Atatürk ve Cumhuriyet bir teolojik fenomen olarak incelenmeli!
Bu mutlaka ve muhakkak yapılmalıdır. Kıvırıp kaçmanın zarardan başka getirisi olmamıştır, olamaz.
‘Araştırma’ adı altında pazarlanan cumhuriyet, akıl, özgürlük ve aydınlık düşmanı dinci saldırıları bir kenara koyarsak bu mesele bugüne kadar ilim ve fikir planında layıkıyla ele alınmamıştır. Dincilerin tasallutundan kurtulmak veya halkı kandırmak için birkaç ‘dinî’
tekerleme savrularak gün gün edilmiş, esas sorunlar ise sürekli hasırın altına sürülmüştür. İnsan idrak ve haysiyetine, ilim ve düşüncenin vakarına yakışan, ülkenin geleceğine katkı sağlayan tetkikleri tarihin ve insanlığın önüne koyan ilk yaklaşım, bizim mesaimiz olmuştur. Bizimle ilgili akademik çalışmalar yapan Batılıların ortak kanaati de budur. Bunu söylemek benim hem hakkım hem de görevimdir. İsteyen istediği kadar ‘bozulsun’, umurumda değil.
Ne demek istediğimizi daha iyi anlamak için onlarca mektuptan bir tanesini size iletiyorum.
Güçlü Emre Özgür yazıyor:
“Ankara Hukuk Fakültesi mezunuyum, Avukatlık yapmaktayım ve 38 yaşındayım. Ortaokul yıllarından itibaren din olgusuna karşı hep büyük bir ilgi ve merak besledim. Atatürkçü bir ailenin çocuğu olarak Atatürk, Cumhuriyet, laiklik konuları da hep içimizde var oldu.”
“Ben sizi lise yıllarımda televizyon programlarından tanıdım. Sonraları ise ‘İslam Nasıl Yozlaştırıldı’ adlı kitabınızla tanıştım. Bu tanışmadan sonra ve diğer kitaplarınızı okudukça yıllar yılı aklımla duygularım arasına sıkışan inancım berraklaştı. Benliğimdeki Allah ve Peygamber imajı ile yaşamdaki Allah ve Peygamber çelişkileri, aklım ve mantığımla günümüzde camilerde yaşatılan İslam arasındaki derin çelişkiler birer birer çözülüp yerine oturdu. Özellikle İmamı Âzam adlı kitabınız beynimde ve kalbimde fırtınalar yarattı.”
“Şirki, tevhidi, imanı, İslam’ı ve daha çarpıtılmış birçok itikadî ve amelî meselenin esasını, derinliğini ve önemini bilmeden öylece inandığımızı ve yaşayıp gittiğimizi fark ettim. Özellikle şirk ve riya mevzuunda Maun suresinin mucize beyanıyla iliklerime kadar titredim.”
“Atatürk, Kurtuluş Savaşı ve laiklik ile ilgili yazdıklarınız da Cumhuriyet Devrimleri’nin sosyolojik olduğu kadar dinî açıdan da önemli olduğunu ve hatta birçok devrimin İslam açısından olmazsa olmaz bir olgu teşkil ettiğini, Atatürk ve Cumhuriyet’e neden bu kadar düşmanlık beslendiğini anlamamızı siz sağladınız.”
“Bir dinsel inanış ve yaşayışta Allah, Peygamber ve kutsal kitap ancak bizde olduğu kadar yanlış anlaşılır ve yaşanır herhalde!!! Ancak siz ve sizin gibi aklı, irfanı, vicdanı, ilmi yüksek benlikler oldukça gerçek İslam bir şekilde yaşama imkânı bulacaktır. Şu anda ‘Tasavvuf ve Tarikatlar’ adlı kitabınızı okuyorum. Sizi okudukça taşlar yerine oturuyor ve pazılın eksik parçaları bir bir yerini buluyor.”
“Bana ve daha birçok kişiye kattığınız değerler ve yazdığınız kitaplar için müteşekkiriz. Ellerinizden saygı ve muhabbetle öpüyorum.”
Yurt