Erhan Yurdayüksel: Küresel Ekonominin Ortadoğu Sınavı!..

Orta Doğu’daki gerginlik, sadece bölgeyi değil, küresel ekonomiyi de sarsmaya devam ediyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik 28 Şubat’taki saldırıları, ardından İran’ın misillemesiyle başlayan bu çatışmalar, Orta Doğu’da bir dizi ekonomik belirsizliği beraberinde getirdi. Enerji fiyatlarının artışı, ticaret yollarındaki aksaklıklar, turizm sektöründeki duraksamalar ve küresel tedarik zincirindeki bozulmalar, bölge ekonomilerini derinden etkiliyor. Ancak, bu etkiler sadece bölgesel değil, küresel düzeyde de hissediliyor. Enerji arzına yönelik endişeler, enflasyonun küresel çapta hızlanabileceğine dair güçlü sinyaller veriyor. Bu belirsizliklerin önümüzdeki dönemde daha da derinleşmesi ihtimali, ekonomi dünyasında tedirginlik yaratıyor.

Bu çatışmaların küresel enerji piyasasında yarattığı en belirgin etki, petrol fiyatlarının hızla yükselmesi oldu. Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin neredeyse durması, küresel petrol arzında önemli kesintilere yol açtı. Bunun sonucunda enerji fiyatlarındaki artış, hem doğrudan maliyetleri yükseltti hem de şirketlerin artan maliyetleri ürün fiyatlarına yansıtmasına neden oldu. Ancak sadece bu değil, belirsizlik nedeniyle tüketicilerin ve şirketlerin enflasyona dair beklentileri de bozuldu. Bu durum, küresel ekonomik istikrarı tehdit ederken, enflasyon baskılarının daha da güçlenmesine yol açıyor.

Bölgesel gerilimin küresel piyasalar üzerindeki etkileri, özellikle risk primlerinin artmasına yol açtı. Körfez ülkelerindeki borsalarda, farklı büyüklüklerdeki dalgalanmalar gözlemlendi. Örneğin, BAE borsasında yüzde 14,7’lik bir düşüş yaşanırken, Umman borsası yüzde 5 oranında artış gösterdi. Tüm bu gelişmeler, bölgeye olan güvenin sarsılmasına neden oldu ve yatırımcılar, belirsizlik nedeniyle daha temkinli hareket etmeye başladı.

Bununla birlikte, enerji krizinin maliyeti her geçen gün büyüyor. Hürmüz Boğazı’nın kapanması, Körfez ülkelerinin petrol ve doğal gaz ihracatında ciddi bir azalmaya yol açtı. Bu kesintinin boyutları, modern tarihteki en büyük petrol arz kesintilerinden biri olarak değerlendiriliyor. Birçok ülke, bu durumdan dolayı ciddi gelir kayıpları yaşarken, bu kayıpların uzun vadede daha da büyümesi bekleniyor. Enerji ve petrokimya gelirleri dışında, sadece petrol gelirindeki kayıp iki haftalık süreçte 25 milyar doları geçti. Eğer bu durum sürerse, bölgenin ekonomik yapısının daha da zarar görmesi kaçınılmaz olacak.

Orta Doğu’daki gerilim, turizm ve havacılık sektöründe de büyük aksamalara yol açtı. Hava sahalarının kapanması ve güvenlik endişelerinin artması, küresel havacılık sektöründe büyük bir kriz yaratmış durumda. 2020 pandemisi sonrası yaşanan en büyük uçuş aksaklıkları, savaşın patlak vermesiyle başladı. Binlerce uçuş iptal edilirken, bazı havayolu şirketleri Orta Doğu seferlerini tamamen askıya aldı. Bu durum, bölgedeki turizm sektörünü doğrudan etkileyerek, kayıplara neden oldu. Eğer bu aksaklıklar uzun süre devam ederse, sektörün toparlanması zor olacak gibi görünüyor.

Dubai, son yıllarda sadece turizm değil, gayrimenkul sektöründe de ciddi bir büyüme gösterdi. Türk yatırımcıların ilgisiyle dikkat çeken şehir, kriz öncesinde büyük bir cazibe merkeziydi. Ancak, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından, Dubai’deki konut satışları ciddi şekilde düştü. Son üç hafta içinde konut satışları yüzde 25 oranında azaldı. Bu, bölgedeki güvenlik endişelerinin ve ekonomik belirsizliklerin, yatırımcıları nasıl etkilediğinin bir göstergesi.

Körfez ülkelerindeki bu ekonomik belirsizlik, küresel ekonomiye de etkilerini yansıtmaya devam ediyor. Hürmüz Boğazı’ndaki kapanma, Asya’daki ülkeler için de ciddi riskler taşıyor. Bunun yanı sıra, Körfez ülkelerinin ekonomik büyümeleri, büyük ölçüde yabancı sermayeye ve iş gücüne dayalı olduğu için bu belirsizlik ortamı, bu ülkelerdeki uluslararası yatırımların azalmasına yol açabilir. Özellikle BAE gibi uluslararası sermayeye dayalı büyüme politikası izleyen ülkeler, bu belirsizliklerden olumsuz etkilenebilir.

Birçok yatırımcı, güvenli limanları ve uzun vadeli stratejik yatırımları tercih ederken, Körfez ülkelerindeki belirsizlik, uluslararası yatırımların bölgeden uzaklaşmasına neden olabilir. Sigorta fonları, emeklilik fonları ve devlet varlık fonları gibi uzun vadeli yatırımlar, daha güvenli ve öngörülebilir pazarlara kayabilir. Bu durum, bölgedeki ekonomik büyüme modelinin gelecekte nasıl şekilleneceğini etkileyebilir. Uluslararası sermaye akışındaki azalma, Körfez ülkelerinin uzun vadeli ekonomik hedeflerini tehlikeye atabilir.