “yalnızcı” (isolationist) politikasına karşı müttefiklerin kendi aralarında alternatif dayanışma kanalları oluşturma çabası olarak yorumlanıyor. Özellikle Güney Kore’deki 45 bin Amerikan askerinin varlığı ve bölgedeki nükleer tehdit unsurları, Seul yönetimini daha aktif bir diplomasi yürütmeye zorluyor.
Sadece Enerji Değil, Teknoloji ve Nükleer Ortaklık
Zirvede yalnızca güvenlik meseleleri değil, stratejik ekonomik yatırımlar da masaya yatırıldı. İki ülke arasında şu kritik alanlarda anlaşmalar imzalandı:
Nükleer Enerji: Nükleer yakıt tedarik zincirlerinin güvenliği ve sürdürülebilirliği için ortak çalışma grubu kurulması.
Yenilenebilir Enerji: Güney Kore’nin güney kıyılarında inşa edilecek devasa deniz üstü (offshore) rüzgar enerjisi projelerine Fransız yatırımı.
Kritik Mineraller: Yüksek teknoloji üretimi için hayati önem taşıyan mineral tedarikinde iş birliği.
Tahran’dan BMGK’ya Uyarı
Öte yandan, İran kanadından gelen açıklamalar gerilimin düşmesinin kolay olmayacağını gösteriyor. Tahran yönetimi, BM Güvenlik Konseyi’nde oylanması beklenen Hürmüz Boğazı taslak kararı öncesinde sert bir uyarı yayımladı. İranlı yetkililer, yapılacak herhangi bir “kışkırtıcı adımın” bölgedeki durumu geri dönülemez bir noktaya taşıyacağı konusunda uluslararası toplumu uyardı.
Dünya petrol trafiğinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği bu dar su yolundaki belirsizlik sürerken, Fransa ve Güney Kore’nin başlattığı bu yeni diplomatik hattın sahada nasıl bir karşılık bulacağı merak konusu.
