Körfez sermayesine yeni kapı!..

İktidar, Körfez sermayesini çekme hedefiyle katılım bankacılığını yeniden yapılandırıyor. Üç kamu katılım bankasının birleşmesi için hazırlık yapılırken, sektöre yeni bir hukuki çerçeve getirecek İslami Finans Kanunu taslağının da son değerlendirme aşamasında olduğu öğrenildi. Bu ideolojik temel, bugün ‘umut verici bir alternatif’ olarak bankacılık sektörünün tepesine yerleştiriliyor.

AKP iktidarı, Türkiye’nin küresel İslami finans piyasasındaki payını büyütme hedefi doğrultusunda katılım bankacılığını yeniden şekillendiriyor.

Üç kamu katılım bankasının birleşmesi için hazırlık yapılırken, sektöre yeni bir hukuki çerçeve getirecek İslami Finans Kanunu taslağının da son değerlendirme aşamasında olduğu öğrenildi.

İstanbul’u finansal bir merkez haline getirme hayaliyle başlanan ancak inşaat projesinden ibaret kalan İstanbul Finans Merkezi, İslami Bankacılığın merkezi olma gayretiyle konumlandırılıyor.

İstanbul Finans Merkezi ev sahipliğinde gerçekleştirilen 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi’nde konuşan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Faizin olduğu yerde bereket olmaz, adaletin dışlandığı ortamda bereket kendine yer bulamaz” dedi ve Emlak Katılım’ın halka arz edileceğini,Ziraat, Vakıf ve Halk Katılım bankalarının birleştirileceğini açıkladı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de aynı zirvede yaptığı konuşmada İslami finans varlıkları açısından Türkiye dahil birçok ülkede henüz kullanılmamış fırsatlar bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin İslami finansta piyasa büyüklüğü açısından 9’uncu sırada yer aldığını ancak ilk 5 ülke arasına girme hedefi için yapılması gereken birçok ödev olduğunu ifade eden Şimşek, konuşmasında “Şoklara açık bir dünyada yaşıyoruz. Bu nedenle dayanıklılığa yatırım yapmamız ve güçlü tamponlar oluşturmamız gerekiyor. Bu da İslami finans ürünlerine daha fazla ağırlık vermeyi gerekli kılıyor” ifadelerini kullandı.

Hazine ve Maliye Bakanlığı kaynakları, üç kamu katılım bankasının birleşmesine ilişkin henüz belirlenmiş Bakanlığa ulaşmış bir takvim bulunmadığını bildirdi. Bakanlık kaynakları, birleşme sürecinin öncesinde bu alanda deneyimli danışmanlık şirketleri tarafından fizibilite ve ön hazırlık çalışmalarının yürütülmesinin beklendiğini, söz konusu çalışmaların tamamlanmasının ardından birleşme takviminin netleşeceğini ifade etti.

40 YILLIK RÜYA
İslami finans çıkışının temelinde ABD güdümündeki Körfez sermayesini ülkeye çekme gayreti bulunuyor. Türkiye’de katılım bankacılığı faaliyetleri, 1983 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile “Özel Finans Kurumları” kurulmasına izin verilmesinden bir yıl sonra başladı.12 Eylül sonrası Başbakanlık koltuğuna oturan Turgut Özal, göreve gelir gelmez Türkiye’de İslami finansın temellerini atacak bir kararnameye imza atıyor. Kararname ile Suudi ve Körfez sermayesinin Türkiye’ye girişi ve yatırım yapması serbest bırakıldı. Böylece dünyaya yayılan İslami banka zinciri Faisal Finans, Türkiye’de 1984’te faaliyete geçti.

1990’lı yıllarda ivme kazanan katılım bankacılığı, 1999 yılında Bankalar Kanunu kapsamına alındı. 2005 yılında 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun yayımlanmasıyla birlikte sektörde 20 yıldan fazla bir süredir özel finans kurumu adı ile faaliyet gösteren Özel Finans Kurumları isim değiştirerek katılım bankasına dönüştü. 2010’lu yılların ortalarından itibaren kamu girişimleri de eklendi.

Türkiye’de kurulan ilk katılım bankası, 1984 yılında Albaraka Türk Katılım Bankası oldu, ardından 1989’da Kuveyt Türk ve 2005 yılında Türkiye Finans kurulmuştur. Her üç katılım bankasının da ana ortaklarını yabancılar oluşturmaktadır. 2015 yılında kamu, katılım bankacılığının sektörden aldığı payı artırmak amacıyla ilk kamu katılım bankası olan Ziraat Katılım’ı kuruldu. Aynı yıl içinde Vakıf Katılım kuruldu, 2016 yılında bankaya faaliyet izni verildi. 2019 yılında özellikle konut sektöründe faaliyet göstermek amacıyla Türkiye Emlak Katılım Bankası kuruldu. 2023 yılında Hayat Finans Katılım Bankası ve TOM Katılım Bankası olmak üzere iki dijital katılım bankaları sektöre katıldı. Son olarak, Adabank AŞ, niteliği ve unvanı değiştirilerek Dünya Katılım Bankası’na dönüştürüldü.

MUHASEBE STANDARTLARI
Kamu sermayeli katılım bankalarının kurulmasının ardından 14 Aralık 2019’da Resmî Gazete’de Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’nun faizsiz finans sektörüne ilişkin kurul kararı, yayımlandı. Karar, faizsiz finans kuruluşlarının bağımsız denetimini yürüten denetçiler için etik kurallarıyla ilgiliydi. Ancak etik kurallar denen kurul kararı şeriat hükümlerden oluşuyordu. Bu tarihe kadar Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) ve Uluslararası Finansal Raporlama Standartları’nı (UFRS) kabul eden Türkiye, ilk kez İslami Finans Kuruluşları Muhasebe ve Denetim Organizasyonu (AAOIFI) standartlarını uygulama konusunda adım atmış oldu.

KANUN HAZIRLIĞI SON AŞAMADA
Körfez sermayesini ülkeye çekebilmek için hukuksal düzenlemede de sona yaklaşıldı. 2025 yılında yaptığı bir konuşmada İslami bankacılığın ve katılım esaslı piyasaların gelişmesine verdikleri öneme işaret eden Şimşek, “Şu an üzerinde çalıştığımız konulardan birisi, İslami Finansman Kanunu’nu oluşturmak ve Meclisten geçirmek. Taslak metinde düzeltilmesi gereken bazı hususlar vardı, bu konular üzerinde titizlikle çalışıyoruz. Sektörün benimsemeyeceği veya uygulamada sorun yaratabilecek maddeleri yasaya dahil etmek istemiyoruz” demişti.

Bakanlık Kaynakları, isminin Katılım Finans Kanunu olması beklenen taslak kanunun Cumhurbaşkanı Yardımcılığı’na sunulduğunu belirtti. Edinilen bilgiye göre, taslak metin üzerine yakın zamanda ilgili kuruluşlarla bir araya gelinip çalışılarak son halinin verilmesi planlanıyor.

Katılım bankacılığının bankacılık sektöründeki toplam payı Nisan itibarıyla yüzde 9,27 oranında bulunuyor. Ancak 40 yıldan fazla zamandır çabalanan bu ideolojik temel, bugün ‘umut verici bir alternatif’ olarak bankacılık sektörünün tepesine yerleştiriliyor. Faizsiz finans, söylemiyle Körfez fonlarına uygun bir vitrin hazırlanıyor.