Cüneyt Arcayürek: Son Skandalı…

Cüneyt Arcayürek-2014-1Yerel seçim iktidar savaşı değil, değil ama; 2015’teki genel seçimin akıbetini bugünden gösterecek bir kimlik kazandı.
17 Aralık operasyonu RTE’nin gerçek yüzünü ve 12 yıl bu ülkenin insanlarını nasıl uyuttuğunu bir hamlede ortaya döküverdi.
2002’deki seçim, öteki partilerin yüzde 34 oyla AKP’ye ve tabii doymak bilmez siyasal ihtirasıyla RTE’ye teslim olmalarını sağladı.
Affınızı sığınarak söyleyeyim, bendeniz ta 1969’lardan hocaları Necmettin Erbakan siyaset sahnesine çıktığından beri onun bugünlere ulaşan aynı kafadaki kadrolarına, bunların ülkeye değil İslama hizmet etmek, laik Atatürk cumhuriyetini İslama devşirmek için iktidara gelmek istediklerini inandım… 2002’de iktidara gelen RTE’ye bir gün olsun güvenmedim…
Çalıştığım gazetelerdeki yazılarım dışında, Tuncay Özkan’la yaptığımız, hâlâ unutulmayan “Politika Durağı” programlarında, birlikte AKP’ye ve genel başkanına halkın inanmamasını, söylediklerinin tamamen, asıl amacın örtüsü olduğunu tam 7 yıl anlatmaya çalıştık.
***
Fakat toplumun değerlerini ve içine düştüğü açmazlardan kurtuluş vaatlerini, RTE, ötekilerin yapamayacağı biçimde o denli istismar etti ve ülkenin artık görmek istemediği askeri müdahaleleri öylesine kullandı ve TSK’yi, medyayı Batılı bir çerçeveye değil ki, bugün ne emrederse o yolda hareket edeceği kanısını oluşturdu.
Bu nedenle örneğin iki ayda indiremediği Esad’ın üç yıldır süren iktidarını sonlandırabilmek için şimdi bahaneler aradığı ve olası bir bahaneyi bulduğu anda sınırda saldırmaya hazır bekliyor.
Adeta insanlık simgesi bir lidermiş gibi, yüz binlerce insanı öldürdü diye acınası bir tablo çizerek, Suriye’ye askerle nasıl saldıracağını hesapladığını içeren kuşkuların açıkça söylendiği, kendine bağlı bir TSK kumandanlığını kullanarak Şam’a saldıracağı korkusu ve kaygısının yazılıp açıkça söylendiği bir dönem yaşanıyor…
Ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu’nun; Genelkurmay’ı, RTE uğruna bir Suriye serüvenine girmemesini içeren, kısa ama özlü uyarısının temelinde bu kaygı, korku yatıyor.
***
Siyaset adamlarını, sağduyu ile düşünenlerin, RTE’nin kapıkulu olan kimilerinin dışında; Başbakan’la ilgili siyasal kulislerde içten içe söylenen bir örnek yaşanıyor.
Deniz Baykal’ın bir kaset komplosunun kurbanı olduğu giderek yoğunlaşıyor.
Gün ışığına çıkan bir kaset, Baykal kasetinin piyasaya sürülmesinde RTE’nin başlıca etken olduğunu gösteriyor.
Video paylaşım sitesi YouTube üzerinden yayınlanan, Baykal’ı genel başkanlıktan eden bir ses kaydına göre, Başbakan RTE olduğu söylenen kişi, yanındaki emre amade kişilere şöyle diyor:
“Bunu versem nasıl yaparsınız? İnternete mi pas ediyorsunuz. Hemen başlayın hemen şeye yükleyin. CHP bitiyor.”
Baykal kasetini başkaları getirip göstermemişler.
Başbakan’ın nereden geldiyse veya nasıl hazırlattı ise kaset elinde, kamuoyuna açıklanması için birilerine emir verdiği anlaşılıyor.
Üstelik kolay lokma sandığı Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı için de çalışma yapılabileceği de duyuluyor.
Fakat böylece:
RTE’nin açıkça yazıldığına göre, Baykal’ı indirerek CHP’de olağanüstü kargaşa yaratmayı; dünkü yazısında Yılmaz Özdil’in belirttiği gibi; Habur’da PKK’lileri devlet töreniyle karşılamasının ülke düzeyinde birden yüzde 32’lere düşen oylarını toparlamak, CHP’nin yüzde 30’a çıkan oylarını kırmak için kaset skandalını piyasaya sürdüğü anlaşılıyor.
***
Bu, RTE’nin iktidarda kalabilmek, oylarındaki kırılmayı önlemek için her olanağı kullanacağına da bir örnek.
***
Fakat RTE, o sırada doğrucu Davut sanılan bir Başbakan kimliği sergiliyor.
Kasetin internete düştüğü haberini alır almaz, ilgili bakanına kasetin yayınını durdurmasını emrettiğini söyleyerek; toplumda böylesi bir skandallarla siyasetin karalanmamasına yönelik emir veren bir devlet adamı izlenimi yaratıyor.
Bir de kasetin kim tarafından imal edilip piyasaya sürüldüğünün derhal araştırılmasını emrettiğini de açıklıyor amma ve tabii…
… Bu emrinin de bir palavra olduğunu yıllardır savcılığın yürüttüğü soruşturmanın sonuçlanmaması kanıtlıyor…
Bu gerçekler yetmiyormuş gibi RTE; hiç utanmadan, sıkılmadan seçim meydanlarında, kaseti Baykal’ı devirip genel başkanlığa gelebilmek için baştan sona Kılıçdaroğlu’nun düzenlediğini halka söyleyebildi.
Şimdi kaset konusunda da bir çıkmaz sokağa daha saptı.
Baykal kasetinin montaj olduğunu ispatlamaya çalışacağına ve kaynağını bulup açıklayacağına…
… Yıllardır sığındığı o günlerde geçerli, ama bugün hiçbir değer taşımayan açıklamasını yinelemekle, son skandaldan da aklanacağını sanıyor.
Yine terbiyesini bozuyor. Kılıçdaroğlu’na, “Ahlak yoksunu adam” ve “Başbakan açıklama yapsın. Yahu neyin açıklamasını yapacağım? Kaset sosyal medyaya düştüğü zaman onu sosyal medyadan ben kaldırdım, ben” diyor.
***
Yeri gelmişken söyleyelim: Kuşkumuz yok, kendisine biat etmeyen, eteğinde ikbalden de öteye parasal olanak aramayan medya piyasasında kalmış bir avuç yazar çizerden nefret ettiğini biliyoruz.
Bilmeyen de yok!
Saklamıyor da bu duygusunu. “Alo Fatih”lerde açıklıyor.
Lakin nefret duygusu karşılıklıdır Sayın Başbakan!

CUMHURİYET

Leave a Reply

Your email address will not be published.