Erhan Yurdayüksel: Bilimde Yapısal Reform

Bilim dünyası uzun yıllardır, kaynak tahsisinin ve teşvik mekanizmalarının verimsiz yönetildiği sessiz bir piyasa krizinin içinde yaşıyor.

Laboratuvarlarda gece yarılarına kadar harcanan yüksek nitelikli iş gücü, insanlığın geleceğine yön verecek inovasyonların peşinde koşarken, küresel akademik sistem bu emeği hatalı bir endeksle fiyatlandırıyor.

Fonların, unvanların ve prestijin dağıtıldığı bu pazarda, araştırmacıların karşısına tek bir rasyonel maliyet kalemi çıkıyor: Yayın Sayısı ve Çıktı Hacmi.

Akademik Pazarın Görünmez Zincirleri: Metrik Enflasyonu

Bilimin özünü birkaç nicel göstergeye indirgeyen mevcut “Publish or Perish” (Yayınla ya da Yok Ol) doktrini, akademide ciddi bir “Goodhart Yasası” krizine yol açtı.

Bir gösterge hedef haline geldiğinde, iyi bir gösterge olma özelliğini kaybeder.

Piyasa Sapması: Araştırmacıların üretkenliği yapay makale sayılarıyla, piyasa değerleri atıf endeksleriyle, kariyer basamakları ise metrik tablolarındaki finansal getiri hesaplarıyla ölçülür oldu.

Fırsat Maliyeti: Yüksek riskli ama devrimsel nitelikteki uzun vadeli projeler, “düşük riskli ama hızlı yayın getiren” kısa vadeli projelere feda edilerek inovasyon ekonomisinde ciddi bir fırsat maliyeti yaratıldı.

Avrupa’da son yıllarda yükselen reform hareketi, tam da bu verimsiz piyasa yapısına karşı bir yapısal reform hamlesidir.

Avrupa Komisyonu’nun bağımsız uzman raporu, Araştırma Değerlendirmesini Reform Etme Anlaşması (ARRA) ve CoARA koalisyonunun, akademik emek piyasasını yeniden regüle etmeye çalıştığını gösteriyor.

Ancak ortaya çıkan makro tablo, bir geçiş döneminin kurumsal sancılarını ve yüksek işlem maliyetlerini (transaction costs) gözler önüne seriyor.

Asimetrik Büyüme ve Sermaye Kutuplaşması

Raporun ortaya koyduğu en somut ekonomik gerçeklik, reformun yaratığı asimetrik büyüme ve kutuplaşma riskidir. Değişim, Avrupa genelinde homojen bir grafik çizmiyor.

Mali Gücü Yüksek Öncü Kurumlar: > Finansal rezervleri ve kurumsal sermayesi güçlü olan üniversiteler, değerlendirme kriterlerini çeşitlendirerek “Nitelik Odaklı” bir büyüme modeline geçiş yapabiliyor.

Açık bilim uygulamalarını, toplumsal fayda ROI’sini (Yatırım Getirisi) ve nitelikli iş gücü yönetimini finanse edebiliyorlar.

Kısıtlı Bütçeli Çevre Kurumlar: > Ekonomik darboğazlar, yerleşik kurumsal alışkanlıklar ve değişim maliyetleri nedeniyle birçok kurum eski teşvik sistemine bağımlı kalmaya devam ediyor.

Bu durum, Avrupa bilim pazarında yeni bir paradoks ve piyasa bölünmesi yaratıyor.

Öncü kurumlar geleceğin nitelikli beşeri sermayesini kendilerine çekerken, geride kalanlar geçmişin verimsiz metrik üretimine mahkûm oluyor.

Sermaye ve yetenek, sistemin merkezine doğru daha sert bir şekilde kümeleniyor.

Milyarlarca Avroluk Yatırımın ROI Sınavı

Raporun zamanlaması, makroekonomik planlama açısından kritik bir eşiğe işaret ediyor. Avrupa Araştırma Alanı’nın (ERA) 2025–2027 politika gündeminin tam ortasındayız.

Avrupa, bilimsel yatırımların geri dönüş oranını (ROI) doğrudan etkileyecek büyük kararların arifesinde.

Alınacak dersler, milyarlarca avroluk fon sağlayan gelecek Ufuk Avrupa (Horizon Europe) programlarının bütçe tahsis mekanizmalarını doğrudan şekillendirecek.

Mevcut Değerlendirme Bariyerleri, Araştırmacı Hareketliliğinde Sürtünme, Verimsiz Kaynak Dağılımı
Farklı ülkelerdeki uyumsuz değerlendirme kriterleri, bilimsel iş gücü piyasasında görünmez gümrük duvarları ve işlem maliyetleri yaratıyor.

Fikirlerin ve nitelikli iş gücünün serbest dolaşımı, bürokratik korumacılığa çarpıyor. Bilginin serbest dolaşımını optimize etmek, artık entelektüel bir temenni değil; küresel rekabette Avrupa bilim ekonomisinin sürdürülebilirliği için stratejik bir zorunluluktur.

Hacim Ekonomisinden Değer Ekonomisine

Bu reform hareketinin nihai hedefi; bilimi, çıktı hacmine dayalı bir sanayi modelinden, insan odaklı bir değer ekonomisine dönüştürmektir.

Avrupa Komisyonu bu dönüşümün finansal yükünü hafifletmek adına CoARA’yı doğrudan fonlayarak sürece likidite sağlıyor. Amaç, bilim insanını sadece “yayın üreten bir üretim faktörü” olarak görmeyi bırakıp; şeffaflık, veri paylaşımı ve nitelikli eğitim gibi pozitif dışsallık yaratan unsurları da ödüllendirmektir.

Akademik ekosistem şu an eski teşvik yapısının terk edildiği ama yeni teşvik modelinin henüz tam verimlilikle çalışmadığı bir “ara rejim” belirsizliği yaşıyor.

Bilimin geleceğini, arz yönlü makale enflasyonu değil; insan sermayesini doğru fiyatlandıran ve kaynakları en yüksek toplumsal getiri sağlayacak alanlara tahsis eden adil bir ekonomik model belirleyecektir.

Kurumsal alışkanlıkların direnci ve dönüşüm maliyetleri ne kadar yüksek olursa olsun, bu yapısal reform küresel pazarda hayatta kalmanın kaçınılmaz bedelidir.

Söz Sizde

Ekonomi Perspektifinden Akademik Dönüşüm
Metrik Sapması ve İnovasyon Maliyeti: Akademik başarıyı sadece çıktı hacmine (yayın sayısı, atıf endeksleri) indirgeyen mevcut “hacim odaklı” teşvik sistemi, uzun vadeli ve yüksek riskli yıkıcı inovasyonların önünde bir tür “görünmez vergi” veya yüksek bir fırsat maliyeti mi yaratıyor?

Nicel metrik enflasyonu, bilimsel Ar-Ge’nin gerçek toplumsal yatırım getirisini (ROI) ne ölçüde maskeliyor?

Piyasa Bölünmesi ve Yapısal Engeller: Metinde bahsedilen “Nitelik Odaklı” yeni bir değer ekonomisine geçiş sürecinde sizce en kritik bariyer hangisidir:

Eski teşvik mekanizmalarına bağımlı kurumsal alışkanlıklar mı, reformun getirdiği yüksek geçiş ve işlem maliyetleri mi, yoksa merkez ile çevre kurumlar arasında derinleşen asimetrik sermaye/fon kutuplaşması mı?

Erhan Yurdayüksel

26 Haziran 2026