Erhan Yurdayüksel: Kararan Bir Dünya

Milyarlar Kazanılıyor, Fatura Dünyaya Kesiliyor!

Bu hafta sonunu da elimizde bir bardak sıcak çay, içimizde tanıdık bir huzurla karşılıyoruz.

Ancak ekranlara yansıyan o devasa coşku, stadyumları dolduran milyonların çığlığı ve kulaklarımızda yankılanan festival şarkıları bu kez içimizi pek ısıtmıyor.

Arkamıza yaslanıp izlediğimiz o muazzam futbol şölenleri, Kuzey Amerika’nın dört bir yanına akın eden milyonlarca taraftar ve şehir şehir gezen dünya yıldızları…

Görünürde her şey büyüleyici, her şey milyar dolarlık endüstrilerin ürettiği hayallerin zirvesi.

Fakat madalyonun diğer yüzünde, Cambridge Üniversitesi’nden araştırmacıların önümüze koyduğu kapkara, ağır bir karbon salımı ve ekonomi faturası duruyor.

Gerçekler ne yazık ki aldığımız keyif kadar masum, arkasında dönen devasa çarklar kadar sürdürülebilir değil.

Işıklar sahneyi aydınlatırken kararan bir Dünya

Büyük spor organizasyonları ve stadyum konserleri söz konusu olduğunda hepimiz günah keçisini yanlış yerde arıyormuşuz.

Yıllardır devasa sahnelerin harcadığı elektriği, stadyumların spot ışıklarını ya da çevreye atılan plastik bardakları tartışırdık.

Oysa yeni bir araştırma, asıl yaranın nerede kanadını açıkça ortaya koyuyor:

Emisyonların açık ara en büyük kaynağı, turnike kapılarına koşan bizlerin, yani seyircilerin yolculukları.

Coldplay’in 2024 Avrupa turnesi ile 2026 FIFA Dünya Kupası’na ilişkin öngörüleri yan yana koyan bilim insanları, sarsıcı bir tabloyla karşılaştı.

Seyirci yolculukları, Coldplay konserlerindeki toplam emisyonun yüzde 97’sini, 48 takımlı yeni formatıyla göz kamaştıran Dünya Kupası’nın ise öngörülen karbon ayak izinin yüzde 82’sini oluşturuyor.

Düşünün ki iki aydan kısa süren bir futbol turnuvası, bazı ülkelerin koca bir yılda ürettiği karbondioksiti atmosfere salıyor.

Yaklaşık 4,23 milyon tonluk bu devasa karbon yükü, kabaca İzlanda’nın yıllık sera gazı emisyonuna denk!

Ve bu korkunç miktarın 3 milyon tonu, sırf o heyecana yerinde ortak olmak için uçağa binen taraftarların kanatlarında taşınıyor.

Bu durum, sadece bir çevre felaketi değil, gelecekte karbon vergileri ve iklim krizinin tetikleyeceği ekonomik zararlar düşünüldüğünde, küresel ekonominin sırtına yüklenen gizli bir maliyettir.

Günah çıkarmak dünyayı kurtarır mı? (Endüstrinin parasal kamuflajı)

Peki, vicdanlar nasıl rahatlatılıyor?

Sanatçılar ve organizatörler milyarlarca dolarlık bütçelerin arkasına sığınarak “karbon denkleştirme” projelerine sarılıyor.

Taylor Swift’in 2024’teki meşhur Eras Tour’u sırasında sadece özel jet seyahatlerinin atmosfere 511.000 kg’dan fazla karbondioksit bıraktığı tahmin ediliyor.

Bu, 120 benzinli aracın yıllık emisyonu demek, üstelik buna milyonlarca hayranın seyahatleri dahil bile değil!

Temsilcileri ise hemen savunmaya geçiyor:

“Karbon kredileri satın aldık.” Leonardo DiCaprio’dan Billie Eilish’e kadar herkes bu “yeşil biletlerin” arkasında.

Ancak Cambridge’li araştırmacılar bu durumu kibarca yüzümüze vuruyor: Bu önlemler yeterli değil.

Ekonomik açıdan bakıldığında karbon kredileri, zenginlerin ve dev organizasyonların karbon salma özgürlüğünü satın aldığı bir tür “modern endüljans” (günah çıkarma belgesi) haline geldi.

Sadece milyarlar harcayıp ağaç dikerek ya da karbon piyasasından hisse alarak yarattığımız bu devasa yıkımı temizleyemeyiz.

Çözüm, hatayı baştan yapmamakta saklı.

Nitekim Coldplay bunu denedi.

Hayranlarını daha düşük karbonlu seyahat seçeneklerine teşvik eden bir uygulama geliştirdiler, treni seçene ürün indirimi gibi ekonomik teşvikler sundular ve taraftarlar seyahat emisyonlarını yüzde 48 oranında azalttı.

Demek ki isteyince, sistemsel ve finansal bir el uzatılınca tüketici davranışı değişebiliyor.

Dünya Kupası gibi mega etkinlikler için etkili iklim stratejileri, sahalardaki işletme emisyonlarını azaltmanın çok ötesine geçiyor.

Gerçek sürdürülebilirlik, organizatörler ulaşım ve güzergâhtan etkinliğin ölçeğine kadar taraftar davranışının geniş sistemini etkilediğinde mümkün oluyor.

Söz Sizde

Bir tarafta hayallerimiz, aidiyet duygumuz, futbol aşkımız ve müzikle dolan ruhumuz…

Diğer tarafta ise her geçen gün biraz daha nefessiz bıraktığımız bir gezegen ve bu eğlence çılgınlığının yarattığı ağır ekonomik çelişkiler.

Bu devasa karbon salımının faturasını sadece maça giden taraftara kesmek ya da endüstri devlerinin vicdan rahatlatma projelerine bırakmak adil mi?

Çayınızdan bir yudum alın ve düşünün:

Büyük organizasyonların yarattığı bu dolaylı çevre katliamını engellemek adına, turnuvaları sadece ekran başından izleyen kitlelerden de (yayıncı kuruluş abonelikleri veya bilet vergileri üzerinden) küçük kesintiler yapılarak yeşil ulaşım altyapıları finanse edilmeli mi ekonomik yükü hepimiz paylaşmalı mıyız?

Gelecekte tutkunu olduğunuz takımın veya sanatçının etkinliğine giderken, sırf doğayı korumak adına uçak yerine çok daha uzun süren bir tren yolculuğunu ya da ortak araç kullanımını tercih eder miydiniz, yoksa “büyük resmi değiştirmek benim değil, bu işten milyarlar kazanan endüstrinin görevi” diye mi düşünüyorsunuz?

Erhan Yurdayüksel

19 Temmuz 2026