Son tren kalkıyor: Sınırlarımızı aşan enerji ve zamanla yarışımız!..
Dünya, görünmez sınırların arkasına sığınarak kurtarabileceğimiz bir ev değil artık.
Altımızdaki toprak kururken, gökyüzü her geçen gün biraz daha ağırlaşırken, insanlığın önündeki en büyük sınav hala aynı yerde duruyor:
Birlikte başarmak ya da birlikte kaybetmek.
İşte tam da bu varoluşsal kavşakta, Avrupa İklim, Altyapı ve Çevre Yürütme Ajansı (CINEA), insanlığın ortak geleceğine köprüler kurmayı amaçlayan hayati bir adımı, belki de bu dönemin son şansını başlattı.
29 Haziran’da duyurulan 6. Sınır Ötesi Yenilenebilir Enerji (CB RES) statüsü teklif çağrısı, sadece teknik bir evrak sürecinden ibaret değil. Bu çağrı, 2021–2027 Çok Yıllı Mali Çerçevesi (MFF) kapsamındaki son tren, son çıkış yolu.
Kağıtlardan Daha Fazlası: Güven ve Görünürlük
Peki, nedir bu CB RES statüsü?
Sadece bir etiket mi? Hayır.
Bu statü, rüzgarın esişini, güneşin doğuşunu siyasi sınırların ötesine taşımak isteyen vizyoner projelerin can suyu.
CEF Enerji Programı’nın finansman kapılarını aralamak için bu anahtara sahip olmak zorunlu.
Ancak mesele sadece finansal destek de değil.
Bu statüyü alan projeler, AB düzeyinde devasa bir görünürlük kazanıyor, üye devletlerin siyasi iradesini arkasına alıyor ve en önemlisi, ürkek sermayeye ve yatırımcılara “Bu proje gelecektir” güvenini aşılıyor.
Zaman ise acımasızca akıyor.
Şartları taşıyan, sınırları aşmaya cesaret eden o yenilikçi projelerin yürütücüleri için kum saati tersine döndü.
Başvurular için son gün 6 Ekim 2026.
Bu tarihi kaçıranlar, 2027 yılında açılacak olan ve bu dönemin son fonlaması olacak CEF Enerji CB RES finansman çağrısının tamamen dışında kalacaklar.
CINEA, bu zorlu yolda yürümek isteyenler için geçtiğimiz günlerde çevrimiçi bir bilgilendirme günü düzenleyerek tüm süreci, pratik ipuçlarını ve politika çerçevesini paylaştı.
Kayıtlara ve materyallere ulaşmak, o yola çıkmak isteyenler için artık bir tık uzağımızda.
Ortak Bir Evin Ortak Hikayesi
2021 yılında dikilen bu tohum, bugüne kadar kara ve deniz üstü rüzgar enerjisinden güneşin gücüne, sürdürülebilir biyokütleden jeotermal ve hibrit çözümlere kadar tam 17 yenilikçi projeye hayat verdi. 165 milyon Euro’nun üzerinde kaynak, sadece karbon salınımını azaltmakla kalmadı; geleceğin karanlık senaryolarına karşı enerji arz güvenliğimizi birer kalkan gibi korudu. Üye devletlerin ve hatta AB dışı ülkelerin sınırlarını eriterek ortak bir gökyüzü altında birleşmesini sağladı.
Şimdi, bu büyük hikayenin son perdesindeyiz. Kaynaklar sınırlı, zaman dar ve gezegenin sabrı tükeniyor. Bürokrasinin soğuk koridorlarında yankılanan bu son çağrı, aslında insanlığın ortak geleceğine yazılmış bir mektup.
Söz Sizde
Sizce, iklim krizinin kapımızı böylesine sert çaldığı bir dönemde, ülkelerin kendi sınırları içine kapanarak enerji bağımsızlığı araması ne kadar gerçekçi? Geleceğimizi kurtarmanın tek yolu uluslararası sınırları tamamen eritmekten mi geçiyor?
2026 yılının bu son çağrısıyla birlikte, milyarlarca euro’luk fonların ve projelerin kaderi belirlenirken, sizce sivil toplum ve yerel yönetimler bu devasa sınır ötesi enerji projelerinin neresinde yer almalı? Bizler sadece izleyici miyiz, yoksa bu dönüşümün gerçek sahipleri mi?
Erhan Yurdayüksel
02 Temmuz 2026