Dalgaların Susturamadığı Gerçek: Türkiyesiz Bir Akdeniz Masalı
Mavi Vatan’ın kalbinde, her dalgasında Türk denizcisinin izi, her limanında Anadolu’nun gölgesi olan Akdeniz…
Şimdi sormak gerekiyor: Bu aziz sularda, Türkiyesiz bir “Akdeniz İçin Birlik” vizyonundan, onun araştırma ve yenilik toplantılarından bahsetmek ne kadar gerçekçi?
Görüyoruz ki, kağıt üzerinde oluyor.
Akdeniz’in en uzun kıyı şeridine sahip gücünü, bölgenin istikrar kilidini görmezden gelerek masalar kuruluyor,
ittifaklar tazeleniyor.
Avrupa Birliği ve Mısır, Ufuk Avrupa Ortaklığı’nın ardına sığınarak, adeta Akdeniz’in asli sahibini sessiz bir dışlamayla çemberin dışında bırakmaya çalışıyor.
Araştırma ve yenilik adı altında, Türkiye’nin Akdeniz’deki sarsılmaz gücüne karşı alternatif bir eksen inşa ediliyor.
Kahire’nin Yeni Gölgelerinde Yazılan Senaryo
Avrupa Birliği yetkilileri Kahire’nin çölün ortasında yükselen Yeni İdari Başkenti’nde, Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı’nın soğuk salonlarında Mısırlı yetkililerle bir araya geldiler.
Avrupa Birliği ve Mısır, Ufuk Avrupa (Horizon Europe) programı kapsamındaki 1. Karma Komite Toplantısı’nı ve 9. AB-Mısır Karma Bilim ve Teknoloji İş Birliği Komitesi Toplantısı’nı büyük bir şovla gerçekleştirdi.
Açılışı Mısır Bakanı Abdel Aziz Konsowa ve AB Mısır Delegasyonu Başkanı Angelina Eichhorst yaptı; masanın eş başkanlığını ise Brüksel’in bürokratik koridorlarından gelen Maria Cristina Russo ile Mısırlı mevkidaşı Salma Yousry yürüttü.
Üst düzey isimler, fon kuruluşları, üniversiteler…
Herkes oradaydı. Akdeniz’in geleceğini konuştuklarını iddia ediyorlardı, ancak Akdeniz’in jeopolitik dengesini sırtlayan Türkiye o masada yoktu.
Her iki taraf da sürdürülebilir büyümeyi ve sözde “bölgesel dayanıklılığı” kutsayan süslü cümleler kurdu.
Mısır’ın akademi ve sanayisini AB fonlarıyla fonlayarak stratejik bir ortaklık yarattıklarını ilan ettiler.
Gözden Kaçırılmak İstenen Rakamlar:
Mısırlı ortakların yer aldığı 50’den fazla Ufuk Avrupa projesi
Akdeniz genelinde yürütülen 120’den fazla PRIMA projesi
Bu rakamlar sadece bilimsel iş birliğini değil, Akdeniz’de Türkiye’nin nüfuz alanını daraltmak için harcanan milyonlarca avroluk fonların da birer kanıtı.
Bilim Diplomasisi mi, Jeopolitik Kuşatma mı?
Toplantıda sadece bugünün fonları konuşulmadı; Avrupa Komisyonu, 2026–2027 yıllarını kapsayan gelecek planlarını da Mısır’ın önüne serdi. ERC (Avrupa Araştırma Konseyi) burslarından, Marie Skłodowska-Curie eylemlerine ve Avrupa İnovasyon Konseyi fırsatlarına kadar devasa bir paket…
Daha da önemlisi, önümüzdeki dönemin yol haritası çizildi.
Ekim ayında Addis Ababa’daki Afrika Birliği-AB Bakanlar Toplantısı ve asıl çarpıcı olanı, Mart 2027’de yapılması planlanan 2. Akdeniz İçin Birlik Araştırma ve Yenilik Bakanlar Toplantısı için şimdiden kollar sıvanmış durumda.
Ortak Araştırma Merkezi (JRC) üzerinden doktora ortaklıkları ve teknoloji transferiyle, Akdeniz’in güneyini Brüksel’e göbekten bağlayacak bir gelecek inşa ediliyor.
Sonraki Adımlar: Çemberi Genişletmek
Toplantı salonundan çıkan kararlar net:
Mısır’daki Ufuk Avrupa Ofisi daha da büyüyecek, ulusal fon mekanizmalarıyla entegre edilecek.
Tanıtım faaliyetleriyle özel sektör ve akademi tamamen bu ağa dahil edilecek.
Yaklaşan bölgesel bakanlar toplantılarıyla, Türkiye’nin olmadığı bu “yeni Akdeniz” düzeni diplomatik olarak meşrulaştırılmaya çalışılacak.
Ancak Brüksel ve Kahire’nin unuttuğu bir şey var:
Haritalar masa başında çizilse de, Akdeniz’in dalgaları ve tarihi gerçekler sadece orada güçlü olanın adını yazar.
Türkiye’nin stratejik, askeri ve bilimsel gücünü dışarıda bırakan hiçbir Akdeniz projesi, bu suların kaderini tek başına tayin edemez.
Söz Sizde
Kıymetli okurlar, Akdeniz’in geleceğini şekillendirdiğini iddia eden bu hamlelerin ardından sormak gerekiyor:
Avrupa Birliği ve Mısır’ın, Akdeniz’in en köklü ve stratejik aktörü olan Türkiye’yi bilim ve yenilik gibi küresel konularda dahi çemberin dışında tutma gayreti, bölgede kalıcı bir barış ve kalkınma ekosistemi yaratabilir mi?
Türkiye, Akdeniz’deki “Mavi Vatan” haklarını ve askeri gücünü korurken, batı ve güney komşularının bu tür fon tabanlı diplomatik hamlelerine karşı kendi bilimsel ve teknolojik iş birliği paktlarını nasıl konumlandırmalıdır?
Erhan Yurdayüksel
27 Haziran 2026