Çağdaş sahne sanatlarının en prestijli etkinliklerinden biri olan Kunstenfestivaldesarts, 31. edisyonuyla bu Cuma perdelerini açıyor. 30 Mayıs’a kadar devam edecek olan festival; tiyatro, dans ve görsel sanatları harmanlayan 29 projeye ev sahipliği yapacak. Organizatörlerin yaptığı açıklamaya göre, bu projelerden 15’i dünya prömiyeri olma özelliği taşıyor.
Açılış Haftasında Görkemli Başlangıçlar
Festivalin ilk hafta sonu, sanat dünyasında ses getirecek benzersiz yaratımlara sahne olacak:
Apichatpong Weerasethakul: Ünlü sinemacı, Les Brigittines şapelinde sergilenecek olan “A Flower of Forgetfulness” adlı teatral enstalasyonuyla izleyici karşısına çıkacak.
Bouchra Ouizguen & Dançando com a Diferença: La Raffinerie’de sahnelenecek “Este Mundo” projesinde, engelli ve engelli olmayan dansçılar gündelik hayatın keşfini dansla birleştirecek.
Disiplinlerarası Deneyimler ve Sınırları Zorlayan Performanslar
Festival, Brüksel genelinde 24 farklı mekanda gerçekleşerek şehri dev bir sahneye dönüştürüyor:
Görsel Sanatlar ve Sahne Kesişimi: Germaine Kruip, KVS BOL’da “A Possibility” isimli çalışmasını; Emmanuel Van der Auwera ise Halles de Schaerbeek’te “hakikat sonrası” (post-truth) çağının iklimini sorgulayan “Can You Make a Hurricane?” projesini tanıtacak.
Sıra Dışı Mekanlar: Dana Michel’in “You cannot can” performansı bir yüzme havuzunda (Piscine du Centre) izleyiciyle buluşacak.
Tarih ve Politika: Meksikalı ekip Lagartijas Tiradas al Sol, “Centroamérica” ile tiyatroyu tarihin derinliklerine taşıyacak.
Festivalin Sosyal Merkezi: Théâtre Les Tanneurs
Kunstenfestivaldesarts sadece bir izleme deneyimi değil, aynı zamanda bir etkileşim alanı sunuyor. Théâtre Les Tanneurs, festivalin ana buluşma noktası olarak belirlendi. Burada ziyaretçiler:
Yemek yiyip bir şeyler içebilir,
Sanatsal aktivitelere katılabilir,
Habib Ben Tanfous’un sanatsal karaokesinde eğlenebilir,
Her Cuma ve Cumartesi düzenlenen partilerde dans edebilirler.
Arka Plan ve Genişletme: Kunstenfestivaldesarts Neden Önemli?
Çok Kültürlülüğün Sesi:
İsmi Felemenkçe (Kunsten) ve Fransızca (Arts) kelimelerinin birleşiminden oluşan festival, Brüksel’in iki dilli ve kozmopolit yapısını simgeliyor. Festival, sadece yerel değil, Tayland’dan Meksika’ya, Fas’tan Polonya’ya kadar dünya çapındaki sanatçıları bir araya getirerek küresel bir diyalog zemini oluşturuyor.
“Modern” Değil “Çağdaş”:
Bu festivali klasik tiyatro festivallerinden ayıran en büyük fark, “bitmiş” eserlerden ziyade süreci, deneyi ve risk almayı öncelemesidir. Çoğu performans, izleyiciyi de sürecin içine dahil eden “immersive” (sarmalayıcı) bir yapıdadır.
Önemli Katılımcılar ve Eserler:
Alice Diop: “Le Voyage de la Vénus Noire” ile sömürgecilik ve kimlik kavramlarını sorguluyor.
Davi Pontes & Wallace Ferreira: “Repertório” üçlemesinin ilk bölümüyle bedenin bir direniş alanı olarak kullanımını ele alıyor.
Editörün Notu: Festivalin 30 Mayıs’a kadar sürecek olması, Brüksel’de yaşayan veya şehri ziyaret edecek sanatseverler için uzun soluklu bir keşif maratonu sunuyor. Birçok performansın biletleri prömiyerler nedeniyle hızla tükendiği için önceden rezervasyon yapılması öneriliyor.
