Bipolar bozukluk!..

Bipolar bozukluk, kişinin değişken ruh halleri nedeniyle hakkında filmler yapılmış, ünlülerin bir kısmında da gözükmesi nedeniyle ilgi odağı olmuştur.

Bu sorunu yaşayanlar dönem dönem farklı ruhsal durumlarla karşımıza çıkar. Psikiyatrist/Psikoterapist Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney konu hakkında bilgiler verdi.

Dönemlerden biri depresyondur. Bu dönemde en az iki hafta süren çökkünlük, isteksizlik, ilgi ve istekte azalma, uyku sorunları, iştah sorunları, konsantre olamama, enerji azalması, suçluluk duygusu, iç sıkıntısı, işine gidememe, huzursuzluk ve intihar düşünceleri görülebilir.

İkinci dönem ise taşkınlık (mani) dönemidir. Bu dönem en az bir hafta sürer. Kişiye az uyku yetmeye başlar ancak buna rağmen aşırı enerjiktir. Neşeli, aşırı hareketli, unutkan, aşırı konuşkan, dışa dönük, aşırı şakacı bazen cinsellikle ilgili yersiz şakalar yapan, kendisini önemli bir kişi gibi hisseden, aşırı harcama yapan bir kişi olarak karşımıza çıkar.

Bazen bu dönemde kişi aşırı kavgacı, sinirli bir kişi olabilir. Bu dönemde uygunsuz ve sık cinsellik yaşanabilir. Hepimizin gün içerisinde ya da bir gün süren böyle dönemleri olabilmektedir. Ancak ailelere sorduğumuzda; bizim çocuğumuz böyle bir kişi değildi, bir anda değişti bambaşka biri oldu derler. Burada önemli fark uygunsuz ortamlarda uygunsuz davranmaktır. Esasen manyak kelimesi mani dönemini yaşayan kişi olmasına rağmen, toplumda bir aşağılama kelimesi olarak kullanılmaktadır.

Bipolar bozukluğu olan kişiler sonbahar ve kış dönemlerinde depresyon dönemi daha sık yaşarlarken, ilkbahar ve yaz dönemleri daha çok taşkınlık dönemleri yaşayabilirler.

Çoğunlukla bu dönemler başlarken stres çoktur.

Ancak aşırı stresli durumlarda bu hastalığı tetikleyebilir. Kişiler bu hastalıkta hayatları boyunca bir hastalık dönemi ya da birden çok hastalık dönemi yaşayabilirler. Bu dönemler depresyon, mani, ya da her iki durumu da barındıran karma dönemler olabilir. Birçok kişi; arkadaş veya yakının önerisiyle, ya da eczaneden ricayla antidepresan ilaçlar kullanmaktadır. Böyle bilgisizce, takip edilmeden kullanılan ilaçlar depresyon hastalarında taşkınlık dönemi başlatabilmektedir.

Bipolar bozukluğu düşündüren durumlar:

1. Kişi içe kapanık bir dönem yaşarken birden aşırı neşeli taşkın şüpheci bir dönem yaşamaya başlaması.

2. Normal giyimli bir kişinin kısa bir zaman içinde aşırı renkli dikkat çekici giyinmeye başlaması.

3. Çok konuşkan olmayan birinin günlerce hatta bazen sesi kısılmasına rağmen aşırı anlamsız konuşur duruma gelmesi.

4. Kişinin az uyuması ya da hiç uyumaması.

5. Uygun olmayan bir ortam da uygunsuz davranışlar yapması. Örneğin cenazede şarkı söylemek, aşırı gülmek umursamamak gibi.

6. Sebepsiz aşırı neşeli veya durgun olması. cilt bakımına aşırı önem verip bu sayede kendisini biraz daha iyi hissetmesi.

7. Böyle bir alışkanlığı olmamasına rağmen, aşırı ve kontrolsüz alışveriş yapma veya para harcama

8. Aşırı alkol ve uyuşturucu kullanma.

9. Daha önce olmadığı halde; aşırı kendine güvenmesi, her yerde kavga etmesi.

10. Bahar dönemlerinde bu belirtilerin artması.

11. Antidepresanlarla tedavide iki hafta tedaviyi tamamlamadan depresyonun tersi bir döneme girerek aşırı neşeli olması.

12. Sıkça depresyon yaşayan kişilerin ara dönemlerde aşırı taşkınlık yaşaması.

Bipolar bozukluk diğer bir adıyla manik-depresif bozukluk kişinin ruh hali, enerjisi, konsantrasyonu ve günlük yapılan aktivitelerini yerine getirme becerisini etkileyen bir psikolojijk-psikiyatrik bir rahatsızlıktır.

Bipolar bozukluk, kişinin bir anda kendini çok iyi hissederken, bir süre sonra içine kapanık bir hale gelmesine neden olabilir. Bipolar bozukluk, kişinin manik depresyon tanımına da uyan ruh hallerine bürünmesine sebep olabilir. Bu nedenle hastalığa tanı konma aşamasında, psikologlar tarafından yapılacak değerlendirme büyük önem arz etmektedir.

Bipoların en belirgin özelliği kişinin ruh halinin uçlarda olmasıdır. Bipolar bozukluk en yüksek seviyedeyken kişi hiperaktif bir ruh haline bürünür ve kendini çok mutlu hisseder. Fakat depresyon haline büründüğünde ise dış dünyaya kendini kapatabilir ve hatta intihar eğilimi gösterebilir.

Bipolar bozuklukta duygu durum atakları ileri seviyede değilse eğer yılda birkaç defa meydana gelebilir. Çoğu insan duygu durum bozukluklarını fark edebilirken, ileri seviye bipolar bozukluğu yaşayanların bu durumu kendi kendine fark etmesi zordur.

Bipolar bozukluk genetik aktarımla geçebileceği gibi, sonradan travmalar bağlı olarak da gelişebilmektedir. Depresyondan şikayetiyle doktora giden kişilerin birçoğu gerçekte bipolar bozukluk yaşar.

Nedenleri
Bipolar bozukluğun kesin nedeni bilinmemektedir fakat bir kişinin bipolar tanısı alabilmesi için birçok durumun bir arada geliştiği faktörler olduğu belirtiliyor. Bu faktörler arasında; beyindeki kimyasal dengesizlikler, genetik aktarım ve tetikleyici faktörler yer almaktadır.

Beyindeki kimyasal dengesizlik
Bipolar bozukluğun, beyindeki kimyasal dengesizliklerin sonucu gelişebilir. Beynin fonksiyonlarını kontrol eden kimyasallara nörotransmiterler denir. Bir veya daha fazla nörotransmiterde bir dengesizlik varsa, bipolar bozukluk semptomları gelişebilir.

Genetik
Bipolar bozukluğun, genetiğe bağlı olduğu durumlarda vardır. Ailedeki birinci derece akrabalardan genetik aktarım sonucu kazanım yaşanabiliyor. Anne, baba veya kardeşte bipolar bozukluk olanların doktor kontrolüne gitmesi önerilmektedir. Bununla birlikte, bipolar bozukluktan tek bir gen sorumlu değildir. Bunun yerine, bazı genetik ve çevresel faktörlerin tetikleyici gibi davrandığı düşünülmektedir.

Tetikleyici unsurlar
Stresli durumlar veya yaşanan travmalar genellikle bipolar bozukluğu tetikleyici unsurlar arasında yer almaktadır. Bunlar; bir ilişkinin bitişi, fiziksel, cinsel veya duygusal istismar, yakın bir aile üyesinin ya da çok sevilen birinin ölümü veya beyin travmaları da bipolar bozukluğu tetikleyebilir.

Bu tür yaşam değiştirici olaylar, bir insanın hayatında herhangi bir zamanda depresyon dönemlerine neden olabilir.

Belirtiler
Bipolar bozukluk aşırı uç bir durumdur. Bipolar bozukluğa sahip olan bir kişi, mani aşamada olduğunun farkına varamayabilir. Mani dönem geçtikten sonra davranışlarını sorgulama aşaması ortaya çıkmaktadır. Birçok bipolar hastası çevresindeki kişilerin uyarıları ile hastalığı fark edebilirler.
İleri bipolar bozukluğu teşhisi alan bazı kişiler, diğer hastalara göre daha sık ve şiddetli dönemler geçirebilirler. Bu durum kişinin iş hayatını, arkadaşlık, aile ve özel ilişkilerini etkileyebilir.

Bipolar bozukluğu olan kişiler mani ve depresyon dönemlerinde orada olmayan şeyleri görme, duyma veya koklama gibi garip duygular yani halüsinasyonlar yaşayabilirler. Ayrıca diğer insanlara mantıksız görünen şeylere (sanrılara) inanabilirler.

Bu tip semptomlar tıpta psikoz veya psikotik atak olarak bilinir. Bipolar semptomları kişinin ruh halinde ya da davranışlarında öngörülemeyen değişikliklere neden olabilir ve bu durumda kişinin yaşamında ciddi zorluklar yaşamasına neden olabilir.

Bipolar bozukluğun belirtileri ise;

Mani dönemde;

Aşırı neşe

Olayların merkezinde olma duygusu

Hiperaktivite

Geçmişe oranla daha az uyku

Cinsel dürtülerde artış

Aşırı özgüven

Odaklanmada güçlük yaşama

Halüsinasyon görme

Hızlı konuşma

Konuşmama

Yaratıcılık

Alkol ve uyuşturucu kullanımı

Sabırsızlık

Sürekli para harcama

Huzursuzluk gibi duyguların uç noktada yaşanmasıdır.

Depresif dönemde;

Uzun süre uyuma isteği

Yorgunluk

Keyifsizlik

Olaylara konsantre olmada zorluk çekme

Suçluluk hissetme

Umutsuzluk hali

Sürekli kuşku duyma

İştahsızlık

Sanrılar görme

Uyumada zorluk çekme

Çevresindeki insanlarla sürekli tartışma hali

Azalan cinsel istek

İntihar düşünceleri

Günlük işleri yerine getirememe şeklinde görülür

Karma dönemde ise her iki atağa ait belirtilerinde sıklıkla görüldüğü bir dönemdir. Kişi çok mutlu bir ruh hali içerisindeyken, belirli bir süre sonra mutsuz, kendinden şüphelenebilecek duruma gelebilir.

Tanı Yöntemleri
Bipolar bozuklukta tanı sıklıkla aile öyküsü alındıktan sonra klinik izlenimle konulabilir. İlk atağın çeşidi bipolar bozukluğu belirleyici unsurların başında yer alır. Eğer ilk atak depresifse bu hastalığın bipolar olup olmadığını anlamak durumu zorlaştırabilir.

Bir hastaya bipolar tanısının net olarak konulması için manik ve depresif atakların gözlemlenmesi gereklidir. Bipolar bozukluğun tanı olarak karmaşa yarattığı durumlar olabilir. Kişide alkol veya madde bağımlılığı gibi problemler varsa tanı koymak zorlaşabilir.

Bipolar bozukluk kendi grubunda yer alan diğer hastalıklarla karıştırılabileceği için buradaki en önemli faktör hastanın atak dönemlerinin gözlemlenmesidir. Psikiyatr tarafından hastanın mani veya hipomani durumunda kendine zarar verici düşüncelere kapılıp kapılmadığı, ailede bipolar bozukluğa sahip başka bir birey olup olmadığı gibi sorularla sorulur.

Hekim tarafından hastanın aşırı aktif tiroide sahip olma durumu da göz önünde bulundurularak çeşitli testler istenebilir. Yine beyindeki fonksiyonları gözlemlemek için MR ya da diğer görüntüleme yöntemlerinden faydalanılabilir.

Tedavi Yöntemleri
Bipolar bozukluğun tedavi süreci hastanın hekimle olan iş birliği ve aile yakınlarının tedavi sürecindeki destekleri oldukça önemlidir. Atakların ciddi bir bölümünde hasta ne hissettiğini, ne yaşadığını ve kendisinde ne tür değişikliklerin meydana geldiğini fark edemeyebilir. Bipolar bozukluğa sahip bir hasta ileri seviyelere kadar kendi durumundaki değişiklikleri gözlemleyemeyebilir.

Depresif dönemde hasta mutsuzluğundan, hayattan keyif alamamakta sürekli olarak yakınabilir ve hasta bunu anlayamayabilir. Fakat mani dönemde ise sıklıkla çevre tarafından fark edilen bir dönemdir. Bu dönemde atak dönemleri oldukça önemlidir.

Atak dönemlerinde hasta eğer depresif bir dönemdeyse genellikle antidepresanlarla duygu – durum düzenleyici ilaç tedavisi yapılır. Manik dönemde ise eğer psikotik belirtiler eşlik ediyorsa antipsikotiklerden faydalanılabilir.

Bipolar bozukluk atakların dışında kişinin normal hayatını sürdürebildiği bir hastalıktır. Tedavi süreci sadece ataklar geldiği zaman değil, atakların oluşmasını engellemeyi amaçlamaktadır. Duygu durum dengeleyici ilaçlar bu açıdan oldukça önemlidir.

Bipolar bozukluğa sahip hastalar bir süre sonra kendilerini iyi hissettikleri için ilaç kullanımını bırakmak isteyebilirler. Burada hasta yakınlarının, hastaya yaklaşımı oldukça önemlidir. Hastanın ilaç kullanımını destekleyici söylemlerde ve özellikle hastalığın atakları açısında aile yakınlarının farkındalığının yüksek olması oldukça önemlidir

Hastalığın tedavisinde; o dönemi ne kadar ağır geçirdiğine bağlı olarak ayaktan tedaviden hastaneye yatışa hatta şok tedavisine kadar farklı tedavi yöntemleri kullanılabilmektedir. Hastalık yaşam boyu sürebilmektedir. Bu nedenle hastalık tekrarlamasın diye koruyucu ilaçlar kullanılmaktadır. Hastalığın en büyük risklerinden biri de intihar girişimleridir. Bu nedenle tedaviye özen göstermek ve psikiyatristin önerisi olmadan ilaç bırakmamak gerekir.