Erhan Yurdayüksel: Tükenmişlik!..

İnsan, Ekonominin Ham Maddesi Değildir: Bilanço, Tükenmişlik ve Alternatif Çıkış Yolları

Geleneksel iktisadi modeller büyüme rakamlarını, istihdam oranlarını ve şirket kârlılıklarını zirveye taşırken, insan unsurunun ruhsal dayanıklılığını hesaba katmayan bir yapı inşa etmektedir.

Bugün küresel ekonomi enflasyon, bütçe açıkları ve katı büyüme hedefleriyle boğuşurken, bu hesapların merkezindeki bireyin tükenmişliği makroekonomik verimliliği sessizce kemirmektedir.

Bilanço Kâr Yazarken İnsan Neden Zarar Ediyor?

Makroekonomik göstergeler GSYH ve şirket kârlarındaki artışı başarı olarak kutlarken, çalışanların kronik tükenmişlikle yüzleşmesi sistemin görünmeyen maliyetidir.

Bedenen işinin başında olup zihinsel enerjisini kaygı ve stresle mücadeleye harcayan presenteeism olgusu, kâğıt üzerindeki verimlilik verilerini gölgelemektedir.

Görünmeyen Maliyet Kalemleri: Artan devamsızlık oranları, yüksek personel devir hızı ve uzun süreli iş gücü kayıpları.

Toplumsal Yayılım: Yalnızca işverenler değil, evde sabrı tükenen ebeveyn, geleceğe güvenle bakamayan genç ve geçim sıkıntısıyla sosyal hayattan kopan bireyler bu faturayı ödemektedir.

Stratejik Çelişki: Kısa vadeli kâr uğruna çalışanların ruhsal kaynaklarını tüketmek, uzun vadeli ekonomik kapasiteyi doğrudan riske atmaktır.

Ruh Sağlığı Bir Sosyal Politika Değil, Ekonomik Zorunluluktur

Ruh sağlığı, hastane duvarları veya bireysel terapi süreçlerine hapsedilemeyecek kadar geniş bir yapısal ekosistemin parçasıdır.

Özellikle dijital çağda dikkat ekonomisinin getirdiği baskılar, bireyin zihinsel dinlenme kapasitesini tüketmektedir.

“Ruh sağlığına yapılan yatırım, iş gücünün niteliğini koruyan ve toplumun uzun vadeli üretkenliğini destekleyen stratejik bir ekonomik tercihtir.”

Dijital platformların dikkat kıtlığı üzerinden yarattığı ekonomik değer, kullanıcıların zihinsel dünyasında ağır bir maliyet bırakmaktadır.

Bu nedenle ruhsal iyilik hâlini göz ardı etmek, doğrudan ekonomik büyümenin geleceğini tehlikeye atmaktır.

Doğanın ve Yerel Ekonominin Sessiz Alternatifleri: Keçi Hikâyesi

Modern insanın kâr-zarar denklemleri dışına çıkma arayışı, doğaya dönüş ve yerel kalkınma modellerini gündeme getirmektedir.

Son zamanlarda hızla artmakta olan Keçi yetiştiriciliği ve tarımsal turizm gibi alanlar, hız odaklı ekonomik düzene karşı alternatif bir ritim sunmaktadır.

Küçük üreticinin yem, enerji ve iklim krizi maliyetleri altında ezilmesi, tarımsal üretimin yanı sıra ekonomik adaleti de tehdit etmektedir.

Keçi sütü veya yerel üretim zincirleri, abartılı sağlık vaatleriyle değil, adil fiyatlandırma ve güçlü kooperatif ağlarıyla desteklendiğinde anlam kazanır.

Tükenmişliğin Panzehiri: Başka Türlü Yaşamak

Toplumlara sunulan “daha çok çalış ve fedakârlık yap” reçeteleri, insanın sınırlı ruhsal enerjisini göz ardı etmektedir.

Gerçek çözüm, sorumluluğu yalnızca bireyin stres yönetimine yıkmak değil, yapısal koşulları dönüştürmektir.

İnsani Çalışma Koşulları: Adil ücret politikaları, makul mesai saatleri ve özel yaşam haklarının gözetilmesi.

Kamusal Destek: Erişilebilir ruh sağlığı hizmetleri ve kamusal yeşil alanların artırılması.

Adil Bölüşüm: Ekonomik belirsizliklerin azaltılması ve üretilen değerin yaşam kalitesine yansıtılması.

Bir ekonominin en büyük başarısı insanları ne pahasına olursa olsun çalıştırmak değil, çalışırken ve üretirken insan kalabilmelerini sağlamaktır.

Söz sizde…

Kendi çalışma yaşamınızda “hız ve anlık verimlilik” baskısı ile zihinsel tükenmişlik arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

Şirketlerin bilanço kârlarını artırırken çalışanların ruhsal dayanıklılığını koruması için hangi somut adımların atılması gerektiğine inanıyorsunuz?

Erhan Yurdayüksel

12 Ekim 2024