Mustafa Balbay: Özgürlük Bekler mi?

Mustafa Balbay-Kılıçdaroğlu-Meclis-10Hapisteki bir kişi hakkında tahliye kararı çıktığında, cezaevi yönetimi hemen harekete geçer. En kısa sürede koğuşu terk edecek duruma gelmenizi isterler. Bu süre en çok yarım saattir. Bu zaman diliminde hazırlanmamış olursanız infaz koruma memurları gelir, uyarır…
Bu arada bir görevli cezaevi hesabınızda kalan parayı hesaplayıp ödemeye hazırlanır. Çıkış öncesinde de mutlak revirdeki ya da sağlık ocağındaki nöbetçi doktora götürülür, sağlık kontrolünden geçirilirsiniz. Yönetim, “İçeriden sorunsuz çıktı” diyebilmek için temel önlemlerini alır.
Yazı aramızda benim toparlanmam uzun sürmüştü. Özellikle kitapları bırakmak istemiyordum. Sayfalarının çoğu çizilmiş, kenarlarına notlar çıkarılmış kitapların ayrı bir anlamı vardı. Çarşaftan torba-bavul yapıp kitapları onun içine doldurmaya çalışırken ikinci müdür geldi, “Müdür Bey, eşyalarını arkadan yollarız, bir an önce koğuştan ayrılsın, diyor. Siz neleri götürmek istediğini işaretleyin. Yarın vekâletname vereceğiniz bir kişi gelip alsın” dedi. Ben de buzdolabı ile televizyonun ihtiyacı olan bir koğuşa verilmesi için dilekçe yazdım, giyinip ayrıldım.
***
Özgürlük anı hapiste karmaşık duygularla yaşanır. Cezaevi yöneticileri mahkemelerin tahliye kararı vermesinden sonra herhangi bir olumsuzluğun kendilerini bağlayacağını düşündükleri için hızlı hareket ederler.
Cuma günü özel yetkili mahkemelerin (ÖYM) kaldırılmasına ilişkin yasayı Cumhurbaşkanı’nın onaylamasının ardından yaşananlar gösteriyor ki, hâkimlerin özgürlük özeni cezaevi yöneticileri kadar yok!
ÖYM’leri kapatan yasa ile birlikte tutuklulukta üst sınır da 10 yıldan 5 yıla indi.
Yapılacak iş basit:
Dosyaya bakılacak, tutuklulukta geçen süre 5 yılı aşmışsa, mahpus serbest bırakılacak.
Kimi mahkemeler bunu hemen yaptı; durumu yasaya uygun olan kişilerin tahliyesine karar verdi.
Ergenekon davasında tutuklu bulunanlar için ise araya hafta sonu girdi. Tahliye dilekçelerini veren avukatların anlatımlarına göre hâkimler inceleme işlemini pazartesiye bırakmışlar. Kimi avukatlar pazartesi için de ihtiyatlı,
“O gün inceleyecekler ama bu aynı gün incelemeyi tamamlayacakları anlamına gelmiyor” diyorlar.
***
Silivri’de hukuk arayanların arada bir şu tür mırıldanması olur:
Hâkim ve savcılar mesleğe başlamadan önce bir ay cezaevinde tutulmalı. Bu, onların mesleğe hazırlığı olarak değerlendirilmeli. İçeriyi biraz bilirlerse, tutukluluk ve tutukluluğa devam kararlarını daha özenli verirler!
Cuma akşamı o mırıldanmalar bir kez daha aklıma düştü.
Hâkimler incelemelerini hafta sonu yapamazmış…
Özgürlük bekler mi?
Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ kararıyla birlikte gelen tahliye, İlker Paşa’nın da çıkışta altını çizdiği gibi hapisteki diğer tutukluların da özgür kalmasıyla daha anlamlı hale gelebilirdi.
Evet, çok geç oldu- ama en azından pazartesi gününden geç olmamasını bekleyelim.
Gelinen noktada kamuoyunun gündemindeki siyasi davaların çöktüğünü hükümet de kabul etti. Bu aşamadan sonra yapılması gereken çok şey var ama, önce özgürlük…
Gezi’den Balyoz’a, Ergenekon’dan KCK’ye toplum vicdanında kabul görmeyen davalar nedeniyle hapiste bulunan tüm tutuklulara özgürlük…

CUMHURİYET

Leave a Reply

Your email address will not be published.