Sınırda eller tetikteydi.
Herkes nefesini tutmuştu.
Şifreli mesaj bekleniyordu.
Dışişleri bakanımız, başbakanımızı telefonla aradı ve “Ayşe tatile çıksın” dedi.
*
Başbakanımız kısık sesle cevap verdi, sen boşver şimdi ayşenin mayşenin tatile çıkmasını, benim küçük oğlandan sonra büyük oğlanın tapesi çıktı, benim görüntüler çıkmadan dalalım şuraya dedi.
*
Savunma bakanımız daha soğukkanlıydı, itidal çağrısı yaptı, öyle hemen dalmayalım, dalma noktasına gelip bekleyelim, tape çıkarsa derhal dalalım, tape çıkmazsa seçimi bekleyelim önerisinde bulundu.
*
Hararetli bi tartışma başladı.
– Ufak ufak ısınma hareketleri yapalım bari, uçak muçak düşürelim.
– Fena fikir değil, aynı numarayı Balyoz kumpasında yapmışlardı, savaş çıkarmak için uçak düşürülecek filan denmişti, ahali yemişti, bu defa da yerler.
– İyi de, o zamanlar vay vay vay cami bombalayacaklar demiştik, şimdi ne bombalanacak diyeceğiz?
– Türbe var, aynı işi görür.
– Pek aynı işi görmeyebilir, Zuhurat Baba’yı, Telli Baba’yı bilirler ama, Süleyman Şah’ı kimse tanımaz.
– Yav, illa Süleyman demek zorunda mısın, Osmanlı de geç.
– Mehter çalalım mitinglerde.
– Kayı boyundanız diyelim.
– Cehapeliler Bizanslı diyelim.
– Ecdadımızın suçu yok, Kanuni’ye iftira atıldı, Şehzade Mustafa’yı Pensilvanya boğdurdu diyelim.
– Kaşla göz arasında Aziz Yıldırım’a da bi şey geçirelim mi?
– Anıtkabir bizim mitinglerden kalabalıktı, dokunmayın şimdilik ona.
– Ben çıkıp bi ağlayayım isterseniz…
– Ben de şehitlik makamına dair google’dan bi ayet sallayabilirim.
– Sallama boşuna, twitter’ı kapattık.
– Feys’e koy, feys’e.
– Şu istiklal marşlı bayrak indirme reklamını da iyi akıl ettik yani.
– He valla, tam bizim reklamdaki bayrak inerken, türbeninkini indiriyorlar, tayminge bak.
– Takdiri ilahi.
– Az daha reklamdakinden önce türbedeki bayrağı indireceklerdi, bi çuval incir berbat olacaktı.
– Var mı yeni tape?
– Henüz yok efenim.
– Arayın Necdet bey’i acele etmesin, radarları bize kilitlendi falan desin, benden haber beklesin.