Necati Doğru: Bileğinden tutup savcıya götürse…(!)

Necati DOĞRU-1Yahudilerde Allah vergisi bir yetenek olmalı; ekonomik hayatın kılcal damarlarında olanı biteni görürler. İzlerler. Türkiye Yahudilerinden biri olan Türk vatandaşı Doğan Kasadolu, bankaların hortumlanması sürecini iyi izleyenlerden biri olduğu için TMSF’den bir “teşekkür plaketi” aldı.

Yıl 2006’ydı.

TMSF’nin Başkanı, şimdi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül‘e ekonomi danışmanlığı yapan Ahmet Ertürk‘tü ve Doğan Kasadolu’na teşekkür plaketini neden verdiklerini yazılı olarak şöyle ifade etti:

“Sayın Doğan Kasadolu,

Batık bankalar nedeniyle kurumumuzun (TMSF’ye) uğradığı zararları telafi etmek ve kamu alacağını tahsil etmek amacıyla yapmış olduğumuz çalışmalara verdiğiniz destek nedeniyle teşekkürlerimi sunarım. Ahmet Ertürk TMSF Başkanı”

* * *

Doğan Kasadolu, bu değerli bilgileri TMSF’ye aktarırken halkın sırtına 311 milyon dolar batırılmış para yükleyen Bank Ekspres’in sahibi Korkmaz Yiğit ile mahkemelik olmuştu. Doğan Kasadolu, Korkmaz Yiğit’ten 2. 250 TL (evet sadece iki bin iki yüz elli lira avukatlık ücreti ve mahkeme masrafı) alacağını istiyor, Korkmaz Yiğit, “ben iflas ettim, sana ödeyecek param yok” diyordu. Doğan Kasadolu da “Sen gerçekte iflas etmedin. Hileli iflas yaptın. Hem halkı hem TMSF’yi, hem devleti, hem de beni kandırmaya kalkıyorsun” diye mahkemede dava açmıştı.

* * *

Bu davalarda belgeler sunuldu.

Belgelerde şu gerçekler yer aldı:

Bank Ekspres 1998’de battı.

Batmış görünen para yüksekti.

Banka sahibi Korkmaz Yiğit ve yönetim kurulu üyeleri: Yılmaz Yiğit, Savaş Özcan, Altan Ayanoğlu, Cafer Sait Okray, Yücel Çelik ve denetmenler: İzzet Saban ve Emre Burçkin‘di. Bankanın batmasından birinci derecede sorumlu olan bu 8 kişinin o sırada mal varlıkları, batmış görünen 311 milyon doların 10 katından fazlaydı. TMSF, bu çok zengin kişilerin mal varlıklarına el koysaydı, 311 milyon dolar batağı hemen toplayacaktı.

Kul hakkı yedirilmeyecekti.

* * *

TMSF bunu yapmadı.

Acaba niçin yapmadı?

Korkmaz Yiğit’le 1998 yılında anlaştı: Korkmaz Yiğit, 311 milyon dolar batık parayı ödeyecekti. TMSF, hiçbir teminat almadan Korkmaz Yiğit’e güvendi.

8 yıl geçti.

2006 yılına gelindi.

Korkmaz Yiğit, 8 yılda sadece 48 milyon dolar ödeme yaptı ve TMSF’ye “gel seninle yeni bir protokol yapalım” diye teklif götürdü. Yapılan yeni protokole göre Korkmaz Yiğit, TMSF’ye her yıl 40 milyon dolar ödeyecek ve borcunu 12 yılda kapatacaktı.

2007 yılına gelindi.

Ödemeler yapılmadı.

TMSF protokolü iptal etti fakat 2009 yılına kadar, nedense, hiçbir işlem yapmadan bekledi. 2009 yılına gelindiğinde Korkmaz Yiğit, “ben iflas ettim” dedi.

* * *

Bu iflas ise hile kokuyordu. Çünkü Sema Cıngıllıoğlu adlı bir işkadını Korkmaz Yiğit’ten 2003 yılında alacaklı göründüğü toplam 655 bin dolar değerindeki üç senedi kendi şirketi Demir Finansal’a ciro edip, senetlerin zaman aşımına bir gün kalıncaya kadar beklemişti. Sözüm ona 655 bin doları ödeyemediği için Korkmaz Yiğit’in iflasına karar verilmiş ve “faiziyle 554 milyon dolara ulaşan kul hakkı” TMSF’nin kucağına bırakılmıştı. Bu davalar sırasında mahkemelere sunulan belgelerden ortaya çıktığına göre, Bank Ekspres’ten çekilmiş 46 kalem geri ödenmeyen batık kredi içinde Mustafa Sarıgül‘e verildiği söylenen 3.5 milyon dolar kredi ise yoktu. Sarıgül’e kredi verilmişse bankanın kayıtlarında neden yoktu? Acaba Uzanlar’ın İmar Bankası’nda yaptığını Korkmaz Yiğit de Bank Ekspres’te yapıp çift kayıt mı tutulmuştu?

Çift kayıt yoktu diyelim.

Sarıgül’e iftira mı atıldı?

* * *

Ben diyorum ki:

Kemal Kılıçdaroğlu, Sarıgül’ü bileğinden tutup, yanına gazetecileri, TV kameralarını alsın, Savcının kapısına dayansın ve şunları söylesin: “Savcı, işte ben Sarıgül’ü getirdim, soruştur, dava aç… Ona iftira atılıyor, sen onu yargıla fakat iftiracıları da yakala ki, Başbakan görsün… Belki o da oğlunu bileğinden tutar sana getirir…”

SÖZCÜ

Leave a Reply

Your email address will not be published.