Emin Çölaşan: Mor Orkide

Emin Çölaşan-2Sevgili okuyucularım, Türkiye’de olup biten olayları eleştiririm, dağarcığımda ne varsa yazmaya çalışırım.
Dolayısıyla, ülkemizi yöneten iktidar da bu eleştirilerden payına düşeni alır.
Ancak dün gelen bir haberle çok rahatladığımı itiraf edeyim.
Dış politikada bu aymaz ve sorumsuzların yarattığı karanlık tabloyu hepimiz biliyoruz. Şam’da üç aya kalmadan Cuma namazı kılacağını iddia edenler, Esad’a karşı vuruşanlara Türkiye’den TIR’lar dolusu silah ve patlayıcıyı gizlice gönderenler…
Suriye olayında rezil olduk.
Irak derseniz, belli bölümünü kelle kesen İslamcılar istila etti.
Sadece içeride değil, dış politikada da büyük sıkıntılar yaşıyoruz.
Bu heriflerin yüzünden bütün dünyada saygınlığımızı yitirdik.
* * *
Dün gelen haber işte bu yüzden çok rahatlatıcı, ferahlatıcı idi. Okuyunca şöyle bir silkindim, “Oh beee, dünya varmış” dedim. Haber şöyle:
Tayyip-Emine ikilisi ve ekipleri Uzakdoğu gezisinde. Japonya, Singapur, Malezya falan…
Türkiye’de kıyamet koparken, ortalık birbirine girerken bizimkiler devletin ve milletin parasıyla turistik tur yapıyor.
Yer Singapur. Uzakdoğu’da bir ada.
Tayyip ve ekibi adanın çok ilginç olan botanik bahçesini geziyor.
Bahçede çok sayıda çiçek türleri var.
Biri de mor orkide.
Bütün dünya gibi Singapur da Tayyip’i çok seviyor!
Başkent ve botanik bahçesi tümüyle “Dik dur, sakın eğilme. Senin de bir Allah’ın var. Kefenimiz yanımızda” afişleriyle donatılmış!
Bu sevginin göstergesi olarak kendisine önce mor orkide hakkında bilgi aktarılıyor, sonra çiçeğe törenle isim veriliyor:
“Dendrobium Recep Tayyip ve Emine Erdoğan çiçeği.”
Bu isim parkın defterine törenle kaydediliyor, her ikisi de imzalıyor. İmza sırasında Eminanım espri yapıyor:
“Recep bayılır o renge!.. Hani, alkış yok mu!..”
* * *
Bu ikilinin isminin mor orkideye verilmesi çok önemli bir olaydır, büyük bir dış politika zaferidir.
Bugüne kadar nice liderler Singapur çiçeklerine kendi isimlerinin verilmesini istemiş ama kibarca reddedilmişti.
Obama, Putin, Merkel…
Çatlasınlar patlasınlar.
Dolayısıyla Tayyip-Emine ikilisine yapılan bu kıyak çok önemlidir, Türkiye’nin dışarıdaki saygınlığını perçinlemiştir!
Yandaş basın da zaten bu yüzden haberi ilk sayfadan, manşetten verdi.
Başarı dediğin işte böyle olur!
Kayıp aranıyor
“Sevgili kardeşim Bilal nasılsın, iyi misin? Nerelerdesin yaa!
Savcılık hakkında karar çıkarmıştı, ifadene başvurulacaktı.
Ama sen yoksun.
Diyorlar ki babasının evinde saklanıyor, babasının evinin dokunulmazlığı olduğu için girilip arama yapılamıyor.
Bazı şom ağızlılar da yurt dışına kaçtığını iddia ediyor.
Ben bu yalanlara inanmam. Bunlar ya faiz lobisinin, ya babanın verdiği istiklal mücadelesini kıskananların işidir.
Belki de devlete sızmış olan Fethullah tayfasının tezgahıdır.
Bence sen kaçak değilsin. Grip salgını seni de etkiledi, evde hasta yatıyorsun.
* * *
Çok muhterem kardeşim Bilal, babanın vatan haini düşmanları diyorlar ki, güya senin adın rüşvet ve yolsuzluğa karışmış, savcılar talimat verdiği halde baban devreye girince polis seni götürmemiş falan filan!..
Güya hakkında zorla getirilme kararı çıkarılınca da kayıplara karışmışsın.
Söyleyenlerin yalancısıyım, senin dosyalar uyutulsun diye güya hükümet o savcıları görevden almış!
Bugün 18 gün geçti, soruşturmadan henüz haber yok. Baban hele yargıyı tümüyle ele geçirsin, senin dosyaları da kaldırır rafa, ondan sonra sen sağ biz selamet. Çıkarsın ortaya…
Baban ‘Bizim Allah’ımız var’ diye boşuna bağırmıyordu…
Çünkü bizim yok!
* * *
İyi ediyorsun kardeşim, sen sen ol, bu bulanık havalarda sakın ortaya çıkma. Kim takar yargı kararlarını!
Vallaha senin yerinde ben de olsam toz olurdum, kayıplara karışırdım.
O soruşturma dosyaları senin için değil, sıradan vatandaş için geçerlidir.
Sevgili ve değerli kardeşim Bilal, bizim tek derdimiz, senin sağlığından endişe ediyoruz. İnsan hiç değilse bir arayıp ‘Alo grip oldum’ der.
Sen rahatına bak Bilal, nasıl olsa baban arkanda.
Biraz daha sabret, baban o ateşi de söndürmeyi başarır! Meclis elinde, hükümet emrinde.
Gerçi baban bugün arkanda ama yarın kimin ne olacağı hiç belli değil.
Bakalım bu tiyatro nasıl bitecek, neler olacak!
Perdenin inmesine az kaldı gibi görünüyor.
Seni rahatsız ettiysem kusurumu bağışla canım kardeşim.
Geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum, gribi atlatır atlatmaz savcıya gidip ifade vereceğine inanıyorum!
Bu kargaşa ortamında canla başla istiklal mücadelesi veren baban sağ olsun, onu çekemeyenler, paralel devlet, faiz lobisi, tüm muhalefet vesaire hep birlikte kahrolsun.
Rumuz: Mor orkide.”
Günaydın
Tayyip dün Melazya’da Balyoz, Ergenekon, İzmir’de görülen casusluk davalarını kastederek konuştu:
“İçeride günahsız yatan çok insan var.”
Günaydın bayım, günaydın.
Biz o insanların düşüncelerini, açıklamalarını, suçlandıkları, düzmece belgeleri, yargılama rezaletini yüzlerce kez dile getirdik, mektuplarını yayınladık. O zaman hiç umursamıyordu.
Ne zaman ki devleti ele geçiren Fethullah ekibi ile kavgaya girişti, bizim söylediklerimizi tekrar etmeye başladı.
Şimdi vermek istediği mesaj şu:
“O haksızlıkların, hukukun çiğnenmesinin sorumlusu yargıdaki Fethullah tayfasıdır!”
Peki onları oralara kim getirdi, kim yerleştirdi, o büyük yetkileri kim verdi?
Sen!..
O zaman dosttu, şimdi düşman olup kavgaya tutuşunca, haksızlığa uğrayan insanları aklına getiriyor!
Amacı yine kendince gündem değiştirip rüşvet ve yolsuzlukları unutturmak.
Bu ülkenin komutanları, askerleri, siyasetçileri, yazarları, gazetecileri ve aydınları düzmece belgelerle tutuklanıp ağır hapis cezaları alırken, “Ben o davanın savcısıyım” diyen kendisi değil miydi?
Devlette yarattığı canavar gelişti, büyüdü ve Tayyip’i ezip geçti. Şimdi o yüzden böyle konuşmak zorunda kalıyor.
Hak, hukuk, adalet ve insanlıktan işte o yüzden söz ediyor.
Günaydın bayım günaydın, çok geç kaldın!
Senin bu masallarını bu saatten sonra kimse yemez.
SÖZCÜ

Leave a Reply

Your email address will not be published.