Son viraj: Çocuklarımızın yarınını hangi karanlığa terk ediyoruz?
Gecenin bir yarısı aniden bastıran o amansız fırtınalarda, mevsimini şaşırmış kavurucu sıcaklarda ya da musluğumuzdan akarken her damlasında geleceğin eksildiğini hissettiğimiz o sularda…
Kaçımız durup düşündü?
Kaçımız başını yastığa koyduğunda, kendi ellerimizle kuruttuğumuz bu dünyada çocuklarımızın nasıl nefes alacağını sorguladı?
Düşünmek zorundayız.
Bu bir tercih, lüks bir entelektüel sancı değil; kaçamayacağımız bir zorunluluk.
Peki, soruyorum size: Her gün gözlerinin içine bakıp “senin için yaşıyorum” dediğimiz o evlatlarımızın geleceğini gerçekten korumak istiyorsak, tam şu anda, bu geri dönülmez eşikte ne yapacağız?
Elimiz kolumuz bağlı, felaket senaryolarının sıradanlaşmasını mı izleyeceğiz?
Ben size çaresizliği değil, bir çıkış yolunu fısıldıyorum:
“Gücünü Özgür Bırak! Senin enerjin. Senin hakların. Senin seçimin.”
Bu sadece süslü bir kampanya sloganı değil; hepimizin, insanlığın hayatta kalmak için sarılmak zorunda olduğu o son ve mecburi seçenek.
İşte tam da bu yüzden, içimizdeki o uyuyan duyarlılığı uyandırmak, sessiz çığlığımızı tüm dünyaya haykırmak için her birinizi çok kritik bir buluşmaya davet ediyorum:
Avrupa Sürdürülebilir Enerji Haftası (EUSEW) 2026.
Yirmi Yıllık Bir Direniş Hikayesi
Bundan tam yirmi yıl önce, gezegenin geleceği için dertlenen bir avuç insanın yan yana gelmesiyle başlayan o küçük kıvılcım, bugün devasa bir meşaleye dönüştü.
EUSEW, artık her yıl 10 binlerce insanın temiz enerjiye geçiş için tek bir yürek olduğu, Avrupa’nın bu alandaki en büyük, en köklü platformu.
Bu yıl, 9-11 Haziran 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan bu özel buluşmanın teması, aslında içinde bulunduğumuz çağın da özeti:
“Temiz, Güvenli ve Rekabetçi Bir Enerji Birliği.”
Zaman daralıyor ancak umut bitmiş değil; hem fiziki hem de çevrim içi olarak katılabileceğiniz bu tarihi zirve için kayıtlar hâlâ devam ediyor.
Kendiniz için değilse bile, yarınlarınız için o kaydı yapın.
Güç Savaşlarının Gölgesinde Geleceği Tasarlamak
Bu yılki etkinlik, sadece bir konferans değil; adeta bir hafıza tazeleme ve hesaplaşma sahnesi olacak.
Karşımızda duran jeopolitik krizler, savaşlar ve enerji krizleri dünyayı karanlığa sürüklerken, 2007’den bu yana görev yapmış tüm AB Enerji Komiserleri (Andris Piebalgs, Günther Oettinger, Miguel Arias Cañete, Kadri Simson ve mevcut Komiser Dan Jørgensen) aynı sahnede buluşacak.
Kıtanın önceliklerinin nasıl evrildiğini ve bu acımasız coğrafyada bir sonraki adımın ne olması gerektiğini masaya yatıracaklar.
Büyük Başlangıç: 9 Haziran Salı sabahı saat 09:00’da (CET), Enerji ve Konuttan Sorumlu Komiser Dan Jørgensen’in yapacağı açılışla perdeler aralanacak.
Küresel İş Birlikleri ve Yeni Umutlar: AP Üyesi Elena Donazzan’dan İrlanda temsilcisi Bakan Darragh O’Brien’a, Avrupa Yatırım Bankası Başkan Yardımcısı Marko Primorac’tan Siemens Grid Yazılımları CEO’su Sabine Erlinghagen’e kadar endüstrinin ve siyasetin kalbi burada atacak.
Akdeniz’in Esen Rüzgarı: Aynı günün öğleden sonrasında, Komiser Dubravka Šuica’nın ilan edeceği T-MED girişimi, AB ile Güney Akdeniz arasında temiz teknoloji köprüleri kurarak kuruyan topraklara can suyu olmayı hedefleyecek.
Yol Haritası: 10 ve 11 Haziran’da ise yeni Enerji Genel Müdürü Céline Gauer ve Yardımcısı Mechthild Wörsdörfer, insanlığın enerji politikasındaki o hayati virajları, sonraki adımları ilan edecekler.
Masadaki Faturalardan Özgürlüğe: “Gücünü Özgür Bırak!”
Bu zirveyi diğerlerinden ayıran en can alıcı nokta ise doğrudan bizleri, yani sıradan insanı merkeze alması. EUSEW 2026, büyük şirketlerin gölge oyunlarından sıyrılıp vatandaşı korumak için yeni bir akım başlatıyor:
“Unlock Your Power! / Gücünü Özgür Bırak!”
“Senin enerjin. Senin hakların. Senin seçimin.”
Her ay kapımıza gelen, baktıkça belimizi büken o ağır enerji faturalarını doğru okumaktan tutun, tüketici olarak haklarımızı barbarca sömürülmekten korumaya; mahallemizde, şehrimizde kendi enerji topluluklarımızı kurarak bu sisteme ortak olmaya kadar hayatın tam içinden pratik çözümler sunuluyor.
Bu pilot hareket ilk etapta Çekya, Yunanistan ve İspanya’da acı reçetelerle yüzleşen halklar üzerinde uygulanmaya başlasa da, İngilizce içeriklerle tüm Avrupa’ya ve bizlere bir kılavuz olacak.
Ya Şimdi Ya Hiç
Sevgili okurlar; enerji sadece fabrikaların, devasa santrallerin ya da devlet başkanlarının tekelinde bir güç savaşı değildir.
Enerji; çocuğunuzun kışın ısınamadığı odası, yazın nefes alamadığı sokağı, gelecekte bulamayacağı temiz suyudur.
Şimdi soruyorum: Bu adaletsiz düzene karşı sesinizi yükseltip haklarınıza sahip mi çıkacaksınız, yoksa karanlığın çocuklarımızı yutmasını mı izleyeceksiniz?
Gelin, 9-11 Haziran‘da bu insanlık çağrısına kulak verin.
Çünkü başka bir dünya yok ve başka bir şansımız olmayacak.
Söz Sizde…
Her ay kapımıza gelen o fahiş faturaları sadece ekonomik bir yük olarak görüp hayıflanmaya devam mı edeceğiz, yoksa o faturaların arkasındaki küresel sömürüye ve çevre katliamına karşı en temel vatandaşlık hakkımız olan “temiz enerji” talebini bir direniş bayrağı gibi dalgalandıracak mıyız?
Yarın çocuklarımız mevsimini yitirmiş kurak bir dünyada, kirli bir gökyüzünün altında bize “Bizim geleceğimizi korumak için siz ne yaptınız?” diye sorduğunda; onlara korkakça bir sessizlik mi miras bırakacağız, yoksa “Gücünü Özgür Bırak!” diyerek onlar için verdiğimiz bu onurlu mücadelenin hikayesini mi anlatacağız?
Erhan Yurdayüksel
03 Haziran 2026