Halk Arenası için gittiğim İzmir’de gençlerle sohbetteyiz.
Hepsi sıfırlanan para yığınlarını, internete yağmur gibi düşen rüşvet kayıtlarını ve akıllara durgunluk veren hırsızlık iddialarını konuşuyor.
Montaj, dublaj ve şantaj iddialarına ise gülüyorlar!..
İçlerinden biri, sesini merhum Öztürk Serengil’e benzeterek, onun ağzıyla şu tanımı yapıyor:
“Montaj, dublaj ve şantaj bahane, mangıraj şahane!..”
* * *
Gençler rüşvetçileri ve hırsızları aklamaya çalışan yandaş medyaya da çok tepkililer.
Hukuk okuyan bir öğrenci “Hırsızları kovalaması gerekirken hırsızları aklamaya çalışan, yalana adanmış sahtekar medyaya acaba kimler inanır?” diye soruyor.
Soruya yine kendisi cevap veriyor:
“Ama şunun farkında değiller: Yalana adanan güç, güç değil, güçsüzlüktür!..”
* * *
Gençler Türkiye’deki yeni rejime isim de bulmuşlar:
Şimdilik “demokratik diktatörlük” diyorlar.
“Peki neden şimdilik, niçin demokratik diktatörlük?” diye soruyorum.
“Şimdilik… Çünkü 30 Mart’ı bekliyoruz” cevabını veriyorlar.
Zira yerel seçimlerde AKP’nin güçlenmesi halinde “demokratik” sözcüğünün tarihe karışacağına, rejimin adının “diktatörlük” olacağına inanıyorlar.
AKP’nin oylarının artması durumunda, sevgili Yılmaz Özdil’in dediği gibi, nice Ali İsmail Korkmaz’ların sopayla dövüle dövüle öldürüleğini biliyorlar.
AKP’nin önlerine çıkardığı antidemokratik engellerin berisinde yaşamayı tercih etmenin, insan onuruyla bağdaşmadığına yürekten inanıyorlar.
* * *
Bir başkası sözü AKP’nin akil insanlarına getiriyor ve “Acaba akil insanlar yine bölge bölge dolaşıp hırsızlıkları, sıfırlanan para yığınlarını da anlatacaklar mı?” diye soruyor.
O ana kadar hiç sesini çıkarmadan konuşmaları dinleyen biri atılıyor:
“Amma da iyimsersin! Onlar sadece AKP’nin montaj, dublaj ve şantaja maruz kaldığını anlatmak için yola çıkarlar!..”
* * *
İzmir’in sokakları deniz kokar.
O sokaklarda balık isimlerinden lakap takılan insanlar yaşar.
Kordon’daki meyhanelerde rakı kadehleri şerefe kalkar.
Ama ezan sesi duyuldu mu kadehler bırakılır, Allah’a şükredilir.
Ve güneşin kor gibi denize düştüğü o harikulade gün batımlarında…
Hırsızların para yığınlarını götürürken birbirine “Selâmün-aleyküm” demelerine, “Hayırlı cumalar” dilemelerine hayret edilir!
Hırsızları masum, masumları suçlu ilan edenlere, yüzlerce milyon dolarlık rüşveti cebe indirirken hâlâ imandan söz edenlere Allah’tan korkanların ne demesi gerekiyorsa, onlar söylenir.
SÖZCÜ