Emin Çölaşan: Tayyip’in sahte belgeli yalanı

Emin Çölaşan-2Sevgili okuyucularım Tayyip önceki gün, 27 Şubat Perşembe günü Burdur ve Uşak’ta iki miting düzenledi. O gün aynı zamanda Necmettin Erbakan’ın üçüncü ölüm yıldönümü idi.
O Erbakan ki, Tayyip’i elinden tutup adam etmişti. Önce partisinin İstanbul İl Başkanı, sonra Büyükşehir Belediye Başkanı yapmış ve siyasette önünü açmıştı. Tayyip onun önünde saygıyla eğilir, emirlerini sorar, kendisine sürekli yağ çekerdi.
Aradan geçen yıllar içerisinde Erbakan’a arkasını döndü, ihanet etti ve partisinden ayrıldı.
Onun ölüm yıldönümünde düzenlediği iki mitingde de Erbakan’dan bir cümleyle olsun söz etmedi, anmadı. Haydi bunu unuttu diyelim, kendisini adam eden hocası için iki satırlık bir anma mesajı yayınlayamaz mıydı! Bunu da yapmadı.
Ne kadar vefasız, duyarsız ve bencil olduğunu bu davranışıyla bir kez daha göstermiş oldu.
* * *
Şimdi gelelim esas konumuza!.. Tayyip Burdur mitinginde yine bağırıp çağırıyor, üstelik elindeki -boyutları büyütülmüş- bir belgeyi ahaliye gösteriyordu.
Bu, 27 Mayıs 1960 ihtilali sonrasında Eskişehir Sıkıyönetim Komutanlığı (!) tarafından yayınlanmış bir bildiri idi!
Eline tutuşturulan belgeyi coşkuyla okuyordu.
Hiç ilgisiz bir konuya girmiş, 54 yıl önceki bir olaydan medet ummaya ve halkı bu yolla kandırmaya kalkışmıştı.
Nitekim dün yandaş gazeteler (Sabah, Vatan, Star ve Yeni Şafak) bu yalana balıklama atlayıp haberi birinci sayfadan, Tayyip’in elindeki belgeyi gösterirken çekilen fotoğrafıyla birlikte yayınladılar.
Ama kitlelere kürsüden gösterdiği bu belge DÜZMECE ve SAHTE idi!
* * *
Önce konuşmasının ilgili bölümlerini aynen, bant çözümünden okuyalım:
“Şimdi bakın, ben size burada tarihi bir belge göstereceğim. Bu belge çok çok önemli. Bu belge CHP’nin Genel Müdürü’nün o sahte montaj belgelerine benzemez. Sizlerin, sizlerle birlikte bizi televizyonları başında izleyen aziz milletimin bu tarihi belgeyi dikkatlerine sunuyorum.
Eskişehir Örfi İdare Kumandanlığı’nın tebliği bu. 27 Mayıs 1960 müdahalesinin hemen sonrasında Eskişehir’de halka dağıtılıyor bu. Eskişehir Örfi İdare ne demek? Yani Sıkıyönetim Komutanlığı tebliği.
Diyor ki, Ankara’daki bütün Hükümet erkanı ve Demokrat Parti başkanları yabancı memlekete kaçarken yakalanmışlardır.
Beraberlerinde -şuna bakın ya Allah aşkına- 12 uçak dolusu altın, mücevherat ve parayı kaçırmakta iken yakalandılar.
Düşünebiliyor musunuz, 12 uçak dolusu altın ve mücevheratı kaçırmakta iken yakalanmışlar.
Sabık Başbakan Adnan Menderes ve sabık Reisi Cumhur Celal Bayar, askeri kumandanlık tarafından tevkif edilmiştir.
Eskişehir’de matbaası olan herkes bu havadisi, yani bu haberleri basıp yayınlamalıdır. Vatanseverliğinize hitap ediyoruz.
Bitmedi, Demokrat Parti il, ilçe ve bucak başkanlarının kaçmalarına mahal vermeden tevkif edilmelerini ve askeri kuvvetler gelinceye kadar salınmamalarını rica ederim. İmza Eskişehir Örfi İdare Komutanı Tuğgeneral Bedii Kireçtepe.”
* * *
Bu sözde belgeyi bağıra çağıra açıkladıktan sonra, sıra Tayyip’in duygu sömürüsüne geliyor:
“Ah sevgili kardeşlerim ah, bu ülke hangi badirelerden geçti. Bu Cumhuriyet Halk Partisi bu ülkede ne menem işler çevirdi. Hep bunların arkasından, hep bunlardan istifade ederek Türkiye’de iktidar olmaya çalıştı. Bu millet hiçbir zaman CHP’yi iktidar yapmadı. Zaten 1950’ye kadar da yine bunlar tek başına iktidar olamadılar, tek partili dönem olduğu için bunlar dayatmacı iktidardılar.
Şimdi soruyorum, yani gelip de şu güzel Burdur’umuzun yerel yönetimini bunlara teslim edecek misiniz?”
* * *
Kürsüden okuduğu düzmece belge (günümüz Türkçesi ile) aynen şöyle:
“Eskişehir Sıkıyönetim Komutanlığı tebliği. Ankara’da bütün hükümet yetkilileri ve Demokrat Parti başkanları yabancı memlekete kaçarken yakalanmışlardır.
Beraberlerinde 12 uçak dolusu altın, mücevher ve paraları kaçırırken yakalandılar. Sabık (eski) Başbakan Adnan Menderes ve Cumhurbaşkanı Celal Bayar askeri komutanlık tarafından tutuklanmışlardır. Eskişehir’de matbaası olan herkes bu haberi basıp yayınlamalıdır.
Dikkat dikkat! Vatanseverliğinize hitap ediyoruz. Demokrat Parti il ilçe başkanlarının kaçmalarına yer vermeden tutuklanmalarını ve askeri kuvvetler gelinceye kadar salınmamalarını rica ederim.
Eskişehir Sıkıyönetim Komutanı Tuğgeneral Bedii Kireçtepe.”
* * *
Sevgili okuyucularım, Tayyip bu belgeden nasıl söz ediyordu konuşmasında?
“Tarihi bir belge!.. Çok önemli belge!.. Bu belge CHP’nin sahte montaj belgelerine benzemez!.. Bu tarihi belgeyi sizin ve bizi televizyonları başında izleyen aziz milletimin dikkatlerine sunuyorum!..
Şimdi 54 yıl öncesine dönelim ve 29 Mayıs 1960 tarihli gazetelere bakalım. Örneğin o tarihli Milliyet gazetesinin 7. sayfasını açalım ve ihtilal sonrasında ülkeyi yönetmekte olan Devlet Başkanı Cemal Gürsel imzalı bildiriyi okuyalım:
“Milli Birlik Komitesinin 28 numaralı bildirisidir:
Bir takım kötü niyetlilerin Eskişehir Sıkıyönetim Komutanı’nın tebliği adı altında bildiriler bastırarak bazı parti mensuplarının kaçmalarına fırsat verilmeden yakalanmalarını propaganda etmekte oldukları tesbit edilmiştir.
Halen Ankara ve İstanbul’dan başka hiçbir şehir ve kasabada sıkıyönetim ilan edilmemiştir.
Vatanseverliğinden emin bulunduğumuz Türk Milleti’nin radyolarımız vasıtasıyla yapılmakta olan tebliğler dışında bu gibi bozguncu ve ayrılık yaratıcı kimselerin kötü niyetli faaliyetlerine alet olmamalarını yurttaşlarımın bilgisine arz ederim.
Orgeneral Cemal Gürsel. Milli Birlik Komitesi Başkanı, Devlet ve Hükümet Reisi.”
* * *
Şimdi Tarzan yine zor durumda! Tayyip bu yalanının hesabını vermek zorunda ama nasıl verecek! Karşımızda iki olasılık var.
İlki, Tayyip kürsülere çıkıp göz göre göre yalan söylüyor, kitleleri kandırmaya yelteniyor.
İkincisi, belki danışmanları ya da başka birileri kendisini dolduruşa getiriyor. O da eline tutuşturulan sahte-düzmece belgeleri miting meydanlarında okuyor!
Bir başbakan bu durumlara düşer mi! Bu durumlara düşmekten utanmaz mı!
Şimdi ortaya çıkıp bu yalana nasıl alet olduğunu anlatmalı, sözlerinin hesabını vermeli ve Türk Milleti’nden derhal özür dilemelidir. Ama ben onun mazeretini anlıyorum.
Tayyip feleğini şaşırdı, hayatı kaydı, ringde sürekli dayak yiyen, kroke duruma düşüp ayakta sallanan boksöre döndü.
Koskoca “Dünya devi” çoktaaan madara oldu.
Allah hiç kimseyi onun durumuna düşürmesin!
Amiiin.

SÖZCÜ

Leave a Reply

Your email address will not be published.