Erhan Yurdayüksel: ‘SAFE’DE Yeni Perde

AVRUPA’DA 20 MİLYAR AVROLUK SAVUNMA MASASI KURULUYOR: TÜRKİYE O MASADA OLACAK MI?

SAFE’DE YENİ PERDE, TÜRK SAVUNMA SANAYİİ İÇİN KRİTİK EŞİK

Avrupa savunma sanayiinde yeni bir dönem başlıyor.

Ve bu kez mesele yalnızca milyarlarca avroluk bir bütçe değil.

Mesele, Avrupa’nın gelecekteki savunma tedarik haritasının yeniden çiziliyor olması.

Avrupa Birliği’nin 150 milyar avroluk SAFE programı kapsamında ortaya çıkması beklenen 10 ila 20 milyar avroluk kullanılmamış kredi kapasitesi, yıl sonuna kadar yeni bir çağrıyla yeniden dağıtıma açılabilir.

Başka bir ifadeyle:

Avrupa savunmaya para aramıyor. Avrupa, savunmaya ayırdığı parayı kullanacak doğru projeleri, doğru şirketleri ve doğru ortaklıkları arıyor.

İşte Türkiye açısından asıl kritik nokta tam da burada başlıyor.

20 Milyar Avroluk Pencere Açılıyor

AB Komisyonu Sözcüsü Thomas Regnier’in son açıklamaları, SAFE programındaki yeni dönemin işaret fişeğini verdi.

İtalya’nın 8 milyar avronun biraz üzerinde kredi kullanmayı planlaması,

Macaristan’ın ise kendisi için öngörülen yaklaşık 16 milyar avroluk kaynağın tamamını kullanmayarak 5,4 milyar avro ile yetineceğini bildirmesi, SAFE mekanizmasında önemli miktarda kullanılmamış kapasite ortaya çıkarıyor.

Komisyon’un mevcut değerlendirmesine göre bu kapasitenin 10 ila 20 milyar avro arasında olması, hatta mevcut tabloda 20 milyar avroya yaklaşması mümkün.

Ancak burada bütün hikâyenin merkezinde duran çok net bir gerçek var:

Saat işliyor. Bu kaynak sonsuza kadar beklemeyecek.

AB Komisyonu, kullanılmayan kapasitenin kaybedilmemesi için yıl sonuna kadar yeni bir çağrı yapılacağını belirtiyor.

Avrupa’nın savunma sanayiinde yeni bir finansman penceresi açılırken, peki Türkiye bu pencerenin neresinde duruyor?

Türkiye İçin Asıl Mesele: Masaya Oturmak

SAFE kapsamında doğrudan kredi alan taraflar AB üyesi ülkeler. Ancak aday ülkeler, AB üyeleriyle birlikte ortak savunma tedariklerine katılabiliyor.

Türkiye açısından kritik konu ise çok daha açık:

Türk şirketlerinin SAFE kapsamındaki uygunluk şartlarından Avrupa’daki şirketlerle aynı ölçüde yararlanabilmesi için AB ile Türkiye arasında ayrıca bir ikili anlaşma gerekiyor.

Önümüzde iki ayrı denklem var:

Finansman var, pazar var, ihtiyaç var, teknoloji var.

Türk savunma sanayiinin kabiliyeti de ortada.

Ancak bütün bunları bir araya getirecek hukuki ve kurumsal mekanizmaların işletilmesi gerekiyor.

Avrupa’nın İhtiyacı, Türkiye’nin Kabiliyetleriyle Kesişiyor

SAFE programının kapsadığı alanlara bakıldığında tablo çok daha net görülüyor:

Mühimmat ve füze sistemleri,

Hava ve füze savunması,

İnsansız sistemler,

Siber güvenlik,

Askerî hareketlilik…

Bunlar, Türkiye’nin son yıllarda dünya çapında teknoloji ve üretim kabiliyeti geliştirdiği alanların en başında geliyor.

Burada romantik söylemlere gerek yok, rakamlar ve ihtiyaçlar konuşuyor.

Avrupa savunma kapasitesini acilen artırmak istiyor,

Türkiye ise bu alanların tamamında üretim, mühendislik ve ihracat gücüne sahip.

Şimdi asıl mesele, bu iki ekosistemin hangi ortaklık modelleriyle buluşacağıdır.

EU Drone Summit 2026: Sadece Drone Zirvesi Değil!

Tam bu noktada 9-10 Kasım 2026 tarihlerinde düzenlenecek EU Drone Summit 2026 büyük bir stratejik anlam kazanıyor.

Bu zirveyi yalnızca “drone teknolojilerinin konuşulduğu bir etkinlik” olarak görmek büyük resmi kaçırmak olur.

Zirvenin birinci gününde teknik, düzenleyici ve operasyonel zorluklar ele alınırken,

İkinci gününde Avrupa’nın drone politikasının geleceği, sanayi rekabet gücü, güvenlik ve teknolojik kapasite masaya yatırılacak.

Yani Avrupa, insansız sistemlerin geleceğini yalnızca mühendislerle değil, politika yapıcılar, kamu kurumları ve sanayi aktörleriyle birlikte şekillendirmeye hazırlanıyor.

EPA ‘EUROPEAN PROJECT AGENCY’ Devreye Giriyor: Fırsatları Tanıtma Zamanı

İşte Türk şirketleri açısından kritik eşik de burada ortaya çıkıyor: EPA – Avrupa Proje Ajansı.

EPA tarafından EU Drone Summit 2026 kapsamında oluşturulacak özel toplantı masaları ve etkinlikler, Türk Savunma Sanayi kurum ve kuruluşlarının Avrupa’daki ilgili paydaşlarla doğrudan temas kurabilmeleri açısından eşsiz bir iş geliştirme zemini sunuyor.

Buradaki hedef yalnızca kartvizit alışverişi değil, şirketlerin kendisini anlatması, kabiliyetini göstermesi, projelerini ve ürünlerini uluslararası arenada tanıtmasıdır.

SAFE programına katılmak isteyen, Avrupa pazarında mühimmat, insansız sistemler ve ortak savunma projelerinde yer almak arzusunda olan kurum ve kuruluşlar için bu zirve mükemmel bir vitrin sunuyor.

EPA, oluşturduğu bu özel platform ve faaliyet yapısıyla kurum ve kuruluşlara bu tarihi fırsatı en etkin şekilde değerlendirme ve doğrudan doğruya doğru ağlarla buluşma şansı veriyor.

SAFE’i Bekleyen Değil, Hazırlanan Kazanacak

Türk savunma sanayii açısından çok açık bir gerçek var:

20 milyar avroluk bir fırsatın ortaya çıkmasını beklemek yetmez, fırsat çıktığında hazırlıksız yakalanmamak gerekir.

Avrupa’da milyarlarca avroluk savunma projeleri yalnızca “ürünümüz var” denilerek alınmıyor, proje, konsorsiyum, ortak, finansman modeli ve hukuki uygunluk gerekiyor.

Takvim çok net: Yıl sonuna kadar yeni SAFE çağrısı kapıda, EU Drone Summit 2026 ise 9-10 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek.

Önümüzde uzun yıllara yayılacak bir belirsizlik değil, yakından takip edilmesi gereken somut ve sıkı bir takvim var.

O Harita Çizilirken Masada Kim Olacak?

Bugün Avrupa’da yeni bir savunma ekosistemi kuruluyor.

Tedarik zincirleri çeşitleniyor, ortak satın alma mekanizmaları güçlendiriliyor.

Türkiye ise Avrupa’nın hemen yanı başında, güçlü üretim altyapısıyla bu denklemin en doğal aktörlerinden biri.

Şimdi soruyu yineliyoruz:

Avrupa’nın savunma bütçesi büyürken, SAFE yeni bir finansman penceresi açarken, EU Drone Summit 2026 kapıdayken ve EPA masaları kurmaya hazırlanırken…

Türk savunma sanayii o harita çizilirken uzaktan izleyen mi, yoksa masada kurucu ortak olan mı olacak?

Cevap, bugünden atılacak stratejik adımlarda gizli.

Erhan Yurdayüksel

28 Eylül 2026