Belçika Futbolunda Irkçılık Skandalı

Belçika Birinci Ligi (Jupiler Pro League) ekiplerinden RSC Anderlecht ile Club Brugge arasında geçtiğimiz pazar günü oynanan ve “Topper” olarak adlandırılan dev derbiye, tribünlerden yükselen nefret söylemleri gölge düşürdü.

Brüksel Savcılığı, cumartesi günü yaptığı açıklamada, Club Brugge taraftarlarının deplasman tribününde söylediği antisemitik (Yahudi karşıtı) tezahüratlar nedeniyle resmi bir adli soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Soruşturma kapsamında ilk önemli adım olarak Kraliyet Savcısı, Club Brugge Kulübü Başkanı Bart Verhaeghe’yi pazartesi öğleden sonra “şüpheli” sıfatıyla ifade vermeye çağırdı.

“Nefrete ve Şiddete Teşvik” Suçlamasıyla Soruşturma
Dev derbi sırasında Club Brugge taraftarlarının bulunduğu tribünden yükselen ırkçı ve antisemitik tezahüratlar üzerine savcılık hemen harekete geçti. Bu tür davranışların yasaları açıkça ihlal ettiğini belirten Brüksel Savcılığı; Club Brugge Kulübü tüzel kişiliği ve kimliği henüz belirlenemeyen şüpheliler hakkında “nefrete ve şiddete teşvik” suçlamasıyla adli soruşturma başlattı.

Emniyet güçleriyle koordineli şekilde yürütülen soruşturmanın öncelikli hedefi, tribünde bu tezahüratları başlatan ve eşlik eden taraftarları kamera kayıtlarından tek tek tespit ederek gözaltına almak ve savcılığa sevk etmek.

Savcılıktan Sert Tepki: “Bu Sıradanlaştırma Şok Edici”
Brüksel Savcılığı, spor müsabakalarında bu tür nefret söylemlerinin cezasız kalmayacağını vurgulayarak oldukça sert bir açıklama yayımladı:

“Söz konusu antisemitik tezahüratların, sanki çok normal ve sıradan bir şeymiş gibi büyük bir rahatlıkla söylenmesi şok edicidir ve en ağır şekilde cezalandırılmayı gerektirmektedir. Bu tür çağ dışı sloganların toplumumuzda yeri yoktur. Bu eylemler, sosyal bir birleştirici olan sporun değerlerine ve stadyumları dolduran sağduyulu taraftarların savunduğu ilkelere büyük zarar vermektedir.”

Belçika Futbolunda Holiganizm ve Irkçılıkla Mücadele
Belçika futbolu, son yıllarda stadyumlarda artış gösteren ırkçı, yabancı düşmanı ve antisemitik olayları engellemek için güvenlik önlemlerini ve cezai yaptırımlarını artırıyor.

Normal şartlarda kulüplerin sadece Federasyon Disiplin Kurulu tarafından para veya seyircisiz oynama cezası almasıyla sonuçlanan bu tür olaylarda, Brüksel Savcılığı’nın doğrudan devreye girerek adli soruşturma açması ve kulüp başkanını ifadeye çağırması, devletin nefret söylemine karşı gösterdiği sıfır tolerans politikasının kritik bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Soruşturma sonucunda suçlu bulunan taraftarların ağır para cezalarının yanı sıra uzun süreli stadyum yasakları ve hapis cezalarıyla karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor.