TARİH: 18 Temmuz 2009.
Deniz Teğmen Alperen Erdoğan’ın Gölcük’teki evinde yapılan aramada uyuşturucu paketi bulunduğu iddia edildi.
Ergenekon ve türevi davaların nasıl yürütüldüğünü biliyordum. Gerçek olamazdı; şüphelendim.
Tarih: 25 Eylül 2009.
Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan ile emniyet müdürleri Murat Nemutlu ve Mustafa Aral İstanbul’da gerçekleştirilen uyuşturucu operasyonu kapsamında tutuklandı.
Demek, Emniyet içindeki çatışma bu seviyeye kadar gelmişti.
Tarih: 28 Kasım 2010.
Hakim Osman Kaçmaz’ın Hatay’da kaldığı bir otel odası, uyuşturucu kullanıldığı iddiasıyla polis tarafından basıldı. Uyuşturucu yoktu ama baskın görüntüleri medyaya sızdırıldı. Belliydi; boyun eğmeyen bir hakim itibarsızlaştırılmak isteniyordu.
Ankara Emniyet Müdürü Orhan Özdemir, Sakarya Emniyet Müdürü Faruk Ünsal cezaevine atılan polislerdendi. Büyük gürültü; kitap yazdığı için hapse atılan Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’da koptu.
Ve önceki gün…
Hanefi Avcı basının önüne çıktı, Eskişehir’deki komployu belgeleriyle açıkladı.
Kullanılan araç yine uyuşturucuydu!
Şöyle…
Başkomisere bak!
Tarih: 6 Ocak 2011.
Garip bir şive ile kendisini “Şırnaklı Ali Tekin” diye tanıtan biri, “155 Polis İmdat” hattını aradı. Eskişehir Akarbaşı Mahallesi Olgunlar Sokak 26/7’de, 80 kilo eroin vardı ve İstanbul’a sevkıyatı yapılacaktı!
Telefonun ucundaki polis memuru ihbarcıdan şüphelendi. Zira, ihbar bir ankesörlü telefondandı ve bu telefonlardan birçok asılsız bomba ihbarı alıyorlardı.
İhbarcı “Ali Tekin”i telefonda oyaladı ve bölgedeki ekiplere haber verildi.
Ekipler ankesörlü telefonun olduğu adrese gitti ve uyuşturucu ihbarını veren ihbarcıyı yakaladı.
Kimlik soruldu ve gerçek ortaya çıktı:
Yakalanan; yani kendisini “Şırnaklı Ali Tekin” diye tanıtan ihbarcı, Eskişehir İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde görevli Başkomiser Erkan Soydan’dı!
İstihbaratçı bir polis, görev yaptığı Eskişehir Emniyeti’ne sahte isimle ihbarda bulunuyordu!
Başkomiser Soydan yakalanınca, “şüpheli şahısları takip ediyorum, istihbari çalışmalar yapıyorum, beni deşifre ettiniz” dedi.
İhbarcı sahteydi.
Ya ihbar? O adreste gerçekten 80 kilo uyuşturucu var mıydı?
Adreste; K.Ç.Y. adlı üniversite öğrencisi oturuyordu.
K.Ç.Y. verdiği ifadede; Eskişehir Emniyet Maüdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürü olan Eyüp Gökhan Keçe ile arkadaş olduğunu ve ilgili adrese Keçe’nin zaman zaman geldiğini belirtti.
İhbarın hedefi belliydi: Polis Müdürü Eyüp Gökhan Keçe!
İddia o ki; ihbarın yapıldığı gün Müdür Keçe o evde, arkadaşlarıyla olacaktı.
Uyuşturucu yoktu evde; amaç, yine uyuşturucu üzerinden Emniyet Müdürü Keçe’yi tasfiye etmekti.
Nedenini Hanefi Avcı’dan dinleyelim:
“Eskişehir terör müdürünü, ben görevden ayrılmadan 3 ay önce atadım. Emniyet içerisindeki Cemaat oluşumunun yaptığı provokatif birtakım olaylara karşı,‘belli birimlerin başında en azından bu tip şaibelerden uzak insanlar olsun’ diye seçerek oraya koyduğum insandı. Oradan alınması için birtakım girişimlerde bulunulmuş ama görevden aldıramamışlardı. Orada varlığı istenmediği için böyle bir ihbarın yapıldığı ortaya çıkıyor.”
Peki…
İhbarcı Başkomiser Erkan Soydan’ı başka nereden tanıyoruz?
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan Tevdi Raporu bu sorunun yanıtını veriyor. 12 Haziran 2014 tarihli rapordan öğreniyoruz:
“Sahte ihbarı yapan Erkan Soydan aynı zamanda, Devrimci Karargah operasyonu kapsamında Hanefi Avcı’nın Eskişehir’de boşalttığı makam odasında arama başlamadan hemen önce, görevli olmadığı halde odanın içinde yalnız olarak görüldü.”
Yani…
Yüzünü saklarken yakalandı
Tarih: 28 Eylül 2010.
Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı gözaltına alındı. Aynı gün, sabah saatlerinde Avcı’nın terk ettiği Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü binasındaki makam odasında arama yapıldı. İşte tam da o arama öncesi, bu ihbarcı Başkomiser Erkan Soydan makam odasına yalnız girdi!
Ne yapıyordu sizce? Bu sorunun yanıtı arama sonrasında anlaşılacaktı.
Avcı’nın makam odasında arama yapılırken, polis kamerası kayıttaydı.
Ankara’dan gelen TEM Şube polislerinin dışında bir kişi daha vardı o arama sırasında: Yine Başkomiser Erkan Soydan!
Bakın tesadüfe; arama sırasında polis kamerası ne zaman kendisine doğru dönse, Başkomiser Soydan yüzünü kapatıyordu!
Neden görünmek istemiyordu Erkan Soydan?
Yoksa orada olmaması mı gerekiyordu?
Sonuç:
Polisin Hanefi Avcı’nın makam odasında yaptığı arama sonucunda “Gardrobun üzerindeki siyah çanta içerisinden 24 adet teyp kaseti çıktı!”
Gelin görün ki; kasetlerin çıktığı çantanın alt bölümü tozla kaplı, üst bölümü ise temizdi.
Hanefi Avcı anlatıyor:
“Elde ettiğimiz yeni bilgilere göre, bu kasetlerin İstanbul Emniyeti’nde çalışan, şu anda bir kısmı tutuklu olan ‘Paralel Yapı’ mensubu emniyet mensupları tarafından, kasetlerin temin edildiği Eskişehir’deki o görevliye verildiği ve o görevlice oraya konulduğunu öğrendik.”
Demem o ki…
Lamı cimi yok.
Bakın, teker teker çıkıyor bu komploları kuranlar. Çıkacak da…
Odatv bilgisayarlarına virüslü dosya yükleyenler; Gölcük donanmasının zeminindeki karoların altına hard disk koyanlar; 51 No’lu DVD’yi Levent Göktaş’ın ofisine; “Kafes Eylem Planı”nı Levent Bektaş’ın işyerine; “İrtica İle Eylem Planı”nı Serdar Öztürk’ün bürosuna yerleştirenler; hepsi isim isim bulunacak. O kadar insanın yaşamlarını çaldılar ki hangisini yazayım…
Kimse asil “hukuk” sözcüğünü kirletip bu kumpasçılara, “polis/savcı/hakim” demesin.
Gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır.
SÖZCÜ